TEKNOLOJİ - 08 Şubat 2026 Pazar 11:52

Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt

A
A
A
Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt

Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, artan jeopolitik gerilimlerin balistik seramiğe talebi hızla artırdığını belirterek, Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte kritik bir tedarikçi konumuna yükseldiğini söyledi.


Artan küresel güvenlik riskleri ve jeopolitik gerilimler, balistik koruma sistemlerine yönelik talebi hızla artırırken, ileri teknik seramiklerdeki arz sıkıntısı ülkeleri alternatif tedarik kaynaklarına yönlendiriyor.



Artan tehdit seviyeleri balistik seramiği stratejik hale getirdi


Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yüksek tehdit seviyelerinin olduğu dönemlerde balistik seramiğin stratejik öneminin daha da arttığını söyledi. Dinçer, "Gerginliğin bu kadar yükseldiği bir ortamda tehdit seviyelerinin yüksek olması çok normal. Bu tehdit seviyelerini karşılayabilmek için seramiğe ihtiyaç var. Ancak dünyanın seramik arzı bu talepleri karşılama konusunda zayıf kalıyor" dedi.



İleri teknik balistik seramikte entegre üretim kabiliyeti


Nurol Teknoloji’nin ileri teknik balistik seramik üreticisi olduğunu vurgulayan Dinçer, alümina, silisyum karbür ve bor karbür seramiklerinin şirket bünyesinde üretilebildiğini belirtti.


Almanya’da satın alınan Industrie Keramik Hochrhein firmasıyla birlikte ileri teknik seramik tozları üretiminde de yetkinlik kazanıldığını ifade eden Dinçer, "Artık sadece seramik değil, seramiğin tozunu da üreten bir firma konumundayız" diye konuştu.



"Ezber bozuyoruz, balistik toz reçetelerini yeniden yazıyoruz"


Bu entegrasyonun yeni ürünlerin önünü açtığını belirten Dinçer, "Balistik seramik alanında bugüne kadar yapılmış ürünlerin ötesine geçebiliyoruz. Balistik tozların reçetelerini yeniden şekillendiriyoruz. Kendi balistik tecrübemizi, Industrie Keramik Hochrhein’in toz üretim tecrübesiyle birleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.



Hibrit seramiklerle daha hafif zırhlar


Dinçer, bor karbür ve silisyum karbürün harmanlandığı hibrit seramiklerin farklı oranlarda geliştirildiğini, özellikle 60’a 40 hibrit seramiğin pazara sunulduğunu belirterek, bu ürünlerin müşteriler tarafından aktif olarak kullanılmaya başlandığını söyledi.


Bu sayede daha hafif ve çoklu atışa daha dayanıklı zırhların üretilebildiğini kaydeden Dinçer, "Biz daha hafif seramikler üretebiliyoruz, müşterilerimiz de daha hafif zırhlar geliştirebiliyor" dedi.



Yüzde 100 bor karbür seramik için geri sayım


Nurol Teknoloji’nin seramik Ar-Ge çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü vurgulayan Dinçer, çok yakında yüzde 100 bor karbür seramiğe ilişkin yeni bir ürünün müjdesini vermeyi hedeflediklerini söyledi.



"Birçok ülke üretimini dışarıyla paylaşmıyor"


Dinçer, birçok ülkenin balistik seramik üretimini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede tuttuğunu ya da üretim fazlasını paylaşmadığını belirterek, "En yüksek koruma seviyesine sahip, çok hafif zırh ihtiyacınız varsa, bunu temin edebileceğiniz seçenekler çok sınırlı. Bu noktada Türkiye öne çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu.



Yıllık en az 100 bin bor karbür seramik üretim kapasitesi


Türkiye’nin güvenlik güçlerinin bor karbür seramikli zırhlar kullandığını belirten Dinçer, üretim hatlarının aktif şekilde çalıştığına dikkati çekti. Bor karbür seramik üreten ABD ve İsrail’in zırhlarını diğer ülkelere çok fazla ihracat yapmadığını aktaran Dinçer, "Gerek madde konusunda gerek seramikler konusunda genelde kendi ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretiyorlar ya da daha fazlasını üretiyorlarsa da çok fazla dışarı ile paylaşmıyorlar. Dolayısıyla da sizin eğer en yüksek koruma seviyeli, çoklu atışa en çok dayanıma olan, hele de böyle bir ortamda ihtiyaca binaen çok hafif zırhlar ihtiyacınız varsa, bunu yapabileceğiniz, alabileceğiniz, bu seramikleri alabileceğiniz aslında tek bir tane seçeneğiniz kalıyor. Bu da Türkiye. Bu anlamda da Nurol Teknoloji çok büyük bir kapasiteye sahip. Bir senede en az 100 bin adet bor karbür seramik üretebilir durumdayız ve de bu kapasitemizi dolduruyoruz" şeklinde konuştu.


Türkiye’nin balistik koruma ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini karşılayan Nurol Teknoloji, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, jandarma, emniyet ve diğer güvenlik kurumlarının ihtiyaçlarını, en hafif ve en yüksek koruma seviyesine sahip ürünlerle karşılıyor.


Balistik zırhları yurt dışında da yoğun talep gören Nurol Teknoloji, personel koruma çözümlerinin yanı sıra araç koruma ve platform koruma alanlarında da geniş bir ürün portföyüyle hizmet veriyor.



Zırhlar ilk darbeyi sahada değil, bilgisayarda görüyor


Balistik sektörde test odaklı yaklaşımın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dinçer, Nurol Teknoloji’nin simülasyon tabanlı bir Ar-Ge altyapısı kurduğunu anlattı.


Malzemelerin kapsamlı şekilde karakterize edildiğini, gerçek test sonuçlarıyla simülasyon verilerinin karşılaştırıldığını belirten Dinçer, "Şu anda simülasyon altyapımız gerçek testlerle yüzde 95’in üzerinde örtüşüyor" dedi.



Simülasyon altyapısı üretim süreçlerine de yön veriyor


Simülasyon altyapısı ile hem mühendislik hem malzemeden hem zamandan tasarruf ettiklerini dile getiren Dinçer, ürünlerini daha hızlı bir şekilde müşterilerine ulaştırdıklarını kaydetti. Bu altyapının yalnızca ürün tasarımında değil, seramik üretim proseslerinde de aktif olarak kullanıldığını belirten Dinçer, şu ifadeleri kullandı:


"Üstelik bu analiz simülasyon altyapımızı kurduktan sonra sadece zırh tarafında değil, seramik tarafında da kullanıyoruz. Biz şu anda bir seramiğimizi tüm basım kriterleri, uygulanması gereken basınçtan tutun, aslında nasıl bir geometride bir kalıp yapılmasına kadar her şeyi simülasyonda önceden görüyoruz. Daha sonra ona göre üretimlerimizi yapıyoruz. Dolayısıyla hem ürün hem proses değiştirme anlamında çok aktif bir şekilde kullanıyoruz."



Avrupa’da alımlar binlerden on binlere çıktı


Nurol Teknoloji’nin ihracatının ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’ya yapıldığını ifade eden Dinçer, özellikle Avrupa pazarında ciddi bir artış yaşandığını dile getirerek "Artık bizim barış bölgeleri dediğimiz bölgelerde de çok ciddi ihtiyaçlar ortaya çıktı. Biz görüyoruz aktif olarak. Nurol Teknoloji’nin ihracatları çok yoğunluklu Avrupa ve Amerika tarafında. Özellikle Avrupa tarafındaki artışlar kayda değer. Eskiden binler mertebesinde olan alımlar artık birkaç on binler mertebelerine çıkmış durumda. Bir kere de bunları yapamadıkları için genelde dört senelik beş senelik alımlar şeklinde devam ediyor. Bu tek bir ülkeyle de sınırlı değil. Tüm Avrupa ülkeleri artık bu noktaya geldi. Bizim de ihraç rakamlarımıza yansıyor" diye konuştu.



Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Emiralem Çilek Festivali’ne görkemli açılış Menemen’de düzenlenen ve bu yıl yurt dışından da katılımcıları ağırlayan 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, açılış töreni ve kortejiyle görkemli anlara sahne oldu. Bu yıl stant sayısının bine çıkarıldığı dev festivalin açılışında konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Emiralem’in emeğini, Menemen’in üretim gücünü, bu toprakların bereketini ve insanımızın güzel yüreğini bu yıl tüm dünyaya gösteriyoruz." dedi. Bu yıl süresi üç güne çıkarılan 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, kapılarını muhteşem bir başlangıçla açtı. Eşsiz tadı ve kokusu dillere destan olan Emiralem çileği için gerçekleştirilen festival, bu yıl Türkiye’nin haricinde İtalya, Kuzey Makedonya, Kosova, Bosna Hersek ve Yunanistan’ın katılımıyla gerçekleştiriliyor. Festival alanının genişletildiği etkinlikte, kortej bu yıl Emiralem girişinden itibaren başlarken, bando, halk dansları ve festival maskotuyla birlikte yürüyüş çok renkli anlara sahne oldu. Festivale Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcıları Hayrettin Uçak ve Deniz Doğan, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Bakırçay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rasim Akpınar, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları MKYK Üyesi Pervin Yılmaz Güler ve Menemen protokolü katıldı. Üretici ve esnaftan büyük ilgi Geçtiğimiz yıl yaklaşık bir buçuk milyon ziyaretçi ağırlayan festivale, bu yıl üretici ve esnaf da çok yoğun katılım gösterdi. Toplamda bin stant alanının oluşturulduğu festivalde tüm tezgahlar doldu. Çilekten baklaya, enginardan kekiğe kadar birçok yerel ürünle birlikte çilekli tatlı ve pastalardan çilek figürlü hediyeliklere kadar sayısız ürünün satışa sunulduğu festivale, vatandaşlar da ilk günden yoğun ilgi gösterdi. "Emiralem’in emeği, Menemen’in bereketi daim olsun" Kortej sonrasında, festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, festivalin uluslararası seviyeye çıktığını vurgularken, üreticinin emeği için ziyaretçilerden alkış istedi. Başkan Pehlivan, "Alın terinin berekete dönüştüğü bir festival yaşıyoruz. Emiralem’in emeğini, Menemen’in üretim gücünü, bu toprakların bereketini ve insanımızın güzel yüreğini bütün dünyaya gösteriyoruz. Geçtiğimiz yıl bu kürsüden, festivali uluslararası seviyeye çıkarmaya söz vermiştik. Allah’a hamdolsun bugün festivalimiz artık uluslararası düzeydedir. Bugün burada kurulan her stant, yapılan her üretim, aslında Menemen’in dünyaya anlatılan hikayesidir. Bugün burada en büyük alkışı da, bu başarının esas mimarı olan üreticimiz hak ediyor. Sabahın ilk ışığında tarlasına giden, güneşin altında emek veren, toprağa alın terini işleyen üreticilerimiz bu alkışı hak ediyor. Bu festivalin gerçek kahramanları onlardır. İyi ki varsın üreten Emiralem, iyi ki varsınız Menemen’in güzel insanları." dedi. Başkan Pehlivan’dan bir müjde daha Festivalde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda Ulukent Kent Gözü Alanı’nın açılacağını söyleyen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, verdiği müjdeyle gençlerin yoğun desteğini aldı. Başkan Pehlivan, "Gençler; Kent Gözü Alanı açılışımız, severek dinlediğiniz kıymetli sanatçımız Semicenk’in katılımıyla ve konseriyle gerçekleşecek." dedi. Şahin’den üretim vurgusu Festival açılışında konuşan MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin ise, Menemenli ve Emiralemli üreticilerin alın terinin çok kıymetli olduğunu vurguladı. Şahin, "Emiralem Çilek Festivali ve bunun gibi organizasyonlar çok önemlidir. Çünkü bu organizasyonlar sayesinde hem üretici kazanıyor, hem de Menemen’in adı daha da çok duyuluyor. Dünya bugün küresel bir belirsizlikten geçmektedir. Böyle bir dönemde, üretimin önemi daha da anlaşılmaktadır. Çünkü toprağını boş bırakan milletler, geleceğini başkalarının insafına bırakmak zorunda kalırlar. Toprağa emek veren insan baş tacımızdır. Menemen’in bereketli topraklarında yetişen her bir ürün de, çalışkanlığın, azmin ve üretim gücünün en büyük göstergesidir. Ürettikçe ülkemiz çok daha güçlü yarınlara erişecektir." dedi. Derya Bedavacı sahnede devleşti 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, birbirinden güzel stantlarıyla, renkli görüntüleriyle ve yoğun katılımıyla olduğu kadar, sahnedeki muhteşem programla da ziyaretçilerden tam not aldı. Hakan Doğanay, Sevtuğ Kasapbaşoğlu ve Oğuz Görceğiz ile başlayan sahne performanslarında gecenin finalini Derya Bedavacı yaptı. Sevilen sanatçı, söylediği birbirinden güzel parçalarla, konser alanını dolduran binlerce kişiye unutulmaz bir gece yaşattı.
Ankara TOMTAŞ’tan gençlere ilham veren buluşma Türkiye’nin ilk uçak fabrikası TOMTAŞ’ın mirasını taşıyan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş., 600’ü aşkın öğrencinin bir araya geldiği Hürjet Montaj Tesisleri’nde "Özdemir Bayraktar Belgeseli" gösterimi düzenledi. Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olarak 1926 yılında kurulan TOMTAŞ’ın mirasını taşıyan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş, Hürjet Montaj Tesisleri’nde düzenlediği "Özdemir Bayraktar Belgeseli" gösteriminde farklı okullardan 600’ü aşkın öğrenciyi bir araya getirdi. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği programda, Türkiye’nin havacılık alanındaki gelişim süreci, yerli üretim vizyonu ve mühendislik alanındaki başarı hikâyeleri ele alındı. Program kapsamında öğrencilere TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji’nin yeni tesisleri de gezdirildi. Üretim ve montaj hatlarını yerinde inceleme fırsatı bulan öğrenciler, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Gençler, havacılık alanındaki üretim süreçlerini yakından görme imkânı bulurken, mühendislik ve teknolojiye dair önemli deneyimler edindi. "Bir insan, bir neslin ufkunu değiştirebilir" Program kapsamında konuşan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji Başkan Vekili Ali Ekşi, Özdemir Bayraktar’ın yalnızca başarılı bir mühendis değil, aynı zamanda gençlere yol gösteren büyük bir vizyon insanı olduğunu ifade etti. Ekşi konuşmasında, "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında yükselen teknoloji hamlelerinin temelinde yıllar önce inanılarak atılmış adımlar var. Özdemir Bayraktar’ın ortaya koyduğu vizyon, yalnızca bir başarı hikâyesi değil gençlere cesaret ve ilham veren bir yürüyüştür" ifadelerini kullandı. Kayseri’nin havacılık geçmişine dikkat çeken Ali Ekşi, şehrin yeniden önemli bir üretim ve teknoloji merkezi olma yolunda ilerlediğini belirterek, TOMTAŞ’ın Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında ülkemize öncülük eden TUSAŞ, Baykar ve ASELSAN gibi şirketlerin ana destek merkezi olacağını ifade etti. Ekşi, "Kayseri, havacılık alanında çok kıymetli bir geçmişe sahip. Bugün yeniden o kültürün büyüdüğünü görüyoruz. Şehrimizin bu alandaki önemi her geçen gün artıyor. TOMTAŞ olarak bizler de bu büyük mirası geleceğe taşımak için çalışıyoruz" dedi. "HÜRJET montajı Kayseri’de başlayacak" Konuşmasında geleceğe yönelik hedeflere de değinen Ekşi, HÜRJET montaj faaliyetlerinin 2026 yılı sonuna kadar Kayseri’de başlamasının hedeflendiğini açıkladı. Bu gelişmenin yalnızca TOMTAŞ için değil, Kayseri’nin havacılık ekosistemi açısından da önemli bir adım olacağını belirten Ekşi, Türkiye’nin havacılık alanındaki yükselişinin ortak bir emeğin sonucu olduğunu vurguladı. Program sonunda öğrenciler, belgeselden ve yapılan konuşmalardan büyük ölçüde etkilendiklerini ifade ederken, etkinlik gençlerin mühendislik ve havacılık alanlarına olan ilgisini artıran önemli organizasyonlardan biri olarak öne çıktı. TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji yetkilileri ise Türkiye’nin bugün ulaştığı noktada birçok öncü ismin ve kurumun emeği bulunduğunu belirterek, bu yürüyüşte aynı hedef doğrultusunda onların izinden çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.
İstanbul Sancaktepe’de hizmetler "ortak akıl" ile şekilleniyor: Mahalle buluşmaları başladı Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, ilçeyi vatandaşlarla birlikte yönetme vizyonu doğrultusunda "Mahalle Günleri" programını başlattı. Yaz ayı boyunca tüm mahallelerde gerçekleştirilecek olan buluşmaların ilki Sarıgazi Mahallesi’nde düzenlendi. Sancaktepe Belediyesi, "Sancaktepe Senin, Karar Senin" sloganıyla ilçenin geleceğini mahalle sakinleriyle birlikte inşa ediyor. Görev süresi boyunca hayata geçirdiği tüm hizmet ve projelerde "ortak akıl" ilkesini ön planda tutan Belediye Başkanı Alper Yeğin, vatandaşların taleplerini yerinde dinlemek ve yapılan çalışmaları anlatmak üzere mahalle buluşmalarının startını verdi. Sancaktepe’nin her bir köşesine eşit ve şeffaf hizmet götürmeyi amaçlayan buluşmalar kapsamında, yaz ayı boyunca her mahallede halk buluşmaları düzenlenecek. Bu yılın ilk buluşması ise Sarıgazi Mahallesi sakinlerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Başkan Alper Yeğin’in mahalle sakinleriyle bir araya geldiği ilk program; Sarıgazi Mahallesi 30 Ağustos Yaşam Alanı’nda yapıldı. "Sancaktepe kazanmaya devam ediyor" Toplantıda mahalle sakinlerinin talep, öneri ve şikayetlerini tek tek dinleyen ve not alan Başkan Alper Yeğin, gelen geri bildirimler doğrultusunda şekillenen yeni projeler hakkında da vatandaşlara detaylı bilgiler verdi. Sancaktepe’yi vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda, yerinde yönetim anlayışıyla yönettiklerini belirten Başkan Yeğin, kurumsal vizyonu şu sözlerle özetledi: "Sancaktepe için canla başla çalışmaya, ilçemizi ortak akılla büyütmeye devam ediyoruz. Sancaktepe senin, karar senin diyerek çıktığımız bu yolda; halkımızın sesine kulak vererek en doğru hizmeti üretiyoruz." "Sancaktepe Kazanmaya Devam Ediyor" vurgusuyla öne çıkan Mahalle Günleri programı, yaz dönemi boyunca takvim dahilinde ilçedeki tüm mahallelerde devam edecek.
Diyarbakır 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Muğla Muğla’da ’Gençlik Yılı’ coşkusu mindere taşındı Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık’ın 2026 yılını ’Gençlik Yılı’ ilan etmesinin ardından kentte spor yatırımları ve organizasyonları hız kesmeden devam ediyor. Küçükler Judo İl Birinciliği müsabakaları, Menteşe Spor Salonu’nda büyük bir heyecanla gerçekleştirildi. "Türkiye’nin gücü gençlik, gençliğin gücü spor" mottosuyla hareket eden Muğla, gençlikte ve sporda iz bırakacak yeni bir organizasyona daha ev sahipliği yaptı. Menteşe Spor Salonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen Küçükler Judo İl Birinciliği’nde, Muğla genelinden gelen genç sporcular il şampiyonu olabilmek için mindere çıktı. Vali Dr. İdris Akbıyık’ın himayelerinde ilan edilen "2026 Gençlik Yılı" vizyonu doğrultusunda, Muğla’da spora erişimi artırmak ve geleceğin şampiyonlarını yetiştirmek adına çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Kıran kırana geçen judo müsabakalarında sporcuların ortaya koyduğu performans, izleyicilerden ve teknik heyetten tam not aldı. Mücadelelerin ardından turnuvaya katılan tüm sporcular tebrik edilirken, organizasyon komitesinden yapılan açıklamada "Valimiz Dr. İdris Akbıyık’ın 2026 yılını ‘Gençlik Yılı’ ilan etmesiyle Muğla’da gençlikte ve sporda iz bırakmaya devam ediyoruz. Menteşe Spor Salonu’nda gerçekleştirilen Küçükler Judo İl Birinciliği’nde mindere çıkan tüm sporcularımızı tebrik ediyoruz. Muğla’da spor var, gençlik var, gelecek var" ifadeleri yer aldı. Turnuva, dereceye giren küçük sporculara madalyalarının takdim edilmesi ve çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi.