POLİTİKA - 17 Nisan 2026 Cuma 14:35

Suriye Cumhurbaşkanı Şara: "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz"

A
A
A
Suriye Cumhurbaşkanı Şara: "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz"

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamada, "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" dedi.


Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde bu yıl 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda açıklamalarda bulundu.


Moderatörün, en alttan en üste kadar bir araya gelmiş bir topluluk ile zorlanan bir ekonomiye işaret ederek, tüm dünyanın Suriye’nin değişimini yakından izlediğini ve salondaki liderler arasında belirsizliklerin ağırlığını en fazla taşıyan isim olduğunu belirtmesi üzerine Şara, sözlerine davet için teşekkür ederek başladı.


"Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor"


"Hayatınız şu anda ne kadar zor?" sorusunu yanıtlayan Şara, hayatın zor olduğunu ve bölgenin son yüz yılın tamamında yaşanmamış istisnai şartlardan geçtiğini ifade etti. Şara, "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor. Sanırım biz de bu şartlarda yaşamaya yazılmış olanlardanız ve aynı zamanda istisnai sorumluluklar üstlenmek durumundayız. Bölgenin yaşadığı sorunların büyüklüğü, istisnai çözümler de gerektiriyor. Biz de bu konuda, arkamızda duran halkımızın dirayetiyle ve ayrıca bölgede bizi seven tüm ülkelerle güç buluyoruz" dedi.


"Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz"


Orta Doğu’daki Filistin-İsrail çatışmasından, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşa kadar önemli fay hatlarının kesişiminde yer alan Suriye’de, büyük güçlerin pay sahibi olma isteğinin kendisine ne hissettirdiğine yönelik soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin istisnai bir coğrafi konuma sahip olduğunu vurguladı. Şara, "Bu yüzden oradaki çatışma anlık bir durumun ürünü değil; bilakis tarih boyunca uzanan uzun bir zincirin birbirine bağlı halkalarıdır. Bölgede her zaman, bir büyük devletin yanında başka bir büyük devlete karşı durmak gibi seçenekler vardı ama sanırım biz bugün bu seçeneklerle sınırlı değiliz. Aksine, herkesle eşit mesafede durabiliyoruz. Hatta Suriye, büyük devletler arasında bir köprü olabilir. Şimdi dikkat edin, Suriye’nin Amerika Birleşik Devletleri’yle de ideal ilişkileri var; aynı şekilde Rusya Federasyonu’yla, Çin’le, Britanya’yla, Fransa’yla ve Almanya’yla da aynı anda ilişkileri var. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve bölgedeki tüm önemli ülkelerle de ilişkileri var. Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" diye konuştu.


"Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik"


Suriye’nin İran’a karşı yürütülen belirli savaşta taraf seçmeyerek köprü gibi hareket etmesiyle ilgili süreci nasıl okuduğu sorulan Şara, bunun ülkesi açısından karmaşık bir konu olduğunu dile getirdi. Suriye’nin son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadığını hatırlatan Şara, şöyle devam etti:


"Suriye, son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadı. Fakat bütün bu önceki şartlara rağmen, biz hâlihazırda süren savaşta İran’a karşı herhangi bir çatışmanın tarafı olmadık; ister Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında olsun, ister İsrail ile İran arasında. Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik. Çünkü İran da yaklaşık 85 milyon nüfusa sahip bir devlet. İran’ın içeriden zarar görmesi, genel olarak bölgeyi ve çevreyi de etkileyebilir. Biz, istikrarlı bir bölgenin oluşması, sorunlarını diyalog ve diplomasi yoluyla çözmesi ve büyük çatışmalara ve savaşlara girmemesi yönünde çalışıyoruz. Her hâlükârda bu çatışmanın sonucu ne olursa olsun, sonuçta bu savaş durdu ve işler bir bakıma yeniden rayına oturdu. Ayrıca Suriye, Lübnan’da yaşananlardan da etkileniyor. Biz, Başkan Trump’ın Lübnan’da süren savaşı durdurmak için yürüttüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz ve bölgede rotaların düzeltilmesi, bu tür savaşların bir daha yaşanmaması için başka bir aşamaya geçmeyi umuyoruz."


"Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu"


Stratejik tarafsızlık tutumundan ne elde ettiklerine yönelik soru üzerine ise Şara, savaş ortamında fayda düşünmenin bencillik olacağını söyledi. Şara, "Doğrusu, savaş ve çatışma ortamında hangi faydayı elde edeceğimizi düşünmek bence bencillik olur. Ancak Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu. Büyük göçler yaşadık, kimyasal silah saldırılarına maruz kaldık, iç göç yaşadık, çok büyük yıkım gördük. Suriye’nin herhangi bir çatışmaya girmesinden kaçınmak; bence bu, Suriye için de herhangi bir ülke için de doğru ve doğal olan yoldur. Çünkü çevremizde süren savaşların açık hedefleri ya da net stratejileri olmadan devam etmesi, bana göre bir bakıma anlamsızlık hâlidir. Suriye’nin bu manzaradan uzak durması, bence doğru ve sağlıklı seçeneğe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu.


"Golan’ın İsrail lehine tanınmasını reddediyorum"


İsrail’in Golan Tepeleri’nden çekilmeyeceği yönündeki beyanları ve İbrahim Anlaşmaları bağlamındaki tartışmalara değinen moderatörün sorusunu yanıtlayan Ahmedd Şara, herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddettiğini bildirdi. Şara, şöyle konuştu:


"Herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddediyorum. Çünkü bu tür bir tanıma batıldır. Bu toprak Suriye halkının hakkıdır; herhangi bir devletin hakkı değildir. Bir devlet, halkı buna razı olursa belki kendi toprağının bir bölümünden vazgeçebilir; ama başkalarının toprağını satamaz ya da başkaları adına İsrail’e tanıyamaz. Nitekim Başkan Trump döneminde işgal altındaki Golan’ın İsrail’e tanınması da böyle olmuştur. Diğer taraftan uluslararası toplum hâlâ bu toprağın Suriye’ye ait olduğunu desteklemektedir. Son oylamada, dünya genelinde yaklaşık 134’ten fazla devleti, Golan’ın kesinlikle Suriye toprağı olduğunun tanınması konusunda topladık. O toprak İsrailliler tarafından işgal edilmiştir. Müzakereler ise birkaç aşamadan geçiyor. Öncelikle Suriye ile İsrail arasında bir ateşkes anlaşması vardı; 1974 anlaşması 50 yıldan fazla süre ayakta kaldı. Ancak İsrail, eski rejimin 8 Aralık’ta düşmesinden sonra yaptığı ihlallerle bunu büyük ölçüde aştı. Şimdi ilk seviyeye giriyoruz; bu da İsrail’in 1974 hatlarına çekilmesini güvence altına alacak bir güvenlik anlaşmasının araştırılmasıdır."


"Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor"


Ülkedeki geçiş sürecine, özellikle bir Amerikan şirketiyle yapılan müzakerelere ve yaşanan askeri patlamalara ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, "Her aşamada adımlarımızı ilerlettik. Anlaşma birkaç aşamadan geçti. Ayrıca QSD ile de 10 Mart 2025’te bir anlaşma vardı. Sonra bu anlaşmaya bağlı kalınmadı; onun da bir süresi vardı ve o süre de aralık ayında sona erdi. Aralık ayında da bazı çatışmalar yaşandı. Sonra genel entegrasyon anlaşmasına ulaştık. Ayrıca Amerikalılar da sürecin içindeydi. Orada Britanyalıların da bulunduğu birkaç üs vardı, Amerikalılar da vardı, Fransızlar da vardı, aynı zamanda Ruslar da vardı. Şimdi Suriye’nin kuzeydoğusu yabancı üslerden tamamen arındırılmış durumda. QSD güçlerinin entegre edilmesi, QSD durumunun sona erdirilmesi ve Suriye devletinin içine dahil edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor. Sanırım bizim çatışmalara girmemize gerek yok" diye konuştu.


"Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak"


Suriye’nin değişiminin tüm dünya tarafından örnek bir vaka olarak izlendiği belirtilerek, anayasal bildiri, geçiş konseyi ve beş yıllık yetki kapsamındaki adımların sorulması üzerine Şara, bu süreçte seçim aşamasından geçtiklerini bildirerek şu ifadeleri kullandı:


"Doğrusu, bu beş yıl içinde; anayasal bildirinin ilanından, Suriye hükümetinin oluşturulmasından sonra biz seçim aşamasından da geçtik ve parlamentonun kurulması sürecine geldik. Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak. Ayrıca Suriye parlamentosunun gündeminde anayasanın yazılması da olacak. Anayasanın içinde de birçok yasa çıkarılacak."


Süreçteki zorluklar ve belirli adımlara ilişkin Şara, hedeflerinin net olduğunu vurgulayarak; anayasal bildiriyle otorite boşluğunun doldurulması, seçimlerin yapılması, anayasanın yazılması, ekonomik yapının inşası, uluslararası ve bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması aşamalarından geçtiklerini anlattı. Şara, şöyle devam etti:


"Bu konuda Suriye nettir. İlk olarak anayasal bildiriyle siyasi boşluğun ve Suriye devletindeki otorite boşluğunun doldurulması. Ondan sonra parlamentonun kurulması için seçimlerin yapılması. Ardından anayasanın yazılması. Daha sonra ekonomik yapının inşası; ekonomik ve yatırım iklimi için uygun ortamın hazırlanması ve uluslararası ile bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması. Sonra yaptırımların kaldırılması aşamasından geçtik. Ardından da yaptırımlar kaldırıldıktan sonra yatırım aşamasına girdik. Sanırım bu beş yıl içinde Suriye’nin çok sayıda sayım turuna da ihtiyacı var; veri toplamak için. Bunların içinde nüfus verileri ve benzeri de var. Çünkü bildiğiniz gibi Suriye, Suriye dışına büyük bir göçe ve aynı zamanda iç göçe maruz kaldı. Bütün bunlar yaşananların yeniden belgelenmesini gerektiriyor. Ayrıca ülkenin birliğinin yeniden sağlanması gerekiyor; çünkü ülke de bir bakıma parçalanmış ve bölünmüş durumdaydı."


"Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi"


Avrupa’nın mali desteği ve ABD’nin yaptırımları kaldırması bağlamında yeniden inşa sürecinin finansmanına ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin doğrudan yardım almadığını, ancak yardım vaatleri bulunduğunu söyledi. Ahmed Şara, "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi. Uygun iklimi açtı ve yatırımı teşvik etmek için yatırım yasalarını değiştirdi. Yatırım yoluyla iş fırsatları oluşuyor ve Suriye’de üretim artıyor; dolayısıyla ekonomi iyileşiyor. Doğrudan yardımlara gelince; Suriye bu ana kadar doğrudan yardım almadı. Yardım vaatleri var. Ayrıca yatırım için çok sayıda sözleşme yapıldı; bunların bazıları mutabakat zabıtları, bazıları ise fiilen sahada uygulanmaya başlamış sözleşmeler. Bence Suriye şu anda bu siyasetle bu doğrultuda ilerliyor. Ama buna rağmen Suriye’nin bazı yardımlara da ihtiyacı var ki daha hızlı ve daha sağlam bir planla ilerleyebilsin. Fakat biz öncelikle kendimize dayanmayı deniyoruz. Eğer yardımlar gelirse de siyasallaştırılmamış ya da belirli şartlara bağlanmamış olsun" dedi.


Uluslararası katılımcılara ne sundukları yönündeki geniş kapsamlı soruya, "Suriye dosyası büyük. Görünen o ki bu oturumda her şeyi sormak istiyor; bunun için çok araştırma gerekir" cevabıyla başlayan Şara, "Bizim sunduğumuz ilk şey, aslında çok şey sunmuş olmamızdır. Öncelikle Suriye’yi çatışma ve savaş hâlinden çıkarıp güvenli, istikrarlı ve yatırım fırsatı sunan bir ortama dönüştürdük. Bugün Suriye içindeki yatırımdan konuşuyor olmamız olumlu bir şeydir. Artık Suriye’de çatışmanın durmasından ya da çekişen tarafların birbirine mesaj attığı bir posta kutusu olarak kalmasından konuşmuyoruz. Suriye ilk olarak sahneyi kurtardı; bölgeyi bazı bölgesel devletlerin yayılmasından ve Suriye’yi saldırı başlatma veya bölgeyi istikrarsızlaştırma platformu olarak kullanmalarından kurtardı. Suriye, dünyadaki bir numaralı Captagon kaynağıydı; bu mesele çok büyük ölçüde azaldı ve neredeyse ortadan kalktı" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Şara, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Suriye’de silah denetimsizdi; biz de bu silahları ciddi biçimde kontrol altına alma sürecine başladık. Bugün artık Suriye’den bir kriz olarak söz etmiyoruz; çok büyük bir fırsata dönüştü. Bu fırsattan şimdi, bir yıl ve birkaç ay sonra söz ediyoruz. Yani çok hızlı aşamalardan geçtik. Gerçek bir duruma ulaştık. Bugün Suriye daha istikrarlı, daha güvenli. İçindeki yatırım fırsatları çeşitlendi. Özellikle doğu ile batı arasındaki tedarik zincirlerinin güvenliği ve enerji arzı konusunda dünyanın dikkat merkezlerinden biri hâline geldi. Nitekim bu süreç fiilen başladı. Suriye, şimdi Irak’tan bazı petrol sevkiyatlarını Suriye kıyıları üzerinden ihraç etmeye başladı. Ayrıca birçok ülke, Suriye’nin coğrafi konumuna yatırım yaparak bölgesel bağlantıyı düşünmeye başladı; Akdeniz kıyılarıyla birlikte kendi ürünlerini, ister petrol olsun ister petrol dışı, Suriye toprakları üzerinden ihraç etmeyi ve bölgesel bağlantıyı, ayrıca Türkiye, Ürdün ve Körfez ülkeleriyle birlikte doğu ile batı arasında kara bağlantısını kurmayı hedefliyor. Ayrıca geçen hafta konuşulan dört deniz projesi de var. Bugün Suriye, konumu itibarıyla yatırım açısından fiilî bir durum hâline geldi. Biz artık havada konuşmuyoruz; tüm bunlar, Suriye’yle ilgilenen bütün devletler tarafından ciddi şekilde tartışılıyor. Şu anda biz, yalnızca sevgi başlığı altında değil; çıkarların buluşması temelinde bölgesel devletlerle ve dünya devletleriyle ilişkiler kuruyoruz. Tüm dünya, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve Suriye’deki bu tarihî anın değerlendirilmesinin önemini fark ediyor. Bu yüzden Suriye’ye yönelim var. Bu tarihî fırsata yatırım yapılması, bölgesel ve çevresel istikrarın yararınadır; aynı zamanda ekonomi ya da güvenlik bakımından küresel istikrara da stratejik olarak hizmet eder."


"Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı"


Enerji altyapısını dönüştürmeye yönelik Türk, Katarlı ve Amerikan şirketleriyle yapılan yaklaşık 7 milyar dolarlık anlaşmalar, Azerbaycan’ın Kilis-Halep hattından gaz sağlaması, Mısır-Ürdün Arap gaz hattı ve Irak Kerkük-Baziyan hattı projeleri ışığında Suriye’nin enerji merkezine dönüşme vizyonunu anlatan Şara, "Suriye’nin birçok niteliği var. Birincisi, doğu ile batı arasında bağ kuran stratejik konumu. Tarih boyunca Suriye, doğu ile batı arasında dünya ticaretinin geçtiği İpek Yolu’ydu. Aynı zamanda hac yoluydu. Bu da Suriye içindeki yatırımın en önemli unsurlarından biridir. Ayrıca Suriye, orta, hafif ve ağır yatırımlara uygun çeşitli insan kaynaklarına sahiptir. Çünkü Suriye’de tecrübeler çeşitlidir. Son 15 yıl içinde de Suriye halkının maruz kaldığı göç ve yerinden edilme sebebiyle, halk bölgesel ve uluslararası düzeyde gelişmiş ülkelerde bulunmaktan yararlandı. Bu durum, Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı. Bunların bir kısmı geri döndü, bir kısmı da bu tecrübelerden yararlanmak üzere Suriye’ye dönme aşamasında. Ayrıca Suriye bir tarım ülkesidir. Bölgedeki birçok ülke için, Körfez ülkeleri de dâhil, Libya da dâhil, gıda eksikliği yaşayan bazı ülkeler için bir gıda sepetiydi. Dolayısıyla Suriye sadece enerji dağıtım ve yeniden ihracat noktası değil; aynı zamanda iyi bir gıda sepetidir. Temel gıda maddelerinin toplanması ve yeniden Suriye üzerinden ihraç edilmesi için de bir merkez olabilir. Biz bugün, dünyanın son altmış yılda kaybettiği modern Suriye’den söz ediyoruz. Bu yüzden dünya bu stratejik konumun önemini unuttu" şeklinde konuştu.


"Hava yolu şirketlerine birçok kolaylık sağlayacak"


Eski rejimin düşmesiyle yeni bir tarih oluştuğunu kaydeden Şara, Suudi Arabistan’ın STC şirketiyle saniyede yaklaşık yüzde 70 hız artışı sağlayacak fiber hattın Suriye üzerinden geçirilmesi konusunda anlaşıldığını ve Suriye hava sahasının dünya havacılığına açılmasının ulaşımı hızlandıracağını kaydetti. Şara, "Suriye hava sahasının doğu ile batı arasında dünya havacılığına açılması, havayolu şirketleri için birçok kolaylık sağlayacak; aynı zamanda doğu ile batı arasındaki ulaşımı da hızlandıracaktır. Dolayısıyla Suriye, kaynakları çeşitli olan bir ülkedir. İçinde yararlanılabilecek çok şey vardır ve ona geçmiştekinden farklı şekilde bakılabilir. Sanırım geçen yıl boyunca Suriye diplomasisinin başarısı, güvenlik istikrarı ve Suriye içindeki güvenlik kurumlarının başarısı sayesinde, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve bölgesel ile uluslararası stratejik çıkarların aynı anda burada bağlanmasının önemini pratik biçimde gösterebildik" dedi.


"Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor"


Moderatörün "Eğer geleceğe bakıyorsak, bana inşa etmeye çalıştığınız Suriye’yi anlatın" sorusuna Şara, "Bu, Britanya’dan daha iyidir. Suriye, Suriye’ye benzer. Suriye tarihte insanlığın bildiği en eski başkenttir. Barışçıl birlikte yaşamın en iyi başlığıydı. Dünyada insanların dinlerde ve fikirlerde farklı olup barış içinde birlikte yaşayabilmesini ilk ortaya koyan yerdi; bundan 1400 yıldan fazla zaman önce. Dolayısıyla Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor; gelişmişliğini ve doğru tarihini geri getiriyor. Suriye yalnızca bölgesel değil, küresel bir ticaret merkeziydi. Uygarlıkların, kültürün, kalkınmanın ve değerlerin büyük bir buluşma noktasıydı. Suriye’de öğretilen şey, aynı anda dünyanın doğusuna da batısına da ihraç edilirdi. Fakat Suriye, fitnelerden, krizlerden ve eski rejimin uyguladığı yanlış politikalardan geçti; bu da büyük bir yalnızlığa yol açtı. Ayrıca Suriye, birinci ve ikinci dünya savaşı dönemlerinde yaşadıklarına da maruz kaldı ve bugün ulaştığı noktaya geldi. Sanırım Suriye, geçmişte kendi kendisine benzeyen bir ülke olmaya çalışıyor ve geleceğini çizerken geçmişine dayanmak istiyor. Aynı zamanda yeniden müreffeh, güçlü ve başarılı olarak dönmek istiyor inşallah" yanıtını verdi.


(HFV-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Vali Çiçek: "Kayseri’de tüm okullarımızda güvenlik önlemleri tamamen alınmıştır" Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, "Kentte tüm okullarımızda güvenlik önlemleri tamamen alınmıştır" dedi. Vali Çiçek, 8. Kayseri Kitap Fuarı’nın açılışında yaptığı açıklamada Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylara değindi. Çiçek, 85 milyonluk ülkede bütün önlemler alınsa da bu tür olayların olabileceğini söyleyerek, "Hepimizin bildiği gibi bütün önlemleri alsanız da 85 milyonluk ülkede böyle sıkıntılar olabiliyor ve maalesef bu bizi çok yaraladı. Kayseri açısından burada bir şey söylemek istiyorum. Kayseri’de tüm okullarımıza güvenlik önlemleri tamamen alınmıştır. Öğrencilerimiz ve velilerimiz açısından özellikle belirtmek isterim ki hassasiyetle ve büyük titizlikle devam ediyor" dedi. Vali Çiçek, Kayseri’de her okulda polis görevlendirildiğini söyleyerek, "Şu an her okulumuzda polis görevlendirdik. Şu an itibariyle 285 polisimiz, ayrıca bekçilerimizle beraber 325 okulumuzda polisimiz görevli. Jandarma bölgesindeki her okulda da jandarma görevli. Dolayısıyla biz her türlü önlemi almış durumdayız. Ancak bunun için hep beraber ele ele vererek çocuklarımızı sadece yasaklarla ‘sosyal medyaya girme’ diyerek engelleyemeyiz. Çocuklarımızın ilim yuvalarında olması için el birliği içerisinde çalışmamız gerekiyor. Çocuklarımızı sporla meşgul etmek için mücadele içerisinde olmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul Nihat Kırmızı: "Westerlo’yu milli mesele gibi algılayıp ülkemize anlatmalıyız" Galatasaray Sportif AŞ Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Kırmızı, Belçika Pro Lig ekiplerinden Westerlo ile yaptıkları ortaklık için, "Westerlo’yu da biz bir milli mesele gibi algılayıp ülkemize, iş dünyasına anlatmalıyız. Burası iş dünyası için bence çok önemli bir kapı ve bunu çok iyi değerlendirebileceğimizi düşünüyorum" dedi. Galatasaray Sportif AŞ Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Nihat Kırmızı, İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. GS Store’larda çok çeşit ürün olduğunu söyleyen Kırmızı, "Taraftarlarımız gittiği zaman istediği güzel ürünlerini alabiliyor. Gerek forma, gerekse diğer ürünlere hemen anında erişebiliyor. Zaten talep de çok arttı. Bir an önce taraftarlarımız da gidip bu ürünleri alarak maçları formalarıyla izlemelerini, sokakları sarı-kırmızı renklerle donatmalarını istiyoruz. Taraftarlarımız da bunu çok güzel bir şekilde yapıyor. Ligin sonu, avantaj da bizde. Ligin sonuna önde girdik. Galatasaray son düzlüklerde genelde avantajı yakalar, arkada olsa bile avantajı yakalamaya alışık bir kulüp. Avantaj elimizdeyken bu avantajı bırakmak istemiyoruz. Bu bizim elimizde, tüm maçlarımızı kazanırsak zaten bir sorun yaşamayacağız. İkinci, üçüncü kim oluyor çok da bizim konumuz değil. Bu futbol, kaybetmek de var, kazanmak da var. Rakiplerimiz de kaybedebilir kalan maçlarını. Biz inşallah tüm maçlarımızı kazanarak, elimizdeki avantajı da kullanarak şampiyon olmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Mağazacılık yönetimi çok planlı bir şekilde çalışıyor" Taraftarlardan ürünler için çok talep olduğunu ifade eden Nihat Kırmızı, "Galatasaray Mağazacılığın özellikle ne duruma geldiğini zaten konuşuyoruz. Başkanımız birçok kez anlatıyor. İnanılmaz cirolara yükseldi, inanılmaz ürün satışları arttı. Avrupa’nın büyük kulüpleri seviyesine geldik. Hatta birçok büyük kulüpten de çok iyi durumdayız, çok iyi seviyedeyiz. Bu yönetimimizin, özellikle mağazacılık yönetiminin, başkanımız liderliğinde çok iyi organize olması, çok iyi planlaması ve çok iyi çalışmasından kaynaklanıyor. İkinci aşamada da taraftarlarımızın çok büyük ilgi göstermesi. Voleybolda Avrupa şampiyonu olduk. Diğer branşlarda başarılar devam ediyor. Taraftarlarımız da bu başarılar geldikçe daha fazla ürün almak istiyor. Hem takımı desteklemek için, hem de kendini o ürünlerle bir göstermek istiyor. Çok önemli yıldız transferler vardı. Bu yıldız transferlerin ürünlerini de taraftarlarımız çok istedi. Bunların neticesinde zaten mağazacılıkta çok inanılmaz rekorlar kırıldı. Şampiyon olunca talep çok daha fazla artacak. Bu ürünlerin yetmesi için de son derece hızlı bir şekilde çalışılıyor. Çok planlı bir şekilde mağazacılık yönetimi ve oradaki profesyonel arkadaşlar çalışıyor. Başarı gelince biliyorsunuz ki talep de çok daha fazla patlar" şeklinde konuştu. "Westerlo ile Avrupa kupalarına katılabilirsek önemli bir başarı olacak" Belçika Pro Lig’den Westerlo’yu satın aldıklarının hatırlatılması üzerine Kırmızı, şunları söyledi: "Westerlo Kulübü, Belçika Ligi’nin şu anda önemli takımlarından biri. Hem altyapısıyla hem de Belçika Pro Ligi’nde oynayan, orada da kalıcı olan bir takım. Bu takım daha alt ligdeyken iyi bir Galatasaraylı Oktay Ercan isimli bir Türk iş adamı tarafından alınmış, Pro Lig’e çıkarmış. Alt ligden, üst lige çıkmak zor bir iştir. Daha da zorunu yapmış, orada kalıcı olmuş. Bununla da kalmamış, tesisleşmiş. Gittiğiniz zaman hayran kalacağınız tesisleri görebileceksiniz. Bir kasaba takımı olmasına rağmen şu an ligde iddialı. Şu anda işte play-off oynuyor. Ligi 9. bitirdik, play-off’ta da şu an lideriz. İnşallah Konferans Ligi’ne katılmak için mücadele ediyoruz. Avrupa kupalarına katılabilirsek önemli bir başarı olacak. Önümüzdeki sene hedefler daha büyük olacak ama asıl hedef burada oradaki genç oyuncuları Avrupa pazarlarına göstermek. Westerlo aslında baktığınız zaman genç oyuncular için en önemli kulüplerden biri haline gelmiş, yetiştirici kulüp. Bu ülkemizde çok iyi anlatılamamış, çok iyi takip edilmiyor. Westerlo deyince evet bilen biliyor ama birçok kişi onun hangi ligde olduğunu, hangi ülkenin takımı olduğunu bilmeyebilir. Biz de bunları değerlendirdik kendisiyle, konuştuk ve bir ortaklık yapısı kurmaya karar verdik. İşte biz de bunu artık anlatmaya başladık. Oktay Bey’in bu muazzam vizyonuna biz de kendi açımızdan bir şeyler katmaya çalıştık. Bir anlamda bu aslında Belçika Ligi takımı olarak görünse de bir Türk takımı. Yani sahiplerinin Türk olduğu, sportif direktörünün, yöneticilerinin Türk olduğu. Belçikalı profesyonel yöneticiler de var. Türk dünyasına, Türk iş dünyasına da Avrupa’ya açılacak bir kapı. Evet Türkiye’de ihracat yapan, Avrupa’yla, Belçika’yla veya diğer Avrupa ülkeleriyle iş yapan birçok işletmemiz var. Evet muazzam ürünler yapan ama bir türlü Avrupa pazarlarına veya ihracata açılamayan birçok firmamız var. İşte biz de onlara diyoruz ki, ’Gelin, bu Westerlo sizin de kapınız olsun. Siz Westerlo’nun çok iyi bir taraftarı, bir destekçisi olun’. Bu sadece maddi anlamda değil yani gönül olarak Westerlo’ya gönül verin bizler de bu kapıyı size açalım, birlikte iş birlikleri yapalım. Bu Türk iş dünyasının milli meselesi gibi görünsün. Ülkemize döviz artırıcı, ihracatı artırıcı bir faaliyet olsun, firmalarımızın görünürlüğü Avrupa’da, dünya markalarında daha fazla öne çıkmaya başlasın. Çünkü Avrupa, dünya için de çok önemli bir pazar. Oralardaki görünürlük sizi dünyanın her yerine taşıyor. Westerlo’yu da bir milli takım gibi görsünler, milli mesele gibi görsünler." "Westerlo’yu bir milli mesele gibi algılayıp ülkemize anlatmalıyız" Westerlo’nun ardından başka projelerin de olduğunu açıklayan Nihat Kırmızı, "Oktay Bey ile beraber takip ettiğimiz bir proje daha var. Premier Lig’de, Fransa Ligue 1’de, Portekiz Ligi’nin en üst liginde takımları olan bir kulüple iş birliği yapacağız. Premier Lig’deki bir kulüple bu iş birliğimiz belki ortaklığa dönecek. Prensipte ticari olarak anlaşıldı ama teknik olarak işin futbol tarafındaki teknik olarak bazı konular görüşülüyor. Onlar da aşılabilecek konular. Aşıldıktan sonra zaten bu iş birliği, bu ortaklık da başlamış olacak ve aslında bir anlamda bir anda Westerlo bütün dünyaya, İngiltere Premier Lig’den tutun bütün dünyaya kapılarını açmış bir kulüp haline gelecek. Daha güçlü, daha vizyoner bir kimlik oluşturacağız. Belki Türkiye’den de birçok oyuncu gelecek, şu anda da Türk oyuncularımız var kulüpte, çok da başarılılar. Önümüzdeki dönemlerde yine Westerlo’da da oynayabilirler, Westerlo baktığınız zaman genç bir kulüp. Oktay Bey’in hayali şuymuş; 25 yaşına kadar olan futbolcuları yetiştirmek, aslında 25 yaşın üstündeki futbolcuların da çok iyi bir transfer yapmış olmasını sağlamak. Yetiştirici kulüp kimliği oluşturmak istemiş. Onun ana projesi oymuş ve gerçekten Westerlo şu anda baktığınızda Avrupa’da futbolla ilgilenen kime sorarsanız sorun, hangi ülkede sorarsanız sorun Westerlo deyince yetiştirici kulüp olarak tanınır. Bu çok önemli bir kimliktir yani bunu bizim anlatmamız lazım, ülkemizde de göstermemiz lazım. Burada Fenerli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Trabzonlu değil, Westerlo herkesin takımıymış bir Türk takımı gibi algılanması ve takip edilmesi gerekir. Oradan da çok önemli oyuncular hem bizim ülkemize gelecek, bizim ülkemizden gençlerimiz belki oraya gidip çok daha iyi transferler yapacak. Çok önemli bir proje. Bu bir milli mesele. Bizim Galatasaraylılığımız doğuştan gelen, hayatımızın sonuna kadar, son nefesimize kadar hayatımızın bir parçası. Nasıl insanlar soyadını değiştiremiyor, biz de Galatasaraylılığımızı hiçbir zaman değiştiremeyiz. Bu ayrı bir konu. Galatasaray’ın her şeyi oluruz; geçmişte Galatasaray taraftarıydık, sponsor olduk. Bugün yöneticisiyiz yarın yine taraftar oluruz, başka bir şey oluruz, yine sponsor oluruz. Galatasaraylılığımız ölmeyecek, o ömür boyu devam edecek ama Westerlo’yu da biz bir milli mesele gibi algılayıp ülkemize, iş dünyasına anlatmalıyız. Burası iş dünyası için bence çok önemli bir kapı ve bunu çok iyi değerlendirebileceğimizi düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Planlama çerçevesinde Türk takımlarıyla da oynamak mümkün" Belçika’nın, Avrupa’nın en önemli 6 liginden biri olduğunu söyleyen Kırmızı, "Çok önemli takımlar var Anderlecht gibi, Club Brugge gibi. Geçen hafta deplasmanda Standard Liege ile maçımız vardı, 2-1 kazandık. Yarın da Genk ile oynayacağız. Genk ikinci sırada, Avrupa Konferans Ligi’ne gidebilmek için onlarla yarışıyoruz. Önümüzdeki dönem o Konferans Ligi’nde oynarsak zaten Avrupa’da görünürlüğümüz de çok daha fazla artacak. Gideceğimizi düşünüyoruz, inanıyoruz. Şu anda da avantaj bizde. Planlama çerçevesinde Türk takımlarıyla da oynamak mümkün. Güzel de olur. Belçika Ligi’nin bir Türk takımıyla, Türkiye Ligi’nin Türk takımı oynamış olur ve çok da dediğiniz gibi güzel olur" dedi. "GSYİAD, Galatasaray’ın her zaman destekçisi olmuştur" 1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin (GSYİAD), Galatasaraylılığı yaşayabilecek bir dernek olduğunu belirten Nihat Kırmızı, "Herkes Galatasaray üyesi olamıyor, herkes Galatasaray yöneticisi olamıyor, herkesin sponsorluk gibi bir durumu olamıyor. Herkes Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin kanalıyla Galatasaray’a destek olmak istiyor, sadece maçlara gelerek değil, Galatasaray’ın içinde olmak istiyor, Galatasaray’ı yaşamak istiyor, Galatasaray’daki gelişmeleri görmek istiyor. O gelişmelere bir nebze de olsa katkım olsun istiyor. Başkanıyla, yönetimiyle konuşmak istiyor, onlara belki kafalarındaki fikirleri, projeleri anlatmak istiyor. GSYİAD bu anlamda gerçekten çok önemli bir dernek. Çok önemli iş insanları derneği, çok ciddi destekleri de var. Ben hala GSYİAD üyesiyim, daha önce yöneticisiydim. Onların yanında olmaya çalışıyoruz. Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği, bu anlamda Galatasaray’ın her zaman destekçisi olmuştur. Kulüp de her zaman bu iş insanları derneğinin hep yanında olmuştur, etkinliklerine katılmıştır, oradaki üyelerle yan yana olmuştur. Galatasaray, tüm dernekleriyle, tüm camiasıyla, taraftarıyla beraber. Zaten bizim başarımız da buradan geliyor. Türkiye’nin en başarılı ve Türkiye’nin Avrupa’da da en başarılı kulübü olmamız camiamızın birlik beraberliğinden geliyor. Çünkü biz bir kültürüz. Sadece futbol takımı, basketbol takımı veya spor branşları olan bir kulüpten ziyade bizde bir eğitimden gelen bir kültür var. Galatasaray Lisesi bu anlamda Galatasaray’a kuruluşundan itibaren çok büyük katma değer katmış ve katmaya devam ediyor. Ne olursa olsun Galatasaray’ın bileğinin bükülmemesinin ana nedeni de bu kültürün devam etmesi. Burada lisede okumuş olup, olmamak önemli değil. O kültürün devam etmesi önemli. Galatasaray’da herkes de bu kültüre çok saygı duyuyor ve bu kültüre uyuyor. Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği ve diğer derneklerimiz bizim için çok kıymetli" diyerek sözlerini tamamladı.