GÜNDEM - 31 Mart 2025 Pazartesi 09:17

Vali Eldivan güvenlik güçlerinin bayramını kutladı

A
A
A
Vali Eldivan güvenlik güçlerinin bayramını kutladı

Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, Garnizon Komutanlığı, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü’nde bayramda görevi başında olan güvenlik güçlerini ziyaret ederek bayramlarını kutladı.


Vali Eldivan, mesai mefhumu gözetmeksizin üstün vazife bilinci ile görev yapan tüm personelin bayramını kutlarken çalışmalarında kolaylıklar diledi.



Vali Eldivan güvenlik güçlerinin bayramını kutladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Ekonomi uzmanı boykotu yorumladı: "Boykot, Türk ekonomisine suikast ve darbedir" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Sosyal Politika Uzmanı Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, 2 Nisan boykotunun Türkiye ekonomisine ciddi zararları olacağını belirterek, tüm bunları Türk ekonomisine yapılmış bir darbe, suikast ve sabotaj olarak değerlendirdiğini vurguladı. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve ardından tutuklanması üzerine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, iktidara yakın şirketler ve medya kuruluşları için 24 Mart’ta boykot çağrısı yapmıştı. Özel’in 2 Nisan’da yapılan yerli ve milli ürünlerin boykot edilmesi yönündeki çağrısı ise ekonomi dünyası ve kamuoyunda tepkilere yol açmıştı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, boykot çağrısını anlamanın mümkün olmadığını belirerek, "Bir ülkenin ekonomisinin yavaşlatılması, hiçbir tarafa fayda sağlamaz. Bir ülkede esnaf, üretici, sanayici yani her görüşten insan bulunmaktadır. 2 Nisan boykotu tüm tarafları etkileyecek bir boykot olarak değerlendirebilir. Özellikle bayram döneminde yavaşlayan ekonomik hal, bayram sonrasında esnaf ve üretici için ilk siftah olarak değerlendirilir. Fakat 2 Nisan’da esnafın böyle bir boykot ile karşılaşmasının esnaf açısından da hayret verici olduğunu düşünüyorum" ifadelerine yer verdi. "Ülkenin milli bütünlüğü açısından ciddi bir tehlike ortaya çıkartabilir" Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, bu durumun sosyal ayrımcılığa neden olabileceğini belirterek, "Boykot kelime anlamı olarak belli bir amacı gerçekleştirmek için amaç ile ilgili işletme, kurum, ülke ya da politik unsurları baskı altına almaktır. Son zamanlarda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından yapılan boykot çağrılarını ‘tüketim boykotu’ veya ‘ekonomik boykot’ olarak değerlendirebiliriz. Yurt içinde yerli işletmelerin siyasi görüş farklılıkları sebebiyle boykot edilmesi, çok tehlikeli bir sosyal ayrımcılığa sebep olur. Özellikle ilerleyen süreçlerde boykot derinleşerek mahallelere bile yansıyabilir. Mahallelerde o bakkal şu görüşte, şu bakkal şu görüşte, gibi ayrımcılıklara insanları götürebilir. Bu durum ülkenin milli bütünlüğü açısından ciddi bir tehlike ortaya çıkartabilir. 2 Nisan tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı tarafından insanların katılım yapması için duyurulan boykot çağrısını anlamak mümkün değildir. Bir ülkenin ekonomisinin yavaşlatılması, hiçbir tarafa fayda sağlamaz. Bunu istemenin de anlaşılır olduğunu düşünmüyorum" dedi. "Emek savunuculuğu yapanların, bu boykot çağrısında bulunmaları anlaşılır gibi değildir" Bir ülkede siyasi görüş farklılığı ile ekonominin tamamına boykot çağrısında bulunmak, sosyal ayrımcılığın fitilini yakabileceğini söyleyen Doç. Dr. Yüksel, "Emek piyasası türetilmiş talebe dayalı bir piyasadır. Mal ve hizmet üretimi ile emek talebi arasında doğrusal bir ilişki vardır. Mal ve hizmet üretimi durursa, emeğe yani çalışana olan talepte azalır. Özellikle emek savunuculuğu yapanların, bu boykot çağrısında bulunmaları anlaşılır gibi değildir. Tüm bunlar dikkate alınmadan 2 Nisan boykotunu, ‘Demokratik Hak’ gömleği ile pazarlamaya çalışılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Tüm bunları Türk ekonomisine yapılmış bir darbe, suikast ve sabotaj olarak değerlendiriyorum. Bin bir emekle köyünde ürettiği ürünü, bayram sonrasında getirip pazarda satmak için saatlerini harcayan amcaların, teyzelerin ve emekçilerin hakkını bu boykot çağrısını yapanların ödeyebileceklerini düşünmüyorum. Bir ülkede siyasi görüş farklılığı ile işletmelere, markalara, kurumlara veya ekonominin tamamına genel olarak boykot çağrısında bulunmak, sosyal ayrımcılık ateşinin fitilini yakabilir" diye konuştu. "Yerli ürünlere karşı yapılan boykotu anlamak mümkün değildir" Yüksel, "Boykotun Türkiye ekonomisine mutlaka ciddi zararları olacaktır. Bunu rakam bazında söylemesek bile, ekonomi Türkiye’de artık davranışsal zemine oturdu. Mevcut durum insanların davranışlarını etkileyip sosyal ayrımcılığa sebep olacaktır. Ekonomik zarardan çok, belki de insanların sosyal ayrımcılığa yönelmesinin daha tehlikeli olduğunu ifade edebiliriz. Yerli ürünlere karşı yapılan boykotu anlamak mümkün değildir. Çünkü bir ülkede üretilen mal ve hizmet, o ülkenin değeridir. Bunları kim üretirse üretsin, hangi görüşte olursa olsun, bu ürünlere karşı yapılan boykot kararının doğru olmadığını ifade edebiliriz. Bunu isteyebilmek için bu ülkenin milletine düşman olmak gerekir. Bu durumun Cumhuriyet Halk Partisi tarafından uzatılmayacağını umut ediyorum. Durum uzatılırsa eğer, karşı blokta yer alan insanlar da aynı şekilde davranışlar sergilemeye başlayacaklardır. Türkiye’nin ekonomi ve sosyal siyasi durumu açısından sıkıntılı sürecin fitilini ateşleyebileceğini söyleyebiliriz" şeklinde konuştu.
Samsun Amasya’nın unundan, Samsun’un suyundan: ’Samsun simidi’ Samsun’un coğrafi işaret tescilli lezzetlerinden biri olan "Samsun simidi", sıcak kazan tekniğiyle hazırlanması ve özel üretim süreciyle hem göze hem de damaklara hitap ediyor. Amasya’nın unundan, Samsun’un suyundan yapılan Samsun simidi, yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Mayalanma süresi kısa tutulan ve az maya kullanılan Samsun simidi, yarı sert hamurunun sıcak dut pekmezi kazanında haşlanmasıyla öne çıkıyor. Bol susam ile kaplanan simitler, odun ateşinde pişirilerek kendine has lezzetini kazanıyor. Şehir dışından ve yurt dışından gelen ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gören Samsun simidi, dönüş yolculuğunda hediyelik olarak da tercih ediliyor. Samsun’da yıllardır simit ustalığı yapan Hasan Şen, Samsun simidinin farkını kullanılan malzemelerin belirlediğini ifade ederek, "Unu özel çekimdir, ekmek unlarından farklıdır. Hamur, sıcak pekmez kazanında haşlandıktan sonra bolca susamlanarak fırına verilir. Samsun’un suyu ve özel çekim unu, bu simidi diğerlerinden ayıran en önemli etkenlerdir" dedi. "Vatandaşlar bayram dönüş yoluna simit alarak memleketlerine götürüyorlar" Bayram tatili için Samsun’da bulunan vatandaşların dönüş yoluna çıkmadan önce simit alarak memleketlerine götürdüklerini ifade eden fırın işletmecisi Muhammet Çevrim, "Simit Samsun’un en meşhur yiyeceklerinden biridir. Yapımında un, maya, pekmez ve susam kullanılır. Odun ateşinde daha iyi olan simit, 4-5 dakikada pişer. Her şehrin simidinin kendine has özellikleri var. Sıcak kazanı olan Samsun simidine Amasya’nın unundan, Samsun’un suyundan yapılır. Simit, 1-2 gün bayatlamadan dayanabilir. Özellikle şehir dışından gelenler meşhur Samsun simidini alarak memleketlerine götürüyor. İstanbul, Edirne, Malatya, Şanlıurfa’ya giden birçok kişi buradan 400-500 simit alarak şehirlerine götürüyorlar. Şu anda bayram yoğunluğu var. Şehirlerine dönecek vatandaşlar simitlerini alıp, şehirlerine öyle gidiyorlar. Biz günde 8 bin ile 10 bin adet simit üretiyoruz" diye konuştu. ‘Susamlı İskender’ olarak da adlandırılan Samsun simidinin yaklaşık 1,5 milyon olan Samsun nüfusunun 10’da 1’ine denk gelecek şekilde her gün üretildiği ifade edildi.
Bursa BUÜ’nün projeleri destek görüyor Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) ve Teknorot Otomotiv ortaklığı ile sunulan "İleri Preform Teknolojisi ile Net Şekilli Salıncak Üretimi" konulu 1505 projesi, destek almaya hak kazandı. Üniversite-Sanayi işbirliği ile yürütülecek olan proje ile kompozit malzemelerin hafiflik ve mukavemet avantajlarını kullanarak, geleneksel metalik salıncak kollarına alternatif yüksek performanslı çözümler sunulması hedefleniyor. Proje ekibinde Prof. Dr. Mehmet Karahan’la birlikte Prof. Dr. Abdil Kuş, Mert Ali Özel ve Ebubekir Beyazoğlu yer alıyor. Hasar toleransı azalacak, servis ömrü uzayacak Çalışmanın aşamaları ve önemi hakkında bilgi veren Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Mehmet Karahan, "Bu proje ile ileri preform teknolojisi kullanılarak kompozit malzemeden otomotiv süspansiyon salıncak kolunun tasarımı, analizi ve optimizasyonu gerçekleştirilecek. Üretilen prototipler üzerinde statik ve dinamik mekanik testler ile deneysel doğrulamalar yapılacak ve kompozit salıncak kolları, talaşlı imalat ihtiyacını olmaksızın doğrudan kullanıma hazır halde üretilebilecek. Böylelikle hem malzeme fireleri sıfırlanmış hem de elyaflar kesilmediği için yapısal bütünlük bozulmamış olacak. Ayrıca z-yönünde katmanlar bağlandığı için klasik kompozitlere göre delaminasyon direnci ciddi düzeyde yüksek olacağından hasar toleransı ve servis ömrü daha uzun olacak. Daha hafif araç bileşenleri, yakıt tüketimini azaltarak karbon ayak izini minimize edecek. Proje sonunda, otomotiv sektöründe benzeri görülmemiş kalitede ve performansta kompozit salıncak parçaları üretilerek sektöre önemli katkılar sağlanacaktır" açıklamasında bulundu. Nitelikli proje ortakları Projede işbirliği yapılan Teknorot Otomotiv ve BUTEKOM’dan da bahseden Karahan, "Teknorot Otomotiv, binek ve hafif ticari araçlar için süspansiyon ve direksiyon parçaları üreten Avrupa’nın en büyük üreticisidir. 2011’den bu yana Ar-Ge Merkezi olarak tescillenen Teknorot, 120’yi aşkın Ar-Ge personeline sahip Horizon Europe ve Eureka gibi uluslararası fonlarla desteklenen çok ortaklı Ar-Ge projeleri yürüyor. Ayrıca bugüne kadar 20’ye yakın projesini başarıyla tamamladı. 81 patent ve faydalı model başvurusu bulunan şirket, bunlardan 39’unu tescil ettirdi. Turkish Time 2023 araştırmasına göre, Türkiye’nin en iyi 250 Ar-Ge merkezi arasında, ulusal patent başvuru sayısında 13. sırada yer alıyor. Projede çözüm ortağı olan BUTEKOM ise kompozit malzeme konusundaki donanımlı altyapısı ile numune üretimleri ve testlerin gerçekleştirilmesinde çözüm sağlayacak" dedi.
İstanbul Mart’ta en çok patates pahalandı Mart ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte fiyatı en çok artan ve azalan ürünler belli oldu. Buna göre, geçen ay yüzde 42,1 fiyat artışı görülen patates en fazla pahalanan ürün olurken, en fazla ucuzlayan ise yüzde 18,13 azalışla havayolu ile yolcu taşımacılığı oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart ayı Tüketici Fiyat Endeksi verilerini paylaştı. Buna göre, TÜFE’deki değişim 2025 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,46 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 10,06 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,10 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,26 artış olarak gerçekleşti. Mart ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla söz konusu ayda fiyatı en çok artan ve azalan ürünler belli oldu. Mart ayında en fazla fiyat artışı yüzde 42,1 ile patateste yaşandı. En çok ucuzlayan ise yüzde 18,13 azalışla havayolu ile yolcu taşımacılığı oldu. En fazla fiyat artışı yaşanan ürünler; patates yüzde 42,1, evcil hayvanlar ile ilgili ürünler yüzde 23,85, şans oyunları yüzde 22,82, taze sebzeler (patates hariç) yüzde 19,9, taze meyveler yüzde 11,21 oldu. En çok ucuzlayan ürünler ise havayolu ile yolcu taşımacılığı yüzde 18,13, karayolu ile şehirler arası yolcu taşımacılığı yüzde 5,28, çocuk giyim yüzde 4,76, kadın giyim yüzde 4,57, tereyağı yüzde 2,74 olarak gerçekleşti.