ASAYİŞ - 05 Mayıs 2026 Salı 12:25

Eski eşini eşarbı ve yastıkla boğan sanık: "Yastıkla yüzünü kapattım, öldüğünü anladım"

A
A
A
Eski eşini eşarbı ve yastıkla boğan sanık: "Yastıkla yüzünü kapattım, öldüğünü anladım"

Antalya’da boşandığı eski eşi Hanım Biçer’i (30) eşarbıyla boğarak öldürmekten tutuklu sanık Hızır Çelik, (33) ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık Çelik, mahkemedeki savunmasında, "O anda artık kendimi tutamadım, gözüm karardı. Yastıkla yüzünü kapattım, yüzünü görmedim. Görmemek için yaptım. Hareketsiz yatıyordu, zaten öldüğünü anladım" dedi.


Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi’nde 11 Eylül 2025 Perşembe gecesi meydana gelen olayda, Hızır Çelik’in boşandığı eşi Hanım Biçer’i eve götürdükten sonra aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın ardından genç kadını eşarbıyla boğduğu ve yüzüne yastık bastırdığı iddia edildi. Evden yaklaşık 3 saat sonra ayrılan zanlı, yaklaşık 16 saat sonra eski eşinin kardeşini arayarak, "Ben kızı öldürdüm, haberiniz olsun" dedi ve Yeniköy Polis Amirliği’ne giderek teslim oldu. Olay yerine sevk edilen polis ekipleri, Hanım Biçer’in cansız bedenini evde buldu. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından genç kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Emniyette ifadesi alınan Hızır Çelik ise işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlının ilk ifadesinde, "Eve beraber gittik, eski konuları açtı, o esnada kendimi kaybettim, olay gerçekleşti" dediği öğrenildi. Çelik, çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi.



Cinayet öncesi ve sonrası kameraya yansıdı


Öte yandan, talihsiz kadının son anları güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Hanım Biçer ile Hızır Çelik’in birlikte siteye girdikleri, kadının kapıyı açtığı ve ikilinin eve girdiği anlar yer aldı. Bir süre sonra zanlının elinde poşetle tek başına evden çıktığı, merdivenden indikten sonra eve doğru baktığı ve ardından siteden ayrıldığı görüldü.



Savcılık iddianameyi tamamladı


Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli Hızır Çelik’in, maktul Hanım Biçer’i ikametinde eşarp ile boğarak öldürdüğü ve ardından maktule ait cep telefonunu alarak olay yerinden ayrıldığı belirtildi. İddianamede, şüphelinin eylemine ilişkin olarak ’kadına ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme’ ve ’kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçlarından cezalandırılması talep edildi.



İlk kez hakim karşısına çıktı


Davanın ilk duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Hızır Çelik, maktul Hanım Biçer’in ağabeyi müşteki Resul Biçer ile taraf avukatları katıldı.


Hakkındaki suçlamalar hatırlatılan sanık Hızır Çelik, savunmasında olayın planlı olmadığını ileri sürdü. Çelik, olay günü eski eşiyle görüştüğünü, Hanım Biçer’in kendisine mesaj attığını ve bunun üzerine yanına gittiğini iddia ederek, "Beni oraya planlı şekilde çağırdı. Gündüz de çağırmıştı. Ev sahibiyle akrep meselesini görüşmesini söyledim. Aradığını, mesaj attığını ve ev sahibinin gelip evi ilaçladığını söyledi. Akşam ise kendisini öldüreceğini belirten mesaj attı. Bu mesaj üzerine yanına gittim. Yani ben onu öldürmek için oraya gitmedim. Öldürmek isteseydim bunun gündüzü de vardı, saati de vardı" dedi.



"Eşarbı boğazına bağladım"


Çelik, tartışmanın devamında gözünün karardığını ileri sürerek olay anını ise şu şekilde aktardı:


"O anda artık kendimi tutamadım. O anda artık gözüm karardı. Zaten çok fazla birikmiştim, çok fazla acı çekiyordum. Nasıl öldüğünü bilmiyorum. Yastıkla yüzünü kapattım. Yani yüzünü görmedim, görmemek için bunu yaptım. Çok kendimde değildim. Yastığı yüzünde ne kadar tuttuğumu söylemem mümkün değil. Şöyle oldu, kusacak gibi oldum. Arka tarafta tuvalet vardı, oraya gittim. O sırada eşarbı boğazına bağlamıştım sanırım. Eşarbın düğümlerini hatırlıyorum ancak nereden aldığımı, nasıl bağladığımı net şekilde hatırlamıyorum. Tuvalette uzun süre bekledim."



"Hareketsiz yatıyordu, zaten öldüğünü anladım"


Cinayet sonrası yaşananları da anlatan sanık Çelik, olayın ardından banyoya gittiğini belirtti. Çelik, "Elimi yüzümü birkaç defa yıkadım. Kaç dakika olduğunu bilmiyorum ama uzun süre bekledim. Çıktığımda bir kere baktım sadece. Hareketsiz yatıyordu, öldüğünü anladım. Ben daha önce hiç böyle bir şeye şahit olmadım, hiç ölü görmedim bile. Telefonunu aldım. Bu ilişki ortaya çıkmasın diye silmek istedim. Şifre vardı. Şifre olunca telefonu kırdım, Döşemealtı’nda dereye attım. Kendi telefonumu zaten teslim ettim. Ben zaten yerini söylemiştim" ifadelerini kullandı.



"İntihar etmeyi düşündüm"


Olayın ardından evden ayrıldığını söyleyen sanık, ilk anda teslim olmayı düşünmediğini, intihar etmeyi düşündüğünü ileri sürdü. Çelik, "Ben teslim olmayı da düşünmedim, intihar etmeyi düşündüm, önceliğim buydu. Çocuklarıma gittim. Çocuklar uyumuştu. Biraz çocukları yatağıma koydum, onları izledim, ağladım. Düğün fotoğraflarım falan daha duruyordu. Onları götürdüm, inşaatta yaktım. Orada abimi gördüm, böyle bir şey yaptığımı söyledim. İntihar edeceğimi de söyledim. En son Sait abim beni aradı, ‘Çocukları düşün, onların senden başka umudu yok. Kendini düşünmüyorsan çocuklarını düşün’ dedi. Artık mecbur ne yapayım, aynı gün teslim oldum. Ben kaçmayı falan düşünmedim. Kaçmayı isteseydim kaçardım" dedi.



Planlayarak yaptı iddiası


Duruşmada dinlenen Hanım Biçer’in ağabeyi Resul Biçer, sanığın olaydan önce de kardeşini takip ettiğini ileri sürerek, "Boşandıktan sonra, bu olaydan önce biz evde yokken evin etrafında dolaşıyordu. Kız kardeşimin kaybolduğu dönemde de kendisinden şüphelendim. Arayıp ‘Yanında mı?’ diye sordum. Zaten o gün de eve gelmiş, evin çevresinde dolaşmış. Hatta bana, ‘Eldiven de almıştım, kızı yukarıdan atacaktım’ dedi. Daha önce de olaya intihar süsü vermeye çalışıyordu. Bu cinayet aylar öncesinden planlanmıştı. Biz evde yokken kardeşimi takip ediyor, ona ulaşmaya çalışıyordu" dedi.


Biçer, kardeşinin ailelerinin yanında kaldığını belirterek, "Hanım Biçer bizim yanımızda kalıyordu. Sanık, kardeşimin düğünü olduğu gün eve gelmiş. Hepimiz düğündeydik, kardeşim ise düğüne gelmemişti. Daha sonra neden gelmediğini sorduğumuzda, sanığın kendisini tehdit ettiğini söyledi. ‘Eğer gidersen çocuklarını öldürürüm’ demiş. Bu nedenle düğüne gelmemiş. Sanık da o gün eve gelip kardeşime ulaşmaya çalışmış. Ulaşamadan ailedekiler tarafından görülünce kaçmış. Hatta araçla peşinden gidilmiş ancak kaçmış" ifadelerini kullandı.


Müşteki Resul Biçer, olaydan önce aile olarak sanığın yakınlarını uyardıklarını belirterek, "Bu olaydan bir iki ay önce de benzer durumlar yaşandı. Sait abisini aradık, ‘Kardeşin böyle yapıyor, kardeşinize sahip çıkın. Boşanmışlar, gitmiş, daha ne istiyor?’ dedik. Daha sonra bir şekilde kardeşime ulaşmış. ‘Gel, çocukları vereceğiz’ demiş. Velayet davası açılmış. Kardeşime, ‘Ben sana çocukları vereceğim’ demiş. Olay gecesinin ertesi günü çocukları vereceğini söylemiş" dedi.



Ertesi gün çocuklarım gelecek’ diye alıp dolaba koymuş.


Biçer, kardeşinin çocukları için hazırlık yaptığını ifade ederek, "Ben eve gittiğimde dolabın içinde çocukların sevdiği yiyeceklerin olduğunu gördüm. Kardeşim, ‘Ertesi gün çocuklarım gelecek’ diye alıp dolaba koymuş. Hanım’ın Hızır ile buluşmaya nasıl gittiğinden haberimiz yoktu. Bizden habersiz çıkıp gitmişti. Olaydan yaklaşık bir ay önce de evden ayrılmıştı. Sığınma evine mi gitti, Hızır’ın yanında mıydı, bilmiyorduk. Biz polise gidip şikayetçi olduk. Kendisine ulaşıldığında bizimle görüşmek istemediğini söylemiş. Olay günü bizim haberimiz yoktu. Daha sonra sanık inşaata gidip Rıdvan Çelik’e ‘Ben böyle bir şey yaptım’ demiş. Onların kız kardeşi de benim biraderimin eşi olur. Bizi arayıp Hızır’ın Hanım’ı öldürdüğünü söyledi. Bunun üzerine ben de hemen polisi aradım" dedi.



"Hızır, kardeşime ulaşıp ‘Gel, çocuklara bakamıyorum’ demiş"


Çocukların velayetine ilişkin süreci de anlatan Biçer, "Çocukların velayeti babadaydı. Anlaşmalı boşanmışlardı ve velayet babada kalmıştı. Son dönemde velayet davası açılmıştı. Hızır, kardeşime ulaşıp ‘Gel, çocuklara bakamıyorum’ demiş. Hatta evin oraya gelip aşağıdan seslenmiş. O süreçte velayetin kimde kalacağı ortak kararlarıydı. Çocukların belli günlerde annelerini görmesi, velayetin ise babada kalması yönünde karar vermişlerdi" diye konuştu.


Sanığın savunmasına karşı kardeşini anlatan Biçer, "Hanım eşine saygılıydı. Ben bir şeyini duymadım, görmedim. Hatta Hızır ona şiddet uyguluyordu. Anlaşmalı boşandılar. Kız kardeşim önce dava açtı, imza atmadı. Sonra kendisi dava açtı ve boşandılar. Sanıktan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır" ifadelerini kullandı.


Mahkeme heyeti sanık, müşteki ve taraf avukatlarının savunmalarının ardından, eksik hususların giderilmesi, SEGBİS kayıtlarının çözümünün yaptırılması ve dosyadaki diğer işlemlerin tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.



Eski eşini eşarbı ve yastıkla boğan sanık: "Yastıkla yüzünü kapattım, öldüğünü anladım"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ İlkokul öğrencileri, çilek fidelerini toprakla buluşturdu Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde ilkokul öğrencileri, okul bahçesinde 120 çilek fidesi dikerek hem tarımı öğrendi hem üretmenin mutluluğunu yaşadı. Kapaklı ilçesinde bulunan Büyükşehir Belediyesi İsmet İnönü İlkokulu 1-O sınıfı öğretmeni Ayşe Aslan ve öğrencileri, 5 Mayıs Salı günü okul bahçesinde anlamlı bir etkinliğe imza attı. "Doğa İçin Bir Adım" projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmada, öğrenciler 120 adet çileği toprakla buluşturdu. Etkinliğe veliler ve öğretmenler de eşlik etti. Okul Müdürü Murat Bekdaş, okul bahçesinin yıllar içindeki dönüşümünü anlattı. 2017 yılında göreve başladığında alanın inşaat atıklarıyla dolu olduğunu belirten Bekdaş, yapılan çalışmalarla buranın bir uygulama bahçesine dönüştürüldüğünü ifade etti. Bugün ise öğrencilerin aktif olarak üretim yaptığı bir alana dönüştüğünü vurgulayan Bekdaş, "Çocuklarımız hem öğreniyor hem yaşıyor. Meyve ve sebzelerin nasıl yetiştiğini birebir deneyimliyorlar" dedi. Sınıf öğretmeni Ayşe Aslan, etkinliğin amacının çocuklara doğa sevgisi kazandırmak ve çevre bilinci oluşturmak olduğunu söyledi. Öğrencilerin çileklerin büyüme sürecini gözlemleyerek sabretmeyi, sorumluluk almayı ve üretmenin değerini öğreneceğini belirtti. Aslan, doğa ile kurulan bu bağın çocukların gelecekte daha duyarlı bireyler olmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Çilek şiiri okudu Etkinliğe katılan öğrenciler de yaşadıkları deneyimi heyecanla paylaştı. Özel eğitim öğrencisi Mert Naci Köklükaya, çilek dikmenin çok eğlenceli olduğunu belirtirken, etkinlikte "çilek" şiiri de okudu. Öğrencilerden Kerim Gödek, doğanın önemini öğrendiklerini ve bitkilerin büyümesini merakla beklediklerini söyledi. Belinay Yılmaz ise doğaya iyi bakıldığında onun da karşılığını verdiğini ifade ederek herkesi doğayı sevmeye davet etti. Okul bahçesinde yıl boyunca mevsimine göre sebze ve meyve yetiştirildiği belirtilirken, öğrencilerin bu süreçte aktif rol aldığı vurgulandı. Bu tür etkinliklerin, çocukların doğayla bağ kurmasını sağladığı ve teorik bilgilerin pratiğe dönüşmesine katkı sunduğu ifade edildi.
Ankara E-imza davasında mütalaa açıklandı: Ziya Kadiroğlu hakkında 120 yıla kadar hapis cezası istendi Bazı kamu kurumlarındaki yöneticilere ait elektronik imzaların taklit edilerek sahte belge düzenlendiği iddiasıyla açılan davada, savcılık esas hakkındaki mütalaasını sundu. Örgütün kurucusu ve lideri olduğu değerlendirilen Ziya Kadiroğlu için 120 yıl hapis cezası talep edildi. 264 sanık hakkında mahkumiyet, 22 sanık hakkında beraat istendi. Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada ‘Hoca’ lakaplı örgüt elebaşı Ziya Kadiroğlu, Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan ile bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Hakim, dosyaya gelen evrakı okumasının ardından sanıkların dinlenmesine devam edileceğini bildirdi. Hakimin söz vermesi üzerine konuşan Kadiroğlu, elektronik imzaları çıkaran kişilerin serbest bırakıldığını öne sürerek, "Ben bu elektronik imzalar nasıl çıkartılır bilmiyorum. Ben kimsenin yerine elektronik imza çıkartmadım. Çıkartılması için talepte de bulunmadım" dedi. Kadiroğlu savunmasına şöyle devam etti: "Herhangi bir örgüt kurmadım. Benim bir kod adım yok. Örgüt kurmakla yargılanıyorum. Kurduğum iddia edilen örgütte ailem ve birkaç arkadaşım var. Adı geçen kişilerle örgüt kurmadım, yönetmedim. Sanıkların çoğunu tanımıyorum." Kadiroğlu mahkemeden tahliyesini talep etti. Diğer tutuklu ve tutuksuz sanıklar da önceki beyanlarını tekrar ettiklerini ve üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini ifade ederek mahkemeden tahliyelerini talep etti. Kadiroğlu hakkında 120 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi Beyanların ardından Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Mütalaada, dosya kapsamında yargılanan toplam 286 sanıktan 264’ü hakkında mahkumiyet, 22’si hakkında ise beraat talep edildi. Suç örgütünün kurucusu ve lideri olduğu değerlendirilen sanık Ziya Kadiroğlu hakkında ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘ÖSYM Kanunu’na muhalefet’, ‘Resmi belgede sahtecilik’, ‘Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme’, ‘Elektronik İmza Kanunu’na muhalefet’ ve ‘Bilişim sistemindeki verileri bozma yok etme, erişilemez kılma, sisteme veri yerleştirme’ gibi birçok suçtan toplam 120 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Örgüt kapsamında çeşitli suçlardan yargılanan sanıklardan Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan, Mıhyeddin Yakışır, Yalçın Maraşlı ve Ali Çiçekli hakkında 85’er yıl hapis cezası talep edildi. Taner Dağhan için 43 yıl, Yaren Özkarakaş için 38 yıl, Halil Erkoç için 37 yıl, Gülseren Üstün için 33 yıl, Oğuzhan Ercan, Ayhan Ateş ve Enver Yılmaz için 30’ar yıl, Fuat Tanış Arslan için 28 yıl, Oğuz Deniz için 23 yıl, İbrahim Akyüz ve Özge Baydemir için ise 22’şer yıl hapis cezası talep edildi. Ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuksuz sanık olan Ali Çiçekli’nin tutuklanmasına, diğer sanıkların da mevcut halinin devamına hükmetti. Sonraki duruşma 20 Mayıs’a ertelendi.
Ankara Bakan Bak: "Bizim çocuklara Amerika’da başarılar diliyoruz" Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, A Milli Futbol Takımı ile ilgili, "Bizim çocuklara Amerika’da başarılar diliyoruz. İnşallah güzel işler yapacaklar, gruptan çıktılar, elemeleri geçtiler" dedi. Sporun toplumun her kesimine yayılması, fiziksel ve ruhsal sağlığın güçlendirilmesi ile kamu kurumları arasındaki iletişimin dostluk ve hoşgörü temelinde geliştirilmesi amacıyla düzenlenen "Kamu Futbol Turnuvası" bu yıl 15. kez gerçekleştirilecek. Turnuva öncesi Bakan Bak’ın da katılımıyla gösteri maçı düzenlendi. Bakan Bak, turnuva kapsamında Meclis Spor ve Şöhretler Karması takımları arasında oynanan gösteri maçında Meclis Spor takımında yer aldı. Turnuva, kamu çalışanları arasında dayanışmayı artırmayı ve sporu geniş kitlelere yaymayı hedefliyor. Gösteri maçından önce açıklamalarda bulunan Bakan Bak, 2026 Dünya Kupası’na katılacak olan A Milli Futbol Takımı’na başarı dileklerini sundu ve A Milli Futbol Takımı’nın iyi işler başaracağını belirtti. Sporun hem eğlence hem de stres atma aracı olduğunu dile getiren Bakan Bak, tüm kamu kurumlarını bu turnuvaya beklediklerini sözlerine ekledi. "Bizim çocuklara Amerika’da başarılar diliyoruz" 2026 Dünya Kupası öncesi, A Milli Futbol Takımı’na başarı dileklerini sunan Bakan Bak, "Kamu kurum ve kuruluşlarının katıldığı, Ankara Valiliği ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından organize edilen kamu kurumları arası futbol turnuvasının başlangıcını yapıyoruz. Ankara bürokrasisi streslidir, tempo yüksektir. Arada biraz eğlenmeye, stres atmaya ihtiyaç var. Dolayısıyla kamu kurumlarından arkadaşlarımızı bu turnuvaya bekliyoruz. Spor, birleştirici gücü olan, toplumları birleştiren önemli bir olgu. Heyecanlıyız. Çünkü bu sene milli takımımız 24 yıl sonra Dünya Kupası’na gidecek. Çok güzel bir iş başardılar. Bizim çocuklara Amerika’da başarılar diliyoruz. İnşallah güzel işler yapacaklar, gruptan çıktılar, elemeleri geçtiler. Tabii şanslıyız. Sayın Cumhurbaşkanımız sporun içinden gelen birisi. Spor faaliyetlerine, spor yatırımlarına ve pek çok organizasyona destek veriyor" diye konuştu. Gösteri maçı berabere bitti Meclis Spor ve Şöhretler Karması arasında oynanan maç, 4-4’lük skorla berabere bitti.