ASAYİŞ
7 kişinin öldüğü fabrika yangını faciasında 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişi tahliye edildi 22 Mayıs 2026 Cuma - 02:43:37 Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bir kozmetik dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin öldüğü yangına ilişkin görülen davada; 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişinin tahliyesine, 5 sanığın ise tutukluluk halinin devamına karar verildi. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen davanın 2. celsesi, 2. gününde de devam etti. Duruşmaya tanık beyanları ile sanık Abdurrahman B’nin ifadeleri ile başladı. ’Suçluyu kayırma’ suçundan yargılanan Abdurrahman B., "Ali Osman Akat’ın kardeşi Ç.’nin fabrikasında çalıştığım için kendisini tanırım. Olay günü avukat beni arayarak Ali Osman Akat’ın yeğenleri İsmail ile Altay’a ulaşamadığını söyledi. Ali Osman Akat’ın Çerkezköy’deki fabrikasına yönlendirdi. Fabrikaya gittiğimde İsmail ve Altay oradaydı. Onay gelip onları aldı. Ben onlara, ’Nereye gidiyorsunuz, avukat beni buraya yönlendirdi" dedim. Onlar ise avukatla kendileri iletişim kuracaklarını söyledi. Daha sonra başka bir avukat beni arayarak, yeğenlerin fabrikaya geldiği aracı İstanbul’a götürmemi istedi. Ben sadece çekici ayarladım ve eve gittim. Benim bir suçum yok. İşin içinden çıkamadığım ve panik olduğum için bu zamana kadar teslim olamadım" dedi. Baz bilgileri ile sanığın söylediklerinin uyuşmadığı mahkemece aktarıldı. "İsmail’e borç para verdim" Dün SEGBİS ile dinlenen ancak arıza sebebiyle beyanı tam alınamayan tanık M.Ç. bugün tekrardan dinlendi. Tanık M.Ç., İsmail ve Altay Ali Oransal’ın ihracat hedefiyle firma kurmak istedi. Bunun üzerine kendilerine bir firma kurdum. Bir gün toplantı esnasında babaları Kurtuluş Oransal da geldi. Borcu olması sebebiyle çocukları adına şube açmak istediğini söyledi. Bunun üzerine Dilovası’nda Ravive Kozmetik şubesini açtık. Şubede sadece fason üretim yapılıyordu" diye konuştu. Çapraz sorguda avukatın, "İsmail Oransal’a birden fazla kez para göndermenin sebebi nedir?" sorusuna tanık, "Borç para gönderdim, iadesini aldım" şeklinde konuştu. "Yangının ilk sebebi gaz parlamasıdır" Sanık müdafilerinin özel olarak tuttuğu ve dosyaya bilirkişi raporu sunan yangın uzmanı A.S. davada dinlendi. Tanık A.S., "Olay yerine gittiğimde fabrika yıkılmıştı o sebeple sunduğumuz rapor; tanık beyanları ve o tarihle hazırlanan delillere istinaden hazırlanmıştır. Tuncay’ın IBS tankındaki kimyasal maddeyi mikserle karıştırması neticesinde ürünün buharlaşmış, mikseri yere koyduğunda parlama meydana geldiği görüşündeyiz. Kimyasal reaksiyon sonucunda tutuşma ile olay gerçekleşmiştir. Bu tür yerlerde çeşitli önlemler alınmalıdır. Tüm tedbirleri alınsa dahi parlama ve kıvılcım ihtimali sıfırlanmaz ancak minimuma iner. Kıvılcım üretmeyen ürünler kullanılmalıdır, ya da dışarda karıştırma yapılmalıdır. IBS tankında karışım yapılması uygun değildir. Tuncay’ın IBS tankında yaptığı işlem hatalıdır. Yangın merdiveni olsaydı kaçış kolaylaşırdı. Yangının ilk sebebi gaz parlamasıdır. Parlama noktası Tuncay’ın olduğu yerdir. Mikser çalışmazsa elektrik akımında dalgalanma olmaz. Tedbirlerin olması veya olmaması yangının çıkma sebebi değildir" ifadelerini kullandı. "Arkadaşlarımızın hepsi aç susuz vefat ettiler, hakları yerde kalmasın" Sırayla müşteki ve avukatlara söz hakkı verildi. Mağdur Ayten Aras, olay günü mikserin hiç çalışmadığını, elektrik arızası olduğunu ve sürekli sigortanın attığını dile getirdi. Aras, "Arkadaşlarımızın hepsi aç susuz vefat ettiler, hakları yerde kalmasın" dedi. Yangında kızını kaybeden Vedat Taşdemir, çalışanların fabrikada çıkış şanslarının olmadığını söyleyerek, sanıklardan şikayetçi olduğunu ifade etti. Ablası yangında vefat eden Emine Bulut, "Ablam sürekli elektrikte sorun olduğunu dile getiriyordu. Ablamın cenazesini aldığımızda korkuyla elini yüzüne kapatmış olduğunu gördük" diye konuştu. Alınan beyanlara ilişkin katılanların avukatları; Oransal ve Akat ailesinin fabrikalarında organik bağ olduğunu, Ali Osman Akat’ın olası kastla yargılanması gerektiğini ve buna ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını dile getirdi. Aleyna Oransal için tahliye talebi Cumhuriyet savcısı, Aleyna Oransal’ın hamileliği sebebiyle tahliyesine, İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Ali Osman Akat, Gökberk Güngör, Ünal A., Güven D., Abdurrahman B’nin mevcut tutukluluk hallerinin devamını talep etti. "Ailemden ve çocuklarımdan uzaktayım" Tutukluluk durumları ve beyanlara ilişkin sanıklara söz hakkı verildi. Tahliyesini talep eden sanık Ali Osman Akat, "6 aydır tutukluyum, ailemden ve çocuklarımdan uzaktayım. Şirketime kayyum atandı, personel sayımda ciddi düşüş yaşandı." dedi. Aleyna Oransal ile Gökberk Güngör ise önceki beyanlarını tekrar ettiğini söyleyerek tahliyelerini talep etti. Altay Ali Oransal da yaşanan olayda kusuru olmadığını söyleyerek tahliyesini istedi. "Ben bir şey üretmiyorum, sadece satışını yapıyorum" Sanık İsmail Oransal, "Ravive babama aittir, fabrikada fiili işleyişim yoktur. Shauran ve Lykke benim markamdır, ben sadece e-ticaretle uğraşırım. Ravive’ye sürekli gittiğim ve talimat verdiğim iddialarını kabul etmiyorum. Aleyhe olan hususları kabul etmiyorum. Yılın uzun süresini fuarlarda geçiriyorum. Ben bir şey üretmiyorum, sadece satışını yapıyorum. Dayımın kasası olduğum yönündeki beyanları kabul etmiyorum. Tahliyemi gerekirse ev hapsimi talep ediyorum" diye konuştu. "Adrese ulaşmak için elimden geleni yaptım. Tahliyemi talep ediyorum" Küresel OSGB sorumlu müdürü Ünal A., fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiklerini söyleyerek; "Ravive isimli iş yeri için görevlendirme geldi. Belirtilen adrese gittik ancak Ravive yerine başka bir iş yeri vardı. İsmail Oransal’ı aradım ama dönüş alamadım. Hatta Ataşehir’deki adresine gittim. En sonunda İsmail beni Mustafa Ç.’ye yönlendirdi. Mustafa ile telefonda konuşmamız tartışma havasında geçti; ’Siz kimsiniz, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok’ dedi. Başka yerden hizmet aldıklarını, sözleşmeleri olduğunu söyledi. Adrese ulaşmak için elimden geleni yaptım. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Çürük değil, sağlam yapı teslim ettim. Tutukluluğuma anlam veremiyorum" Suçlamaları kabul etmeyen eski bina maliki olan tutuklu Güven D., "6 aydır tutukluyum ve tutukluluğuma anlam veremiyorum. Olaydan 1 yıl önce yeri sattım. Satmadan önce fabrikayı Kurtuluş’a kiralamıştım. Buranın eksiklikleri olduğunu Kurtuluş’a kiraladığımda söylemiştim. Kendisi, yangın merdiveni ve elektrikle ilgili eksikliklerin yapacağını söylemişti, bunun için de kendisine süre vermiştim. Olayda bir suçum yoktur. Çürük değil, sağlam yapı teslim ettim. İmar kirliliği sebebiyle zaten daha önce yargılandım. 3 çocuğum var, bayram öncesi çocuklarım beni bekliyor. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık Abdurrahman B. ise "6 aydır korktuğum için teslim olmadım. Olayda suçum yok, tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu. 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişi tahliye edildi Sanık avukatların beyanların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, Aleyna Oransal’ın riskli gebeliği sebebiyle ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi. Güven D. ve Ünal A. da tutuklu kaldığı süre ve suç vasıflarının değişmesi ihtimali göz önüne alınarak yurt dışı çıkış ve adli kontrolle tahliye edildi. Tutuklu bulunan diğer 5 sanığın ise mevcut durumlarının devamına karar verildi, duruşma ertelendi. Olayın geçmişi Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025’te çıkan yangında çalışanlardan Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştı. Fabrika sahiplerinden olan Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü tutuklu Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı tutuklu Ali Osman Akat, Onay Y., tutuksuz Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Davanın ilk celsesinde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan ’suçluyu kayırma’ iddiasıyla yargılanan Onay Y.’nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Firari olan Abdurrahman B’de dün katıldığı duruşmada tutuklanmıştı.
22 Mayıs 2026 Cuma - 01:05 Hatay’daki heyelanda evlatlarını kaybeden acılı anne, çocuklarını daha güvenli olduğu için kızının evine göndermiş Hatay’da aşırı yağışla birlikte yaşanan heyelanda 15 yaşındaki oğlu Abdulhanan Elmuhammed’i kaybeden ve 10 yaşındaki oğlu yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren gözü yaşlı anne Güner Elmuhammed, olay gecesi evlatlarını yeni evli olan kızının evine gönderdiğini ifade ederek "Ölen oğlumu kepçeyle buldular, birinin de çamurun içinden ayakları sadece görünüyormuş" dedi. Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay’da dün akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili oldu. Kentte caddeler göle dönerken, sel ve heyelan afeti yaşandı. Aşırı yağışların etkili olduğu Antakya ilçesi Hacı Ömer Alpagot Mahallesi’nde yaşanan heyelanda çöken evdeki 4 kişi yaralandı. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan 15 yaşındaki Abdulhanan Elmuhammed yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayda Abdulhanan’ın 10 yaşındaki kardeşi Abdulcelil Çelik Elmuhammed de ağır yaralandı. Ağır yaralanan çocuğun yoğun bakımda tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Olayda bir evladını kaybeden, bir evladı da yaşam mücadelesi veren gözü yaşlı anne Güner Elmuhammed, olay gecesi 2 evladını daha güvenli olduğunu düşündüğü yeni evli kızının evine gönderdiğini ve sonrasında olayın yaşandığını söyledi. Göz yaşları içerisinde evlatlarını bulunduğu anı anlatan anne, "Ölen oğlumu kepçeyle buldular, birinin de çamurun içinden ayakları sadece görünüyormuş" dedi. "Benim evli kızım, ‘Anne ev yıkıldı, kardeşlerimi bulamıyoruz çamurun içinde ve dağ üstümüze yıkıldı’ dedi" Evlatlarını daha güvenli olduğu düşüncesiyle yeni evli kızının yanına gönderdiğini anlatan anne Güner Elmuhammed, evlatlarının çamur içerisinden çıkarıldığını ifade ederek, "Olayın yaşandığı gece ben evimdeydim. Yağmur dolayısıyla, benim evim akıyor diye yeni evli olan kızıma kardeşlerini alıp kendi evine gitmesini söyledim. Benim bir genç kızım var, bir de en küçük oğlumla beraber evimde kaldı. Olay saat üçte olmuş. Bana dörde yakın telefon geldi, kayıtsız bir numaraydı İki kere aradı, açmadım. Israr etti, açtım. Benim evli kızım, ‘anne ev yıkıldı, kardeşlerimi bulamıyoruz çamurun içinde ve dağ üstümüze yıkıldı’ dedi. O andan kaçmamla gidip oğlanlarımı, çocuklarımı aramam bir oldu. Oğullarımı bulamadım, çamurun içinde de aradım. Dağda da aradım, bulamadım. Ölen oğlumu kepçeyle buldular. Birinin de çamurun içinden sadece ayakları görünüyormuş. Çıkarttılar, şimdi komada beyin kanaması geçiriyor" dedi. "Bir cenazem var, bir de yaşamla mücadele eden bir oğlum var" Yaşanan heyelanın haberini alır almaz bölgeye gittiğini ifade eden acılı anne, "O gece yağmur yağıyordu, sel ve fırtına vardı. Yani orada daha emin ellerde sandım ben çocuklarımı. Onlar gittikten sonra cenazesini yarın kaldıracağım. Oğlum geldi yağmurda, çamurda. Anne dedi, ben sana sürpriz yapacağım dedi. Üstünü değiştirdi, öptü beni. Dedim oğlum gel seni yatırayım buraya. Yok anne dedi ben gidip kardeşlerimi göreceğim. Onlarla takılacağım biraz. Tamam dedi, gitti. Şimşek sesinden, yani gürültü sesinden çıktım iki kere dışarı. Yağmur yağıyor, sel götürüyor ortalığı. Ben nereden bileyim evin aniden yıkılıp çocuklarımı, beş kişiyi sürükleyerek yola atlayacağını, bilmiyordum ki. Bilseydim ben kapıyı kilitlerdim. Göndermezdim bile. Şimdi bir oğlumu gömeceğim, birisi ise komada. Bir cenazem var, bir de yaşamla mücadele eden bir oğlum var. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın yarabbim" dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Osmaniye’de
07 Nisan 2026 Salı - 11:14 Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Osmaniye’de Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, "Kültürel mirasımızı korumak yalnızca geçmişe sahip çıkmak değil; aynı zamanda geleceğe güçlü bir kimlik bırakmaktır." dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bir dizi ziyaret kapsamında geldiği Osmaniye’de valilik, parti binası ve belediyeyi ziyaret etti. Kente gelişinin ardından Osmaniye Valiliği’ne geçen Bakan Ersoy, burada şeref defterini imzaladı. Valilikte gerçekleştirilen il değerlendirme toplantısına katılan Ersoy, toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde, son 24 yılda Türkiye’mizin dört bir yanında çok önemli projelere imza attık diyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, "Bu vesileyle sizlerle Cumhurbaşkanımızın bir talimatını da paylaşmak isterim. Bizlere hep "Şehirlerimizin kültürel varlıklarını gözünüz gibi koruyun. Turizm potansiyelini ise hep bir üst çıtaya taşıyın, taşıyın ki turizmden esnafımız da kazansın, ulaştırma, gıda gibi sektörlerde iş yapanlar da iş- aş kazansın." der. Ama konu Osmaniye olunca ayrı bir hassasiyetle davranır Sayın Cumhurbaşkanımız.Bu talimat üzerine biz de gereğini her zaman yaptık, yapıyoruz. Kültürel mirasımızı korumak yalnızca geçmişe sahip çıkmak değil; aynı zamanda geleceğe güçlü bir kimlik bırakmaktır. Bu anlayışla Osmaniye’deki tüm kültür varlıklarımızı bilimsel yöntemlerle korumaya ve gelecek nesillere aktarmaya devam edeceğiz." İfadelerine yer verdi. "Osmaniye de bu yükselişten hak ettiği payı almaya devam edecektir" Türkiye’nin turizmde yakaladığı ivme ve elde ettiği rekorlar, Anadolu’nun her köşesindeki şehirlerimizin potansiyelinin doğru politikalarla nasıl değerlendirildiğinin en açık göstergesidir diyen Bakan Ersoy, "Osmaniye de bu yükselişten hak ettiği payı almaya devam edecektir.2026 yılı fiyatlarıyla toplam 678,8 milyon lira tutarında yatırım gerçekleştirerek bu güzel şehrin potansiyelini daha görünür hale getirdik.Modern kültür altyapısının güçlendirilmesi adına Osmaniye Cebeli Bereket, Düziçi Karacaoğlan ve Kadirli Aşık Fermani Kültür Merkezlerini tamamlayarak milletimizin hizmetine sunduk. Gençlerimizi kültür ve sanatla daha güçlü buluşturmak, bu şehirde üretimi ve kültürel katılımı artırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Osmaniye’de kültür merkezlerimizi sadece etkinlik alanı değil; aynı zamanda birer üretim ve buluşma mekânı olarak konumlandırıyoruz. Konaklama altyapısında da önemli bir gelişim sağladık. 2002 yılında yalnızca 1 işletme belgeli tesis ve 104 yatak kapasitesi varken, bugün 14 tesise ve 978 yatak kapasitesine ulaşmış bulunuyoruz. Bu artış, Osmaniye’nin turizmde yükselen bir değer olduğunun en somut göstergesidir." Diye konuştu. Dijital reklam kampanyalarıyla 4,9 milyon gösterim Tanıtım alanında da Osmaniye’yi yalnız bırakmadık diyen Bakan Ersoy, "Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansımız (TGA) aracılığıyla hem yurt içi hem yurt dışında etkin tanıtım çalışmaları yürüttük. Dijital PR projeleri kapsamında gerçekleştirilen influencer ağırlamaları ile milyonlarca kişiye ulaştık. Sadece 2025 yılında yapılan iki ayrı projeyle toplam 2 milyon erişim elde ettik. GoTürkiye platformumuzda Osmaniye’nin tarihi, doğası ve kültürel zenginliklerini 10 farklı dilde dünyaya anlatıyoruz.Ayrıca Osmaniye’nin zengin mutfağı, yerel ürünleri ve özgün lezzetleri de turizm açısından önemli bir değer taşıyor. Bu alanda yürüttüğümüz çalışmalarla da şehrimizin gastronomi potansiyelini daha görünür hale getirmeyi hedefliyoruz.2025 yılında 27 ülkede gerçekleştirdiğimiz dijital reklam kampanyalarıyla 4,9 milyon gösterim sağladık. Sosyal medya çalışmalarımızda da her geçen yıl artan bir etkileşim yakalayarak Osmaniye’nin dijital görünürlüğünü güçlendiriyoruz. *Aynı zamanda sürdürülebilir turizm anlayışı doğrultusunda tesislerimizin %81,25’inin belgelendirilmiş olması bizler için son derece kıymetlidir. Bu, Osmaniye’nin çevreye duyarlı ve kaliteli turizm anlayışını benimsediğinin açık bir göstergesidir."diye konuştu.
KPSS’de yapılan usulsüzlükler sebebiyle 16 FETÖ üyesi hakkında gözaltı kararı
07 Nisan 2026 Salı - 11:11 KPSS’de yapılan usulsüzlükler sebebiyle 16 FETÖ üyesi hakkında gözaltı kararı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 2012 KPSS ile 2012 adli ve idari hakim/savcı sınavlarında yapılan usulsüzlükler nedeniyle, 16 FETÖ üyesi hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı. FETÖ/PDY terör örgütlerine yönelik operasyonlar titizlikle sürdürülüyor. Bu kapsamda 2012 KPSS ile 2012 adli ve idari hakim/savcı sınavlarında yapılan usulsüzlükler nedeniyle Ankara merkezli 12 ilde düzenlenecek operasyonlarda, FETÖ mensubu 16 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği açıklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından düzenlenecek operasyonlarda, gözaltına alınacak 16 FETÖ üyesinin, örgüt içi şifreli iletişim aracı olan Bylock programını kullandığını açıklandı. Şüphelilerin, sınav öncesi usulsüz şekilde ele geçirdikleri KPSS ve Hakimlik/Savcılık sınav sorularını dağıttıkları, bir kısım şüpheliler yönünden ise bu soruları aldıklarına ve bahsi geçen sınavlara, mensuplarını hazırlamak amacıyla örgüt tarafından oluşturulan mahrem nitelikteki çalışma evlerinde kaldıkları ve örgüt üyeliği, iltisak ve irtibatlarına dair haklarında birçok delil bulunduğu ifade edildi. 16 FETÖ üyesi gözaltında Edinilen bilgilere göre, aralarında sivil şahısların da bulunduğu tamamı ihraç, hakim/savcı, vergi müfettişleri, BTK personeli, Tapu ve Kadastro personeli, Kültür ve Turizm Bakanlığı personeli olmak üzere toplam 16 FETÖ üyesinin, Ankara merkezli 12 ilde düzenlenecek eş zamanlı operasyonlarda, şüphelilerin gözaltına alınacağı ifade edildi.
Uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 2 bin 996 şüpheli tutuklandı
07 Nisan 2026 Salı - 10:57 Uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 2 bin 996 şüpheli tutuklandı Adalet Bakanı Akın Gürlek, mart ayı içerisinde uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 2 bin 996 şüphelinin tutuklandığını açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına yönelik operasyonların titizlikle yürütüldüğünü belirtti. Gürlek, bu kapsamda mart ayı içerisinde toplam 729 operasyon gerçekleştirildiğini, düzenlenen operasyonlar sonucu 2 bin 996 şüphelinin tutuklandığını ifade etti. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bu suçların gençleri tehdit ettiğini belirterek, "Uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçları, gençlerimizi bağımlılık ve suça sürükleyen, toplumun huzurunu ve geleceğini tehdit eden çok yönlü bir tehlikedir. Bu suçlar, aile yapımızı zayıflatmakta, toplumsal dokuya zarar vermekte, bireyleri ve aileleri telafisi güç mağduriyetlerle karşı karşıya bırakmaktadır. 2026 yılı Mart ayı içerisinde, 81 ilimizde 171 Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumar suçlarına yönelik toplam 729 operasyon gerçekleştirilmiş, 9 bin 185 şüpheli hakkında adli işlem yapılmış, 2 bin 996 şüpheli tutuklanmış, 820 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Operasyonların büyük çoğunluğunu oluşturan uyuşturucu suçlarına yönelik 669 operasyonda, 7 bin 568 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 2 bin 541 kişi tutuklanmıştır. Yasa dışı bahis operasyonları kapsamında ise 56 operasyonda bin 608 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 455 kişi tutuklanmıştır. En fazla işlem yapılan ilimiz İstanbul olmuştur. Bu başarılı operasyonlarda görev alan tüm yargı teşkilatı mensuplarımıza ve adli kolluk birimlerimize teşekkür ediyorum. Toplumumuzu, aile yapımızı ve gençlerimizin geleceğini hedef alan bu suçlara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi.
Kocasını öldürüp satırla 15 parçaya böldü, kayıp ihbarında bulundu
07 Nisan 2026 Salı - 10:56 Kocasını öldürüp satırla 15 parçaya böldü, kayıp ihbarında bulundu Bursa’da 77 yaşındaki kocası için kayıp ihbarında bulunan 69 yaşındaki kadının öldürdüğü kocasını satırla 15 parçaya böldüğü ve cesedin parçalarını çöp konteynerlerine attığı ortaya çıktı. Osmangazi ilçesi Selamet Mahallesi’nde 30 Ocak’ta eşi emekli polis memuru Ali Fuat U. (77) için kayıp başvurusunda bulunan A.U.’nun (69) çelişkili ifadeleri, korkunç cinayeti gün yüzüne çıkardı. Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin titizlikle yürüttüğü dosyada kayıp şahsın ikamet ettiği adreste Kriminal Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan detaylı incelemelerde, ev içerisinde Ali Fuat U.’ya ait biyolojik bulgulara rastlandı. Delillerin evin içinde yoğunlaşması üzerine soruşturmayı derinleştiren cinayet ekipleri, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 şüpheliyi gözaltına aldı. "15 parçaya ayırıp çöp konteynerlerine attım" Emniyetteki sorgusunda suçunu itiraf eden A.U., kocasının merdivenlerden düşerek hayatını kaybettiğini iddia etti. Olay sonrası paniğe kapıldığını ve kendisinden şüphelenilmesinden korktuğunu öne süren zanlı, eşinin cansız bedenini yaklaşık 15 parçaya ayırdığını ve bu parçaları mahalledeki farklı çöp konteynerlerine attığını itiraf etti. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen A.U., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili gözaltına alınan diğer şüpheliler F.U. (48), M.U. (50) ve M.Ö. (65) ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Öte yandan olaydan kısa bir süre önce yaşlı adamın camiye gittiği anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.