ASAYİŞ - 27 Mart 2026 Cuma 12:40

Böyle öfke görülmedi, bir gecede yüzlerce incir ve zeytin ağacını kesip ortadan kayboldular

A
A
A

Aydın'ın Koçarlı ilçesine bağlı Mersinbelen köyü'nde henüz kimliği tespit edilemeyen bir şahıs, bir gecede 8 ayrı incir ve zeytin bahçesindeki yüzlerce ağacı nacak ile kesip yok etti.

Yaşanan ağaç katliamını gün ağarınca görüp farkeden köylüler adeta şok yaşarken, yıllarca bin bir emekle geçim kaynakları olan ağaçların kesilmiş halini gören köylüler gözyaşlarını tutamadı. Şikayet üzerine bölgede inceleme yapıp zanlının yakalanması için güvenlik güçleri çalışma başlatırken, zararın milyonlarla ifade edildiği olayda, köylüler ‘katliam' olarak değerlendirdikleri olayın failin bir anca yakalanıp adalete teslim edilmesini istedi.

Böyle öfke görülmedi, bir gecede yüzlerce incir ve zeytin ağacını kesip ortadan kayboldular
İlginç olay Koçarlı ilçesine bağlı Mersinbelen Mahallesi'nde önceki gece yaşandı.

İddiaya göre, köylülere kızan ve tarlalarda alınan ayakkabı izinden bir kişi olduğu belirlenen şahıs, bir gecede köyün çevresinde bulunan 8 kişiye ait yüzlerce dönüm alandaki incir ve zeytin bahçesindeki verimli incir ve zeytin ağaçlarını kesti. Sabah saatlerinde bahçelerine giden üreticiler, ağaçlarını kesilmiş halde buldu. Manzara karşısında neye uğradığını şaşıran vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen jandarma ekipleri şüphelilerin bulunmasına yönelik çalışma başlattı. Koçarlı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bağlı ekipler de bölgeye gelerek, zarar tespit çalışması gerçekleştirdi.

Böyle öfke görülmedi, bir gecede yüzlerce incir ve zeytin ağacını kesip ortadan kayboldular
"Resmen katliam yapılmış"

Yaşanan olay karşısında ‘şok' olduklarını ifade eden Mersinbelen Mahallesi Muhtarı Mustafa Tosun; "Mahallemizin tarihin görülmemiş bir şey. Biz şok olduk. Zeytin, incir ağaçlarını yukarıdan aşağıya doğraya doğraya gitmiş. Bir gecenin içerisinde bu olay başımıza geldi. Çok zarar var. Yaklaşık 8 bahçe tamamen yok oldu. 4-5 yaşındaki zeytin, incir ağaçları resmen katliam edilmiş" dedi.

Böyle öfke görülmedi, bir gecede yüzlerce incir ve zeytin ağacını kesip ortadan kayboldular

"Bunu yapanlar insanlıktan nasibini almamış"

Bahçesindeki incir ağaçları kesilen Gülperi Aslan, ağaçları zorluklarla yetiştirdiklerini ifade ederek "Direği yıkarak içeriye girmiş. 47 tane incirmizi kesmişler. Kasıtlı olarak yapmışlar. Kimin yaptığını da bilmiyoruz. İnşallah cezasını çeker, bulunur. Benim çocuklarım bu ağaçları zorla yetiştirdiler. Suları zorla sırtlarında bidonlarla çektiler, suladılar. Ben sıcakta çalıştım. Benim çocuklarım kızıl sıcakta çalıştı. Öyle yaptılar bu bahçeyi. Yazıklar olsun. Bunu yapanlar insanlıktan nasibini almamış. Bunu yapanların kim olduğunu Allah bilir. Ben gözümle görmedim ama görseydim zaten öldürürdüm. Ya ben onu ya o beni öldürecek" şeklinde konuştu.

Böyle öfke görülmedi, bir gecede yüzlerce incir ve zeytin ağacını kesip ortadan kayboldular

"Şüpheli bulunmazsa daha çok kişinin canını yakar"

Bunu yapanların bulunmadığı takdirde çok kişinin canını yakacağını iddia eden üreticilerden Zeki Özkan ise "Bahçesi zarar verilen 8 kişiyiz biz. Yaklaşık 50 ağaç benim orada var. Ağaçların direk belinden, bir daha yetişmesin diye bilinçli olarak kesilmiş. Ben 62 yaşına girdim, böyle bir katliam görmedim, duymadım. Ha 3 yaşındaki bir sabinin kolunu kesmişsin ha bu ağaçları kesmişsin. Bizim için aynı şey. Yetkililerimiz ilgileniyor. Allah razı olsun ama bu şahsı bulmamız lazım. Çünkü bulmadığımız zaman bu daha çok kişinin canını yakar" şeklinde konuştu.

Böyle öfke görülmedi, bir gecede yüzlerce incir ve zeytin ağacını kesip ortadan kayboldular

"Emeklerimiz, her şeyimiz çöpe gitti"

Gözü gibi baktıkları ağaçların tam verim vermeye başladığı zamanda bu olayın yaşandığını ve tüm emeklerinin çöpe gittiğini ifade eden üreticilerden Volkan Şallı; "Haber geldi, bir baktık tarlamız bu şekle gelmiş. Şahsın biri gece saatlerinde yerimize girip kesici bir aletle doğrayıp bitiriyor ağaçlarımızı. Teli kopartıyor, tarlanın içerisine giriyor ve sabaha kadar kesimi yapıyor. Bu ağaçlar en az 5 senede kendine gelemez. Verim veren ağaçlarımızdı. Yabana gitti. Emeklerimiz, her şeyimiz çöpe gitti. Mağduruz" dedi.

Ağaçları kesenler bir an önce bulunması isteyen Müesser Yardım ise "Diktik, yetiştirdik. Gözümüz gibi baktık. Uğraştık. Bu hale getirdik ağaçlarımızı. Tam verim alırken, bu hale getirildiler. Bundan ne anladılar. Nimet bu. Bununla bizim karnımız doyuyor. Günde kaç kez kontrol ediyorduk. Bunu yapanlar inşallah bulunur bir an önce" ifadelerini kullandı.

Üretici Volkan Şallı'nın eşi Elvan Şallı da duruma tepki göstererek "Çok emek verdik. Bunu yapan zaten insan değildir herhalde. İnsan kanı taşıyan biri bunu yapamaz" dedi.

İbrahim Kılınç - Uğur Eser

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı Konya’nın Bozkır İlçe Devlet Hastanesi’nde hizmet veren Diyaliz Ünitesi’nin cihaz ve yatak kapasitesi yükseltilerek tescilli cihaz ve yatak kapasitesi 9+1’e, toplam hizmet verecek diyaliz cihazı sayısı 14’e çıkartıldı. Bozkır’da özellikle yaz tatili döneminde artan diyaliz hasta taleplerini karşılamak, hastaların tedavi bekleme sürelerini azaltmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla cihaz sayısı, yatak kapasitesi ve fiziksel alanın genişletilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hastaneye yeni kazandırılan 5 adet hemodiyaliz cihazının temini ve kurulumu ile birlikte diyaliz ünitesinin kapasitesi 9+1’e çıkartıldı. Cihaz ve yatak tescil izin işlemleri tamamlanırken, diyaliz ünitesi yaz tatili diyalizinde kullanılması planlanan cihazlarla birlikte toplamda 14 adet diyaliz cihazı ile hizmet vermeye başladı. Yapılan çalışmalar sonucu diyaliz ünitesi 79 hastaya kadar hizmet verme kapasitesine ulaşmış oldu. Bozkır Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gökhan Bilgehan, diyaliz ünitesinin Bozkır ve mahallelerinin yanı sıra diyaliz ünitesi bulunmayan Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleri ile Hadim ve Akören ilçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan hastalara da hizmet verdiğini belirterek, "Diyaliz ünitemizde mevcut durumda tedavi gören hasta sayımız bugün itibari ile 33’dür. Her ay ünitemizde tedavi gören hasta sayımıza göre yapılan tedavi seans sayımız farklılık göstermektedir. Diyaliz ünitemizde 2025 yılı içinde aylık ortalama 36,5 hastamıza, aylık ortalama 370 seans diyaliz yapılmıştır. Yaz tatili döneminde yapılan yaz tatil diyalizi ile birlikte 2025 yılı Haziran ve Temmuz ayı içinde 43, Ağustos ayında 49, Eylül ayında 44 hastamıza diyaliz hizmeti sunulmuştur. 2025 yılı yaz tatili döneminde diyaliz tedavisi verdiğimiz hasta sayımız bazı aylarda 49’a kadar yükselmiştir. Özellikle yaz tatili döneminde ve bayram tatillerinde diyaliz ünitemize tedavi için başvuru yapan hasta talebimiz fazla olmaktadır. Yaz tatil diyalizi yaptığımız ve maksimum kapasite de hasta aldığımız halde bu talepleri karşılamakta zorlanmaktaydık. Kurumumuza yeni kazandırılan diyaliz cihazlarımıza ek olarak yine envanterimizde bulunan ve tatil diyalizinde kullanılmak üzere ayrılan 4 adet diyaliz cihazı ile birlikte toplamda 14 cihaz ve yatak kapasitesi ile halkımızın diyaliz tedavi talepleri kurumumuzca karşılanmış olacaktır" dedi.
Kocaeli 7 kişinin öldüğü parfüm fabrikası yangını davasında savcı tutukluluğun devamını istedi Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği parfüm dolum tesisi yangınına ilişkin davanın duruşmasında savcı, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamını talep etti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen duruşma saat 12.10’da başladı. Yoğun katılımın olduğu oturumda müşteki ve tanık beyanları alınırken, sanık avukatları da söz alarak müvekkilleri yönünden sorumluluk bulunmadığını savundu ve tahliye talebinde bulundu. Ara mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı ise tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. Yabancı uyruklu müştekiler ise kendilerine ulaşılamaması nedeniyle dinlenemedi. Dosyada 2 firari sanığın bulunduğu davada, toplam 14 sanığın dinlenmesi tamamlandı. "Evimiz tamamen yanmaktan ramakla kurtuldu" Müşteki Necmettin Çalbıyık, "Olay çok vahim, ilk müdahale edenlerden biriyim. Evimizin tamamen yanmasından ramakla kurtulduk. Evimiz yangından zarar gördü. İçeri girip kurtarmaya çalıştık ama olmadı. O sırada evimiz de yanıyordu. Maddi ve manevi zararım var, şikayetçiyim. Maddi zararım 1,5 milyon TL" dedi. "Çocuk işçiler çalıştırılıyordu, sistem kölelik gibiydi" Tanık Engin Aras, "Raviva’daki iki yere de evimiz yakın. Kurtuluş ile tanıştığımda ‘Burası senin mi?’ diye sordum. Bana ‘Değil ama sayılır’ dedi. Ortaklığının olduğunu söyledi. Bu firma yaşı tutmayan kız çocukları ve kadınları çalıştırıyordu. Kölelik gibi bir sistem vardı. Tuncay, Kurtuluş’un kara kutusuydu. İkisinin de ölümünü şaibeli buluyoruz. Çalışanlar yemek yiyecek yer olmadığı için sokakta yiyordu" diye konuştu. "Sadece tasarım konusunda yardımcı olmuştur" Aleyna Oransal’ın avukatı Velat Karahan, müvekkilinin LYKEE isimli şirkete sadece tasarım konusunda yardımcı olduğunu, olay tarihinde 2 aylık, şu an ise 7 aylık hamile olduğunu belirterek tahliyesini istedi. Karahan, "Atıl durumda olan LYKEE isimli şirketin devri Altay’dan Gökberk ile Aleyna’ya geçmiştir. Müvekkilim bu süreçte İsmail ile nişanlıydı, 2022’de evlendikten sonra işi bırakıp ev hanımlığı yapmaya başlamıştır. Gökberk ile Aleyna arasında herhangi bir ticari faaliyet bulunmamaktadır. Emek karşılığı girdiği ortaklıktan ayrılmış, ancak bu durum resmi kayıtlara yansıtılmamıştır. Aleyna suç teşkil eden bir faaliyete katılmamıştır. Müvekkilim olay tarihinde 2 aylık, şu an ise 7 aylık hamiledir. Hakkında beraat kararı verileceğini düşünüyoruz. Tahliyesini talep ediyoruz" dedi. "Suçluyu kayırma suçunun unsurları oluşmamıştır" Aynı zamanda Ali Osman Akat’ın da avukatı olan Karahan, müvekkilinin olay günü yeğenlerinin fabrikaya girmesini engellediğini, yangını sonradan haberlerden öğrendiğini ve "suçluyu kayırma" suçunun unsurlarının oluşmadığını savundu. Karahan, "Akat ailesi uzun yıllardır kozmetik alanında faaliyet gösteren köklü bir ailedir. Müvekkilim ile yeğenleri arasında zaman zaman ticari sebeplerle küslükler yaşanmaktadır. Olay günü de bu sebeple yeğenlerinin fabrikaya girmesini engellemiştir. Olayla ilgili bilgisi yoktur, sonradan haberlerden öğrenmiştir. Suçluyu kayırma suçunun unsurları oluşmamıştır. Müvekkilim sabit ikamet sahibidir ve 9 şirketi bulunmaktadır. Tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu. "Olayın asıl 2 faili de hayatını kaybetmiştir" Avukat Karahan, diğer müvekkili Altay Ali Oransal için ise asıl yetkilinin hayatını kaybeden Kurtuluş Oransal olduğunu, olayın Tuncay Yıldız’ın kusurundan kaynaklandığını düşündüklerini belirterek, "Müvekkilimin babası Kurtuluş Oransal ciddi borçları olan birisidir. Bu sebeple şirketleri kendi üzerine alamamış, çocuklarından destek istemiştir. Raviva’daki tek yetkili Kurtuluş Oransal’dır. Shauran markalı ürünlerin üretimi Fransa’da yapılmaktadır. Raviva’da üretildiği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkilim işlerini Alaşehir’deki ofisinden yürütmektedir. Olayın Tuncay’ın kusurundan kaynaklandığını düşünüyoruz. Olayın asıl 2 faili de hayatını kaybetmiştir. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Ara mütalaada tutukluluk talebi Müşteki avukatları, taleplerinin ardından sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Beyanların ardından ara mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verilmesini talep etti. Duruşmaya ara verildi.