GÜNDEM - 04 Şubat 2026 Çarşamba 09:20

Aydın’da sosyal hizmet çalışmaları görüşüldü

A
A
A
Aydın’da sosyal hizmet çalışmaları görüşüldü

Aydın Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından düzenlenen toplantıda il genelinde yürütülen çalışmalar ele alındı.


Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü İlkay Türkoğlu, Sosyal Hizmet Merkezleri’nde görev yapan müdürler ile değerlendirme toplantısında bir araya geldi.


Toplantıda Aydın genelinde yürütülen sosyal hizmet çalışmaları, hizmet modellerinin etkinliği, sahada karşılaşılan ihtiyaç ve talepler ile vatandaşlara sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılmasına yönelik planlamalar kapsamlı şekilde ele alındı. Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve hizmetlerin daha hızlı, etkin ve erişilebilir sunulması adına istişarelerde bulunuldu.


İl Müdürü Türkoğlu, görev yapan tüm ekip arkadaşlarına teşekkür ederek, vatandaş odaklı, sürdürülebilir ve nitelikli sosyal hizmet anlayışıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.



Aydın’da sosyal hizmet çalışmaları görüşüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Boyun çıtlatma felce kadar götürebilir Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Bayram, bilinçsiz ve ani boyun çıtlatma hareketlerinin çok nadir de olsa boyun damarlarında yırtılmaya neden olabileceğini belirterek, bu durumun inmeye kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Bayram, boynun sert ve ani şekilde çevrilmesiyle oluşan manipülasyonların, beyne giden karotis ve vertebral arterleri etkileyebildiğini ifade ederek, "Boyun çıtlatma çoğu zaman masum bir alışkanlık gibi görülse de, kontrolsüz ve zorlayıcı hareketler damar duvarında yırtılmaya yol açabilir. Bu yırtık pıhtı oluşumuna, pıhtı da beyin damarlarının tıkanmasına neden olabilir" dedi. "Belirtiler gecikmeden ciddiye alınmalı" Arter diseksiyonunun nadir görüldüğünü vurgulayan Doç. Dr. Muhammed Bayram, buna rağmen belirtilerin önemine dikkat çekti. Ani ve alışılmadık şiddetli boyun ya da baş ağrısı, baş dönmesi, denge kaybı, konuşma bozukluğu, yüz, kol veya bacakta uyuşma ve güçsüzlük gibi şikâyetlerin acil değerlendirme gerektirdiğini belirtti. "Günlük hafif hareketlerle karıştırılmamalı" Kişinin kendiliğinden yaptığı hafif gerinmelerle çıkan eklem seslerinin genellikle tehlikeli olmadığını söyleyen Doç. Dr. Muhammed Bayram, "Risk; ani, sert ve zorlayıcı manevralarda artar. Özellikle altta yatan damar duvarı hassasiyeti olan bireylerde bu tür uygulamalar daha sakıncalı olabilir" diye konuştu. "Boyun ağrısında güvenli yöntemler tercih edilmeli" Doç. Dr. Muhammed Bayram, boyun ağrısı ve tutulmalarında bilinçsiz manipülasyonlardan kaçınılması, şikâyetlerin sürmesi halinde hekim değerlendirmesi sonrası uygun tedavi yöntemlerine yönelinmesi gerektiğini vurguladı. Bayram, toplumda yaygın olan "çıtlatınca rahatlama" algısına karşı, kontrollü egzersiz, duruş düzenlemesi ve uzman önerilerinin esas alınmasının, muhtemel riskleri en aza indireceğini sözlerine ekledi.
Osmaniye Osmaniye’de 12 bin 557 konut ve iş yeri hak sahiplerine teslim edildi Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından ağır hasar alan Osmaniye’de, yaraların sarılması için başlatılan yeniden inşa çalışmalarında 12 bin 557 konut ve iş yerleri tamamlanarak hak sahibi vatandaşlara teslim edildi. Asrın felaketi olarak hafızalara kazınan depremlerde Osmaniye genelinde 702 bina doğrudan yıkılırken, can güvenliği riski taşıdığı tespit edilen 8 bin 259 bina kontrollü şekilde yıkıldı. Yaşanan büyük yıkımın ardından, bir yandan enkaz kaldırma ve güvenli alan oluşturma çalışmaları sürdürülürken, diğer yandan depremzedelerin yeniden güvenli yuvalarına kavuşması için yoğun bir inşa süreci başlatıldı. Osmaniye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Zafer Bektaş, yaptığı açıklamada deprem sonrası yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirterek, Osmaniye genelinde inşasına başlanan toplam 12 bin 557 konut ve iş yerleri tamamlanarak hak sahibi vatandaşlara teslim edildiğini söyledi. Osmaniye’de depremden etkilenen tüm hak sahiplerinin güvenli konutlara kavuşması amacıyla çalışmalara başladıklarını söyleyen söyleyen İl Müdürü Zafer Bektaş, "Osmaniye ilimizde il ve ilçe merkezleri ve kırsalda 12 bin 557 bağımsız bölümün kurası çekilerek hak sahibi ailelerimize teslim edilmiştir. İl ve ilçe merkezlerinde 10 bin 377 konut ve 373 iş yeri, kırsalda bin 807 köy evi olmak üzere toplam 12 bin 184 konut ve 373 iş yeri bu 12 bin 557 bağımsız bölümümüzü oluşturmaktadır. Osmaniye’de depremden etkilenen tüm hak sahiplerinin güvenli konutlara kavuşması amacıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde, Sayın Bakanımızın talimatları doğrultusunda, il, ilçe merkezleri ve kırsalda toplam 12 bin 813 konut ve 760 iş yeri olmak üzere toplam 13 bin 573 bağımsız bölümün ise ihalesi yapılmıştır diye konuştu. Yerinde dönüşüm kapsamında 2 milyar liralık destek sağlandı Yerinde dönüşüm çalışmaları büyük önem arz ediyor diyen Bektaş, "Yerinde dönüşüm çalışmaları kapsamında vatandaşlarımızın kendi arsalarında yeniden inşaat sürecine de destek verilmiştir. Bu kapsamda kırsal alanda 567 yapı, kentsel alanda 596 yapı olmak üzere 1163 bina için dönüşüm gerçekleştirmiş toplamda 2429 bağımsız bölüm konut ve iş yeri var bunların içinde tabi ki. Yapım çalışmaları devam etmekte olup fiziki gerçekleşme oranımız yüzde 75’tir. Bununla birlikte 1 milyon 1 milyar 27 milyon 632 bin lira HİBE 1 milyar 33 milyon 172 bin lira kredi olmak üzere toplamda 2 milyar 60 milyon 805 bin lira vatandaşımıza destek sağlamıştır. Yerinde dönüşüm şehir dokusunun korunması açısından büyük önem arz etmektedir "dedi.
Ankara Prof. Dr. Tek: "Kanserin adı tek ama hastalar farklı" Artan kanser vakalarıyla birlikte tıptaki ilerlemeler sayesinde bazı kanser türlerinin artık kronik bir hastalık gibi yönetilebildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tek, "Kanserin adı tek fakat hastalar birey olarak birbirinden çok farklı; kişiye özgü tedavi güncel bir konu" dedi. Günümüzde kanser tedavisinde başarı multidisipliner yaklaşımlarla sağlanırken, yakın gelecek bu mücadelede daha kişiselleştirilmiş ve etkili yöntemlerin devreye gireceğine işaret ediyor. 4 Şubat Dünya Kanser günü dolayısıyla açıklama yapan Medicana International Ankara Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tek, kanser görülme sıklığının artmasıyla birlikte artık kronik bir hastalık gibi yönetilmesinin, bütüncül ve kişiye özel yaklaşımları günümüzün zorunluluğu haline getirdiğini belirterek, "Artık kanser tedavisinde yalnızca yaşam süresini uzatmak değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini korumak ve iyileştirmek de öncelik haline gelmiştir. Tıptaki ilerlemeler, bazı kanser türlerinin artık kronik hastalık gibi yönetilebileceğini gösteriyor. Bu yaklaşım; hastaların uzun vadeli takip ve bakımını, tedavi planlarını ve yaşam kalitesini ön planda tutarak kanserle mücadelede yeni bir paradigmaya işaret ediyor. Kişiye özgü tedavi güncel bir konu. Burada bilmemiz gereken kanserin adı tek fakat hastalar birey olarak birbirinden çok farklı" ifadelerini kullandı. İmmünoterapi ile yan etki azalacak İmmünoterapinin, bağışıklık sisteminin kanserle mücadelede aktif rol almasını sağlayan yenilikçi bir yöntem olarak öne çıktığına vurgu yapan Prof. Dr. İbrahim Tek sözlerine şöyle devam etti: "İmmünoterapi diğer tedavi yöntemleriyle kombine edildiğinde tümör hücrelerine karşı daha güçlü ve hedefe yönelik bir yanıt sağlıyor. Bu yaklaşım, tedavi başarısını artırırken hastaların yaşam kalitesini de korumaya yardımcı oluyor. Gelecekte akıllı ilaçlarla birlikte kullanılan kanser aşılarının, daha kalıcı yanıtlar sağlayarak tedavi başarısını önemli ölçüde artırması bekleniyor. Aşıların, bağışıklık sistemini kanser hücrelerini tanıyıp hedef alacak şekilde eğiterek tedaviye destek olması ve özellikle kişiye özgü tümör antijenlerine göre geliştirildiğinde etkinliğinin daha da artacağı öngörülüyor." Tarama testleri ve işlemleri ihmal edilmemeli Kanserin önüne geçmek için ise birey olarak yapılacak şeylerin zor olmadığını hatırlatan Prof. Dr. İbrahim Tek, alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: "Sigara ve alkolden, hazır gıdalardan, tütsülenmiş yiyeceklerden ve fazla kırmızı et tüketmekten uzak durmak; hayvansal yağları az tüketmek, meyve ve sebze tüketimini artırmak, kilo almamak ve düzenli fiziksel aktivite herkesin yapabileceği rutinlerdir. Stres de artık önemli bir risk faktörü sayılmaktadır; bu nedenle uzak durmak önemlidir. Hepatit B aşılaması ile cinsel aktivitesi başlamadan kız çocuklarına HPV aşısı yapılması, bazı bireyleri karaciğer ve rahim ağzı kanserinden koruyabilir. Belirli yaş gruplarında kanser tarama testleri ve işlemlerini yaptırmak da büyük önem taşır. Kadınlarda 45 yaşından sonra meme ultrason ve mamografi; 18 yaşından itibaren Pap ve smear testi ile yıllık rahim ağzı kanseri taraması; her iki cinste 45 -50 yaşlarından itibaren kolonoskopi incelemesi; erkeklerde prostat muayenesi ve yoğun sigara tüketen bireylerde düşük doz radyasyonlu akciğer tomografisi önerilmektedir. Kanserden korkmayalım, geç evrede tanı almaktan korkalım. Birey olarak kendi vücudumuzu daha iyi tanıyalım, şikayetlerimizi önemseyelim ve basit önlemlerle kanser riskimizi azaltalım."