EĞİTİM - 13 Mart 2026 Cuma 09:06

ADÜ kurumsal akreditasyon almaya hak kazandı

A
A
A
ADÜ kurumsal akreditasyon almaya hak kazandı

Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yükseköğretim kurumlarında kalite güvencesi sistemlerinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir kalite kültürünün yaygınlaştırılması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması amacıyla yürütülen Kurumsal Akreditasyon Programı (KAP) kapsamında 2025 yılı değerlendirme süreci tamamlandı. Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen YÖKAK Kurul toplantısında alınan kararla Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ), Kurumsal Akreditasyon almaya hak kazanan üniversiteler arasında yer aldı.


Türkiye genelinde gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sürecinin ardından 39 üniversite Kurumsal Akreditasyon almaya hak kazanırken, ADÜ de akreditasyon alan üniversiteler arasında yer alarak kalite güvencesi alanındaki çalışmalarını tescillemiş oldu.


Kurumsal Akreditasyon Programı; üniversitelerin eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme faaliyetleri, toplumsal katkı çalışmaları, yönetim sistemi ve kalite güvencesi mekanizmalarının bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesini kapsıyor. Bu süreçte üniversitelerin iç kalite güvence sistemleri, stratejik yönetim süreçleri, paydaş katılımı, sürekli iyileştirme mekanizmaları ve kurumsal sürdürülebilirlik alanlarındaki performansları detaylı biçimde inceleniyor.


ADÜ son yıllarda kalite odaklı yönetim anlayışı doğrultusunda yürüttüğü çalışmalarla kurumsal gelişimini güçlendirirken; eğitim-öğretim kalitesinin artırılması, araştırma kapasitesinin geliştirilmesi ve toplumsal katkının güçlendirilmesine yönelik önemli adımlar attı. Üniversitenin tüm akademik ve idari birimlerinin katkılarıyla yürütülen kalite süreçleri, YÖKAK tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda Kurumsal Akreditasyon ile taçlandırıldı.


"Bu başarı 3 yıllık yoğun çalışmanın eseridir"


Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, elde edilen kurumsal akreditasyonun üniversitede son üç yıldır yürütülen yoğun ve sistemli çalışmaların önemli bir sonucu olduğunu vurguladı. Rektör Kent, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:


"Kurumsal Akreditasyon, üniversitemizin kalite odaklı gelişim vizyonunun somut bir göstergesidir. Yaklaşık üç yıldır büyük bir titizlikle yürüttüğümüz kalite süreçleri bugün önemli bir başarıyla sonuçlanmıştır. Eğitim-öğretimden araştırma faaliyetlerine, toplumsal katkı çalışmalarından yönetsel süreçlere kadar tüm alanlarda kalite kültürünü güçlendirmek için kararlılıkla çalışıyoruz. YÖKAK tarafından verilen bu akreditasyon, üniversitemizin kurumsal gelişim yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır"


Bu başarının güçlü bir kurumsal iş birliğinin ürünü olduğunu belirten Rektörümüz Prof. Dr. Bülent Kent, sürece katkı sağlayan tüm birimlere teşekkür ederek sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu başarı yalnızca bir yönetim başarısı değil; üniversitemizin tüm paydaşlarının ortak emeğinin sonucudur. Başta Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Cemal İyem olmak üzere tüm dekanlarımız, yüksekokul ve meslek yüksekokulu müdürlerimiz, Üniversite Kalite Kurulumuz, alt kalite komisyonlarımız, Kalite Koordinatörlüğümüz, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimizin katkıları bu süreçte son derece kıymetlidir. Her bir birimimizin gösterdiği özverili çalışma bu başarıyı mümkün kılmıştır"


Rektör Kent, üniversitenin kalite odaklı gelişimini sürdüreceğini belirterek, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nin araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda emin adımlarla ilerlediğini ifade etti. Rektör Kent, kalite güvencesi kültürünün kurumsal yapı içerisinde daha da güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.



ADÜ kurumsal akreditasyon almaya hak kazandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Psikolog Giriş: "Yapay zeka psikoloğum olabilir diyorsanız yanılıyorsunuz" Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, terapinin rastgele bir sohbetten çok daha kapsamlı bir süreç olduğunu belirterek, "Güven, empati, gizlilik ve klinik uzmanlık terapinin temelini oluşturur. Belirli bir çerçevesi olan profesyonel bir süreçtir" dedi. Acıbadem Adana Hastanesi Klinik Psikoloğu Dilara Boyraz Giriş, son yıllarda birçok kişinin stres, yalnızlık veya duygusal paylaşım ihtiyacıyla yapay zeka destekli sohbet robotlarına yöneldiğine dikkat çekerek, "Yapay zeka psikoloğum olabilir diyorsanız yanılıyorsunuz. Bu sistemler psikoterapinin yerini tutamaz. Yapay zeka ile yapılan sohbetler profesyonel psikolojik destekle karıştırılmamalıdır. Çünkü psikoterapi belirli bir amacı, yöntemi ve etik çerçevesi olan profesyonel bir süreçtir" dedi. Son yıllarda psikolojik destek, yalnızlıkla baş etme veya duygusal paylaşım ihtiyacı nedeniyle birçok kişinin yapay zeka destekli sohbet robotlarını kullanmaya başladığını belirten Boyraz Giriş, "Bu sistemler bazı kullanıcılar tarafından terapist, arkadaş hatta romantik partner gibi konumlandırılabiliyor. Tamamen olumsuz bir durum olarak adlandıramayız ancak bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Dijital araçlar bilgiye erişimi kolaylaştırıyor ve bazı başa çıkma yöntemlerini öğretebilse de tüm bunlar psikoterapiyle aynı şey değildir" diye konuştu. "Psikoterapi yalnızca konuşmak değildir" Psikoterapinin çoğu zaman yalnızca "dertleşmek" ya da zor bir durumda öneri almak olarak görülebildiğini belirten Boyraz Giriş, "Terapi rastgele bir sohbetten çok daha kapsamlı bir süreçtir. Güven, empati, gizlilik ve klinik uzmanlık terapinin temelini oluşturur. Belirli bir çerçevesi olan profesyonel bir süreçtir. Terapist yalnızca dinlemez; klinik değerlendirme yapar, danışanın ihtiyaçlarına odaklanır ve kanıta dayalı yöntemlerle ilerler" dedi. "Empatik görünebilir ama klinik sorumluluk taşımaz" Bugün yaygın olarak kullanılan yapay zeka sistemlerinin büyük dil modellerine dayandığını belirten Boyraz Giriş, "Bu sistemler geniş metin veri setleri üzerinden eğitilerek insan benzeri yanıtlar üretir ancak klinik sorumluluk taşımaz. Birçok sohbet robotu klinik olarak yapılandırılmış terapötik protokollere dayanmaz. Risk değerlendirmesi yapamaz, kriz anlarında inisiyatif alamaz ve etik sorumluluk üstlenemez. Bu durum yanlış veya çelişkili bilgi üretimi ve klinik risklerin gözden kaçması gibi sorunlara yol açar" diye konuştu. Aşırı onaylama ve sağlıksız bağlanma riski Yapay zeka sistemlerinin kullanıcıyla etkileşimi sürdürmek üzere tasarlandığını belirten Boyraz Giriş, "Bu durum psikoloji literatüründe ‘aşırı onaylama riski’ doğurur. Oysa psikoterapide terapist gerektiğinde empatik yüzleştirme yapar, işlevsiz düşünce kalıplarını sorgular ve terapötik sınırlar koyar. Yapay zeka robotlarının iletişimi sürdürmek adına kişiyi sürekli onaylaması kullanıcılarda sağlıksız duygusal bağlara yol açabilir. Kullanıcılar kendilerini duyulmuş ve onaylanmış hissettiklerinde saatlerce sohbet etmeye devam edebilir. Bu durum profesyonel yardım arayışını geciktirebilir ve kişinin duygusal ihtiyaçlarını gerçek sosyal ilişkiler yerine yapay zeka üzerinden karşılamasına neden olabilir" ifadelerini kullandı. Veri güvenliği de önemli Ruh sağlığına ilişkin verilerin en hassas kişisel bilgiler arasında yer aldığını hatırlatan Boyraz Giriş, "Yapay zeka destekli birçok sistem geleneksel klinik uygulamaların tabi olduğu etik ve düzenleyici çerçevelere bağlı değildir. Veri saklama ve paylaşım politikaları her zaman şeffaf olmayabildiği için kullanıcılar açısından ek risk oluşturabilir" dedi. "Bilinçli ve sınırlı kullanın" Yapay zekanın tamamen reddedilmesi ya da sınırsız biçimde güvenilmesi yerine bilinçli ve sınırlı bir kullanım yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini belirten Giriş, "Yapay zeka sistemleri bazı durumlarda bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran yardımcı araçlar olabilir. Ancak günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyen duygusal sıkıntılar, ilişkisel sorunlar veya işlevsellikte düşüş gibi durumlarda yapay zeka ile konuşmaya devam etmek yerine bir ruh sağlığı uzmanına başvurulması önemlidir" diye konuştu.
Sivas İsmini bilmeyen yok ancak tanışan çok az, Sivaslı bir sultan ve gönül insanı, Kadı Burhanettin Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Denizli, Sivas’ta neredeyse herkesin ismini duyduğu ama hakkında çok az kişinin bilgi sahibi olduğu, Sivas’ın manevi önderlerinden Kadı Burhanettin’i anlattı. Sivas’ta kabri adını taşıyan Kadı Burhanettin Mahallesi’nde bulunan Kadı Burhanettin, ismi neredeyse Sivas’ta yaşayan herkes tarafından bilinse de az kişi tarafından tanınıyor. Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Denizli, Sivas’ta Kadılık, vezirlik, atabeklik ve sultanlık yapan, aynı zamanda şehrin manevi önderlerinden Kadı Burhanettin’i anlattı. Denizli, Kadı Burhanettin’in büyük bir fıkıh ve fen alimi olduğunu belirtip, "Hanefi mezhebi fıkıh ve fen alimi, kadı ve devlet adamı. İsmi Burhaneddin Ahmed, babası Şemseddin Muhammed’dir. Kadı Burhaneddin; Ahmed, hicri 745 miladi 1344 senesinde Kayseri’de doğdu. İyi bir tahsil ve güzel bir terbiye gördü. Kadılık, vezirlik, atabeklik ve sultanlık yaptı. Hicri 800 miladi 398 senesinde vefat edip Sivas’ta defnedildi. 14 yaşına gelinceye kadar Türkçe, Arapca ve Farsça’yı öğrendi. Babasıyla birlikte Mısır’a gitti. Mısır’da fıkıh, usul, hadis, tefsir, feraiz, astronomi ve tıp ilimlerini tahsil etti. Dört mezhebin de fıkıh bilgilerinde ilim sahibi oldu" dedi. 21 yaşında kadı oldu Denizli, Kadı Burhanettin’in 21 yaşında kadılık görevine getirildiğini ifade edip, "Ondokuz yaşında babasıyla birlikte hacca gitti. Hac dönüşü Halep’te babasının vefatı üzerine 1364 yılında Kayseri’ye döndü. Kayseri Hükümdarı Eretnaoğlu Gıyaseddin Mehmed Bey tarafından babasının yerine Kayseri Kadısı tayin edildi. Kadı olduğunda 21 yaşındaydı. Yaşının genç olması dolayısıyla bazı itirazlar olmasına rağmen kısa zamanda dirayetini gösterdi. Adaletli hükümleri, sistemli faaliyetleri ile az zamanda halka kendini sevdirdi" dedi. Eretna devletinde vezir ve sultan oldu Denizli, Kadı Burhanettin’in 1378 yılında Eretna devletine vezir olarak atandığını açıklayarak, "1375 senesinde vuku bulan karışıklıklardan sonra Kadı Burhaneddin Ahmed’in bu husustaki dirayetini görenlerin de teşvikiyle kendini siyasetin içinde buldu. Konya’dan Erzurum’a kadar ondan bahsedilir oldu. Askeri kabiliyeti de ortaya çıktı. 1378 yılında vezir tayin edildi. İlerleyen yıllarda, Kadı Burhaneddin, ileri gelen kimselerin teşkil ettiği bir meclis tarafından saltanat naibi seçildi. Sivas’ta idareyi ele aldı. İktidarını ilan etti. Adına para bastırıp, hutbe okuttu" dedi. Savaşta vefat etti Denizli, Sivas’a sultan olan Kadı Burhanettin’in savaşta vefat ettiğini hatırlatarak şunları söyledi: "Kadı Burhaneddin onsekiz yıl süren hükümdarlığında çevresindeki beyliklere hakimiyetini kabul ettirdi. Osmanlı Sultanı Murad-ı Hüdavendigar Han ile dostane münasebetler kurdu. Kadı Burhaneddin Ahmed Bey, Akkoyunlu Karayülük Osman Bey ile önce dost olmasına rağmen, sonra araları açıldı. Karayülük Osman bey ile Sivas yakınlarında yapılan savaşta, Kadı Burhaneddin Ahmed öldürüldü. Kadı Burhaneddin’in oğlu Alaeddin Sivaslılar tarafından hükümdar ilan edildi. Timur Han’ın Anadolu’ya gelme ihtimali üzerine Sivaslılar şehri Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezıd Han’a teslim etti. Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti H-801 (M-1398) tarihinde sona erince, oğlu Alaeddin Ali Bey de Osmanlı hizmetine girdi"