GÜNDEM - 23 Aralık 2025 Salı 12:06

Kendini bulmak için dava açan beş isimli adama istinaftan umutları yeşerten karar

A
A
A
Kendini bulmak için dava açan beş isimli adama istinaftan umutları yeşerten karar

Antalya’da doğumunda adı ve cinsiyeti yanlış yazdırılmasıyla başlayan hatalar zinciri nedeniyle yaşamı boyunca 5 farklı isimle anılan Ersin Akbaş’ın, emekli olabilmek için açtığı isim tespiti ve 20 yıldır süren iş kazası davaları istinaf mahkemesinden döndü. Yeniden yargılama yolunun açılmasıyla birlikte Akbaş’ın hem emeklilik hem de iş kazasının tespiti yönündeki umutları yeniden yeşerdi. Akbaş, "İstinaftan kararın döndüğünü öğrendiğim gün dünyalar benim oldu. 21 yıl sonra hayallerim yeniden yeşerdi. 60 yaşındayım ama adalet er ya da geç yerini buluyor" dedi.

Antalya’da yaşayan 60 yaşındaki Ersin Akbaş’ın yaşamı, doğumunda nüfusa Ergün ismiyle ve kız olarak kaydedilmesiyle başlayan hatalar zinciri nedeniyle tam anlamıyla bir hukuk ve bürokrasi mücadelesine dönüştü. Kısa süre sonra nüfus kaydı düzeltilse de yanlışlıklar eğitim, askerlik ve çalışma hayatı boyunca devam etti. İlkokul diplomasını Ersun ismiyle alan Akbaş’ın itirazı sonrası verilen ikinci diplomada bu kez isminin Ergin olarak yazıldığı ortaya çıktı. 1986-1987 yılları arasında iddiasına göre 18 ay askerlik görevini kendi adıyla yapan Akbaş, 1990’daki Körfez Krizi sonrası ilan edilen seferberlik kapsamında ikinci kez askere çağrıldı ve bu kez Ersün ismiyle askerlik yaptı.

Kendini bulmak için dava açan beş isimli adama istinaftan umutları yeşerten karar

Beş farklı isimle geçen 60 yıl

Ergün, Ersun, Ergin, Ersün ve son olarak mevcut kimliğindeki Ersin Akbaş ismiyle 60 yıl boyunca yaşamını sürdüren Akbaş, bu durum nedeniyle sosyal güvenlik primi ödemelerinde, iş bulma süreçlerinde ve resmi kayıtlarda ciddi sorunlar yaşadı. Emekli olabilmek için avukatıyla birlikte Antalya 9. İş Mahkemesi’ne isim tespiti ve iş kazası tespiti davası açıldı. Zonguldak SGK’ya yazılan müzekkereye verilen yanıtta, Akbaş’ın annesi Şerife Akbaş’ın belirtilen tarihlerde vergi mükellefiyetine dair kaydına rastlanmadığı bildirildi. Bilirkişi raporu doğrultusunda mahkeme, istinaf yolu açık olmak üzere davanın reddine karar verdi.

Kendini bulmak için dava açan beş isimli adama istinaftan umutları yeşerten karar

1992’ye ait belge umutları yeniden yeşertti

Davadan sonra Akbaş’ın kardeşi, Zonguldak Çaycuma Vergi Dairesi’nden önemli bir belgeye ulaştı. Belgede, 01.05.1992 tarihinde işe başlama ve 31.12.1997 tarihinde işi terk bilgileri yer aldı. Ayrıca Akbaş’ın, annesi yanında çalıştığı dönemde vergi mükellefi olduğuna dair kayıtlar bulundu. Belgenin avukatına ulaştırılmasının ardından Ersin Akbaş, isim tespiti ve emeklilik umuduyla istinaf mahkemesine itirazda bulundu.

Kendini bulmak için dava açan beş isimli adama istinaftan umutları yeşerten karar

20 yıldır süren iş kazası mücadelesi

Ersin Akbaş, ayrıca 2005 yılında çelik imalatı yapan bir iş yerinde çalışırken iş kazası geçirdi. İddiaya göre sigortasız çalıştırıldığı iş yerinde, kamyona demir yükleyen vincin halatları koptu. Yere düşen demirlerden biri Akbaş’ın kafasına isabet etti. Baygın halde hastaneye kaldırılan Akbaş’ın geçirdiği kazanın, "kendisi düştü" denilerek hastane kayıtlarına normal kaza olarak geçirildiği, SGK’ya ise kaza hakkında herhangi bir bildirim yapılmadığı öne sürüldü. Tedavisi tamamlanan Akbaş’ın gözünde yüzde 70 görme kaybı oluştu. Sigortasız çalıştırıldığını ve kazanın iş kazası olarak bildirilmediğini öğrenen Akbaş, isim tespit ve iş kazası tespiti davası açtı. Ancak kazanın tek tanığı olan çalışma arkadaşının dava sürecinde hayatını kaybetmesiyle birlikte, 20 yıldır süren hukuk mücadelesinde iş kazasını bir türlü ispatlayamadı. Reddedilen iş kazası davası da istinafa taşındı.

İstinaftan bozma kararı çıktı

İsim tespiti ve iş kazası davaları istinaf mahkemesine taşınırken, her iki dosya da bozuldu. Dosyalar yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderildi. Akbaş’ın avukatı Nuray Ertem, kararın ardından yeniden yargılama yolunun açıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Ersin Bey’in isim karışıklığı nedeniyle ispat edemediğimiz iş kazası ve isim tespit davaları istinaftan döndü. Karar lehimize bozuldu. Yeniden yargılama yapılacak. İş kazasıyla ilgili yeniden dava açma imkanımız doğdu. İsimdeki yanlışlık düzeldiği anda hizmet tespiti davasının da önü açılacak. İstinaftan dönmesi dolayısıyla, iş kazasının tespitine karar verilirse tazminat alma imkanı da olacak. Tazminat davası açacağız ve Ersin beyi mutlu edeceğiz. Şu anda SGK kayıtlarında Ersin, Ersün, Ersun ve Ergün olmak üzere farklı isimler görünüyor. Bu nedenle hizmet birleştirmesi yapılamıyordu. Bu karar emsal niteliğinde."

Kendini bulmak için dava açan beş isimli adama istinaftan umutları yeşerten karar

"21 yıl sonra hayallerim yeniden canlandı"

İstinaf kararının ardından konuşan Ersin Akbaş ise yaşadığı duyguyu şu sözlerle anlattı: "İş kazasıyla ilgili dava yaklaşık 21 yıl sonra istinaftan geri döndü. Açılan davaların bundan sonra daha hızlı ilerleyeceğine inanıyoruz. En azından kendimizi mahkemede kabul ettirebileceğimizi düşünüyorum. Davalardan birisi, 2005 yılında geçirdiğim iş kazasıyla ilgiliydi. O dönemde işe Ersün Akbaş ismiyle başlamıştım ve dava da bu isimle açılmıştı. 2006 yılında ise resmi olarak Ersin Akbaş oldum. Yaklaşık 20-21 yıldır Ersin Akbaş olarak yaşıyorum. Belgeler ve bilgilerle, avukatımızın desteğiyle ismimizin tespitini sağlamayı amaçlıyoruz. İsimleri birleştirebilirsek emeklilik hakkımız da doğacak. Emekli olmak sadece bir hayal değil, belki de gerçek olacak. 60 yaşındayım. Bundan sonra ne olacağını bilmiyorum ama umut ediyorum. İstinaftan kararın döndüğünü öğrendiğim gün dünyalar benim oldu. Bugüne kadar birinin beni arayıp ‘istinaftan karar geri döndü’ dediğini hiç duymamıştım. Adaletin er ya da geç yerini bulduğuna inanıyorum. 21 yıl sonra hayallerim yeniden yeşerdi. 21 yıl sonra da olsa, 30 yıl sonra da olsa adalet yerini buluyor. 60 yıl sonra da İnşallah bir gün isimlerimiz birleştirilir ve emekli olurum. O günü de görmeyi diliyorum."

Begüm Aksoy - Ramazan Bozca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Kızından Kıbrıs Gazisi babasına veda: "Babamla gurur duyuyorum" Bayburtlu Kıbrıs Gazisi ve emekli öğretmen Ömer Doğan, Manas köyünde düzenlenen resmi törenle son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın acılı kızı Demet Temur, babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Babamla gurur duyuyorum" dedi. 74 yaşında hayatını kaybeden Doğan için öğle namazına müteakip köyde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı, resmi tören eşliğinde defnedilmek üzere köy mezarlığına götürüldü. Doğan’ın kızı Demet Temur, babasının savaş yıllarına ilişkin hatırlarını çok fazla anlatmayı sevmediğini belirterek, "Çok ketumdu, anlatmayı sevmezdi ama biz anlatsın diye babamı sıkıştırırdık. Savaş döneminde yaşadığı bazı olaylardan, komutanlarından, izne gelirken memleketine ve ailesine kavuşmak için verdiği mücadeleden bahsederdi. Çok ayrıntı vermezdi" dedi. Babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu ifade eden Temur, "Yiğit bir adamdı benim babam. Çok dürüsttü. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derdi. Kimse için başını eğmedi. Bize de öyle öğretti. Babamla gurur duyuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun" diye konuştu. Cenaze törenine katılan Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Gazi Selami Köksal ise Doğan’ı son yolculuğuna uğurladıklarını belirterek, "Kıbrıs Gazisi Ömer ağabeyimiz aynı zamanda eğitim camiamıza yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümüzdü. Allah mekânını cennet eylesin, yakınlarına sabırlar versin" ifadelerini kullandı. Törene il protokolü, Doğan’ın ailesi ile yakınları, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı. Okunan duaların ardından Gazi Doğan, köy mezarlığında toprağa verildi.
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.