ASAYİŞ - 14 Nisan 2026 Salı 18:02

Eşini sokak ortasında sopayla darbettiği iddia edilen sanığa 19 yıl hapis

A
A
A
Eşini sokak ortasında sopayla darbettiği iddia edilen sanığa 19 yıl hapis

Antalya’da Ukrayna asıllı Türk vatandaşı kadının, uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi tarafından sokak ortasında sopayla darbedildiği iddiasıyla görülen davada sanık, "tasarlama olmaksızın kadına karşı ve eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.


5 Temmuz 2025 tarihinde Konyaaltı ilçesinde meydana gelen olayda, iddiaya göre otelde vardiyalı çalışan Iryna Melnychuk D., gece mesaisi sonrası evine dönerken, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eşi Mehmet Ali D. tarafından sopayla darbedildiği iddiasıyla şikayetçi oldu. Başına aldığı darbeler sonucu kafatasında kırıklar ve beyin kanaması riski oluşan kadın, ellerinde çok sayıda kırıkla birlikte 16 gün hastanede tedavi gördü.



İddianamede ağır ceza talebi


Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, sanığın mağdurun işten çıkış ve eve geliş saatlerini bildiği, elinde sopayla site çevresine geldiğinin kamera görüntüleriyle tespit edildiği, eylemin anlık öfkeyle değil tasarlayarak gerçekleştirildiği kaydedildi.


İddianamede ayrıca, olay yeri yakınındaki iş yerinden alınan kamera kayıtlarının mağdura izletildiği ve mağdurun görüntülerdeki kişinin eşi Mehmet Ali D. olduğunu kesin olarak teşhis ettiği belirtildi. Sanığın daha önce de uzaklaştırma kararlarını ihlal ettiği vurgulanan iddianamede, şiddet eğilimlerinin sürdüğü, serbest kalmasının mağdur açısından tehdit oluşturacağına dikkat çekildi. Bu gerekçelerle, sanığın eyleminin "eşe karşı tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturduğunu belirterek, en ağır şekilde cezalandırılması ve iyi hâl indirimi uygulanmaması istendi.


Sanığın savcılıktaki ifadesinde ise olay saatinde Lara semtinde D.D. isimli bir kişinin evinde bulunduğunu, HTS kayıtlarının da bunu göstereceğini söylediği aktarıldı. Iryna Melnychuk D. ise, kolluk kuvetlerine verdiği ifade de olay günü aldığı darbeler nedeniyle geçici hafıza kaybı yaşadığını, ikametinin arka kapısından girdiği sırada arkasından bir ses duyduğunu, döndüğünde eşi Mehmet Ali D.’yi gördüğünü söyledi. Iryna D., kendisine saldıran kişinin eşi olduğunu, bunu görüntüden, sesinden ve kokusundan ayırt ettiğini söyledi. Tanık anlatımlarında da olay gecesi bir kadının yere yatırılarak defalarca darbedildiğinin görüldüğü, bağırma sesleri üzerine aşağı inen site sakinlerinin ise Iryna D.’yi yerde ve başından yoğun şekilde kan kaybeder halde bulduğu belirtti.



Adli raporda hayati tehlike ve ağır kırık tespiti


Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin duruşmaya yansıyan 10 Temmuz 2025 tarihli doktor raporunda, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan şekilde yaralandığı, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olduğu ve kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkilediği belirtildi. Kovuşturma aşamasında mahkemeye ulaşan raporda ise mağdurun duyu veya organlarından birinin işlevinde sürekli fonksiyon azalması bulunduğu kaydedildi. 4. duruşmada da Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden gelen raporda, mağdurun yüzünde sabit iz ya da değişiklik bulunmadığı, ancak duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli fonksiyon azalması niteliğinde olduğu bildirildi.



Davanın 5. duruşması Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülürken, salonda tutuklu sanık Mehmet Ali D., sanık yakınları ve taraf avukatları yer aldı. Savcı, bir önceki duruşmada sanığın ölümcül bölge olan başa birden fazla kez vurması nedeniyle eyleminin "eşe karşı tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturduğunu belirterek 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.



"Yemin ederim ki bu suçu işlemedim"


Sanık Mehmet Ali D. ise suçlamaları kabul etmeyerek beraatini ve tahliyesini talep etti. Mehmet Ali D., "İrina’yı darbetmediğimi açıkça ifade ediyorum. Bu onursuz davranışı ben gerçekleştirmedim. 10 yaşındaki kızımın üzerine yemin ederim ki İrina’yı ben darp etmedim. İnandığım tek kutsal kitap olan Kur’an-ı Kerim üzerine el basarak da yemin ederim ki bu suçu işlemedim. Yaklaşık 10 aydır tutukluyum. 10 yaşında bir kız çocuğum var. İrina ile 2 buçuk yıl birlikte yaşadık. Savaş bölgesinde yaşayan kızımın, işlemediğim bir suç nedeniyle 10 aydır benden uzak kalmasını nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. 5 Temmuz 2025 tarihinde de aynı şekilde, ‘İrina’yı ben darbetmedim’ dedim. Ben, çocuklu bir kadına şiddet uygulayacak kadar onursuz biri değilim. Üzerime atılı suç nedeniyle gecelerce ağladım. Adalete sığındım, Kur’an-ı Kerim’i kalbime koyup ilahi adalete de sığındım. İşlemediğim bir suç yüzünden ailemin yüzüne bakmakta zorlanıyorum; onların da boynu bükük kaldı. Tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işleyecek kadar cani biri değilim. Bu nedenle beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" dedi.


Mahkeme heyeti; sanık hakkında "tasarlama olmaksızın kadına ve eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 19 yıl hapis cezası verdi.



Eşini sokak ortasında sopayla darbettiği iddia edilen sanığa 19 yıl hapis

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da eski muhtara kayıp bilgisayar için zimmet davası: "Kırıldı çöpe attım" dedi Bolu’da 2024 yılında yerel seçimleri kaybeden eski mahalle muhtarı hakkında, belediye tarafından muhtarlığa tahsis edilen dizüstü bilgisayarı yeni muhtara teslim etmediği gerekçesiyle ’Zimmet’ suçundan dava açıldı. Bilgisayarın temizlik yaparken kırıldığını ve çöpe attığını iddia eden eski muhtar, Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak. Yeni Muhtar Mustafa Arda Kıyasoğlu ise, "Benim amacım herhangi bir kişiyi hedef almak değil, tamamen kamu malını korumaktır" dedi. Olay, Bolu merkez Borazanlar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde muhtar seçilen Mustafa Arda Kıyasoğlu, görevi 2009-2024 yılları arasında muhtarlık yapan Şevki G.’den devraldı. Yeni muhtar Kıyasoğlu, göreve başladıktan sonra Bolu Belediyesi tarafından muhtarlık işlerinde kullanılmak üzere tahsis edilen dizüstü bilgisayarın ofiste olmadığını fark etti. Durumu eski muhtar Şevki G.’ye soran Kıyasoğlu, iddiaya göre "Seni ilgilendirmez, bu devlet ile benim aramda" ve "Bilgisayar kayıp oldu" şeklinde yanıtlar alınca Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. "Tamir edilmeyince çöpe attım" Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında ifadesi alınan eski muhtar Şevki G., üzerine atılı suçlamaları reddetti. Şevki G. ifadesinde, söz konusu bilgisayarın muhtarlıkta temizlik yapıldığı sırada masadan düşerek kırıldığını belirterek, "Tamircilere götürdüm ancak kullanılamaz hale geldiği söylendi. Ben de bunun üzerine bilgisayar kullanılmaz halde olduğu için çöpe atmak zorunda kaldım" dedi. Kendi imkanlarıyla aldığı masaüstü bilgisayarı kullandığını ve seçimi kaybettikten sonra onu da ihtiyaç sahibi birine verdiğini belirten Şevki G., oluşan kamu zararını karşılamak için belediyeye gittiğini ancak yetkililerin ödeme alamayacaklarını söylediklerini öne sürdü. Ağır cezada yargılanacak Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı. İddianamede, Bolu Belediyesi’nin bilgisayarı kişisel kullanım için değil, muhtarlık görevi kapsamında tahsis ettiği, görev süresi bitiminde yeni muhtara teslim edilmesi gerektiği vurgulandı. Savcılık, bilgisayarın kırıldığına ve çöpe atıldığına dair herhangi bir resmi tutanak tutulmadığına dikkat çekti. Bolu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame doğrultusunda eski muhtar Şevki G., Türk Ceza Kanunu’nun 247/1 maddesi gereğince ’Zimmet’ suçundan hapis cezası ve belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma talebiyle hakim karşısına çıkacak. "Mesele şahıslar değil kamu malıdır" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Borazanlar Mahallesi Muhtarı Mustafa Arda Kıyasoğlu, "Göreve geldiğimde bazı demirbaşlarla ilgili eksiklikler olduğunu tespit ettim. Ve bu durumu resmi yollarla ilgili makamlara bildirdim. Süreç içerisinde bazı kişiler tarafından konunun büyütülmemesi yönünde telkinlerde bulunuldu. Ancak ben hiçbir yönlendirmeye rağmen geri adım atmadım. Çünkü burada mesele şahıslar değil, mesele kamu malıdır. Benim amacım herhangi bir kişiyi hedef almak değil, tamamen kamu malını korumaktır. Süreç şu an yargıya intikal etmiş durumdadır. Gerekli değerlendirmeyi Türk adaleti yapacaktır. Adalete güvendiğimi de buradan söylemek istiyorum. Bizim için önemli olan şeffaflık, doğruluk ve devletimizin hakkının korunmasıdır" dedi. Bakan Kurum’dan bilgisayar ve yazıcı desteği Muhtar Kıyasoğlu, eksik bilgisayar sorununu çözmek için birçok kuruma başvuru yaptıklarını belirterek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un kendilerine destek olduğunu söyledi. Kıyasoğlu, "Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum, bizlerin sesini duyarak bir sabah Özel Kalem Müdürü aracılığıyla bizlere bir adet bilgisayar ve son model bir yazıcı göndermiştir. Bizleri görüntülü arayarak bizlerle görüşme sağlamış, her zaman arkamızda olduğunu bizlere söylemiştir. Ayrıca buradan bizleri yarı yolda bırakmayan Çevre, Şehircilik Bakanımıza da teşekkürlerimi sunuyorum." ifadelerini kullandı.