SAĞLIK - 12 Haziran 2025 Perşembe 12:45

Prof. Dr. Dalgıç: "Aileler, özellikle 8 ve 9’uncu aylardan itibaren küçük maddeleri etrafta bulundurmamalılar"

A
A
A
Prof. Dr. Dalgıç: "Aileler, özellikle 8 ve 9’uncu aylardan itibaren küçük maddeleri etrafta bulundurmamalılar"

Prof. Dr. Buket Dalgıç, "Ailelerin özellikle 8 ve 9’uncu aylardan itibaren çocukların çevrelerinde ağızlarına götürüp yutabilecekleri daha küçük maddeleri bulundurmamaları ve bu açıdan çok dikkatli olmaları ve oyuncak seçerken de çok dikkatli olmaları önem arz ediyor" dedi.


‘Yassı Pil Yutmalarına Karşı Farkındalık Günü’ kapsamında Ankara’da bir üniversitede düzenlenen sempozyumda, özellikle 5 yaş altı çocuk sahibi olan ailelerin çocuklarına yabancı cisim vermemesi ve oyuncak seçimi konusunda dikkatli olmalarının önemine vurgu yapıldı. Sempozyumun yapıldığı alanda, yabancı cisim yutan hastaların endoskopik görüntüleri ve olası yutulabilecek cisimler de sergilendi.


Programda konuşan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Buket Dalgıç, 12 Haziran’ın tüm dünyada çocuklarda sıkça görülen cisim yutmalarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla ayrılmış bir gün olduğunu söyleyerek, "Özellikle de yassı pil yutmaları ve bunların tehlikelerini belirtmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla toplandık. Bu farkındalığı oluşturmak isterken özellikle paydaş olarak Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve bu çerçevede yapılabilecek düzenlemeleri de hedefleyerek ilerlemek istedik. Bu nedenle de sempozyumumuza yetkililerden de davetlilerimiz oldu" diye konuştu.


"Oyuncak seçerken çok dikkatli olmaları önem arz ediyor"


Özellikle 5 yaşının altında çocukları olan ailelerin daha fazla dikkatli olmaları gerektiğine dikkati çeken Dalgıç, "Bebeklerin özellikle iki parmakları arasında minik cisimleri tutup ağızlarına götürebilmeye başladıkları aylar olan 8 ve 9’uncu aylardan itibaren çevrelerinde ağızlarına götürüp yutabilecekleri daha küçük maddeleri bulundurmamaları ve bu açıdan çok dikkatli olmaları ve oyuncak seçerken de çok dikkatli olmaları önem arz ediyor" şeklinde konuştu.


Dalgıç, endoskopik müdahalelerin zaman zaman yeterli olmadığını ve cerrahi müdahale yapıldığını aktararak, "Olguların çeşitleri var. Yutulan cismin özelliği, büyüklüğü, çocuğun yaşı, ortaya çıkan bulgular. Bu bulgulara göre endoskopik girişim yapıyoruz. Çoğu zaman çıkarıyoruz ama bazen çıkaramadığımız oluyor ve bunların ağır sonuçlarını da yaşayabiliyoruz" ifadelerini kullandı.



"Her şey yutulabilir"


Çocukların olası bir yabancı cisim yutması halinde hemen doktora başvurulması gerektiğinin altını çizen Dalgıç, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Aileler hemen acile gelmeli, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve o sağlık kuruluşunda olay tam olarak değerlendirilip yeri, hangi yabancı cisim olduğuna göre uygun bir yöntem izlenmeli. Ailenin evde hemen yapabileceği bir şey yok. En kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneriyoruz Çok ilginç hastalarımız oluyor. Yani şarj kablosu yutumu, çatal, kaşık veya sülük, yüzük, toplu iğne gibi gerçekten çok ilginç vakalarımız var. Yani her şey yutulabilir."



"Çocuklarda küçük bir dikkatsizlikle ciddi anlamda problemler ortaya çıkabiliyor"


Sempozyumu düzenleyen görevlilerden Uzm. Dr. Özlem Sümer Coşar ise bazı vakaların ölümcül sonuçları olabileceğini dile getirerek, "Aileler özellikle yassı pil konusunda dikkat edebilirler. Kumandaların arkasındaki yassı pil kısmındaki yerleri bantlayabilirler. Çevredeki tehlikeli, sivri yabancı cisimler, para, onun dışında küpeler, kolyeler bunlar gerçekten çocuklar için tehlikeli olabiliyor. Ailelerin bunları çevrede bırakmamasını ve özellikle çocukların ulaşamayacağı alanlara koymasını öneriyoruz. Çocuklarda küçük bir dikkatsizlikle ciddi anlamda problemler ortaya çıkabiliyor" değerlendirmesinde bulundu.



Prof. Dr. Dalgıç: "Aileler, özellikle 8 ve 9’uncu aylardan itibaren küçük maddeleri etrafta bulundurmamalılar"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Amasya Üniversitelilerden ‘Melek Filo’ ile nefes kesen tatbikat Amasya’da düzenlenen UMKE tatbikatında paramedik eğitimi alan üniversite öğrencileri, felaketlerde hayatlar kurtaran ‘Melek Filo’ bünyesindeki askeri helikoptere sedyede hasta taşıyıp zamanla yarıştı. 4 ilden ekiplerin yer aldığı tatbikat nefes kesti. Amasya, Samsun, Çorum ve Ordu’dan toplam 240 sağlık personelinin görev aldığı 5. bölge illeri Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tatbikatına Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan 20 öğrenci de katıldı. 2 yıl boyunca aldıkları eğitimin ardından bir ay sonra mezun olacak öğrenciler, Türk Hava Kuvvetleri’nin hayat kurtaran kanatları ‘Melek Filo’ ile işbirliği yaptı. Kanatların çıkardığı hava akımına karşı Merzifon 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesinde zorlu şartlarda hayatlar kurtarmak için 7 gün 24 saat görev yapan filoya bağlı askeri helikopter havalanarak senaryo gereği acil çağrı bildirilen alana iniş yaptı. Helikopterin kanatlarının çıkardığı hava akımına karşı hareket eden öğrenciler ve UMKE ekipleri zamanla yarışıp deneyim kazandı. "Helikoptere yaklaşmak bambaşka heyecandı" Amasya İl Sağlık Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde gerçekleşen tatbikatı değerlendiren öğrencilerden İlk ve Acil Yardım (Paramedik) Bölümü 2. sınıf öğrencisi Sıla Naz İstifoğlu, "Helikoptere yaklaşmak bile bizim için bambaşka heyecandı" dedi. "Melek Filo hayatlar kurtarıyor" Batı Karadeniz’de 2021 yılında yaşanan sel felaketi ve 6 Şubat 2023’teki asrın felaketi depremlerde tahliye çalışmalarında aktif görev alan ‘Melek Filo’ ekibiyle aynı tatbikatta yer almanın heyecanını yaşadıklarını değinen Alya Doğan da, "Melek Filo hayatlar kurtarıyor. Tatbikat için çağırsalar koşa koşa giderim" diye konuştu. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde görev alacak teknik personellerin yetiştiği okullarından mezun olduktan sonra sağlık ordusuna katılmayı hedeflediklerine değinen Tuğba Akça ise, "Bizde mezun olup atanınca onlarla beraber hayat kurtarmayı, insanların en zor anında yanlarında olmayı çok isteriz" şeklinde konuştu.
Antalya Antalya’da yabancı uyruklu şahıs kedinin üzerine bastı, köpeği tekmeledi Antalya’da yabancı uyruklu bir şahıs mahalledeki esnafın beslediği kediyi ayağıyla ezip ardından bir köpeği tekmeledi. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine şahıs gözaltına alınırken sokak hayvanlarına yapılan eziyet tepki çekti. 10 Mayıs tarihinde Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Sarısu Mahallesi 144 Sokak’ta meydana gelen olayda, Rus uyruklu Andria İ. isimli şahıs, sokak üzerinde bulunan bir zincir market şubesinin önüne geldi. İş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde şahıs burada yer alan merdivenlerde yatmakta olan kediyi ayağıyla ezdi. Kedinin can havliyle kaçmasının ardından, merdivenlerden inen Andria İ. bu kez merdivenlerin alt kısmında bulunan sokak köpeğini tekmeledi. Kediyi ayağıyla defalarca ezdi İki sokak hayvanı da Andria İ.’nin darbelerinin ardından bölgeden hızla uzaklaştı. Güvenlik kamerasına da yansıyan görüntülerin sosyal medya hesaplarında yayılmasının ardından hayvanseverler, kimliği belirsiz şahsa tepki gösterdi. Kendi hallerinde marketin önünde yatmakta olan kedi ve köpeğe yapılan eziyete tepki gösteren bazı vatandaşlar görüntülerle birlikte polis merkezine giderek şahıs hakkında şikayetçi oldu. Yapılan başvuru üzerine yakalanıp gözaltına alınan Andria İ.’nin emniyet ve savcılık ifadesi sonrası deport edilmek üzere Geri Gönderme Merkezî’ne teslim edildiği bildirildi. "Görüntüleri görünce çok üzüldüm" Şahsın hayvanlara yaptığı eziyeti canice olarak nitelendiren vatandaşlardan Esen Peksoy, "Şahsı tanıyoruz, ancak samimiyetimiz yok. Gelir alışverişini yapan ve gider. 1 yılı aşkın süredir Türkiye’de kalıyor. Buraya savaştan dolayı kaçıp gelmiş. Ama buraya gelip bu hayvanlara zulüm etmesi çok üzücü. Görüntüde hayvanın kafasına basarak, ardından tekme vuruyor. Ondan sonra da aşağıda bir köpeğe tekme vuruyor. Hayvanlar can havli ile kaçıyorlar. Kamerada görünce ben çok üzüldüm. Hayvana zarar veren insana da verir. Böyle insanların cezasını çekmesini tabi ki istiyorum" dedi. "Kediyi olaydan sonra görmedik" Olayın ardından şahsın ayağı ile ezdiği kediyi birkaç gündür görmediklerini belirten Peksoy, "Şu anda kedinin durumunu bilmiyorum. Geçen gün ayağı topallıyordu, mama aldık verdik. Ondan sonra kayboldu gitti. Biz de çalıştığımız için onu takip edemedik. Büyük ihtimale hayvan büyük bir darbe aldığından ölmüş olabilir. Ben olayı kameradan gördüm. Ben çok üzüldüm, o hayvana öyle eziyet etmesi, kafasını ezmesi, vurması, hayvanın bacağını sakatlaması. Sadece bir tek kediye değil, köpeğe de şiddetin her türlüsüne karşıyız. Ama bunlar Allah’ın sessiz kulları doğru değil. Başka bir ülkeden gelip benim ülkemde malıma, canıma, hayvanıma zarar vermesi etik bir durum değil" ifadelerini kullandı.