GÜNDEM - 24 Nisan 2026 Cuma 09:12

Aydın’ın Robinson’u modern hayata kavuşturuldu

A
A
A
Aydın’ın Robinson’u modern hayata kavuşturuldu

Aydın’ın Köşk ilçesine bağlı Karatepe mahallesinde yaşayan ve yaklaşık 12 yıl önce, insanlara olan güvenini kaybedince dağda kurduğu bir çadırda ilkel şartlarda yaşamaya başlayan 57 yaşındaki Davut Günel yerel yönetimlerin ve hayırseverlerin desteği ile modern hayata kavuşturuldu. Çadır kurduğu alana konteynır ev konulan, güneş paneli ile elektrik ve elektrikli ev aletlerine kavuşturulan Günel, ömrünün kalan kısmını tabiatla iç içe dağda ve tek başına devam edeceğini belirtti.

Edinilen bilgiye göre; Aydın’ın Köşk ilçesine bağlı kırsal Karatepe Köyü’nde 1969 yılında dünyaya gelen Davut Günel, 40 yaşlarına kadar köyde çiftçilik yapıp ailesi ile birlikte yaşadı. Bu süreçte hiç evlenmeyen Günel, 45 yaşlarında iken iddiaya göre güvendiği bazı kişiler tarafından haksızlığa uğradığını düşününce insanlarla birlikte yaşamaktan vazgeçip dağda babasından kalma bir araziye naylondan çadır kurup adeta Robinson Crusoe gibi tek başına yaşamaya başladı. Çevresinde sevilen ve iyi niyeti ile tanına Davut Günel’in bu durumunun haber olması üzerine yerel yönetimler ve bazı hayırseverler devreye girip Günel’in çadır kurduğu alana konteynır konulup alan yaşanabilir hale getirildi. Yaklaşık 12 yıldır dağda tek başına yaşamını sürdüren Günel’in yaşadığı alan güneş paneli ile elektriğe kavuşturulup elektrikli ev aletleri de konuldu. Kendisine yardımcı olan herkese teşekkür eden Davut Günel, yaşamını burada sürdürmeye kararlı olduğunu belirterek, günlerini ibadet yaparak geçirmeye gayret ettiğini belirterek, "Hayat bazen insanı tahmin etmediği yerlere sürükleyebiliyor. Ben de belli bir yaştan sonra böyle bir hayatı seçtim. Adeta kendimi yalnızlığa vurdum. Ama insanlar beni seviyormuş. Benimle ilgilendiler. Yardımcı oluyorlar. Yemeğimi veriyorlar. Su ihtiyacımı kışın yağmur suyu toplayarak karşılıyorum. Yazın ise bir şekilde su taşıyorum. Hayatımdan şikayetçi değilim" diye konuştu.

Aydın’ın Robinson’u modern hayata kavuşturuldu

"Ne malınıza ne de şirin görünen çevrenize güvenmeyin"

Bir zamanlar köyün en varlıklı ailesinin oğlu olduğunu ancak insanoğlunun hayatta ne ile karşılaşacağını bilemediğini ifade eden Davut Günel, "Ailem oldukça varlıklı idi. Annem-babam hayatta iken köyümde yaşamaya devam ettim. Annem babam ölünce Köşk’te yaşamaya başladım. Bu süreçte ne kadar güvendiğim insan varsa zararı hep onlardan gördüm. Hal böyle olunca fani dünyada kimseyi kırmamak için dağlara çıktım. Atalarımdan kalan bu yere naylon çadır kurdum. Yıllarca fiziki olarak oldukça kötü şartlarda yaşadım. Ancak manevi olarak çevremdekilerden uzaklaşıp rahat etmeye çalıştım. Sağ olsun yardımsever insanlar bulunduğum ortamın fiziki şartlarını da güzelleştirdiler. Bu şekilde yalnız başıma yaşayıp gidiyorum" diyerek yaşam şartlarını değiştiren herkese teşekkür etti.

Aydın’ın Robinson’u modern hayata kavuşturuldu

Ecem Kiriş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Yalova’da baba ve kızına scootterla saldıran sanığın yargılanması başladı Yalova’nın Çınarcık ilçesinde aralarında husumet bulunan baba ve kızına scooter ile saldıran Şener E.’nin yargılanmasına başlandı. Çınarcık’a bağlı Esenköy beldesinde bir sene önce aldıkları eve taşınan 4 çocuklu Baca ailesi ile aynı binada oturan E. ailesi arasında çocuk gürültüsü, park, kaçak bina yapıları nedeniyle çok sayıda tartışma yaşandı. Son olarak 20 Şubat 2026 tarihinde yaşanan olayda Muhammet Baca (34), kucağında 14 aylık kızı İkra varken Şener E.’nin çocuk scooterı ile saldırısına uğradı. Saldırıda babanın burnu kırılırken, kucağındaki 14 aylık çocuğu İkra’nın ise kafatası çatladı. Yaralılar Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Olay sonrası gözaltına alınan Şener E. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklu sanığın babaya karşı saldırısıyla ilgili ’kasten yaralama’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar, olay sırasında 14 aylık olan İkra için ise 9 yıldan 27 yıla kadar hapis cezası talebiyle Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı. Şener E. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı. Şener E. burada hakime verdiği ifadede, iftar yaptıkları sırada ses duyarak dışarı çıktığını belirterek, "Beni görür görmez küfürler etti. O an sinirle scootera ayağım çarpınca onu alıp vurdum. Ben vurduğumda çocuk kucağında değildi. Sonra dönüp tekrar baktığımda Muhammet çocuğu kucağına alıp burnundaki kanı kızının suratına sürdüğünü gördüm. Ben 1 kez vurdum. 2’nci kez scooter elimden kayıp gitti. Vurduğum cisim de scooterın bir parçasıydı" dedi. Sanık Şener E., Muhammet Baca’nın yolunu kesip ailesini buradan sürgün edeceğini söylediğini iddia etti. 3 çocuğundan birinin İkra yaşlarında olduğunu anlatan sanık, çocuklarına bugüne kadar bir kez bile vurmadığını söyledi. Kendisi ve kızına saldıran sanığın en ağır cezayı almasını isteyen Muhammet Baca ise, "Olay sırasında eşimi düşürmüşler. İkra yoldaydı. Onu görünce kucağıma aldım. O sırada odunla vurdu Şener scooter ile değil. Mahkemeyi yanıltıyor. Çocuğuma doğru vurdu. Kızım balık gibi çırpınırken tekrar vurdu. Benim kızım en ufak seste kafasını tutuyor artık" açıklamasında bulundu. Tanık olarak dinlenen sanığın kardeşi Servet E. de olay günü Muhammet Baca’nın kendisine hakaret ettiğini ileri sürerek, "Bağırış çağırış olunca kardeşim geldi. Ben jandarmayla birlikte kadınların kavgasını ayırdım. Muhammet Baca doğulu olduğumuz için takıntı haline getirdi" dedi. Tanık Bilge Baca ise arbede sırasında kızı İkra Baca’ya sopayla vurulduğunu iddia ederek, "Şener sopayla vurdu. İlk önce çocuk benim kucağımdaydı. Arbede sırasında yere bıraktım. Sonra Nevin E. beni itince yere düştüm. Sonra eşim bana doğru geldi ve kızımı kucağına aldı" ifadelerini kullandı. Sanık avukatları ise müvekkillerinin tahliyesini istedi. Baca ailesi avukatları ise davanın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan Ağır Ceza’da görülmesini istedi. Mahkeme sanığa savunma için süre verirken duruşmayı ileri tarihe erteledi. "İfadeler çelişkili" Duruşma sonrasında açıklamada bulanan Baca ailesinin avukatı Berika Kurt, "Duruşma esnasında sanığın ifadeleriyle, kolluk ifadeleriyle şu an verdiği ifade arasında çok büyük bir çelişki vardı zaten hakimde. Bunu sordu kendisine. Siz çocuğa vurduğunuzu karakoldaki ifadenizde ikrar etmişsiniz. Ancak şu anda çocuğu görmedim diyorsunuz. Bu çelişki hakkında ne düşünüyorsunuz dediğinde olayın şokuyla hatırlamadığını iddia etti kendisi. Aslında bu açıklamalar dahi her şeyin bilinerek ve istenerek yapıldığını açık açık gösteriyor" dedi. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesini istediler Kurt, suçun vasfının değişmesi için talepte bulunduklarını dile getirerek şöyle konuştu: "Şu anda iddianame kasten yaralama neticesi sebebiyle kasten yaralamadan yazılmış olunsa da bebeğe karşı olan eylemin meydana getirdiği sonucun hayati tehlike oluşturacak düzeyde olması sebebiyle ve bunun bilinerek ve istenerek yapılması sebebiyle Ağır Ceza Mahkemesi’ne tevzini istedik dosyanın. Çünkü ilk adli tıp raporunda İkra bebeğin şu açıkça yazıyor zaten, bebeğin hayat tehlikesi olduğu yazıyor. Aynı zamanda beyin kanaması ve kafatası kırıkları da sabit. Dolayısıyla biz Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevkini istedik. Bu aşamada mahkeme hakimi sanıktan ek savunma istedi. Yani suçun mahiyetinin değişmesi durumunda. Kasten öldürmeye teşebbüs hükümlerinin uygulanması durumunda açıklaması ne olacak, savunması ne olacak şeklinde beyan vermesini istedi, savunma vermesini istedi. Önümüzdeki celseye kadar da o savunmanın alınacağını düşünüyorum." Baca ailesinin diğer avukatı Tolga Taylı ise, "Olayın oluş şekli Muhammed ve İkra’nın bedensel bütünlüğü bakımından kafa ve omurilik veyahut da beyincik kısmına gelen darbeler aslında bir yaralama değil kasten öldürmeye teşebbüs veya olursa olsun diye yapılan eylemlerdir. Dolayısıyla biz suçun vasfının değişeceği kanaatindeyiz. Bu da 6 ay sonra alınacak olan raporla sabitlik kazanacaktır. Buradan dosyanın Asliye Ceza’dan Ağır Ceza’ya gönderilmesini talep ettik. Nitekim de bu beyanımız mahkeme hakimi tarafından dikkate alındı ve ek savunma istendi. Sürecin yakinen takipçi olacağız. Sanığın en ağır ceza almasını sağlamak için meslektaşımla birlikte olanca gayreti göstereceğimize eminiz" diye konuştu.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan, 333 hafızın icazet merasimine katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyük Çamlıca Camii’nde gerçekleştirilen 333 hafızın icazet aldığı, hafızlık icazet merasimine katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Çamlıca Cami’nde gerçekleştirilen Üsküdar Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı İmam Hatip Okulları ve Üsküdar Müftülüğüne bağlı Kur’an kursları bünyesinde hafızlık eğitimlerini tamamlayan 333 Hafız’ın icazet merasimine katıldı. İcazet merasiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirdi. Okunan Kur’an-ı Kerim tilavetleri ve duaların ardından hafızlığını tamamlayan Kur’an talebeleri, Reis-ul Kurra Mustafa Demirkan’dan icazetlerini aldı. İcazet alan hafızlar, merasime Türkiye ve Filistin Bayraklarının olduğu atkılarla katıldı. İcazet merasiminin sona ermesini ile birlikte, hafızlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’la hatıra fotoğrafı çektirdi. Erdoğan, Cuma namazını da Büyük Çamlıca Camii’nde eda ederken, Cuma Hutbesini genç Hafız Muhammed Fatih Mercan, Arapça, İngilizce, Japonca ve Türkçe olmak üzere 4 farklı dilde okudu. Cuma Namazını ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş kıldırdı. İcazet merasiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanısıra, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Eski Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Diyanet İşler Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İstanbul Valisi Davut Gül, Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve çok sayıda davetli hazır bulundu.