ASAYİŞ
08 Mart 2026 Pazar - 10:51 Almanya’dan cinayet için gelmiş: Ablasını öldürdü eniştesini ağır yaraladı İzmir’de arsa anlaşmazlığı nedeniyle Almanya’dan gelerek ablasını öldürüp eniştesini ağır yaralayan cinayet zanlısı, polis ekiplerine teslim oldu. Olaydan sağ kurtulan adam ve kızı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde katil zanlısının en ağır cezayı alması için adalet çağrısında bulundu. Olay, 7 Şubat sabahı saat 06.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, Almanya’dan Türkiye’ye gelen A.Ç., arsa anlaşmazlığı yaşadığı ablası ve eniştesinin evine gitti. Bahçeden gelen sesler üzerine dışarı çıkan Mesut Tarhan (47) omuz bölgesinden bıçaklanırken, yardıma koşan eşi Adile Tarhan (53) da kardeşi tarafından defalarca bıçak darbesi aldı. Adile Tarhan 18, Mesut Tarhan ise 9 bıçak darbesiyle kanlar içerisinde kaldı. Olayın ardından kaçan zanlı daha sonra polise teslim olurken, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Adile Tarhan 2 gün sonra hayatını kaybetti. Yoğun bakımdaki tedavisinin ardından taburcu olan Mesut Tarhan, 26 yıllık eşinin öldüğünü günler sonra öğrendi. "Sırtıma bıçak saplandığını hissettim" Yaşadığı dehşet anlarını anlatan Mesut Tarhan, "O gün gece geç yatmıştık. Saatin tam kaç olduğunu hatırlamıyorum ama yaklaşık 12.30 civarıydı. Eşim beni uyandırdı ve yan taraftan bir ses geldiğini söyledi. Ben tam o sırada kapının kapanma sesini duydum. Bunun üzerine birlikte kalkıp dışarı çıktık. Oturduğumuz ev müstakil olduğu için bahçeye çıktık. Bahçedeki lambalar yanmıyordu; yalnızca kapının önündeki bir lamba açıktı, diğer taraflar karanlıktı. Düz zeminde yürüyordum. Kapının önünden yaklaşık 4-5 metre ilerledikten sonra sağ tarafta zeminin yükseldiği karanlık bir alan var. Tam oraya doğru dönerken bir anda omzuma bir bıçak saplandığını hissettim. O anda sırt üstü yere düştüm. Eşim sağ tarafımdaydı, biraz da gerimde kalıyordu. O sırada saldırgan eşime yöneldi ve ona da üst üste bıçak darbeleri indirdi. Ben kendimi doğrultmaya çalıştım. Yaram hâlâ sıcaktı. O sırada saldırganı gördüm; Aslan Çoban’dı. Kendimi toparlayıp ayağa kalktım, ensesinden tutup yere attım ve elindeki bıçağı almaya çalıştım. Bıçağı almaya çalışırken sağ kolum kesildi. Bıçak onun sağ elindeydi, ben de sağ elimle müdahale ettim. Sağ elim tamamen kesildi. İki parmağım neredeyse kopmuştu, sadece deri parçası tutuyordu. Üç parmağım kesilmişti, sonradan onlara tendon transferi yapıldı" dedi. "Eşimin vefat ettiğini sonradan öğrendim" Tedavi sürecinden bahseden Mesut Tarhan, "Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Ne oldu, ne bitti bilmiyorum. Kendime geldiğimde çocukların ve komşumun seslerini duyuyordum. Kızım ambulansı arıyordu. Daha sonra beni ambulansla hastaneye götürdüler. Yaklaşık 5-6 gün entübe kaldım ve o süreçte ne yaşandığını hatırlamıyorum. Ardından 13-14 gün boyunca yoğun bakımda ve serviste yoğun antibiyotik tedavisi gördüm. Geçen hafta taburcu oldum. Kendime geldiğimde hastanedeydim. Doktor bana günün hangi gün olduğunu ve saatin kaç olduğunu sordu, ancak hatırlamıyordum. Sonradan öğrendim ki olay 7 Şubat’ta olmuş. Kendime geldiğimde eşimin vefat ettiğini bilmiyordum. Bunu daha sonra öğrendim" ifadelerini kullandı. "Ortak alınan evin üzerine çökmek istedi" Olayın geçmişine değinen Mesut Tarhan, "Bu olayın arkasında aslında iki yılı aşkın süredir devam eden bir mesele vardı. Biz zaten konuşmuyorduk. Eşim açıkça annesine de söylemişti; ’Huzurumuzu kaçırıyorsunuz, uzak durun’ demişti. Oturduğumuz evi eşimle birlikte almıştık ancak ev onların üzerineydi ve vermiyordu. Bana ’bugün yarın vereceğim’ diyordu ama eşime de vermeyeceğini söylemiş. Eşim ayrıca ona para da vermişti, onu da vermeyeceğini söylemiş. Evet, ortak alınan evi sahiplenmek ve üzerine çökmek istedi. Kendisi o evde oturmuyordu. Yaklaşık iki buçuk yıl önce Almanya’ya kaçmıştı, çocuklarıyla birlikte gitmişti. Benimle bir sorunu yok gibi görünüyordu ama meğer eşimle arasında ciddi sorunlar varmış. Eşim evi istiyormuş, o ise vermiyormuş. ’Annem yanımda kalmak istemedi, sen istemedin’ gibi sudan bahaneler ileri sürüyormuş" diye konuştu. "Cinayet işlemek için Türkiye’ye gelmiş" Saldırganın tehditlerde bulunduğunu belirten Mesut Tarhan, "Almanya’da da sorunlar yaşamış. Psikolojisinin iyi olmadığı söylenmiş. Eşi ve çocuklarıyla birlikte Türkiye’ye dönmek istemiş ancak onlar kabul etmemiş. Onları orada bırakıp tek başına Türkiye’ye gelmiş ve böyle bir olaya kalkışmış. Gelmeden önce bize geldiğini ya da evde olduğumuza dair hiçbir telefon etmedi. Ocak ayının 15’i ya da 16’sında eşimi aramış. Eşim bana söyledi ama telefonu açmamış. Ben de ’Aç, kardeşindir. Bugün kavga edersiniz yarın barışırsınız’ dedim. Eşim de ’Açıyorum ama bana çok ağır küfürler ediyor, tehdit ediyor’ dedi. Daha sonra eşim tekrar konuştuğunda ona ’Ayın birinde geleceğim, orada seni görmeyeyim, öldüreceğim’ dediğini söyledi. Ben de kendisine mesaj yazdım. ’Bir sıkıntı mı var? Varsa konuşalım’ dedim. Bana ’Seninle bir sıkıntım yok, gelince konuşuruz’ diye cevap verdi. Bana açıkçası bu olay çok şaşırtıcı gelmedi. Çünkü aile içinde bu tür meseleler daha önce de yaşanmış. Urfa’da bir evleri var ve o ev yüzünden beş kardeşin hiçbiri birbiriyle konuşmuyor. Ben 2000 yılında evlendim. Yani 26 yıllık eşimi kaybettim. Onu öz kardeşi öldürdü" dedi. "Annem kanlar içindeydi ve babana koş dedi" Olay anını anlatan Sevgi Tarhan (21), "O sırada evdeydim ve en arka odadaki kendi odamda uyuyordum. Kardeşimin seslenmesiyle uyandım. Bana ’Dayım geldi, annemle babam yaralı, kapının önündeler’ dedi. İlk başta gürültüyü duymamıştım ama yataktan kalktıktan sonra annemin bağırışını duydum. Hemen telefonumu şarjdan alıp kapıya doğru koşmak istedim. Tam o sırada annem içeri girdi. Annem kanlar içindeydi ve bana ’Babana koş’ diye bağırdı. O anda babamın yaralandığını düşündüm. Kapının önüne çıktım. Tam o sırada babam bana doğru yürüyordu. Birkaç adım attıktan sonra bayıldı. Babam bayılırken onu tuttum. Yaralarına tampon uyguladım ve kanamanın durması için baskı yaptım. Kardeşime seslenerek telefonu getirmesini söyledim ve ambulansı aradım. Aynı zamanda ailemizi de arayıp haber verdim. Babama baskı uygularken annem içeriden komşuları aradı. Komşu geldi. Ona babamın yarasına nasıl baskı yapması gerektiğini gösterdim ve babamı ona bıraktım. Daha sonra anneme bakmak için içeri koştum" sözlerini kaydetti. "Dayını yaptı kızım dedi ve bayıldı" Sağlık ekipleri gelene kadar ailesine müdahale ettiğini söyleyen Sevgi Tarhan, "İlk çıktığımda kapının önünde saldırganı görmemiştim. Babam tek başınaydı ve bana doğru yürüyüp kapının önünde yere yığılmıştı. Çok kısa bir süre içinde olmuştu her şey. Babamın bilincinin kapalı olduğunu fark ettim. O sırada annem ayaktaydı ve konuşuyordu. Babam bir ara kendine gelir gibi oldu ve ’Dayını yaptı kızım, dayını yaptı’ dedi. Yaralarına baskı yaparken acıdan bağırıyordu. Komşuya ’Sen tut’ dedim, ’Ben anneme bakmam lazım’ dedim ve içeri koştum. Annemin üstündeki tişört ilk gördüğümde hafif kanlıydı. Ancak içeri girdiğimde tişörtünün tamamen kana bulandığını gördüm. Tişörtünü kaldırdığımda daha derin yaralarının olduğunu fark ettim. O sırada ambulans çok kısa sürede geldi. Yaklaşık 5-6 dakika içinde olay yerine ulaştılar. Ondan sonrasını sağlık ekiplerine bıraktık" dedi. "8 Mart’ta annem için adalet istiyorum" Annesini kaybettiği için büyük üzüntü duyduğunu ifade eden Sevgi Tarhan, "Daha önce hayatımda böyle büyük bir korku yaşamamıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bir yandan şok içindeydim, bir yandan da müdahale etmeye çalışıyordum. Dayımın böyle bir şey yapabileceğini hiç düşünmemiştim. Kapının önüne çıktığımda annemle babamı kanlar içinde görünce büyük bir şok yaşadım. Olay 7 Şubat’ta oldu. Annem ise 9 Şubat sabahı saat 05.30’da hayatını kaybetti. Çok garip bir durumdu. Bir yandan annemi kaybetmenin acısını yaşıyorum, diğer yandan babamın hayatta olduğu haberini alıyoruz. Çok karmaşık duygular içerisindeydik. Ben dayımın suçunun en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Annemi elimizden aldı. Babam da ağır yaralandı. Almanya’dan Türkiye’ye cinayet işlemek için gelmiş. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve ben annemi katleden kişinin en ağır cezayı almasını istiyorum. Bunun için ne gerekiyorsa yapılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.
"Su" cinayeti davasında sanığa 18 yıl hapis
05 Mart 2026 Perşembe - 16:04 "Su" cinayeti davasında sanığa 18 yıl hapis Kahramanmaraş’ta 1 çocuk babası şahsın su istediği iş yerinde çıkan tartışmada sopayla darbedilerek öldürülmesine ilişkin 5 sanığın yargılandığı davada mahkeme, tutuklu sanığa 18 yıl hapis cezası, tutuksuz yargılanan 4 sanığa ise 4’er ay hapis cezası verdi. 6 Eylül 2024’te Küçük Sanayi Sitesi’nde bir fabrikanın önünde iddiaya göre çalışanlardan su isteyen Mesut Kazancı (30), işçilerin hortumu göstermesi üzerine "Bardağınız yok mu?" diye karşılık vermiş, çıkan kavgada iş yeri çalışanlarından Ahmet I. ve Erman N., Kazancı’ya sopayla saldırmıştı. Ağır yaralanan Kazancı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Olayla ilgili Ahmet Irmalı (38), Erman N. (43), Abdullah H. (25), Veysel D. (39) ve Yusuf Ü. (38) hakkında ’kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis, olaya ait görüntüleri sildiği öne sürülen Hacer D. (35) hakkında ise ’suç delillerini yok etme’ suçundan 5 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. Kahramanmaraş 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde davanın son duruşmasına tutuklu sanık Ahmet Irmalı, Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı ile katıldı. Mahkemede konuşan Mesut Kazancı’nın annesi Gül Kazancı, "Ben bir anne olarak çok üzgünüm, başka anneler ağlamasın. Adalet istiyorum, suçlular cezasını çeksin" dedi. Kazancı’nın eşi Sena Kazancı ise, "Suçluların en ağır cezayı çekmesini istiyorum, adalet istiyoruz" diye konuştu. Baba Ahmet Kazancı da, "Bir kişi tutuklu, 4 kişi dışarıda. Benim oğlumun bebeğini yetim bıraktılar. Keşke oğlum o gün oraya gittiğinde onları orada görmeseydi. Bir bardak su bahane. Suçluların cezalandırılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı. "Bir anda kendimi olayın içinde buldum" Tutuklu sanık Ahmet Irmalı ise, mütalaaya karşı, "Ben bu olayı başından sonuna kadar tüm gerçekliği ile anlattım. Kendi halinde yaşayan biriydim, bir anda kendimi olayın içinde buldum" diye konuştu. Sanık avukatları ise savunmaları tekrar ederek, müvekkillerinin beratlarını talep etti. Her iki tarafı da dinleyen mahkeme, sanık Ahmet Irmalı hakkında 18 yıl hapis cezasına hükmederken, diğer sanıklara ise 4’er ay hapis cezası verdi. Duruşma sonrası Mesut Kazancı’nın ailesi üzüntülerini dile getirdi. Anne Gül Kazancı gözyaşlarına boğularak, "Ben oğlumun mezarına gidip, ona ahı yerde kalmadı diyecektim" dedi.
Vali Erol: "Ordu’da olayları aydınlatma oranımız yüzde 100’e ulaştı"
05 Mart 2026 Perşembe - 15:58 Vali Erol: "Ordu’da olayları aydınlatma oranımız yüzde 100’e ulaştı" Ordu Valisi Muammer Erol, ildeki olayların aydınlanma oranının yüzde 100’ e ulaştığını söyledi. Vali Muammer Erol, il genelinde asayiş, narkotik, siber suçlar, terör, kaçakçılık ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarla ilgili basın bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda, İl Emniyet Müdürlüğü ile İl Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında 2025-2026 yılları şubat aylarının karşılaştırılması yapıldı. Kişilere karşı işlenen 10 önemli suç kategorisinde olay sayısında yüzde 8 azalma yaşandığını söyleyen Vali Erol, olayların aydınlatma oranının 2025 yılı şubat ayında yüzde 99,9 iken, 2026 yılı şubat ayında ise yüzde 100 olduğunu kaydetti. Mal varlığına karşı işlenen suçlarda azalma Mal varlığına karşı işlenen suçlarda da azalma yaşandığına dikkat çeken Vali Erol, bu suç kategorilerinde olay sayısında geçen yıla göre yüzde 29 azalma olduğunu aktardı. Erol, yapılan çalışmalarda hapis cezasına göre aranan 546 kişinin yakalandığını, ifade için aranan bin 196 kişi hakkında işlem yapıldığını belirterek, asayiş olaylarında toplam 119 silahın ele geçirildiğini ve 130 kişi hakkında işlem yapıldığını kaydetti. Kaçakçılık operasyonlarında 90 kişiye adli işlem Vali Muammer Erol, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında şubat ayında 73 operasyon düzenlendiğini belirterek, 90 kişi hakkında işlem yapıldığını, 6 kişinin tutuklandığını ve 8 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını söyleyerek, operasyonlarda çok sayıda kaçak sigara, tütün, alkollü içki, sahte para, silah, fişek, tarihi eser ve makaron ele geçirildiğine dikkat çekti. Uyuşturucu operasyonlarında 59 tutuklama Uyuşturucuyla mücadele kapsamında ise Şubat ayında uyuşturucu imal ve ticaretine yönelik 44 operasyon düzenlendiğini belirten Vali Erol, 59 kişinin tutuklandığını, 26 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını kaydetti. Siber suçlarla mücadele Siber suçlarla mücadele kapsamında da çalışmaların sürdüğünü belirten Vali Erol, şubat ayında asayiş, terör, güvenlik ve diğer suç türlerinde suç unsuru tespit edilen 314 kişi veya hesap hakkında işlem yapıldığını ifade etti. Siber suçlar kapsamında terörle iltisaklı 4 kişinin tespit edildiğini kaydeden Erol, yasa dışı bahis ve bilişim suçlarına yönelik 3 operasyonda 3 kişinin tutuklandığını, çevrimiçi çocuk istismarına yönelik 7 operasyonda ise 2 kişinin tutuklandığını söyledi. 2026 yılının ilk 2 ayında 5 kişi trafik kazasında hayatını kaybetti Trafik denetimleri hakkında da bilgi veren Erol, şubat ayında 231 bin 736 aracın denetlendiğini ve 33 bin 344 araca işlem yapıldığını belirtti. Ayrıca bin 357 ticari taksiden 123’üne, 4 bin 177 okul servisinden ise 139’una işlem yapıldığına dikkat çeken Erol, aynı dönemde il genelinde 350 trafik kazası meydana geldiğini ve 476 kişinin yaralandığını söyledi. Vali Erol, patpatların karıştığı 10 trafik kazasında ise 16 kişinin yaralandığını söyledi, 2026 yılının ilk 2 ayında meydana gelen trafik kazalarında 5 kişinin hayatını kaybettiğini de sözlerine ekledi.