ASAYİŞ - 23 Eylül 2025 Salı 10:49

5 farklı isimle hayatını sürdürdü, emekliliği için yeni bir umut doğdu

A
A
A
5 farklı isimle hayatını sürdürdü, emekliliği için yeni bir umut doğdu

Antalya’da doğumunda adı ve cinsiyetinin yanlış yazdırılmasıyla başlayan hatalar zinciriyle yaşamı boyunca 5 farklı isimle anılmaya başlayan 59 yaşındaki Ersin Akbaş’ın emekli olabilmek için daha önce kayıtlara ulaşılamaması sebebiyle reddedilen davası 1992 yılında Bağ-Kur’a kaydının olduğunu gösteren belgeyi mahkemeye sunmasıyla tekrar görülmeye başlandı.



Antalya’da yaşayan ve doğduğunda Ergün ismiyle nüfus kaydına kız olarak yazılan 59 yaşındaki Ersin Akbaş hayatı boyunca farklı kurumlarda yapılan hatalar zinciriyle tam bir karmaşaya dönüştü. Nüfus kaydına yapılan itiraz çok geçmeden düzeltildi ancak yanlışlıklar okul hayatında da devam etti. İlkokul diplomasını Ersun ismiyle alan Akbaş, itiraz etti ancak ikinci kez aldığı diplomada ismi Ergin olarak yazıldı. Kendi adıyla 1986-1987 yılları arasında 18 ay askerlik görevi yapan Ersin Akbaş, 1990 yılında yaşanan Körfez kriziyle çıkan seferberlik sonrası ikinci kez askerliğe çağrılarak, ikinci askerliğini ise Ersün adıyla yaptı.


5 farklı isimle hayatını sürdürdü


59 yıl boyunca Ergün, Ersun, Ergin, Ersün ve son olarak mevcut kimliğindeki Ersin Akbaş ismiyle yaşamını sürdüren Akbaş’ın ismi sebebiyle yaşadığı sıkıntılar, sosyal güvenlik primi ödemelerinde ve iş bulma süreçlerinde de devam etti. Son olarak emeklilik hayali kuran Akbaş, avukatı aracılığıyla Antalya 9. İş Mahkemesi’ne isim tespit ve sigorta girişleri için tespit davası açtı. Zonguldak SGK’ye yazılan müzekkereye verilen cevapta, Ersin Akbaş’ın ’yanında çalıştım’ dediği annesi Şerife Akbaş’ın belirtilen tarihlerde vergi yükümlülüğüne ait bir kaydına rastlanılmadığı belirtildi.


Yok denilen belgeye kendi imkanları ile ulaştı


Mahkeme bilirkişinin sunmuş olduğu rapor doğrultusunda mahkeme istinaf yolu açık olmak üzere davanın reddine karar verdi. Son olarak kendi imkanları ile Zonguldak Çaycuma Vergi Dairesi’nden Ersin Akbaş ismiyle annesi yanında çalıştığına ve vergi mükellefi olduğuna dair belgeye ulaştı. Söz konusu belgede 01.05.1992 işe başlama, 31.12.1997 işi terk tarihi bulunduğu görüldü. Kendisine ulaştırılan belgeyi avukatına veren Akbaş’ın emekli olabilme hayali böylece yeniden yeşerirken, istinaf mahkemesine yapılan itiraz ile davanın yeniden görülmesine karar verildi. Geçtiğimiz günlerde davanın görülen ilk duruşmasında mahkeme kurumlardan SGK kayıt belgelerinin getirtilmesi için müzekkere yazdı.


Mahkeme kurumlara müzekkere yazdı


2 ay sonraya ertelenen davanın kendileri için yeni bir umut olduğunu belirten Ersin Akbaş’ın avukatı Nuray Ertem, "Ersun beyin doğum yıllarında yapılan hata nedeniyle 5 ayrı ismin farklı kurumlarda yazılmasından kaynaklanan sebeplerle sigortalılığının ispatı, sigortalılığın başlangıç tarihi için dava açtık. Bu davada ilgili kurumlardan bize gerekli belgeler gönderilmediği, yok denilip geçiştirildiği için davamız ilk başta reddedildi. Daha sonra biz haricen temin ettik ve mahkemeye bu belgelerle birlikte yargılamanın iadesi talebinde bulunduk. Mahkemede bunları yeni delil olarak kabul etti ve yargılamanın iadesine karar verdi. En son duruşmasına girdiğimizde de yine ilgili kurumlardan SGK kayıt belgelerinin getirtilmesi için müzekkere yazdı" dedi.


"Bizim için yeni bir umut doğdu"


Kurumlardan gelecek olan kayıtlar ile Ersin Akbaş’ın emekliliğe hak kazandığının ispat edileceğini belirten Ertem, "Bunlara cevap verildiği takdirde Ersun beyin isminin Ersin olduğunu ve sigortalılığının başlangıç tarihinin SGK kayıtlarında görüldüğünden çok daha öncesi olduğunu ve emekliliğe hak kazandığını ispat edeceğiz. Bizim için yeni bir umut doğdu. İsim netleştirildi ama, isim değişikliği yapılmasına rağmen SGK, askerlik şubesi ve diğer kurumlardaki isimler aynı şekilde senkronize olarak düzeltilmediği için bu problem hala devam ediyor ve farklı şekillerde yansıyor" ifadelerini kullandı.


İsim karmaşası nedeniyle emekli olamıyor


Emekliliğinin dolmasına rağmen yaşanan isim karmaşası nedeniyle emekli olamadığını belirten Ersin Akbaş ise, "5 ismin içinde sigortayı bulmak için, sigortaları birleştirmek için uğraşıyoruz. Bütün belgeleri bulduk, avukatım mahkemeye sundu. Hatta Cumhurbaşkanlığı’na yazı yazdık, belgelerin araştırılması için. Onu da mahkeme kabul etti. Şimdi sonucunu bekliyoruz. Bundan sonraki süreç ne olur bilmiyoruz. Ama, hak için hakkaniyet, insan için insaniyet, devlet içinde merhamet istemeye başladık. Böyle yaşayan bir ölü gibi gezmek zor geliyor. 59 yaşındayım, emekliliğim doldu. Ben daha kaç sene yaşarım, kaç sene ömür biçebilirsin. Ya bugün, ya yarın ölümümüzü bekliyoruz. Dünyada yaşadık, 60 yaşına geldik, emekli bari olalım diye uğraşıyoruz" şeklinde konuştu.


"15 yıl geçti emekli olamıyorum"


5 ismin düzeltilmesi yerine sadece Ersün’ün Ersin olarak düzeltildiğini söyleyen Akbaş 15 sene geçmesine rağmen emekli olamadığını söyleyerek "1984 yılında annemin yanında ben işçi olarak çalışıyordum Ersun Akbaş olarak. Nüfusun belgelerinin içinde kayboldum. Annemin yanında işçi olarak Ersun Akbaş olarak çalıştım. 1991 yılında kendi adıma vergi mükellefiydim, 1996’da toplam borcumuzu ödemek için gittik. Benim ismimin Ersün olarak değiştirildiğini gördüm. Ersin Akbaş olarak askere gittim. 2006’da Ersin Akbaş olmak için dava açtım. Davayı kazandım Çaycuma’da, ama 5 ismi düzeltmek yerine sadece Ersün’ü Ersin yaptılar. Ersun’lar kayboldu gitti. Normalde 15 yıl geçti, ama emekli olamıyoruz hala. Benim 15 senem geçti emekli olmadan" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Annesinin güvenli diye gönderdiği ev, duvarın çökmesiyle 15 yaşındaki çocuğa mezar oldu Hatay’da aşırı yağışla birlikte oluşan heyelana dayanamayan müstakil evin duvarları çöktü. Afete uykusunda yakalanan 15 yaşındaki Abdulhanan Elmuhammed hayatını kaybetti. Olay yerindeki aileye yardıma koşan Mehmet Ceylan, "Çocuğumuz çekyatın altında sıkışarak havasızlıktan hayatını kaybetmişti" dedi. Kentte etkili olan şiddetli yağışla birlikte yaşanan heyelan, Antakya ilçesi Hacı Ömer Alpagot Mahallesi’nde, dağ yamacında bulunan müstakil bir evin duvarlarının çökmesine neden olmuştu. Heyelana uykuda yakalanan ev halkından 4 kişi yaralanmıştı. Hastaneye kaldırılan 15 yaşındaki Abdulhanan Elmuhammed yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Olayda Abdulhanan’ın 10 yaşındaki kardeşi Abdulcelil Çelik Elmuhammed de ağır yaralanmıştı. Olayda yaralanan 2 kardeşin, anneleri tarafından evlerinin güvenli olmadığı düşünülerek akşamüzeri ablalarına misafirliğe gönderildiği anlaşılmıştı. Abdulhanan Elmuhammed’e mezar olan ve kardeşi Abdulcelil Çelik Elmuhammed’in ağır yaralanmasına neden olan müstakil evin heyelanla birlikte duvarlarının çöktüğü ve tavanın sağlam olduğu görüldü. Olayın ilk anında aileye yardıma koşan Mehmet Ceylan, yaşananları anlatarak yağmur suyunun gidecek yer bulamayınca evin duvarını patlattığını söyledi. Olayda hayatını kaybeden 15 yaşındaki çocuğun çekyat altında sıkışarak can verdiğini anlatan Mehmet Ceylan, "İlk etapta geldiğimde aşağısının bayağı kötü olduğunu gördüm. 3 kişi çıkarılmıştı, 1 kişi ise bulunamamıştı. Anneyle karşılaştığımda şoktaydı. Duvarların patlamış olduğunu gördüm. Yağmur suyunun, toprağın birikintisinin gidecek yeri olmadığından duvarları patlatıp, heyelanı oluşturduğunu gördük. Çevreye baktık bulamadık. En son çocuk, yağmur sularının gittiği derede bulundu. Çocuğumuz çekyatın altında sıkışarak havasızlıktan hayatını kaybetmişti" dedi.
Ankara Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.