POLİTİKA - 20 Ocak 2026 Salı 20:55

Terör örgütü yandaşlarından Türk bayrağına yönelik saldırıya TBMM’den ortak tepki

A
A
A
Terör örgütü yandaşlarından Türk bayrağına yönelik saldırıya TBMM’den ortak tepki

TBMM Genel Kurulunda partilerin grup başkanvekilleri, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında terör örgütü yandaşlarının Türk bayrağına saldırısına tepki gösterdi.


TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da Aden Körfezi, Somali Açıkları, Arap Denizi ve Mücavir Bölgelerde görevli Türk Silahlı Kuvvetleri Deniz unsurlarının görev süresinin 1 yıl daha uzatılması ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi üzerine görüşmelere geçildi. Grup başkanvekilleri, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında terör örgütü yandaşlarınca Türk bayrağına yönelik saldırıya yaptıkları konuşmayla tepki gösterdi.



"Dünyanın neresine giderse gitsin bunlar cezalandırılır, cezalandırılacaktır"


Meclis Başkanvekili Adan, saldırıya ilişkin, "Mardin Nusaybin sınırında bu milletin birliğine, merhametine, şefkatine ihanet eden terör örgütü Türk bayrağını indirme girişiminde bulunmuştur. Bu indirme iradesi Türk milletinin birliğine, beraberliğine kastetmek isteyenlerin bir provokasyonudur. Dünyanın neresine giderse gitsin bunlar cezalandırılır, cezalandırılacaktır. Biz de Divan olarak kınıyoruz" şeklinde konuştu.



"Hak ettikleri cezalara maruz kalacaklarından eminiz"


Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen ise, "Türkiye’de Türkiye’nin kutsal ortak değerlerini, bayrağını, vatanını, toprağını, devletini zedeleyecek ve bu sembollere yönelik herhangi bir fiilin kabul edilmesi mümkün değildir. Burada da faillerin adli olarak tespit edilip yargılanacaklarından ve hak ettikleri cezalara maruz kalacaklarından eminiz. Bunun da kabul edilebilir olması mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu.



"Kim ki bayrağımıza yönelik bir ihanet içerisinde olursa Türk milletinden karşılık bulacaktır"


Saldırının hainlik olduğunu ifade eden İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, "Böylesi alçakça bir saldırıya tevessül edenler, aklından geçirenler, niyetlenenler bilsin ki en sert şekliyle karşılık bulacaklardır. Türk bayrağı hepimizin bayrağıdır; bu aziz vatanın, bu milletin birliğini, bütünlüğünü temsil eden en yüce, en kıymetli bayraktır. Kim ki bayrağımıza yönelik bir ihanet içerisinde olursa en sert şekliyle, en güçlü şekliyle aziz Türk milletinden, onun temsilcilerinden karşılık bulacaktır. Sakın ola, kimse bir daha aklından böyle bir şey geçirmesin. Şiddetle kınıyorum ve devletin ilgili ve yetkili mercilerinden bununla ilgili gereğinin yapılmasını ve Parlamentoya bilgi verilmesini talep ediyorum" dedi.



"Gerekenin yapılacağını da biz sabırsızlıkla bekliyoruz"


MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç ise Türk bayrağına gerçekleştirilen saldırıya ilişkin, "Biz bayrağa bakınca sadece kırmızı beyaz görmeyiz; Yemen’de susuz kalanları, Sarıkamış’ta donanları, Çanakkale’de bir hilal uğruna batan o gencecik güneşleri görürüz. O kırmızının tonu herhangi bir boya küpünden değil, toprağa, ’Vatan sağ olsun’ diyerek düşen yiğitlerin şah damarından gelir. Bizim davamızın özü de sözü de budur. Milliyetçi Hareket Partisinin, ülkücü hareketin durduğu yer tam da o sancağı gölgesidir diyoruz. Türk Bayrağı’mızın indirilmesini tekrar kınıyoruz. Gerekenin yapılacağını da biz sabırsızlıkla bekliyoruz" diye konuştu.



"Yetkililerin görevlerini yapmalarını bekliyoruz"


Olayın nasıl gerçekleştiğine yönelik araştırmaların yapılması gerektiğini dile getiren CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "Bayrağımızın her nasıl olursa olsun böylesine kirli ellerle indirilmeye çalışılmasını asla kabul etmeyiz ve en sert şekilde kınarız. Böyle bir olayın nasıl yapılabildiğine dönük olarak da mutlaka araştırma yapılması gerekir çünkü bayrağımız her bir ferdimizin sahip çıkacağı ve her bir ferdimizin, her bir vatandaşımızın sonuna kadar savunacağı ve cumhuriyetimizin birlik ve beraberliğini temsil eden en değerli varlığımızdır. Bu konuda ilgililerin ve yetkililerin görevlerini yapmalarını bekliyoruz" dedi.



"Bayrak bizi birleştiren yegane bir unsurdur"


AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise soruşturma başlatıldığını belirterek, "Bugün Genel Kurulda da her bir arkadaşımızın, her bir grubun aynı fikirde olmasının da çok ama çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bayrak bizi birleştiren yegane bir unsurdur. Bugün burada bunu da bu konuşmalarla bir kez daha görmüş olduk. Bu konuya dair yapılan açıklamalar da zaten soruşturma başlatıldı. Bu konuya dair soruşturma başlatıldı ve nerede, nasıl yapıldığına dair bu bilgiler, detaylar ortaya çıktığı zaman muhakkak ki Genel Kurulda da paylaşılacaktır. Bu konuya dair yan yana duruşumuzun da Türkiye için ve Meclisimiz için ayrıca anlamlı olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bir zamanların vazgeçilmeziydi, şimdi yok oluyor: Ot süpürgelerde son ustalar SAKARYA (İHA) – Elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı dönemlerde ev temizliğinde kullanılan ve Sakarya’daki az sayıda usta tarafından üretilen coğrafi işaretli ot süpürgeler, yok olmaya yüz tutan meslekler arasında yer alıyor. Teknolojiye adeta direnerek usta ellerde binbir emekle hazırlanan ot süpürgeler, 150 liradan alıcı buluyor. Coğrafi işarete sahip ot süpürgeler, teknolojinin gelişmesiyle popülaritesi artan elektrikli süpürgelerle ve temizlik robotlarıyla mücadele ediyor. İnsanların yüklü miktarda para harcayarak aldığı elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı zamanlarda temizlik aracı olarak kullanılan ot süpürgeler, Sakarya’da sayılı usta tarafından üretiliyor. Elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı zamanların en gözde mesleklerinden birisi olan süpürgecilik, diğer el emeği mesleklerde olduğu gibi adeta can çekişiyor. Türkiye’nin önemli süpürge üretim merkezlerinden olan Sakarya’da ise az sayıda süpürgeci, babalarından öğrendikleri yöntemle üretimlerini devam ettiriyor. Ayakta kalma mücadelesi veren meslekte ustalar yetiştirecek çırak olmayınca kendilerini son durak olarak görüyor. Süpürge otunun hasadı, temizlenmesi, kükürtle kurutulması, belirli bir boy haline getirilmesi, tek tek ayrılması, taslak haline getirilmesi, tutma yerinin yapılması ve dikiş atılması gibi birçok meşakkatli aşamadan geçen süpürgeler, ustaların dokunuşlarından sonra tam bir süpürge halini alarak, ülkenin birçok şehrine gönderiliyor. "Eskiden alışık olan insanlar evinde bulunduruyor" 46 yıldır ustalık yaptığını belirten Selahattin Burucuoğlu, "Bizim yaptığımız iş süpürgenin imalatı. Ot olarak geliyor, işlendikten sonra bizlere gelir. Dört aşamadan geçer ve süpürge haline gelir. Vatandaşlar bunu bahçesinde, balkonunu yıkarken kullanıyor. Eskiden alışık olan insanlar evinde bulunduruyor. Hanımlar, halıları dövüp arkasında bu süpürgelerle süpürürlerdi şimdi o durum kalmadı. Robotlar, elektrikli süpürgelerle süpürüyorlar, yıkama zamanı gelince de halı yıkamacılara veriyorlar" dedi. "Bu meslek bitti gibi bir şey, biz son demleriyiz" Usta Şaban Boşluk ise, "Eskiden fayans yoktu, haleflikseler vardı bu süpürgelerle iş görülürdü. Şimdi bunlar kalmadığı için bir süpürge iki ayda bitiyorsa şuan 3 yıl gidiyor bir ot süpürgesi. Bununda isteği azaldığı için bizde az üretim yapıyoruz. Biz emekliyiz, istek ve fırsat olunca gelip yapıyoruz, sürekli yaptığımız bir şey değil bu. Bu meslek bitti gibi bir şey, biz son demleriyiz. Eskiden 2 bin kayıtlı esnaf varken şu anda 50-60 esnaf kaldı. Bunlarda sürekli çalışan esnaf değil. Tüketemediğin bir ürünü yapıp kenara koysan ne olacak. Tamamıyla el sanatıyla yapılan bu meslek bitmeye yüz tutmuş bir meslek" diye konuştu. "Süpürge eskiden evin içindeydi şimdi dışarda kaldı" Süpürge imalatçısı Yusuf Özbek, "Baba mesleğim, babama da onun atasından kalma olarak sürdürüyoruz. Yok olmaya yüz tutmuş bir meslek. Süpürge eskiden evin içindeydi şimdi dışarda kaldı. Eskiden teknoloji yoktu hanımlar, evin içinde kullanıyordu. Şu anda da Anadolu’nun kırsal kesimlerinde, belediyelerde, bazı iş yerlerinde bu süpürgeler kullanılıyor. Talep yaklaşık 20 yıldan beri azaldı ve bizden çıkış fiyatı 100 ile 150 lira arasında değişiyor. Ot süpürge ister istemez toz kaldırır ve hanımlar bunu istemez. Elektrikli süpürge ise kadın yürüyerek 10 dakikada bütün evi temizliyor, ot süpürgede bu biraz daha fazla zorlaşıyor. Geleceği yok bu mesleğim. Benim yaşım 47 ve benden sonra yapacak biri yok. Süpürgemizi teknolojik anlamda yenileme gibi bir durumda yok, kullanım alanı da dar. Biz biraz daha ayakta kalabilmek ve bu işi biraz daha sürdürebilmek istiyoruz" şeklinde konuştu.
Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürü Yığmatepe Muay Thai’de başarılı olan sporcuları ağırladı Çeşitli tarihlerde ve farklı kategorilerde düzenlenen Muay Thai Türkiye Şampiyonalarında derece elde eden Aydınlı sporcular, başarılarıyla kenti gururlandırdı. Türkiye genelinde gerçekleştirilen organizasyonlarda miniklerden büyüklere kadar farklı yaş gruplarında kürsüye çıkan sporcular, Gençlik ve Spor İl Müdürü Serhan Yığmatepe tarafından makamında kabul edilerek tebrik edildi. Türkiye Şampiyonası kapsamında 26-31 Ağustos 2025 tarihleri arasında Kars’ta düzenlenen müsabakalarda Aydın’ı temsil eden minik ve yıldız sporcular önemli dereceler elde etti. Şampiyonada Minik Erkekler 42 kilogram kategorisinde mücadele eden Yusuf M. Tekin Türkiye birincisi olurken, Yıldız Bayanlar 44 kilogram kategorisinde ringe çıkan Azra Yurdatapan Türkiye ikinciliğini kazandı. Minik Erkekler 36 kilogramda Barış Yalçın ve 38 kilogramda Yılmaz Kaynak Türkiye üçüncüsü olurken, Yıldız Erkekler 57 kilogram kategorisinde yarışan Şahin Ceylan da Türkiye üçüncülüğü elde etti. Aydınlı sporcular, farklı illerde düzenlenen şampiyonalarda da başarı grafiğini sürdürdü. 26 Haziran-1 Temmuz 2025 tarihleri arasında Kırklareli’nde gerçekleştirilen Gençler Türkiye Şampiyonası’nda Eda Yıldırım, 54 kilogram alt genç bayanlar kategorisinde Türkiye birincisi olarak önemli bir başarıya imza attı. 11-16 Nisan 2025 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen Büyükler U23 Türkiye Şampiyonası’nda ise Arda Demir, 67 kilogram erkekler kategorisinde Türkiye ikincisi oldu. Gençlik ve Spor İl Müdürü Serhat Yığmatepe, farklı yaş grupları ve kategorilerde Türkiye dereceleri elde eden sporcular ile antrenörlerini tebrik ederek, başarılarının artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Samsun Verem hâlâ ölümcül olabilir SAMSUN (İHA) – Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurullah Dikmen, verem (tüberküloz) tedavilerinin eski yıllara göre daha kısa sürdüğünü ancak özellikle akciğeri tutan verem türlerinin ölümcül olabildiğini belirterek, en az 6 ay süren tedavilerin mutlaka tamamlanması gerektiğini söyledi. Medicana International Samsun Hastanesi’nden Uzm. Dr. Nurullah Dikmen, verem hastalığı, korunma yöntemleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi. Verem tedavisinin en az 6 ay sürdüğüne ve özellikle akciğerleri tutan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Dikmen, "Verem, kanamalı balgam çıkarmayla bize ipuçları vermektedir. Verem, eskisi kadar olmasa da hâlâ ölümcül olabilir. Verem tedavisini sonuna kadar olmak gerekiyor. Tam iyileşmeden tedavinin bırakılmaması gerekiyor. Bu tedaviler Verem Savaş Dispanserleri tarafından takip ediliyor. Uzun süren bu tedavi ücretsiz olarak dispanserler tarafından veriliyor. Buna rağmen maalesef eskisi kadar olmasa da verem hâlâ korkulabilecek, ölümcül hastalıklardan biridir" dedi. "Aktif verem hastalarının evlenmesi yasak" Frengi gibi veremde de aktif basili yayan hastaların, virüs yaymayı bırakana kadar evlenmelerinin yasak olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dikmen, "Veremin sebepleri arasında yetersiz beslenme ve zorlu yaşam şartları olabilir. Havasız ortamlar veya ortak yaşam alanları hastalığın bulaşmasını kolaylaştırır. Verem her yaşta görülebilir, yaşam şartlarıyla yakından ilişkili bir hastalıktır. Bir arada yaşanan ve uygun havalandırması olmayan ortamlarda bir tane hasta varsa herkese bulaştırabilir. Öksürük ve aksırıkla verem bulaşabilir. Mikrobu soluyan kişilerde hastalık yerleşir. Veremden korunmak için uygun yaşam şartları önemlidir. Tedaviye başlayan hastaların tedaviyi mutlaka tamamlamaları gerekir. Eskiden bu tedaviler çok uzun sürüyordu, 1-2 yıl süren tedaviler vardı. Şimdi ise 6 aylık bir tedaviyle sonuca ulaşabiliyoruz. Basili yayan biri varsa etrafa gitmesini istemeyiz ancak belirli bir tedavi aldıktan sonra, 1-2 ay içinde hastanın virüs yayması negatif duruma geçebiliyorlar. Basili yaymayanlar test sonuçlarına göre iş hayatına dönebilir. Aktif basili yayan kişilere evlilik yasaktır. Bu durum frengi için de geçerlidir. Tedavileri tamamlandıktan sonra ise bu kişiler normal şekilde evlenebiliyorlar" diye konuştu. "Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir" Tüberkülozun en önemli belirtisinin öksürükle birlikte gelen kanlı balgam olduğunu dile getiren Dikmen, "Verem mutlaka belirti gösterir. Basil müspet dediğimiz balgam testlerinden çok rahat bir şekilde sonuç elde edebiliyoruz. Balgam incelemesinde basil görülüyorsa tedavi edilmesi gerekir. Bu süre zarfında belirli birkaç ay işine de gitmeyecek. Ancak düzenli takiple hastalık kontrol altına alınabiliyor. Kanlı balgam, veremin ilk belirtilerinden biridir ve çok önemlidir. Kişinin balgamında kan varsa durum şüphelidir. Bu sadece verem belirtisi değildir; malign hastalıklarda veya kanserde de görülebilir. Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir. Basit testlerle bunlar çok kolay bir şekilde taranıp ortaya çıkarılabiliyor" şeklinde konuştu.
Sakarya Bir zamanların vazgeçilmeziydi, şimdi yok oluyor: Ot süpürgelerde son ustalar Elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı dönemlerde ev temizliğinde kullanılan ve Sakarya’daki az sayıda usta tarafından üretilen coğrafi işaretli ot süpürgeler, yok olmaya yüz tutan meslekler arasında yer alıyor. Teknolojiye adeta direnerek usta ellerde bin bir emekle hazırlanan ot süpürgeler, 150 liradan alıcı buluyor. Coğrafi işarete sahip ot süpürgeler, teknolojinin gelişmesiyle popülaritesi artan elektrikli süpürgelerle ve temizlik robotlarıyla mücadele ediyor. İnsanların yüklü miktarda para harcayarak aldığı elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı zamanlarda temizlik aracı olarak kullanılan ot süpürgeler, Sakarya’da sayılı usta tarafından üretiliyor. Elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı zamanların en gözde mesleklerinden birisi olan süpürgecilik, diğer el emeği mesleklerde olduğu gibi adeta can çekişiyor. Türkiye’nin önemli süpürge üretim merkezlerinden olan Sakarya’da ise az sayıda süpürgeci, babalarından öğrendikleri yöntemle üretimlerini devam ettiriyor. Ayakta kalma mücadelesi veren meslekte ustalar yetiştirecek çırak olmayınca kendilerini son durak olarak görüyor. Süpürge otunun hasadı, temizlenmesi, kükürtle kurutulması, belirli bir boy haline getirilmesi, tek tek ayrılması, taslak haline getirilmesi, tutma yerinin yapılması ve dikiş atılması gibi birçok meşakkatli aşamadan geçen süpürgeler, ustaların dokunuşlarından sonra tam bir süpürge halini alarak, ülkenin birçok şehrine gönderiliyor. "Eskiden alışık olan insanlar evinde bulunduruyor" 46 yıldır ustalık yaptığını belirten Selahattin Burucuoğlu, "Bizim yaptığımız iş süpürgenin imalatı. Ot olarak geliyor, işlendikten sonra bizlere gelir. Dört aşamadan geçer ve süpürge haline gelir. Vatandaşlar bunu bahçesinde, balkonunu yıkarken kullanıyor. Eskiden alışık olan insanlar evinde bulunduruyor. Hanımlar, halıları dövüp arkasında bu süpürgelerle süpürürlerdi şimdi o durum kalmadı. Robotlar, elektrikli süpürgelerle süpürüyorlar, yıkama zamanı gelince de halı yıkamacılara veriyorlar" dedi. "Bu meslek bitti gibi bir şey, biz son demleriyiz" Usta Şaban Boşluk ise, "Eskiden fayans yoktu, haleflikseler vardı bu süpürgelerle iş görülürdü. Şimdi bunlar kalmadığı için bir süpürge iki ayda bitiyorsa şuan 3 yıl gidiyor bir ot süpürgesi. Bununda isteği azaldığı için bizde az üretim yapıyoruz. Biz emekliyiz, istek ve fırsat olunca gelip yapıyoruz, sürekli yaptığımız bir şey değil bu. Bu meslek bitti gibi bir şey, biz son demleriyiz. Eskiden 2 bin kayıtlı esnaf varken şuanda 50-60 esnaf kaldı. Bunlarda sürekli çalışan esnaf değil. Tüketemediğin bir ürünü yapıp kenara koysan ne olacak. Tamamıyla el sanatıyla yapılan bu meslek bitmeye yüz tutmuş bir meslek" diye konuştu. "Süpürge eskiden evin içindeydi şimdi dışarda kaldı" Süpürge imalatçısı Yusuf Özbek, "Baba mesleğim, babama da onun atasından kalma olarak sürdürüyoruz. Yok olmaya yüz tutmuş bir meslek. Süpürge eskiden evin içindeydi şimdi dışarda kaldı. Eskiden teknoloji yoktu hanımlar, evin içinde kullanıyordu. Şuanda da Anadolu’nun kırsal kesimlerinde, belediyelerde, bazı işyerlerinde bu süpürgeler kullanılıyor. Talep yaklaşık 20 yıldan beri azaldı ve bizden çıkış fiyatı 100 ile 150 lira arasında değişiyor. Ot süpürge ister istemez toz kaldırır ve hanımlar bunu istemez. Elektrikli süpürge ise kadın yürüyerek 10 dakikada bütün evi temizliyor, ot süpürgede bu biraz daha fazla zorlaşıyor. Geleceği yok bu mesleğim. Benim yaşım 47 ve benden sonra yapacak biri yok. Süpürgemizi teknolojik anlamda yenileme gibi bir durumda yok, kullanım alanı da dar. Biz biraz daha ayakta kalabilmek ve bu işi biraz daha sürdürebilmek istiyoruz" şeklinde konuştu.
Edirne Edirne’de huzurevinde sıra gecesi: Gönüller bir oldu, yüzler güldü Edirne’de huzurevi sakinlerine yönelik düzenlenen sıra gecesi programı, renkli ve duygu dolu anlara sahne oldu. Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı huzurevinde organize edilen etkinlikte, yaşlı vatandaşlar müzik, türkü ve oyunlar eşliğinde unutulmaz bir akşam yaşadı. Huzurevi sakinlerinin keyifli vakit geçirmesi amacıyla bu yıl ikincisi düzenlenen programda, geleneksel sıra gecesi kültürü yaşatıldı. Türküler eşliğinde çiğ köfte yoğruldu, hazırlanan ikramlar katılımcılara sunuldu. Samimi ve sıcak bir atmosferin hâkim olduğu gecede, yaşlılar gönüllerince eğlenerek moral depoladı. Programda konuşan Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tohumcu, sıra gecelerinin artık geleneksel hale geldiğini belirterek, "Bu sıra gecesini her kış yapmaya çalışıyoruz. Burada birlikte eğleniyor, birlikte gülüyor ve birlikte mutlu oluyoruz. İyi ki varsınız," ifadelerini kullandı. Gecenin ilerleyen saatlerinde mikrofonu eline alan İl Müdürü Harun Tohumcu’nun türkü söylemesi salonda alkışlarla karşılandı. Huzurevi sakinleri ve katılımcılar, söylenen türkülere hep birlikte eşlik etti. Bazen neşeli, bazen duygu dolu anlar yaşandı. Oyun havalarıyla coşkunun arttığı gecede, huzurevi sakinleri, kurum müdürleri ve personel aynı duyguda buluşarak keyifli bir akşam geçirdi. Duygu dolu anların yaşandığı sıra gecesi, yaşlıların yüzlerinde tebessüm, gönüllerinde ise güzel bir hatıra bıraktı.