EKONOMİ - 13 Şubat 2026 Cuma 14:07

Un sektöründe hedef 3 milyon ton ihracat

A
A
A
Un sektöründe hedef 3 milyon ton ihracat

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından düzenlenen 20. Uluslararası Kongre ve Sergisi Antalya’da başladı. TUSAF Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mesut Çakmak, "2025 yılında 2 milyon 400 bin ton satış yaptık. Ülkemizin etrafındaki olumsuz olaylara rağmen ihracatımızda hız kesmedik. 2026 yılından beklenti olarak iyimseriz. 3 milyon ton ihracat beklentisiyle bu sene yola çıktık" dedi.



İklim Dayanıklılığı ve Ticaretin Geleceği temasıyla gerçekleştirilen 20. Uluslararası Kongre ve sergisi 1.200 katılımcının buluşmasıyla başladı. 500’den fazla firmayı bir araya getiren federasyon 100’e yakın yurtdışı katılımcıyla da buluştu. TUSAF Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mesut Çakmak, 2025 yılının sektör adına güzel geçtiğini belirterek, sektörün olumsuz etkilenmemesi için stokları güncel tutmaya çalıştıklarını söyledi. TÜİK verilerine göre 2025 sezonunu bir önceki yıla göre yüzde 13 azalma ile yaklaşık 18 milyon ton buğday üretimi gerçekleştirerek kapattıklarını fakat olumsuz bir etki olmadığını belirten Çakmak, un sektörü olarak ise 2026 yılında beklentinin 3 milyon ton ihracat olduğunu ifade etti.



Çakmak, "2025 yılında 2 milyon 400 bin ton satış yaptık. Bu da sektör olarak 880 milyon dolar ihracat ile kapatmamızı sağladı. 2026 yılından beklenti olarak iyimseriz. 3 milyon ton ihracat beklentisiyle bu sene yola çıktık. Bahar yağmurlarıyla birlikte bereketli bir yıl geçeceğini ve hedefimize ulaşacağımızı öngörüyoruz. Kapasitemizde herhangi bir eksiklik asla beklemiyoruz. Hem iç piyasaya hem dış piyasaya yetecek kadar ürünümüz var. Tüm paydaşlar olarak durmadan çalışıyoruz ve daha iyisi yapmak için elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz" dedi.



"Buğdayda geçen yıl 18 milyon ton üretim yaptık"


Geçen yıl buğday üretiminde düşüş yaşanmasına rağmen sektörün olumsuz etkilenmediğini belirten Çakmak, "Bugün burada sektör buluşması gerçekleştirirken bir yandan ise gıda arz güvenliğinin ve küresel ticaretin geleceğini ele alıyoruz. TÜİK verilerine göre 2025 sezonunu bir önceki yıla göre yüzde 13 azalma ile yaklaşık 18 milyon ton buğday üretimi gerçekleştirerek kapattık. Her şeye rağmen 2025 yılı bizim için güzel geçti. Herhangi bir olumsuz etkiyle karşılaşmadık. Üretimlerimize devam ettik. Satışlarımız güzel geçti" şeklinde konuştu.



"1.200 katılımcı kongre ve sergide yer aldı"


Çakmak, "Fuarımız ve kongremiz çok güzel başladı. 1.200 katılımcıyla başladık. Burada bulunan katılımcıların hepsi un sektöründen değil. Buğday satıcısı, çiftçisi, tüccarı ve her alandan katılımcı yer alıyor. Yurt dışından 100’e yakın katılımcı bulunuyor. Bunlar Rusya, İsviçre, Bulgaristan gibi birçok ülkeden gelenler oldu. Dubai’den de katılımcılar bulunuyor" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.