ASAYİŞ
26 Mayıs 2026 Salı - 13:15 Sarıyer’de denizde can pazarı: Suya düşen kadın boğulmaktan son anda kurtarıldı İstanbul Sarıyer’de bilinmeyen bir nedenle denize düşen ve bir süre yüzdükten sonra fenalaşan kadın, Sahil Güvenlik ekipleri ve vatandaşların yardımıyla kurtarıldı. Sahilde yüzen vatandaşlar alanda merdiven olmayışına isyan ederek yetkililere seslendi. Olay, sabah saatlerinde Emirgan sahilinde meydana geldi. İddialara göre, sahilde oturan bir kadın, henüz bilinmeyen bir nedenle denize düştü. Denizde bir süre yüzen kadın, iskeleye yaklaştığı sırada aniden panikleyerek fenalaştı. Kadının su üzerinde baygınlık geçirdiğini gören vatandaşlar hemen kadının yardıma koştu. Baygın kadını denizden çıkarmak için seferber olan vatandaşlar, sahil hattı boyunca denizden karaya çıkışı sağlayacak bir merdiven bulunmaması nedeniyle çaresiz kaldı. Kadını yukarı çekmekte zorlanan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine kısa sürede Sahil Güvenlik ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine hızla ulaşan Sahil Güvenlik ekipleri, denizde yaşam mücadelesi veren kadını bota alarak karaya çıkardı. Sağlık ekiplerine teslim edilen kadına ilk müdahale olay yerindeki ambulansta yapıldı. Kadın, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Bölgede sık sık denize giren vatandaşlar, sahil şeridinde acil durum merdivenlerinin olmamasına tepki gösterdi. "Merdiven olmasını istiyoruz" Denizde bulunan kadını kurtarmaya çalışan Seyit Sarıkaya, sahil şeridine merdiven istediklerini ifade ederek, "Her hafta buraya geliyoruz, burada yüzüyoruz. Burada yüzerken balıkçı ağabeyler birinin denize düştüğünü söyledi. Koştuk. Oraya vardığımızda kadın bayılmıştı. Sahil güvenlik gelene kadar tuttuk. Nefes aldırmaya çalıştık. Bir iki kendine gelsin diye hafif hafif yanaklarına dokundurduk. İstifrağ etti, sonra ambulans geldi. Sahil güvenlik ekibine verdik. Bazı vatandaşlar yüzdüğünü kıyıya yanaşamayınca korktuğunu söyledi. Korkunca panik yaptı, panik yapınca da dengesini kaybetti. Oraya vardığımızda da bayılmıştı zaten. Ambulans geldi götürdü, geldiğinde bilinci yerinde değildi ama şimdi ne durumda bilemiyoruz. Düşme vakalarında merdiven çok önemli. Merdiven aslında önceden vardı yani her 100 metrede bir merdiven vardı, söktüler. Bu yalıda yaşayanlar rahatsız oluyormuş. Merdiven olmasını istiyoruz. Merdiven çok çok istiyoruz. Daha önce biz dilekçe de verdik ama şey kabul görmedi. Kendi merdivenimizle getiriyoruz. Burada arkadaşlar serinlesin, girsin istiyoruz. Bu Boğaz’ın güzelliğinden faydalanmak istiyoruz. Çok eğlenceli, çok güzel. Böyle gördüğünüz gibi merdivenimizi kendimiz getiriyoruz. Motorla getiriyorum ben bu merdiveni. Zorlanıyoruz da. Yetkililerden bir an önce merdiven istiyoruz. Çok mutlu oluruz" dedi. "Kadın kenarda otururken bir anda denize atladı" Sahilde balık tutan Ali Efe Koçhan, kadının oturduğu sırada denize atladığını ileri sürerek, "Bizim akli dengesinin yerinde olmadığını düşündüğümüz bir kadın kenarda otururken bir anda denize atladı. Normal yüzerken iskele kenarına geldiğinde bir anda bağırmaya başladı ’yardım edin yardım edin’ diye. Suda bir panik atak geçirdi galiba. İnsanlar yanına atladığında bayılmaya başladı. Sahil güvenlik geldi. Sahil güvenlik kadını çıkarırken bayağı zorlandılar çünkü kadın aslında çıkmak istemiyor gibi bir şeydi. Ondan sonra polis gelince çıkmak zorunda kaldı. Ambulansa geçtiler, durumunun iyi olduğunu söylediler. Burada benim bildiğim denize girilmiyor aslında ama işte girenler olduğu için buraya merdiven de koymaları gerekiyor" diye konuştu. İbrahim Akçay ise, kadının kurtarıldığını söyleyerek, "Ben geldiğimde burada yüzen arkadaşlar vardı. Tam kıyıda üç kişi tutmuşlardı. Polis geçiyordu buradan, yanaştılar, ıslık çaldılar, seslendiler, geldi. Sonra kadını tekneye aldılar. Ambulans geldi, polisler geldi, götürdüler. Ama kendisi atladığını söylediler. Ben geldiğimde suyun içinde kurtarmaya çalışıyorlardı. Üç kişi kurtardılar, aldılar ama durumunun ne olduğunu bilmiyorum" şeklinde konuştu.
26 Mayıs 2026 Salı - 13:01 İzmir’de Özgür Özel mitingine polis müdahalesi Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden alınan Özgür Özel’in İzmir’de düzenlemek istediği ve İzmir Valiliği tarafından izin verilmeyen miting öncesi tansiyon yükseldi. Cumhuriyet Meydanı’nda toplanmak isteyen ve emniyet güçlerinin dağılın uyarılarına aldırış etmeyen gruba polis ekipleri müdahale etti. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen ‘mutlak butlan’ kararının ardından Özgür Özel, ilk mitingini İzmir’de düzenleme kararı almıştı. İzmir Valiliği, alanın kısıtlı sayıda kişi alabileceği gerekçesiyle Cumhuriyet Meydanı için yapılan başvuruyu reddederek, alternatif olarak Gündoğdu Meydanı’nı işaret etti. Ancak CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ve parti yönetimi, Valiliğin bu kararına rağmen adres değişikliği yapmayacaklarını belirterek, partilileri saat 12.00’de Cumhuriyet Meydanı’na davet etti. Meydan polis barikatıyla kapatıldı İzinsiz miting ısrarının ardından İzmir Emniyet Müdürlüğü ekipleri sabahın erken saatlerinde teyakkuza geçti. Cumhuriyet Meydanı polis barikatlarıyla tamamen yaya ve araç trafiğine kapatılırken, meydan çevresine çok sayıda çevik kuvvet otobüsü ve TOMA konuşlandırıldı. Meydana giriş ve çıkışlar tamamen durduruldu. Meydan çevresindeki barikatların önünde toplanmaya başlayan kalabalık, sloganlar attı. Emniyet güçlerinin izinsiz toplanmanın kanuna aykırı olduğu ve grubun dağılması gerektiği yönündeki anonslarına rağmen alanda beklemekte ısrar eden gruba çevik kuvvet ekipleri müdahale etmeye başladı. Bölgede emniyet güçleri ile grup arasındaki gerginlik sürüyor.
Çocuk katil adrese Google Maps ile gitmiş
09 Nisan 2026 Perşembe - 09:43 Çocuk katil adrese Google Maps ile gitmiş Adana’da PVC ustası Yusuf Çelik’in öldürüldüğü saldırıya ilişkin detaylar, cinayetin nasıl planlandığını ortaya koydu. İddiaya göre, azmettirici M.S.A. hedefi belirleyip adresi verdi, 15 yaşındaki iki çocuk ise Google Maps üzerinden konumu bulup olay yerine gitti. Tutuklanan şüpheliler ifadelerinde aynı kişiyi işaret ederken, firari zanlı M.S.A.’nın arandığı bildirildi. Olay, 3 Mart günü Seyhan ilçesine bağlı Mıdık Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, L.A. (15) ve H.H. (15), motosikletle Yusuf Çelik’in (41) iş yerine geldi. Motosikleti kullanan L.A. dışarıda beklerken, H.H. iş yerine girerek silahla ateş açtı. Başından vurulan Yusuf Çelik, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olaydan kısa süre sonra iki şüpheliyi suç aleti tabanca ile birlikte yakaladı. Çocuk şube ekiplerine teslim edilen zanlılar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. "Teslim olun talimatı" Tetikçi H.H. ifadesinde, "Daha önce tanıştığım M.S.A. ile Yusuf Çelik’in aralarında husumet varmış. Bu nedenle onu vurmamı istedi. Onu vurmazsam beni öldüreceğini söylemişti. Ben de M.S.A.’dan korktuğum için kabul ettim. M.S.A. bana silah vererek, ‘Yusuf’un dükkanına git korkutmak amacıyla onun ayağına doğru ateş et’ dedi. M.S.A., olay günü tanımadığım bir çocukla, ‘Yusuf dükkanda’ diye haber gönderdi. L.A. ile birlikte Yusuf’un dükkanının Google üzerinden gittim. Birisini öldüreceğimizden bahsetmediğim L.A.’ya motosikletin başında beklemesini söyledim. Silah ile beraber Yusuf Çelik’in dükkanına girdim. İçeride 2 kişi vardı, elimdeki silahı onlara gösterdim. Üzerime doğru gelince rastgele ateş ettim. Amacım korkutmak için yere doğru ateş etmekti ancak üzerime geldikleri için mermi Yusuf Çelik’e isabet etti. Olaydan sonra M.S.A. bize ‘Gidip teslim olun’ dedi. L.A. ile birlikte polise gidip teslim olduk. Olayda kullandığım silahı da polislere verdim. Amacım öldürmek değil, korkutmaktı. Çok pişmanım" dedi. "Birini öldüreceğini bilmiyordum" Motosikleti kullanan L.A. ise, "M.S.A.’yle bir hafta önce tanıştık. Bana ‘Motosiklet kullanmayı biliyor musun?’ dedi. Evet deyince ‘H.H.’yi bir yere bıkacaksın’ dedi. Olay günü evimin önüne H.H. geldi. H.H.’yi motosiklet ile adrese götürdüm. H.H. motosikletten inip ‘Bekle, bir iki dakikaya geliyorum’ dedi. Beklerken silah sesi duydum. Daha sonra H.H. geldi ve motosikletin arkasına bindi. Birini öldüreceğini bilmiyordum" diye ifade verdikleri ortaya çıktı. Azmettirici firar Öte yandan çocuk katil H.H. ve suç ortağı L.A.’nın kendilerini cinayete azmettirdiklerini öne sürdükleri M.S.A., polis tarafından her yerde aranıyor.
Aile meclisi kararıyla öldürülen Güneş cinayetinde kan donduran detaylar
09 Nisan 2026 Perşembe - 09:37 Aile meclisi kararıyla öldürülen Güneş cinayetinde kan donduran detaylar Kocaeli’de 2017 yılında kaybolan ve 7 yıl sonra bir ihbarla "aile meclisi" kararıyla öldürüldüğü ortaya çıkan 4 çocuk annesi Güneş Yıldıztan (27) cinayetine ilişkin hazırlanan iddianame, kan donduran detayları ortaya koydu. Yapılan DNA testinde kadının 3 çocuğunun kayınbiraderinden olduğu belirlenirken, genç kadının eli ve ayakları bağlanıp diri diri yakıldığı iddiası ve gönderilen kefen fotoğrafları dehşete düşürdü. Edinilen bilgiye göre, 2017 yılının aralık ayında meydana gelen olayda evli ve 4 çocuk annesi Güneş Yıldıztan (27), sevgilisi Mehmet A. ile kaçtı. Birkaç gün sonra ise Güneş Yıldıztan Darıca ilçesindeki polis merkezine başvurarak kocası Nihat Yıldıztan’ın kendisini dövdüğünü, bu sebeple evden kaçtığını ve can güvenliğinin olmadığı belirterek şikayetçi oldu. Polis merkezindeki işlemlerinin ardından Güneş Yıldıztan, kadın sığınma evine yerleştirildi. Güneş Yıldıztan bir süre kaldığı sığınma evinden kendi isteğiyle ayrıldı. 11 kişi tutuklandı Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 2024 yılında gelen ihbar üzerine 7 yıldır hiçbir resmi işlem kaydı bulunamayan Güneş Yıldıztan’ın öldürüldüğü şüphesi üzerine inceleme başlattı. Adım adım iz süren ekipler, yaklaşık 4 aylık teknik ve fiziki tabinin ardından harekete geçti. Kocaeli merkezli İstanbul ve Van’daki eş zamanlı operasyonlarda 26 şüpheliyi gözaltına alındı. İfadesi alınan şüphelilerden Nihat Yıldıztan’ın da aralarında bulunduğu toplam 11 kişi tutuklandı. Kovuşturma aşamasında Seracettin Yıldıztan, Osman Yıldıztan, Bedir Yıldıztan, Ferhat Yıldıztan, Ahmet Yıldıztan, Mehmet Ziya Yıldıztan, Mustafa Yıldıztan olmak üzere 7 isme adli kontrol verilirken, sanıklar Nihat Yıldıztan, Saim Yıldıztan Barış Yıldıztan, Muhsin Yıldıztan’ın tutukluluğu devam etti. "11 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi 19 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan iddianame, Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, "töre saiki ile kasten öldürme" , "azmettirme" ve "yardım etme" gibi suçlardan Nihat Yıldıztan (42), Saim Yıldıztan (36), Seracettin Yıldıztan (66), Bedir Yıldıztan (72), Osman Yıldıztan, Ahmet Yıldıztan (44), Barış Yıldıztan (32), Ferhat Yıldıztan (35), Mustafa Yıldıztan (49), Mehmet Ziya Yıldıztan (40), Muhsin Yıldıztan (34) hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İhbarcının başvurusu ile kayıp ortaya çıktı 7 yıldır kendisinden haber alınamayan Güneş Yıldıztan’ın (27), "aile meclisi" kararıyla öldürülerek cesedinin yakıldığı iddiasına ilişkin hazırlanan iddianamede davanın seyrini değiştirecek detaylar yer aldı. İddianamede, maktulün çocuklarına yapılan DNA testinden "kefenli" tehdit mesajlarına kadar pek çok çarpıcı bilgi paylaşıldı. 30 Aralık 2017 tarihinde kaybolan Güneş Yıldıztan’ın akıbeti, 8 Şubat 2024 tarihinde Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’ne yapılan bir ihbarla gün yüzüne çıktı. İhbarcı, Güneş Yıldıztan’ın 2014 yılında evinden ayrılarak İstanbul’da Muhsin A. ile yaşadığını, daha sonra ailesine teslim edildiğini ve 6 yıldır kendisinden haber alınamadığını belirtti. Başlatılan soruşturma kapsamında teknik incelemeler ve HTS kayıtları, Güneş’in iletişiminin kesildiği anları ve aile üyelerinin o süreçteki hareketlerini deşifre etti. Öldürüldükten 2 yıl sonra boşanma gerçekleşmiş Soruşturma dosyasındaki incelemeler, Güneş Yıldıztan’ın kaybolmadan kısa süre önce, 18 Aralık 2017’de Darıca’da polise başvurarak eşi Nihat Yıldıztan’dan şikayetçi olduğunu gösterdi. Güneş, eşinin vücudunda sigara söndürdüğünü ve darp edildiğini beyan ederek kadın sığınma evine yerleşti. Ancak 25 Aralık 2017’de eşiyle barıştığını söyleyerek kurumdan ayrıldı. Kayıtlara göre Nihat Yıldıztan, 20 Aralık 2017’de "zina" gerekçesiyle açtığı boşanma davasını sürdürdü ve Güneş’in muhtemelen hayatta olmadığı 29 Eylül 2019 tarihinde resmi boşanma gerçekleşti. Güneş’in hiçbir duruşmaya katılmadığı tespit edildi. "2011 yılında eşim evden kaçtı" Sanık Nihat Yıldıztan iddianamede yer alan ifadesine göre, "Biz Kocaeli’ye taşındıktan sonra İstanbul’da çalışmaya başladım. 2011 yılı Aralık ayı içerisinde, İstanbul’da bulunduğum bir gece saat 01.00 sıralarında eşim Güneş Yıldız beni telefonla aradı. Bana ’Çocuklara sahip çık, ben gidiyorum’ dedi ve telefonu kapattı. Eşim evden ayrıldıktan sonra bir avukatın yanına gittim ve boşanmak istediğimi söyledim. Boşanma süreci boyunca da Güneş’i hiç görmedim. Eşimin kaybolmasıyla ilgili olarak polise herhangi bir müracaatta bulunmadım. Ancak eşimin kendi rızasıyla evden ayrıldığını düşündüğüm için elimizden bir şey gelmediğini değerlendirdim. Eşimin başka biriyle adı çıktığına veya böyle bir durum yaşandığına da şahit olmadım" dedi. "Kaçma olaydan sonra aile üyelerimle birlikte 2-3 defa bir araya gelerek toplantı yaptık" Güneş’in nerede olduğunu bilmediğini söyleyen Nihat Yıldıztan, "Kardeşlerim, amcam, kuzenlerim ve diğer aile bireyleriyle birlikte Seracettin amcamın evinde toplandık. Amcam burada bize Güneş’in başka birini sevip gittiğini, bu konuda yapılacak bir şey olmadığını söyledi. Güneş’in kaçtığı kişi Mehmet A.’nın ailesi, sürekli olarak Seracettin amcamı arayarak anlaşmak istediklerini söylüyorlardı. Ben anlaşmayı kabul etmek istiyordum ancak bu konuda benim görüşüm sorulmadı. Ben hiçbir zaman bir şahsa zarar vermek istediğimi söylemedim. Kardeşlerimin böyle bir şey söyleyip söylemediğini bilmiyorum. Kardeşlerim Saim ve Muhsin’in Güneş’i arayıp aramadıklarını da bilmiyorum. Olaydan sonra aile üyelerimle birlikte 2-3 defa bir araya gelerek toplantı yaptık. Bu toplantılarda yalnızca çocuklara kimin bakacağı konusunu konuştuk" şeklinde konuştu. "Eşim bir başkasını sevmiş ve onunla kaçmış olabilir" Söz konusu toplantılarda Güneş’in öldürülme konusunun da konuşulduğunu söyleyen Nihat Yıldıztan, "Böyle bir eylemin sonucunda alacağımız cezanın buna değmeyeceğini düşünerek öldürülmemesi yönünde karar aldık. Eşimin, kardeşim Saim ile ilişkisi olduğu yönünde söylentiler duydum ancak bunu kendi gözümle görmediğim için inanmadım. Benim düşünceme göre eşim bir başkasını sevmiş ve onunla kaçmış olabilir. Ancak bu durum onun öldürülmesini gerektirecek bir durum değildir" diye konuştu. Sanık Saim Yıldıztan ise Güneş’in nereye, gittiğini ve nerede olduğunu bilmediğini, kendisi ile bir ilişkisi olmadığını söyledi. "Muhsin ve Saim’in, Güneş’i öldürdüğünü söylediklerini duydum" Seracettin Yıldıztan’ın eşi Fatma Yıldıztan; Saim, Nihat, Muhsin, Bedir, Osman, Mehmet ve Seracettin Yıldıztan’ın, Güneş’in kaçtığı kişinin evini bulmak için toplandıklarını ancak adresi bilmedikleri için gidemediklerini söyledi. Fatma Yıldıztan; Muhsin ve Saim’in Güneş’i kaçıran kişiyle ilgili takibini sürdürdüğünü, daha sonra Bedir’in yönlendirmesiyle Muhsin ve Saim’in Güneş’i öldürdüğünü duyduğunu öne sürdü. "Namusumuzu temizleyeceğiz" Güneş’in kardeşi Habip Doğan, annesinin Nihat Yıldıztan ile telefonda konuştuğunu söyleyerek, "Nihat telefonda anneme amcasının sözlerini aktarmış. Amcası Seracettin, ’Güneş bizim şerefimizi ayaklar altına aldı, namusumuzu kirletti, namusumuzu temizleyeceğiz. Güneş’i öldüreceğiz’ demiş" dedi. "Saim Güneş’e kefen fotoğrafı attı" Bir tanık, Güneş’in kaçmadan önce kayınbiraderi Saim Yıldıztan’ın kendisine kefen fotoğrafı gönderdiğini ve "Sonun böyle olacak" dediğini anlattı. 7 Haziran 2024’te gelen gizli bir ihbarda ise maktulün İlimtepe mevkisinde ormanlık alana götürüldüğü, el ve ayakları bağlandıktan sonra üzerine benzin dökülerek yakıldığı öne sürüldü. Savcılık, 30 Aralık 2017 gece yarısından sonra Güneş’in telefonunun Muhsin Yıldıztan’a geçtiğini ve şüphelilerin baz bilgilerinin sabaha kadar bölgede hareketli olduğunu belirledi. DNA testinde büyük şok Cinayet soruşturması sırasında maktulün 4 çocuğuna DNA testi yapıldı. Rapor sonucuna göre, evlilik birliği içinde doğan 4 çocuktan 3’ünün babasının Nihat Yıldıztan değil, kardeşi Saim Yıldıztan olduğu ortaya çıktı. 4. çocuğun babasının ise ne Nihat ne de Saim olduğu belirlendi. "Eşi Nihat Yıldıztan ile barıştığını belirterek kurumdan ayrıldı" İddianamede yer alan savcılık değerlendirmesine göre, Güneş Yıldıztan’ın 4 Aralık 2017 tarihinde gönül ilişkisi yaşadığı Mehmet A. ile Denizli’ye kaçtığı, bu durum üzerine aile büyükleri Seracettin, Bedir ve Osman Yıldıztan’ın evinde toplantı yapılarak kararlar alındığı belirtildi. Şüpheli aile büyüklerinin, Mehmet A.’nın babasını arayarak baskı yaptıkları ve Mehmet A.’yı öldürmekle tehdit ettikleri açıklandı. Yapılan baskılar sonucu Denizli’den geri dönen ikiliden Mehmet A.’nın, 18 Aralık 2017’de Güneş Yıldıztan’ı Darıca Polis Merkezi’ne bıraktığı kaydedildi. Buradan, eşi Nihat Yıldıztan tarafından darp edildiğini beyan ederek Başiskele Kadın Sığınma Evi’ne yerleşen Güneş Yıldıztan’ın, 25 Aralık 2017’de kendi isteğiyle eşiyle barıştığını beyan ederek kurumdan ayrıldığı ifade edildi. Telefonu şüpheliye geçmiş Savcılık tarafından yapılan HTS incelemelerinde, maktulün sığınma evinden çıktığı gün eşi Nihat, kayınbiraderi Saim ve amcasının oğlu Ferhat Yıldıztan’ın da aynı bölgede olduğu tespit edildi. 28-30 Aralık 2017 tarihleri arasında maktulün Saim, Muhsin ve diğer şüphelilerle baz kayıtlarına göre birlikte hareket ettiği anlaşıldı. Güneş Yıldıztan’ın iletişiminin 30 Aralık 2017 günü saat 00.30’da tamamen kesildiği, yaklaşık 4 saat 25 dakika sonra ise maktulün telefonunun şüpheli Muhsin Yıldıztan’a ait hattın kullanımına geçtiği belirlendi. O gece boyunca diğer şüphelilerin baz bilgilerinin sabaha kadar hareketli olduğu, Nihat Yıldıztan’ın amcaları Osman ve Seracettin ile amcasının oğlu Bedir’in ise Van iline gittikleri bilgisi iddianamede yer aldı. Savcılık değerlendirmesinde, Güneş Yıldıztan’ın 30 Aralık 2017’de Saim, Muhsin ve Nihat Yıldıztan tarafından "töre saikiyle" öldürüldüğü, öldürme kararının ise aile büyükleri Seracettin, Bedir, Osman ve Mustafa Yıldıztan tarafından alındığı vurgulandı. Ferhat, Barış, Mehmet Ziya ve Ahmet Yıldıztan’ın ise eylemin işlenmesine yardım ederek icrasını kolaylaştırdıkları belirtilirken, Nihat Yıldıztan hakkında ayrıca "eşe karşı suç işleme" hükümlerinin uygulanması talep edildi. Sanıklar suçlamaları kabul etmedi Olaya ilişkin Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 27 Mart tarihinde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanıklar Nihat, Saim, Muhsin ve Barış Yıldıztan ile tutuksuz sanıklar Osman, Bedir, Seracettin, Ferhat, Ahmet, Mehmet Ziya, Mustafa Yıldıztan ve avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek tahliye talebinde bulundu. Mahkeme heyeti; sanıklar Muhsin ve Saim Yıldıztan’ın tutukluluk hallerinin devamına oy birliğiyle, Nihat Yıldıztan’ın tutukluluğuna ise oy çokluğuyla karar verdi. Heyet, sanık Barış Yıldıztan’ın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimali, tutuklu kaldığı süre ve delillerin toplanmış olması gerekçesiyle tahliyesine hükmederek duruşmayı erteledi.