ÇEVRE - 17 Ocak 2026 Cumartesi 12:36

Tarım zararlılarıyla mücadelede 2026 yılı yol haritasının çizildi

A
A
A
Tarım zararlılarıyla mücadelede 2026 yılı yol haritasının çizildi

Aydın tarımını tehdit eden zararlılara karşı 2026 yılında izlenecek mücadele yöntemleri belirlenirken, Akdeniz Meyve Sineği başta olmak üzere önemli zararlılarla ilgili yol haritası çizildi.


Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2026 yılında tarımsal üretimi tehdit eden zararlılarla mücadelede izlenecek yol haritasını belirlemek amacıyla İzmir Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nü ziyaret etti. İl Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Armağan Tanrıkulu ile konu sorumlularının katılımıyla gerçekleştirilen ziyarette, Enstitü Müdürü Teyfik Turanlı başkanlığında kapsamlı bir toplantı yapıldı. Toplantıda, 2025 yılı boyunca yürütülen çalışmalar değerlendirilirken, 2026 yılında hayata geçirilmesi planlanan projeler ele alındı. Özellikle Aydın’da meyve üretimini olumsuz etkileyen Akdeniz Meyve Sineği ve İncir Siyah Sineği ile mücadelede izlenecek yöntemler masaya yatırıldı. 2026 yılı için uygulanacak mücadele stratejileri, teknik altyapı, eğitim ihtiyaçları ve kurumlar arası iş birliği konularında yol haritası çizildi. Program kapsamında Steril Böcek Üretim Merkezi de ziyaret edilerek, biyoteknik ve biyolojik mücadele yöntemlerine ilişkin incelemelerde bulunuldu. Ayrıca sahada görev yapacak teknik personelin ihtiyaç duyduğu eğitimler konusunda karşılıklı görüş alışverişi gerçekleştirildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ürün kayıplarının önlenmesi adına bilimsel temelli mücadele çalışmalarına büyük önem verdiklerini belirterek, Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü’nün katkı ve destekleri için teşekkür etti.



Tarım zararlılarıyla mücadelede 2026 yılı yol haritasının çizildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Ayaz vurdu, fincanlar kış çayıyla doldu Dondurucu soğukların etkili olduğu Samsun’da vatandaşlar kış çayına ilgi gösteriyor. Havaların giderek soğumasıyla birlikte üst solunum yolu hastalıklarının sayısı da arttı. Vatandaşlar, doktorların tavsiyesi üzerine kendi önlemlerini almak adına ıhlamur ve kış çayı tüketimine önem veriyor. Bu nedenle aktarların yolunu tutan vatandaşlar, ıhlamurun yanı sıra kendi bildikleri kış çayı karışımını ya da 100’er gramlık hazır paketlerde satılan kış çaylarına rağbet ediyor. Vatandaşların bu mevsimde en çok kış çayına rağbet gösterdiğini ifade eden aktar Recai Doğanay, "Bu havalarda kış çayına ilgi artıyor. Gribal enfeksiyonlar yayıldı. Öksürenlerin sayısı arttı. Boğaz enfeksiyonu geçirenler de çoğaldı. Bu yüzden kış çaylarına ilgi de arttı yani. Kış çayını hazır paketler halinde alanlar da var, burada karışım yaptıranlar da var. Kış çayının içerisinde ada çayı, papatya, zencefil, hatmi çiçeği, karanfil, zerdeçal, hibisküs gibi çiçek bitkileri var. Bu çaya ıhlamur da eklenebiliyor. Kış çayının 100 gramlık paketi 75 TL’den satılıyor. 1 yemek kaşığı kış çayından 2 su bardağı çay çıkabiliyor. Çiçek ıhlamurun kilosu da bin 500 TL’den satılıyor. Onu da genelde 100 gramlık paketler halinde alıp demliyorlar. "Çiçekler uzun süre kaynatılmamalı" Kış çayının nasıl demlenmesi gerektiği hakkında da bilgi veren Doğanay, "Kış çayı da ıhlamur gibi demlenebilir. Kaynatılarak da yapılıyor, demlenerek de yapılıyor. Bizim tavsiyemiz, önce suyu kaynatıyoruz. Su kaynadıktan sonra ıhlamuru veya kış çayı dediğimiz yapraksı bitkileri kaynamış suyun içine atıp bir iki dakika daha kaynatıp altını kapatmak. Suyun içerisinde uzun dakikalar kaynatılmasını tavsiye etmiyoruz. Su kaynadıktan sonra içine atıp bir iki dakika daha kaynatıp altını kapatmalarını ve 15 dakika kadar beklemeye bırakmalarını tavsiye ediyoruz. Bu sürede aroması suya karışan çay limon sıkılarak veya sade olarak tüketilebilir" diye konuştu. Bu mevsimde oldukça bol tüketilen kış çayı; ıhlamur, adaçayı, zencefil, kuşburnu, çubuk tarçın, karanfil, zerdeçal, rezene, nane, kakule, ekinezya ve mürver gibi bitkilerin karışımından hazırlanabiliyor.
İstanbul Çocukların değeri karne notu ile belirlenmemeli Sömestr tatilinin gelmesiyle birlikte çocuklar ve gençler için tatil heyecanı artarken, birçok ailede karne stresi yaşanıyor. Kimileri için sömestr tatil ve dinlenme anlamına gelirken, bazı çocuklar için sınav ve not baskısının ardından aileyle yüzleşme sürecine dönüşebiliyor. Uzmanlar, bu dönemde ebeveyn tutumlarının çocuğun ruh sağlığı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Başakgil, ortaokul ve lise çağındaki çocuklar için karne döneminin, kaygı, özgüven kaybı ve değersizlik duyguları gibi uzun vadeli psikolojik sonuçlara yol açabileceğini belirterek, karne değerlendirmelerinde yapılan en büyük hatanın kıyaslama olduğunu söyledi. Başakgil, "Çocuğunuzun karnesini başka çocukların karneleri ile kıyaslamayın. Yaşıtlarıyla karşılaştırmak, arkadaşlarının daha başarılı olduğunun vurgulanması ve başarısızlıkla suçlanmak; çocukta kaygı, yetersizlik, özgüven eksikliği ve değersizlik duygularına yol açar. Karne değerlendirilirken öncelikle olumlu yönlere odaklanılması, ardından çocuğun kendini ifade etmesine fırsat verilmesi gerekir. Suçlayıcı ve yargılayıcı bir dil yerine, başarısızlıkların nedenlerinin birlikte ve yapıcı bir şekilde ele alınmasını öneriyor. Sömestr tatili başarısız olunan dersler için kriz değil, telafi ve destek süreci olarak görülmeli. ‘Sen tembelsin, yaramazsın, bu gidişle sınıfı geçemezsin’ gibi ifadeler çocuğun ‘Ben hiçbir işe yaramıyorum’ algısı geliştirmesine neden olur. Bu da kaygıyı artırır ve özgüveni zedeler. Çocuk bir alanda başarısızsa bu durum, ilgi alanları ve destek ihtiyacı üzerinden değerlendirilmelidir" dedi. Geçmiş yıllarda karne dönemlerinde yaşanan üzücü olayların yaşandığını hatırlatarak uyarıda bulunan Başakgil, "Kırık notlar; yoğun kaygı, cezalandırılma korkusu ve değersizlik duygusuyla birleştiğinde, çocuğu kendine zarar verici davranışlara sürükleyebilir. Kötü not nedeniyle çocuğun spor ve sosyal faaliyetlerini kısıtlamak, sürece değil yalnızca sonuca odaklanmak, ilk olarak düşük notları gündeme getirmek, kötü not getirdi diye sevgiyi, ilgiyi ve şefkati geri çekmek, mesafeli ve soğuk davranmakyanlıştır. Öncelik her zaman tatlı sözlerle takdir olmalı. Maddi ödülün değeri değil, sembolik anlamı önemlidir. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar için kitaplar, boya kalemleri, basit oyuncaklar, doğa gezileri, müze ve sinema etkinlikleri daha sağlıklı ödüllerdir. Bilgisayar, cep telefonu, çok pahalı hediyeler ya da evcil hayvan gibi seçeneklerin karne hediyesi olarak tercih edilmesi çok doğru olmayacaktır" dedi.