SAĞLIK - 05 Mart 2026 Perşembe 14:36

Dr. Cinik Diş Kliniği Antalya’da diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor

A
A
A
Dr. Cinik Diş Kliniği Antalya’da diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor

Türkiye’de sağlık turizminde adından söz ettirirken özellikle diş tedavilerinin yurt dışından gelen hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında yer aldığı belirtiliyor. Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor.


Turizm ve sağlık hizmetlerinin bir araya geldiği diş tatili konseptinin son yıllarda uluslararası hastalar arasında giderek daha fazla ilgi çektiği belirtilirken hastalar, diş tedavilerini yaptırırken aynı zamanda tatil yapma imkanı buluyor. Antalya’nın turizm altyapısı ve ulaşım kolaylığının bu alandaki talebin artmasına katkı sağladığı belirtilirken uzmanlar, diş tatili modelinin özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan hastalar için önemli avantajlar sunduğunu söyledi.



Diş tatili turizmine ilgi artıyor


Son yıllarda Türkiye gerçekleştirilen başarılı çalışmalarla sağlık turizmi alanında adından söz ettirirken diş tedavilerinin ise bu alanın en hızlı büyüyen noktalardan biri olarak öne çıktığı ifade ediliyor. Türkiye, diş tatili turizminde Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen hastalar için dikkat çekerken ulaşım kolaylığı, deneyimli diş hekimleri ve gelişmiş klinik altyapısı Türkiye’nin tercih edilmesinde rol oynuyor. İmplant tedavisi, estetik gülüş tasarımı, zirkonyum kaplama ve diş beyazlatma gibi işlemler için Türkiye’ye gelen hasta sayısının önemli bir oranda olduğu aktarıldı.



Hem tatil hem tedavi


Uzmanlar, Türkiye’de diş hekimliği alanında kullanılan teknolojilerin ve tedavi yöntemlerinin uluslararası standartlarda olduğunu, planlı tedavi süreçleri ve ulaşılabilir fiyatların da Türkiye’yi tercih edilen ülkeler arasında öne çıkardığını söyledi. Antalya ise her yıl milyonlarca turisti ağırlarken son yıllarda şehrin sağlık turizmi alanında da öne çıktığı, uluslararası havalimanı, otel kapasitesi ve turizm deneyiminin bu gelişimi desteklediği belirtiliyor. Diş tatili modeli çerçevesinde hastaların tedavi süreci genellikle ön görüşme ile başlarken hastaların, tedavi öncesinde röntgen veya ağız fotoğraflarını paylaşarak ilk değerlendirmeyi online olarak alabildiği ifade ediliyor. Ardından tedavi planı ve ziyaret programı hazırlanırken Antalya’ya gelen hastalar önce muayeneden geçiyor, sonrasında planlanan tedavi süreci başlıyor. Uzmanlar, bu modelin özellikle yoğun çalışma temposuna sahip kişiler için avantaj sağladığını belirtti.



Antalya sağlık turizminde öne çıkıyor


Uzmanlar, Antalya’nın sağlık turizmi alanında önümüzdeki yıllardaki payının daha da büyüyeceğini, diş tatili konseptinin ise bu büyümenin önemli bir parçası olarak görüldüğünü söyledi. Diş tatili çerçevesinde Antalya’ya gelen hastalar için ulaşım, konaklama ve tedavi programının uyumlu şekilde organize edilmesi, hastaların konforlu bir deneyim yaşaması sağlanıyor. Klinikler genellikle uluslararası hasta koordinatörleri ile çalışırken farklı ülkelerden gelen hastalar kendi dillerinde destek alabiliyor.



Estetik gülüş ilgi topluyor, Türkiye diş tatili turizminde öne çıkıyor


Diş estetiği uygulamaları son yıllarda dünya genelinde popüler hale gelirken özellikle gülüş tasarımı, implant tedavileri ve kaplama uygulamalarının ilgi gördüğü belirtiliyor. Antalya’da sunulan diş tedavileri de bu talebi karşılamaya yönelik hizmetler sunuyor. Modern teknolojiler ve dijital planlama yöntemleri sayesinde tedavi süreçleri daha hızlı ve konforlu hale geliyor. Uzmanlar, sağlıklı ve estetik bir gülüşün bireylerin özgüvenini doğrudan etkilediğini bu nedenle diş tedavilerinin sadece sağlık açısından değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını aktarıyor. Öte yandan sağlık hizmeti ile tatil deneyimini birleştiren bu yaklaşım, uluslararası hastalar için cazip bir alternatif sunarken Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sağlamayı hedefliyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Gençlik ve Spor Bakanı Bak’tan Sultanbeylili gençlere müjde Sultanbeyli’de düzenlenen iftar programında genç sporcularla bir araya gelen Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Sultanbeyli için çok önemli bir spor tesisi inşaatını ziyaret ettik. Yarı olimpik yüzme havuzu, 2 bin kişilik kapalı spor salonu, 300 kişilik konferans salonu, boks, kick boks ve güreş salonları ile fitness alanlarının yer aldığı güzel bir tesisi gençlerimize kazandıracağız. Sultanbeyli’nin gençleri için her şeyi yapmaya hazırız" dedi. Sultanbeyli Belediyesi ev sahipliğinde sporcularla iftar programında buluşan Bakan Osman Aşkın Bak, başarılı sporculara ödülleri takdim ederken, ilçede yapımı süren Sultanbeyli Belediyesi Mehmet Akif Spor Kompleksi’nde de incelemelerde bulundu. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak Sultanbeyli’de spor alanında önemli yatırımlar yapıldığını belirterek, gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmanın en önemli yollarından birinin spor olduğunu söyledi. Başarılı takımlar için tesis müjdesi veren Bak, "Atletizm için tesis yapacağız. Mahallelerimize futbol sahaları, basketbol sahaları yapıyoruz. Başkana dedim sen yeter ki yer bul. Biz gerekeni yaparız. Sultanbeyli’nin gençleri için her şey hazır. Evet başkan sen devam et. Siz de devam edin çalışmalara. Geçen sefer de geldik sizin yanınıza. Ödüllerinizi verirken gerçekten gururlandırdım. Bu ülkenin gençleri, liselerdeki gençleri, okul takımları başarılar elde ediyorlar. Onun için onların bu başarılarını ödüllendirmekte Bizim görevimiz belediye başkanımıza teşekkür ediyoruz. Gençler sizleri kötü alışkanlıklardan dijital bağımlılıktan, uyuşturucudan içkiden, kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için bu tesisleri bu yatırımları yapıyoruz. Yine obeziteden uzak tutmak için gençlerimizin ailelerin, herkesin spor yapmasını istiyoruz. Bir yüzme havuzu daha kazandırıyoruz. Yüzme bilmeyen kalmasın projesiyle yaklaşık 12 milyon çocuğumuza yüzme öğrettik. Çocuklarımızın yetenek taramasıyla beraber spora yönlendiriyoruz. Bu noktada Sultanbeyli çok güzel işler yapıyor" dedi Programda konuşan Tombaş ise, Sultanbeyli’nin genç nüfusunun oldukça fazla olduğunu belirterek gençleri spora yönlendirmek için önemli yatırımlar yaptıklarını söyledi. Tombaş, ilçede yapımı devam eden spor kompleksinin yaklaşık 26 bin metrekare alana sahip olduğunu belirterek, "Yarı olimpik yüzme havuzu, amfi tiyatro ve çok amaçlı spor salonlarının yer aldığı büyük bir projeyi başlattık. Şu anda inşaat yüzde 50 seviyesine geldi. İnşallah 2027 yılının Ocak-Şubat aylarında gençlerimizin hizmetine sunacağız. Amacımız çocuklarımızı sokaktan çekip spor alanlarına kazandırmak ve enerjilerini sporla buluşturmak" diye konuştu. İlçede amatör kulüpler için antrenman sahaları ve spor salonları da yaptıklarını belirten Tombaş, bireysel sporlarda 500’den fazla gencin ulusal ve uluslararası alanda başarı elde ettiğini ifade etti.
Ankara TBMM Başkanı Kurtulmuş, rektörlerle iftar yemeğinde bir araya geldi TBMM Başkanı Kurtulmuş, YÖK Başkanı Erol Özvar ve üniversite rektörlerini iftar yemeğinde ağırladı. Kurtulmuş, "Türkiye’nin Terörsüz Türkiye mücadelesinde bu çabalarında sizlerden de büyük destek bekliyoruz. Özellikle üniversitelerimizin bu konuyla ilgili yapacakları araştırmaları bu konuda kendi illerinizde kendi üniversiteleriniz bünyesinde ortaya çıkacak olan farkındalığı arttırmanızı sizlerden istirham ediyoruz" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, YÖK Başkanı Erol Özvar ve üniversite rektörleriyle iftarda bir araya geldi. Kurtulmuş, gelecek dönemde çok daha güçlü atılımların yapılabilmesi Türkiye’nin geleceği bakımından hayati önemde olduğuna işaret ederek, "Altyapısı tamamlanmış olan bir yüksek öğrenim kurumuna sahibiz. Ama sorunlarımızın bittiği anlamına gelmiyor. Önümüze yeni hedefler, güçlü hedefler koymak ve bir üst sınıfa çıkmak mecburiyetindeyiz" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, üç noktaya değinerek, "Yüksek öğrenimdeki uluslararası meselesi özellikle üzerinde durduğumuz hususlardan birisi. Sadece misafir öğrencilerimizi burada okutmak değil, yeryüzünün farklı taraflarından yerlerinden gençlerimize ev sahibi yapıp onlara burada eğitim vermek değil. Aynı zamanda Türk Yüksek Öğrenim Sistemi’nin de dünyanın birçok üniversitesinde üniversitenin saygın bölümlerinde oralarda üretim yeri yapabilecek. Araştırmalara, oradaki faaliyetlere katılabilecek yetkinlikte yetiştirilmesi, bizim güçlü üniversitelerimizle, yurt dışındaki güçlü üniversiteler arasında işbirliklerin arttırılması ve böylece kendi ürettiğimiz bilimsel bilginin sadece burayla sınırlı değil, bütün dünyanın malı olacak, bütün dünyanın ortak çabası olacak hale dönüştürmemiz lazım. Biz burada hem çok sayıda öğrencinin okutulması ama ondan da öte dünya üzerinde rekabet edebilecek nitelikli öğrencinin yetiştirilebilmesi için üniversitelerimizin standartlarını çok güçlü bir şekilde ileriye doğru taşımak mecburiyetindeyiz. Bu değişimlerin içerisinde ayakta kalabilen ve dünyada öncü olabilen ülkeler ise bilimi, kültürünü üretebilen ve bu anlamda öncülük yapan ülkeler olacak. Türkiye olarak artık bizim bilimde taklitçilik, kültürde taklitçilik dönemini zaten geride bıraktık. Ama artık taklit edilen bilimde, kültürde teknolojide taklit edilen bir ülke durumuna çıkmak mecburiyetimiz vardır. Bunun yolunda hiç şüphesiz Yüksek Öğrenim kurumlarımızın niteliklerinin arttırılmasından geçiyor. Ayrıca şunu da altına çizmek isterim ki eğitim kurumlarımızın özellikle üniversitelerimizin artık istihdam eksenli bir anlayışla yapılanması da zorunludur. Diploma veren ve insanlara sadece titr ve bir takım mesleklerin ünvanlarını veren kurumlar deyip insanların elinin iş tutmasını sağlayacak ve beceri kazandıracak yerler haline dönmesi şarttır" ifadelerini kullandı. "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’taki bir kafeden bir farkı kalmamıştır" Kurtulmuş, İran’da saldırı olduğunu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni toplandığını belirterek, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin New York’taki bir kafeden bir farkı kalmamıştır. Kuralları yerle bir oluyor. Terminoloji hepsi beraber oluyor. Kural bazı uluslararası sistem diye yıllardır konuşulan sistem kuralı değil gücü olanın istediği şekilde yönlendirdiği bir arena haline uluslararası sistemi döndürüyor. Bu çerçevede uluslararası sistemde hiç bunu söylemek hoşuma gitmiyor ama daha kestirmede ifade edemiyorum. Şu anda dünya sistemini nasıl tanımlarız dersek herhalde dünya sisteminin içinden geçmekte olduğu süreci orman kanunlarının geçerli olduğu bir dönem olarak tanımlamak mümkündür. Böyle bir kötü döneme dünya uzun yıllar belki asırlar boyunca geliyormuş. Dolayısıyla bu süreci öyle görünüyor ki yakın dönemde daha iyiye doğru gitmesiyle ilgili emareler ortada yoktur. Özellikle bizim içinde bulunduğumuz bu coğrafyada çok dikkatli olmak, ayaklarımızı yere sağlam basmak, kendimize hep beraber 86 milyon milletçe kenetlenmek, omuz omuza vermek, saflarımızı sıklaştırmak mecburiyetindeyiz. Çünkü bu dünya bu düzensiz bu kuralsız dünya düşenin ayağa kalkamayacağı bir dünya haline gelmektedir. Onun için eskiler der ya bir kere düşmeyelim. Biz Türk milleti olarak düşmeyeceğiz, ayakta kalacağız, hep beraber Allah’ın izniyle dünyanın en büyük milletlerinden birisi olacağız" şeklinde konuştu. "Bütün farklılıklarımızı zenginlik vesilesi olarak kabul edeceğiz" Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye adıyla bilinen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na atıf yaparak, "Bütün farklılıklarımızı zenginlik vesilesi olarak kabul edeceğiz. Asırlarca olduğu gibi bu topraklarda farklı etnik yapılarda yaşayan insanların hiçbirisinin zaten birbiriyle kalması husumeti yok. Bu topraklarda yaşayan hiçbir farklı mezhep ve meşrep sahibinin birbiriyle herhangi bir husumeti, düşmanlığı yok. Bunu araya koymak isteyenlerin de elinden bu fırsatı alacağız ve oynamak istedikleri oyunları bir daha oynayamayacak şekilde ters yüz edeceğiz. Allah’ın izniyle bunun için de Türkiye’de halkımızın büyük bir destek verdiğini görüyoruz. Bunun için bu bölgedeki bütün unsurlar, Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin ne kadar farklı etnik mezhebi yapı varsa Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin bütün bu unsurların hep beraber aynı coğrafyanın insanları aynı ülkenin aynı bölgenin vatandaşları ve aynı kaderin kaderdaşları olarak bir arada birlikte yürümeleri herhalde bölgemizin de huzurunu sağlayacaktır. Bu amaçla özellikle sizlerden de Türkiye’nin terörsüz Türkiye mücadelesinde bu çabalarında sizlerden de büyük destek bekliyoruz. Özellikle üniversitelerimizin bu konuyla ilgili yapacakları araştırmaları bu konuda kendi illerinizde kendi üniversiteleriniz bünyesinde ortaya çıkacak olan farkındalığı arttırmanızı sizlerden istirham ediyoruz" dedi.