POLİTİKA - 21 Kasım 2025 Cuma 12:26

Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Aile Sağlığı Merkezlerimize 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon müracaat oldu"

A
A
A
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Aile Sağlığı Merkezlerimize 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon müracaat oldu"

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Aile Sağlığı Merkezlerimize 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon müracaat oldu. 3 milyon gebe, 2.1 milyon bebek ve 1.1 milyon çocuk izlemi gerçekleştirdik. Kanser taramalarında da önemli başarılar elde ettik. 5 milyon vatandaşımıza tarama yaptık, 19 bin kişiye erken kanser tanısı koyduk" dedi.


TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlarının 2026 yılı bütçeleri görüşüldü. Komisyonda milletvekillerine sunum yapan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kamunun, özel sektörün, üniversitelerin, ilaç ve tıbbi cihaz üreticilerinin ve nihayet tüm sağlık paydaşlarının yürüttükleri hizmetleri aynı hedef doğrultusunda gördüklerini ve tek bir sağlık vizyonu altında buluşturduklarını söyledı. Bakan Memişoğlu, "Bu bütüncül anlayış, Türkiye’nin sağlıkta gelecek vizyonunu da şekillendirmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonu, yalnızca ülkemizin siyasi ve ekonomik geleceğini değil, milletimizin sağlığa dair hedeflerini de yeniden tanımlamıştır. Biz de bu anlayışla ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu hayata geçirdik. Bu vizyon, üç temel ilke üzerine inşa edilmiştir: Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık. Koruyan sağlık anlayışıyla vatandaşlarımızın hastalanmadan önce sağlıklı kalmasını hedefliyoruz. Birinci basamağı güçlendiriyor, erken tanı ve tarama programlarıyla hastalıkların oluşmadan önlenmesini hedefliyoruz. Geliştiren sağlık yaklaşımıyla bugünün ihtiyaçlarının ötesine geçip, geleceğin risklerini de dikkate alıyoruz. İnsan kaynağımızı, tesislerimizi ve dijital altyapımızı sürekli yeniliyor; beslenmeden çevreye, iş güvenliğinden su kalitesine kadar sağlığın tüm sosyal belirleyicilerini politikalarımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bu doğrultuda Sağlıklı Yaşam Strateji Belgesi’ni hazırlıyoruz. Üreten sağlık anlayışıyla da Türkiye’yi ilaç, aşı, biyoteknoloji, tıbbi cihaz ve sağlık yazılımı üretiminde bölgesel bir güç, küresel bir aktör haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı.


Bakan Memişoğlu, aile hekimlerinin 11 kronik hastalığı izleyebilir ve takip edebilir hâle geldiğini belirterek, "Otizm tarama ve takibini, Hastalık Yönetim Platformu üzerinden aile hekimlerinin kullanımına açtık. Sadece son bir yılda 35 milyon vatandaşımızın kronik hastalık taramaları gerçekleştirildi, 7.3 milyon kişiye yeni tanı konuldu. Bu sayede hastalıkları erken dönemde tespit ettik, tedavileri zamanında başlattık ve milyonlarca vatandaşımızın yaşam kalitesini koruduk. Aile Sağlığı Merkezlerimize 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon müracaat oldu. 3 milyon gebe, 2.1 milyon bebek ve 1.1 milyon çocuk izlemi gerçekleştirdik. Kanser taramalarında da önemli başarılar elde ettik. 5 milyon vatandaşımıza tarama yaptık, 19 bin kişiye erken kanser tanısı koyduk. Bu sayede binlerce vatandaşımızın hayatına dokunduk" dedi.



"2002 yılında yüz bin canlı doğumda 64 olan anne ölüm oranını, 2024 yılında 11.5’e düşürerek tarihimizin en düşük seviyesine ulaştık"


Anne ve çocuk sağlığının öncelikli alanlardan biri olduğunu kaydeden Memişoğlu, "2002 yılında yüz bin canlı doğumda 64 olan anne ölüm oranını, 2024 yılında 11.5’e düşürerek tarihimizin en düşük seviyesine ulaştık. 2002 yılında bin canlı doğumda 31.5 olan bebek ölüm hızını 2024 yılında 8.9’a düşürerek, önemli bir ilerleme kaydettik. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde 3 Ekim 2024 tarihinde başlattığımız ’Normal Doğum Eylem Planı’ sayesinde uzun yıllardır artış eğiliminde olan primer sezaryen oranını düşüşe geçirdik. Bir yıl içinde primer sezaryen oranında 4.1 puan, yani yüzde 12.3’lük düşüş sağladık. 3 bin 400 koordinatör ebemizle ve bin 524 gebe okulumuzla anne adaylarını doğuma hazırlıyoruz. Anne adaylarımızı doğum hakkında bilgilendirmek için Annelik Yolculuğu Mobil Sağlık uygulamasını geliştirdik ve kullanıma sunduk" diye konuştu.



"Türkiye, dijital sağlıkta dünyanın örnek ülkeleri arasındadır"


Bakan Memişoğlu şöyle konuştu:


"Sene sonu itibarıyla 856 yeni ambulansımızı filomuza katmış olacağız. 2025 yılının ilk 10 ayında 4 bin 231 vatandaşımız, hava ambulanslarımız sayesinde sağlık hizmetine ulaştırıldı. Bakın, buradan bir müjde veriyorum: 2026 yıl sonu itibarıyla yerli ve milli GÖKBEY helikopter ambulanslarımız da görev başında olacak. Bu hava ambulanslarımız Türkiye’nin kendi mühendisliğiyle, kendi gücüyle ürettiği, hayat taşıyan birer gurur kaynağıdır. Hastane afet planlamalarımızla 20 bin kişilik UMKE ekibimizle ve gerçekleştirdiğimiz kapsamlı tatbikatlarla olası İstanbul depremi dâhil tüm afetlere karşı sağlık sistemimizi tam hazır hâle getirdik. Bugün Türkiye, dijital sağlıkta dünyanın örnek ülkeleri arasındadır. e-Nabız, e-Rapor, e-Reçete ve MHRS sistemleriyle sağlık verilerini en iyi şekilde yönetiyoruz. Bu sistemlerimiz, dünya çapında örnek gösterilerek, birçok ödüle layık görüldü. Hâlihazırda Aile Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Toplum Sağlığı Merkezlerinden oluşan birinci basamak yatırım programımızda bin 202 tesis bulunmaktadır. Bunlardan 461’inin inşaatı devam etmekte; 628’i proje ve arsa, 113’ü ise ihale aşamasındadır. 2. ve 3. basamakta ise 435 tesisi hizmete almayı planlıyoruz. Bunlardan 165’inin inşaat çalışmaları devam ediyor. 234’ü proje ve arsa aşamasında iken, 36’sı ihale aşamasına gelmiştir."


Öte yandan toplantı salonuna üzerinde "Sağlık sistemi sorunları" yazılı doktor önlüğü ile gelen CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, hekimlerin ölmek istemediklerini belirterek, "Sağlıkta temel sorun çeteleşme. Bugün bir hastane ruhsatı 6.5. milyon dolar. Fark almayacağız diyorlar, özel hastanelere gittiğinizde cebinizdeki bütün paralar bitiyor, kredi kartı kullanmaya başlıyorsunuz. Aile Sağlığı Merkezi grup personeline kadro verilmiyor. Aile hekimleri çok hasta baksa para kesiyorlar, az hasta baksa para kesiyorlar" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.