ÇEVRE - 22 Kasım 2021 Pazartesi 10:02

Prof. Dr. Büyüksaraç: “Nemrut Yanardağı etrafında bir sismik ağ kurulmalıdır”

A
A
A
Prof. Dr. Büyüksaraç: “Nemrut Yanardağı etrafında bir sismik ağ kurulmalıdır”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyesi Prof.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Büyüksaraç, Bitlis’in Tatvan ilçesinde bulunan Nemrut Yanardağı’ndaki volkanik tehlikenin kontrol edilebilmesi için etrafında bir sismik ağ kurulması gerektiğini söyledi.


Hasan Dağı volkanının harekete geçtiği yönündeki haberinden sonra gözler dünyanın ikinci, Türkiye’nin ise en büyük volkanik krater gölü olan Nemrut Krater Gölü’ne çevrildi. Doğal güzelliğiyle her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin akınına uğrayan kalderada 2002 yılında bir gözlem ağı kurulup, bu amaçla 3 adet sismometre istasyonu oluşturulmuştu. Kurulan ağ ile bir dönem bölgedeki küçük depremler başarılı şekilde kaydedilip volkanın derin yapısı ile ilgili bazı çıkarımlar yapılırken, kurulan istasyonun kaderine terk edilmesi nedeniyle Nemrut yanardağı ile ilgili hareketler kaydedilemiyor.


Bitlis’te görev yaptığı dönemde Nemrut kalderasıyla ilgili yürütülen bazı çalışmaların içinde yer alan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Büyüksaraç, üyesi olduğu Anadolu Su Altı Araştırma ve Sporları Derneğinin (ASAD) Nemrut krateriyle ilgili başlatmış olduğu çalışmalar kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Nemrut yanardağındaki volkanik tehlikenin kontrol edilebilmesi için etrafında gözlem amaçlı bir sismik ağ kurulması gerektiğine dikkat çeken Büyüksaraç, Nemrut yanardağında şu anda gözlem yapılamadığı için gelecekte oluşabilecek volkanik tehlikelerin de takip edilmediğini söyledi. Nemrut yanardağı için 2002 yılında kurulan ve daha sonrasında bazı gerekçelerle kaderine terk edilen gözlem ağı istasyonu ile ilgili bilgi veren Büyüksaraç, “Nemrut Dağı, Van Gölü’nün batısında Tatvan ilçesine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta volkanik bir dağ olup, içinde bir de göl bulunduran ve bir kalderaya sahip stratovolkandır. Volkanik aktivite yaklaşık 1 milyon yıl önce başlamış olup, en yakın tarihsel etkinlikleri 1441, 1597 ve 1692 yıllarında gerçekleşmiştir. Nemrut yanardağı için bir gözlem ağı 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi ve Fransız-Mağmalar ve Volkanlar Laboratuvarı (Université Clermont Auvergne-OPGC) işbirliği ile kurulmuş ve bu amaçla 3 adet sismometre istasyonu oluşturulmuştur. Sismometrelerin ilk yerleştirildiği dönemde alınan kayıtlar ve sonrasında Nemrut volkanı kaynaklı deprem etkinlikleri incelendiğinde, küçük depremlerin başarılı şekilde kaydedildiği ve buna bağlı olarak volkanın derin yapısı ile ilgili bazı çıkarımlar yapılmıştır. Ancak güvenlik ve altyapı eksikliği gerekçesiyle istasyon kurulumları istenildiği gibi volkanı kuşatacak şekilde olamamıştır” dedi.



“Sismik ağ şart”


Günümüzde artık Nemrut Dağı için bir sismik ağın kurulması için tüm şartların uygun olduğunu vurgulayan Büyüksaraç, “Günümüzde gerek altyapı olanaklarının artması gerekse güvenlik sorununun olmaması nedeniyle istasyon ağının daha az çevresel etkilerden etkilenecek boyutta oluşturulması mümkündür. Türkiye’de volkanik alanlarda sürekli izleme son derece az olarak gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle gelecekte aktif olması, olası yanardağların davranışlarıyla ilgili bilgi altyapısı oluşturulamamaktadır. Ancak normal dışı etkilerin tanımlanabilmesi için öncelikle normal sürecin bilinmesi gerekir. Dünyada var olan ve birbiriyle bağlantılı bu tür gözlem istasyonlarıyla işbirliği de bu yolla kurulabilecektir. Nemrut ve çevresinin eko turizme uygun olması ve uluslararası jeopark ağına katılma potansiyeli nedeniyle de volkanik tehlikenin kontrol ediliyor olması gerekmektedir. Dünyada yapılan uygulamalar incelendiğinde en başarılı uygulamanın Aralık 2000’de, Meksika’daki Ulusal Afet Önleme Merkezi’ndeki bilim insanları, Meksika kenti dışındaki Popocatépetl yanardağının püskürmesini iki gün öncesinden tahmin etmeleri örnek olarak gösterilebilir. Tahmin, İsviçreli bir volkan bilimci olan M. Chouet tarafından yapılan ve uzun dönemli salınımların artışı üzerine sürdürülen araştırmalar sonucunda yapılmıştır. Hükümet 10 binlerce kişiyi şehirden uzaklaştırmış ve 48 saat sonra, yanardağ püskürmüştür. Bu püskürme, Popocatépetl yanardağının bin yıl boyunca karşılaşılan en büyük püskürmesi olmuştur. Volkanik aktivitenin sismik kayıtçılarla izlenmesi, bir patlamanın tahmin edilmesine ve halka volkanik bir tehlike alarmı verilmesine hizmet eder. Bu nedenle, bir volkanın bölgesindeki izleme sistemi sismik olayları tam olarak belirleyebilmeli ve elde edilen bilgiyi mümkün olan en hızlı bir şekilde işlemelidir. Bu sorunu çözmek için, bir sismik ağın en az üç ila beş sismik istasyondan oluşması gerekir. İstasyon sayısı ve dağılımı öncelikle depremlerin konumlarının ve faylanma mekanizmalarının iyileştirilmesi için planlanmıştır. Ulusal kurumların kaydedemediği ve/veya tanımlama yapamadığı mikro depremlerin saptanması ve değerlendirilmesi ve bunların spektral kaynak parametrelerinin belirlenmesi gerekmektedir. Nemrut yanardağı etrafında bir sismik ağ kurulmalıdır. Bu şekliyle proje ortakları olan Hacettepe Üniversitesi ve Bitlis Eren Üniversitesi işbirliği ile yeterli finansman bulunabilirse çalışma gerçekleştirilebilecektir” şeklinde konuştu.



“Sorun cüzi bir bütçeyle çözülebilir”


Bölgede başlattıkları çalışmalardan birinin de Nemrut krateriyle ilgili olduğunu belirten Anadolu Su Altı Araştırma ve Sporları Derneği (ASAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Salih Aygün ise Nemrut yanardağı için bir gözlem ağı 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi ve Fransız-Mağmalar ve Volkanlar Laboratuvarı (Université Clermont Auvergne-OPGC) işbirliği ile kurulmuş ve bu amaçla 3 adet sismometre istasyonu oluşturulmuştur. Ancak daha sonra güvenlik ve bütçe bahane edilerek kaderine terk edilmiştir. Hasan Dağı sismometre projesi İngiliz ve MTA tarafından yürütülürken Nemrut Krater Gölü sahipsiz kalmıştır. Tahmini 5 bin dolarlık bir bütçeyle çözülebilecek bu sorun için yetkili kurumlarımızı daha duyarlı olmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis 5 bin yıllık sepet örücülüğü sanatı Bitlis’te yaşatılıyor Bitlis’te Belediyesi bünyesinde açılan sepet örücülüğü kursu, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yeniden canlandırıyor. Dekoratif El Sanatları Usta Öğreticisi Aylin Soyugüzel öncülüğünde yürütülen kursa 25 kursiyer katılıyor. Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişe sahip olan sepet örücülüğü sanatı, bambu ağacından yapılan el emeği ürünlerle yaşatılmaya çalışılıyor. Kursiyerler, hem geleneksel el sanatlarını öğrenme fırsatı buluyor hem de ürettikleri sepetlerle aile bütçelerine katkı sağlıyor. Özellikle ev hanımlarının yoğun ilgi gösterdiği kursta, birbirinden farklı model ve desenlerde sepetler üretilirken, el emeği ürünlerin ekonomiye kazandırılması hedefleniyor. Dekoratif El Sanatları Usta Öğreticisi Aylin Soyugüzel, unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin gelecek nesillere aktarılması için bu tür kursların önem taşıdığına dikkat çekti. Soyugüzel, "Belediye bünyesinde 25 kursiyerimizle sepet örücülüğü kursu vermekteyiz. Burada öğrencilerimiz hem sepet örücülüğünü öğrenmekte hem de evlerine katkı sağlamaktadır. Sepet örücülüğü aslında 5 Bin yıldır olan bir zanaattır ve günümüzde artık eskiden yük için depolamak için kullanılmaktansa şu anda daha çok hobi olarak veyahut da dekor olarak kullanılmakta veya kişinin ihtiyacına göre şekillenmektedir. Öğrencilerimiz burada hem sosyalleşiyor, hem streslerini atıyorlar, hem de üreterek evlerine çevrelerine katkı sağlıyorlar. Kursumuz 5 aydır aktif olarak açıktır ve 1 buçuk ay daha devam edecektir" dedi. Kursiyerler istedikleri takdirde usta öğretici de olabildiklerini ifade eden Soyugüzel, "Amacımız burada hem kursiyerlerimizi yetiştirmek hem de bu mesleği edinmek isteyen öğrencilerimizi usta öğretici olarak hayata kazandırmak hem de unutulmaya yüz tutmuş olan bu sanatı tekrardan canlandırmak" diye konuştu. Kursiyerlerden ev hanım Suzan Sulukaya sepet örerek satış yaptığını ifade ederek, "Hocamız evimize kadar gelip bize kursunun olduğunu söyledi. Ben o zaman ev hanımıydım evde oturuyorduk boş boş. Ama buraya geldikten sonra güzel şeyler öğrendik. Önce örgü ile başladım sonra yavaş yavaş sepet örgüsüne çevirdik. Ben bu sepetleri ürettikten sonra satışa başladım. Burada sepetlerimi ürettikten sonra satış yapıyorum. O yaptığım satışla mutfak masraflarımı karşılıyorum. Kendi kişisel bakım masraflarımı karşılıyorum" dedi.
Konya İçişleri Bakanı Çiftçi bayram namazını Konya’da kıldı İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bayram namazını memleketi Konya’da kıldı. Bakan Çiftçi, herkesin bayramını tebrik etti. İçişleri Bakanı Çiftçi, bayram namazını Konya Kapu Camisinde kıldı. Bakan Çiftçi, cami içerisinde personelle bayramlaştıktan sonra Konya Valisi İbrahim Akın, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti İl Başkanı Fatih Özgökçen, milletvekilleri, belediye başkanları ile birlikte camiden çıktı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Mustafa Çiftçi, herkesin Ramazan Bayramı’nı tebrik etti. Bakan Çiftçi, "Bugün Konya’mızdayız, baba ocağındayım. Bizim inancımızda kültürümüzde bayramlarımız özellikle dini bayramlarımız toplumsal birlik ve beraberliğimizin zirve yaptığı millet olma şuurunu hissettiğimiz müstesna günler. Bu özel günlerde büyüklerimizin ellerini öper küçüklerimizi sevindiririz. Fakir fukarayı gözetiriz. Yine geçmişlerimizi de unutmaz, kabir ziyaretleri yaparız. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi de rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Cenabı hak hepsinin şahadetini kabul eylesin. Öbür taraftan bu mübarek günde gazilerimizi de anıyoruz. Sınırlarımızın içerisinde ve dışarısında operasyonda icra eden güvenlik kuvvetlerimiz var. Şairin ’ağladığım senin içindir, güldüğüm senin içindir, öpüp başıma koyduğum ekmek gibisin’ diye hitap ettiği aziz vatanımızda kıyamete kadar bu aziz milletimizi hep birlikte birlik içerisinde yaşamayı nasip etsin. Bayraklarımızı indirtmesin, ezanlarımızı susturmasın diye bu mübarek günde niyazda bulunuyorum. Cenabı hak devletimize zeval vermesin. Kurban bayramında ibadetlerimizi kabul eylesin. Tüm hemşerilerimize hayırlı bayramlar diliyorum" dedi.