ASAYİŞ - 12 Şubat 2026 Perşembe 12:39

Gazipaşa’da Ramazan öncesi dolandırıcılık uyarısı

A
A
A
Gazipaşa’da Ramazan öncesi dolandırıcılık uyarısı

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde, Ramazan öncesinde sahte bağış ve yardım taleplerine karşı vatandaşlar uyarıldı.


Gazipaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte bazı kişilerin Antalya Valiliği, kaymakamlıklar ve çeşitli kamu kurumlarının isimlerini kullanarak vatandaşlardan bağış talep ettiği yönünde ihbarlar alındığı belirtildi.


İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Ali Kayhan, dolandırıcıların kendilerini kamu görevlisi gibi tanıtarak telefon, SMS ve sosyal medya üzerinden yardım ve bağış talebinde bulunduğunu ifade etti. Kayhan, "Valiliğimiz, kaymakamlıklarımız veya herhangi bir kamu kurumumuz adına telefon, mesaj ya da sosyal medya yoluyla yardım ve bağış talebinde bulunulmamaktadır. Kişisel IBAN numaralarına para gönderilmesi yönünde yapılan çağrıların tamamı dolandırıcılık girişimidir" dedi.


Kamu kurumlarının bağış toplama işlemlerini yalnızca yasal ve resmî prosedürler çerçevesinde yürüttüğünü vurgulayan Kayhan, vatandaşların resmî olmayan hiçbir yönteme itibar etmemesi gerektiğini kaydetti.


Vatandaşlara çağrıda bulunan Kayhan, şüpheli durumlarla karşılaşılması halinde 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ya da en yakın kolluk birimine bilgi verilmesini istedi.


Emniyet’ten yapılan açıklamada, Ramazan ayı boyunca benzer girişimlere karşı denetim ve takip çalışmalarının aralıksız sürdürüleceği bildirilerek, vatandaşların yalnızca resmî internet siteleri ve doğrulanmış sosyal medya hesapları üzerinden yapılan duyuruları dikkate almaları gerektiği vurgulandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Göktaş: "Amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Aile odaklı çalışmalarımızı merkeze alan, politikalarımızı aile etrafında güçlendirecek bir vizyonu ortaya koyduk. Bizim amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, katıldığı bir televizyon kanalında gündeme dair soruları yanıtladı. Göktaş, sosyal medyanın çocukların üzerindeki etkisinin küresel bir sorun haline geldiğini anlatarak, birçok ülkenin bu konuda hazırlığı olduğunu söyledi. 2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı’nın başlıklarından birinin "dijital çağda aileyi güçlendirmek" olduğunu aktaran Göktaş, "Sosyal medyanın çocuklarımızın fiziksel, zihinsel gelişimlerinde olumsuz etkileri olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu kapsamda da dünyada pek çok gelişmeleri izlerken bu sürecin bir parçası olmakla beraber bizler de ülkemizde 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesinin hayata geçirilmesini elzem olarak gördük. Çalışmalarımızı son aşamaya getirdik. AK Parti grubumuz yakın zamanda Meclis Başkanlığına bunu sevk edecektir önümüzdeki günlerde" ifadelerini kullandı. "Uyum süreci verilecek" Kontrol mekanizmasının nasıl olacağına dair bilgi veren Göktaş, "Biz sosyal medya platformlarının nasıl yapmaları gerektiğini söylemiyoruz. Çünkü onlar gerek yapay zeka destekli, gerek araçları kullanarak aslında kimin sosyal medyayı kullandığını çok net bir şekilde görebildiklerini, anlayabildiklerini bizlere söylediler. Dolayısıyla o tespiti de kendilerinin yapmalarını ve uygun bir modeli kendilerinin geliştirmelerini istiyoruz. Biz bu yasal düzenleme geçtikten sonra yürürlüğe girme süreci de olacak, bir yönetmelik çıkacak ve uyum süreci verilecek" açıklamasında bulundu. "Çocuklarımızı korumak adına bu adımları atmaya kararlıyız" Amaçlarının çocukları korumak olduğunu vurgulayan Göktaş, ailelere de büyük sorumluluk düştüğünü belirtti. Göktaş, "Kendilerinin de bu konuda hem çocuklarına farkındalık oluşturmasını istiyoruz. Kendi telefonlarını verdikleri takdirde istediğimiz başarıya ulaşamayız. Sosyal medya artık sınırsız dipsiz bir kuyu. Çocuklarımızın odak süresinin son 10 yılda yüzde 30 azaldığını çok net bir şekilde biliyoruz ve sadece 8 saniye odaklanabiliyorlar. 8 saniyede bir sürekli odak değiştiriyorlar. Dolayısıyla bizler de çocuklarımızı korumak adına bu adımları atmaya kararlıyız" şeklinde konuştu. "Hedefimiz hem çocuklarda hem ebeveynlerde o farkındalığı, o bilinçlendirmeyi oluşturmak" Göktaş, 2026-2030 dönemini kapsayan Eylem Planı’nın çocukları korumak adına önemli bir çalışma olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çocuklarımızı çevrim içi korumak, aynı zamanda her türlü riskten korumak, olası akran zorbalığından, diğer olumsuzluklardan korumak, zararlı içeriklerden korumak adına 4 stratejik hedef üzerine kurulu bu eylem planımız. Öncelikle farkındalık ve bilinçlendirme. Burada hem aileleri hem çocuklara bakım veren herkesi, çocuklara hizmet veren pedagojik formasyonu olsun, bakım hizmeti veren öğretmenler, ebeveynlere bu farkındalık çalışmasını ve bilinçlendirme çalışmasını yürüteceğiz. Koruyucu ve önleyici mekanizmaların desteklenmesi ve güçlendirilmesi. Üçüncü temel stratejik hedefimiz ise dijital risklere karşı müdahale ve destek mekanizmalarımızın oluşturulması ve ayrıca güçlendirilmesi. Diğer bir stratejik hedefimiz ise yasal düzenlemelerimizin kurumsal düzenlemelerinde güçlendirilmesi. 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi de bu sürecin bir parçası. Hedefimiz hem çocukları hem ebeveynleri o farkındalığı, o bilinçlendirmeyi oluşturmak. Aynı zamanda paydaş kurumları da bu alanda çalışmanın bir parçası haline getirmek." Çocuklar için uygun içeriklerin de oluşturulacağını söyleyen Göktaş, "Sadece internet odaklı değil, aynı zamanda da çocukların kendilerini geliştirebilecekleri güvenli içeriklerin, çocuk dostu uygulamaların da hem televizyon içeriklerinde hem genel olarak medyada, kültürde, sanatta hayatın her aşamasında çocuk odaklı çalışmaların da güçlendirilmesini önemsiyoruz" diye konuştu. "İBB tamamen kendi içinde bir denetim mekanizmasını oluşturduklarını iddia ediyor" İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) kreşlerinde yaşanan şiddet olayına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Göktaş, "Vaka basına yansıdıktan sonra biz aileyi ziyaret ettik. 3 yaşındaki bir çocuğun İBB kreşinde istismara maruz kaldıklarını iddia ettiler ve bu süreçte yalnız bırakıldıklarını söylüyorlar. Ben de tabii ki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olarak, çocuklardan sorumlu Bakanlık olarak aileyi ziyaret ettim. Aile özellikle dedi ki ‘Biz bu kreşin bakanlık denetiminde olduğunu düşünüyorduk.’ Aslında bu vaka bize İBB tarafından iletilmedi. Bakanlık denetimi altında olan veya bakanlık ruhsatlı bir kreş olsaydı, böyle bir vakada öncelikle ilgili kurumlara bilgi vermekle yükümlü. Özel kreşler bu şekilde çalışıyor, belediye kreşlerimiz bu şekilde çalışıyor. Fakat burada ruhsatsız ve denetim dışı işletilen bir sistem olduğu için İBB tamamen kendi içinde bir denetim mekanizmasını oluşturduklarını iddia ediyor" ifadelerine yer verdi. "Amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" 2025 Aile Yılı kapsamında doğum yardımları, memurlara yarı zamanlı çalışma modeli gibi pek çok alanda faaliyetler yürüttüklerini ifade eden Göktaş, "Aile Yılı vatandaşlarımız tarafından büyük bir teveccühle karşılığı olan bir Aile Yılı’na dönüştü. Aile odaklı çalışmalarımızı merkeze alan, politikalarımızı aile etrafında güçlendirecek bir vizyonu ortaya koyduk. Bizim amacımız genç ve dinamik nüfus yapımıza sahip çıkmak ve ülkemizin rekabetçi konumunu güçlendirmek" açıklamasında bulundu. "Aileyi merkeze alan ve aile içindeki her bir ferdi güçlendiren çalışmalarımızı sürdüreceğiz" Türkiye’nin nüfus olarak Avrupa’nın en genç ülkelerinden biri olduğunu dile getiren Bakan Göktaş, "Fakat yıllar boyunca yaşlanmaya devam ediyoruz. 65 yaş üstü vatandaş sayımız yüzde 11 ve önümüzdeki yıllarda yaşlanmaya doğru bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de buna benzer bir eğilim var. Bizler de özellikle genç ve dinamik nüfus yapımızı korumak, ama aynı zamanda kuşaklar arası bağları kuvvetlendirmek adına bu çalışmalarımızı yürütüyoruz. Aile Yılı 31 Aralık’ta bitmedi. Biz yürüttüğümüz bütün bu çalışmalarımızı daha kalıcı hale getirebilmek için ve politikalarımızı kalıcı hale getirebilmek için Sayın Cumhurbaşkanımız 2026-2035 yılında da ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak ilan etti. Bu kapsamda da çalışmalarımızı ilgili bütün kurumlarımızla da yürütmeye devam edeceğiz. Aileyi merkeze alan ve aile içindeki her bir ferdi güçlendiren çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’yle hanenin gelirini belli bir gelir seviyesine getirecek şekilde bir destek sunacağız" Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi’nin temel amacına ve sosyal yardım sisteminden farkına değinen Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Bu model 12. Kalkınma Planımızda aslında hedefler doğrultusunda sosyal yardım sistemimizin köklü bir dönüşüm anlayışıyla ele aldık. Bu kapsamda da bakanlığımızın aslında çok uzun bir süredir 14 farklı kurumla Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’ne çalışıyoruz. Bu çalışmamızın son aşamasına geldik. Geçtiğimiz yıl simülasyon çalışmaları yürüttük. Bu kapsamda aslında Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’yle hane içerisinde yaşayan fertlerin özelliklerini de dahil ederek hanenin gelirini belli bir gelir seviyesine getirecek şekilde bir destek sunacağız. Bu yıl pilot çalışmalarımızı başlattık. Önümüzdeki yıl inşallah bütün Türkiye’ye yaygınlaştıracağımız aslında 2.0 yeni nesil bir sosyal destek sistemini hayata geçirmiş olacağız. 2027’de bütün Türkiye’ye yaygınlaştıracağımız bir model. Bu sene pilot çalışmalarımızı yine bazı illerde yürütüyoruz."
Eskişehir Açıköğretim öğrencilerine "Yapay zekâ okuryazarlığı" eğitimi Anadolu Üniversitesi, dijital dönüşüm stratejileri kapsamında Açıköğretim öğrencilerine yönelik "Yapay Zekâ Okuryazarlığı" programını hayata geçiriyor. Anadolu Üniversitesi, dijital dönüşüm stratejileri kapsamında önemli bir adım daha attı. Açıköğretim Fakültesi (AÖF), çağımızın en etkili teknolojik dönüşümlerinden biri olarak kabul edilen yapay zekâyı eğitim müfredatına dâhil etmeye hazırlanıyor. Yeni dönemle birlikte Açıköğretim Sistemi’ne kayıtlı tüm öğrenciler, öğrenim gördükleri bölümden bağımsız olarak "Yapay Zekâ Okuryazarlığı" eğitimi alarak dijital geleceğe daha donanımlı şekilde hazırlanacak. Üniversite yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, yapay zekânın artık yalnızca mühendislik ve bilgisayar bilimleri alanlarının değil; hukuk, sağlık, işletme, iletişim ve güzel sanatlar gibi pek çok disiplinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiği vurgulandı. Bu doğrultuda hazırlanan eğitim programının, öğrencilerin yalnızca teorik bilgi edinmesini değil, aynı zamanda yapay zekâ teknolojilerini kendi mesleki alanlarına nasıl entegre edebileceklerini kavramalarını hedeflediği belirtildi. Program içeriğinde üretken yapay zekâ araçlarının etkin ve etik kullanımı, doğru ve verimli sonuçlar elde etmeye yönelik temel prompt mühendisliği, veri farkındalığı ve dijital sorumluluk gibi güncel ve kritik başlıklar yer alacak. e-Kampüs üzerinden esnek ve kişiselleştirilmiş öğrenme "Yapay Zekâ Okuryazarlığı" eğitimi, Anadolu Üniversitesi’nin dijital öğrenme altyapısı olan e-Kampüs platformu üzerinden hibrit bir modelle sunulacak. eKampüs’ün sunduğu esnek yapı sayesinde öğrenciler, kendi öğrenme hızlarına uygun biçimde ve zaman-mekân sınırlaması olmaksızın eğitim içeriklerine erişebilecek. Programı başarıyla tamamlayan ve belirlenen ölçütleri karşılayan öğrenciler, kazandıkları yetkinliği belgelendirme imkânı elde ederek özgeçmişlerine ulusal ve uluslararası ölçekte değer katabilecek. Dijital ekonomiye hazırlayan stratejik hamle Bu yeni uygulama ile Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Sistemi öğrencilerini dijital ekonominin rekabetçi şartlarına hazırlayan öncü bir rol üstleniyor. "Yapay Zekâ Okuryazarlığı" hamlesi, Türkiye’nin dijital yetkinlik kapasitesine katkı sunmayı hedeflerken, Açıköğretim sistemindeki eğitim kalitesini de daha ileri bir seviyeye taşımayı amaçlıyor.
Eskişehir Eskişehir’de 3 kişinin öldüğü kazanın olduğu caddede tedbir alındı Eskişehir’de başka bir araçla yarış halinde olan süratli otomobilin tramvaydan inen yayalara çarpması sonucunda 3 kişinin feci şekilde hayatını kaybettiği Selami Vardar Bulvarı’na dubalar yerleştirildi. Kaza, 5 Ocak 2026 tarihinde gece saatlerinde meydana gelmişti. Sultandere Mahallesi’nde başka bir araçla yarış halinde olan Muhammed D. idaresindeki 26 ADU 714 plakalı otomobil; tramvaydan inen Eray Akyol (21), Ayşegül Seliti (14) ve Samiye Saygı’ya (21) çarparak ölümlerine sebep olmuştu. Kaza sonrasını otomobilini olay yerinden 1 kilometre uzaklıkta terk eden ve polis ekiplerince yakalanan sürücü, tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Bahse konu caddede geçmiş tarihlerde meydana gelen kazalarda da hayatını kaybeden vatandaşlar olduğunu söyleyen 75. Yıl Mahallesi Ahmet Koyuncu ve mahalleli ise, ilgili kurumların tedbir almasını istemişti. Araçların tramvay yoluna girmeleri engellendi Kazadan yaklaşık 1 ay sonra, istenen tedbirler hayata geçirildi. Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararıyla, araçların tramvay yoluna girmelerini engelleyecek şekilde caddeye dubalar yerleştirildi. Dün başlayan duba yerleştirme çalışmalarının önümüzdeki günlerde devam edeceği belirtildi. "Duraklarda tedbir alınacak, bu çalışmalar devam edecek" Konuyla ilgili açıklamada bulunan 75. Yıl Mahallesi Ahmet Koyuncu, "Yaşanan elim kaza sonrası dile getirdiğimiz talepler doğrultusunda bir çalışma yapıldı. UKOME kararıyla caddemizde tedbir alındı, dubalar yerleştirildi. Şu anda araçların kafa kafaya gele ihtimali olan yeri geçişlerini engelleyecek kapattırdık. Vatandaşımız alınan tedbirden memnun olduğunu belirtiyor, çalışmalar için teşekkür ediyor" dedi.