POLİTİKA - 20 Ocak 2026 Salı 11:54

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Yeni yüzyılda terörü hayatımızdan mutlaka çıkaracak, feleğin çemberini kıracak, tuzakları bozacak, karanlık senaryoları yırtıp atacağız"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Yeni yüzyılda terörü hayatımızdan mutlaka çıkaracak, feleğin çemberini kıracak, tuzakları bozacak, karanlık senaryoları yırtıp atacağız"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Suriye’deki son gelişmeleri, terörle mücadeleyi, iç güvenlik ve toplumsal yozlaşma tartışmalarını değerlendirdi. Bahçeli, "Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır" dedi.


Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, hem iç politikaya hem de bölgesel gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi. Bahçeli, MHP’nin siyasi yol haritasını netleştirdiğini belirterek, Cumhur İttifakı’nın hedefinin huzurlu, güvenli ve milli birlik içinde bir Türkiye olduğunu vurguladı.


"Pergelin sabit ucu Ankara’dır"


MHP olarak il başkanları toplantısı ile MYK-MDK ortak toplantılarını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Bahçeli, bu süreçte iç ve dış gelişmelerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi. Bahçeli, siyasi bakışlarının merkezine Türkiye’yi koyduklarını belirterek, "Politik kavrayışımızın ve fikir kuvvemizin kaynak ve harekât üssü başkent Ankara’nın tarihi, siyasi ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır. Pergelin sabit ucunu Ankara’ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın debisi kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara’dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur" ifadelerini kullandı.


"SDG/YPG sahadan silinmiştir"


Suriye’de yaşanan son gelişmelere değerlendiren Bahçeli, SDG/YPG’nin Suriye ordusu karşısında tutunamadığını savundu. Halep, Rakka ve Deyrizor’un terör örgütlerinden temizlendiğini dile getiren Bahçeli, "SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır. Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır. 10 Mart Mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG/YPG kapsamlı bir süpürme harekatı ile tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak def edilmiştir" dedi.


SDG/YPG’nin Kürtleri temsil etmediğini vurgulayan ve bu yöndeki iddiaları sert sözlerle eleştiren Bahçeli, şu ifadelere yer verdi:


"Kürt kardeşlerimiz başka SDG/YPG başkadır"


"Gerçekten de Suriye’de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK’nın kurucu önderliğidir. Suriye’de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır. Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG’nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur. Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki, Kürt kardeşlerimiz başka SDG/YPG başkadır. SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür."


"Üniter Suriye tartışmaya açılmamalıdır"


Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın imzaladığı kararnameyi olumlu bulduklarını ifade eden Bahçeli, Suriye’nin üniter yapısının korunması gerektiğini belirterek, "Federasyon, konfederasyon ve özerklik gibi tartışmalar Suriye’yi yeniden çatışmaya sürükler. Tek bayrak, tek devlet, tek ordu esas alınmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.


Bahçeli, Fırat’ın doğusu ve batısında terörün tamamen temizlenmesi gerektiğini de dile getirerek "Sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız" diye konuştu.


"Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir"


Suriye’nin toprak bütünlüğünün Türkiye için hayati önemde olduğunu dile getiren Bahçeli, "Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır. Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, ‘Terörsüz Bölge’ hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye’nin tecellisine azami destek sağlamasıdır" dedi.


"Terörsüz Türkiye hedefine mutlaka ulaşılacaktır"


Türkiye’nin 42 yıldır bölücü terörle mücadele ettiğini hatırlatan Bahçeli, bu sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye’ye adım adım ilerledikçe korkuya kapılanlar, uykuları kaçanlar, çılgına dönenler, hatta her türlü karalama kampanyasına aracı ve alet olanlar kaybetmeye, millet nezdinde mahkum ve mahcup olmaya sonuna kadar müstahaklardır" şeklinde konuştu.


Konuşmasında CHP’yi de hedef alan Bahçeli, CHP’nin milli meselelerde tutarsız bir çizgi izlediğini savunarak şöyle devam etti:


"Karabağ Savaşı’nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP’ye hiç benzemeyiz, buna da hiç tevessül etmeyiz. CHP’nin işi gücü istismar ve inkardır. Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğu, Türk-İslam alemine nasıl şaşı baktığı bizim nazarımızda bellidir, berraktır. CHP’nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP’nin muhalif siyaseti Türkiye’ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır. Hatırlarsanız, geçen haftaki grup konuşmamda, en düşük emekli maaşı alan kardeşlerimizin sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınmasını gündeme getirmiştim. Şu hususu ama, fakat demeden tekrar ediyorum: Sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayım. Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP’nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımız da fikrimiz de hep Türkiye’dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin iyi niyetle Türkiye’nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz. Köklü bir siyasi parti olarak ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz."


İstanbul Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın öldürülmesine değinen Bahçeli, toplumsal şiddet ve suç oranlarındaki artışa dikkat çekti. Uyuşturucu kullanım yaşının düşmesini "dehşet verici" olarak nitelendiren Bahçeli,


"Çocuklarımızı uyuşturucu tacirlerinin eline teslim edemeyiz. Topyekûn bir mücadele başlatmalıyız" dedi.


Toplumda yaşanan yozlaşmanın ciddi bir tehdit haline geldiğini ifade eden Bahçeli, milli ahlak vurgusu yaptı. "Milli ahlak milletin kurtuluşudur. Ahlaki iflas bir nevi ölümdür" diyen Bahçeli, adli süreçlerin hızla sonuçlandırılması çağrısında bulundu.


"Gazze meselesinde Barış Kurulu başkanı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır"


Gazze’de geçiş sürecinin yönetimi için kurulan Barış Kurulu’na ilişkin Bahçeli, "Filistin ve Gazze meselesinde Barış Kurulu başkanı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Sonra kim katılacaksa katılsın. Barışın başı Türkiye, onun başı Cumhurbaşkanı" ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Trafik suçu cezasız kalmadı, 5 yıl sonra karar çıktı Aydın’ın Kuşadası ilçesinde 5 yıl önce meydana gelen trafik kazasından bir hafta sonra yaşam mücadelesini kaybeden Yusuf Kaya davasında mahkeme kararını verdi. Emsal nitelikteki kararda otomobil sürücüsü, 4 yıl 8 ay 10 gün hapse mahkum edildi. Kaza, 20 Eylül 2021 tarihinde Süleyman Demirel Bulvarı üzerinde meydana geldi. Motosikleti ile seyir halinde ilerken Görkem Efekan Culum’un arkadan çarpması sonucu otomobil altında kalarak ağır yaralanan motosiklet sürücüsü 37 yaşındaki Yusuf Kaya ambulansla Kuşadası Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada yapılan müdahalenin ardından Aydın’a sevk edilen Kaya, yaklaşık bir haftalık yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti. Gözaltına alınan otomobil sürücüsü Culum, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Culum emniyetteki ifadesinde, "Bir aracı sollamak isterken muhtemelen yerde bulunan taşa çarptım. Direksiyon hakimiyetimi kaybettim. Sol tarafımdaki kaldırıma çarptım. Direksiyon kilitlendiği için sonrasında çarpmanın etkisiyle motosiklet sürücüsüne nasıl çarptığımı hatırlamıyorum. Motosiklet sürücüsünün yanına gidince durumunun kötü olduğunu gördüm. Ben de kötü oldum. Şahsın başında kask yoktu" dedi. Olayın ardından aile, Kuşadası Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak kazanın araştırılmasını istedi. Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından otomobil sürücüsü Culum hakkında 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan iddianame düzenledi. İddianame Kuşadası 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Ailenin avukatı Varol Turbay, otomobil sürücüsünün alçılı haldeki olay yerinde çekilmiş fotoğrafını ortaya çıkartıklarını ifade ederek, "Sağ eli atelle sarılı ve uyuşukluk yapan ağrıkesici hapla araç kullanmak adeta ölüme davetiye çıkarmaktır. Zanlı kendi kendini çektirdiği fotoğrafla ele verdi. Ölüm taksirle değil" diyerek itiraz etti. Kuşadası 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar sonrası Avukat Varol Turbay’ın itirazı üzerine Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu konu ile ilgili bir rapor hazırladı. Raporda Culum’un alçı tedavisi bittikten ve çıkarıldıktan sonra araç kullanımının uygun olduğu, alçılı şekilde araç kullanamayacağı vurgulandı. Olay yeri fotoğrafları ve sürücünün kolundaki alçı ile kullandığı ilaçlarla ilgili hazırlanan rapor İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderildi. İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından incelenerek sonuca bağlanan kararda, "raporda alçılı elle ve uyuşukluk yapan ağrı kesici hapla araç kullanmak ölüme davetiye çıkarmaktır" denildi. Yaşanan gelişmelerin ardından görülen davada, tam 5 yıl sonra mahkeme kararını verdi. Culum ’bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan yargılandı. Sanık, 4 yıl 5 ay 10 gün hapse çarptırıldı. Karar, Kaya ailesinin avukatı tarafından İzmir Bölge Adliyesi 19. Ceza Dairesinde istinafa taşındı. İstinaf incelemesi sonucunda üst hadden verilen cezayla 3 aylık tedbir hükümlerine hükmedilerek toplam 4 yıl 8 ay 10 güne çıkarılarak kesin olarak onanmasıyla dosya sonuçlandı. Ayrıca ek olarak sürücü belgesinin 5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesi gereğince cezanın tümüyle infazından itibaren taktiren 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına da karar verildi. Kesinleşen kararın ardından hapis cezası alan Görkem Efekan Culum (28) İstanbul’un Bakırköy ilçesinde yakalanarak cezaevine gönderildi. Konuyla ilgili konuşan Avukat Varol Turbay, "Alçılı el ile araç kullanmaya bilinçli taksirden ceza arttırılarak karar verildi. Bu Adli Tıp raporu Türkiye’de bir ilk oldu. Emsal olacak. Eli sargılı, parmağı kırık, ayağı alçılı gibi durumlarda araç kullanmak bilinçli taksir olarak cezayı arttıracak. Böyle olmasaydı sanık 2 yıl altı ceza alıp, cezası da ertelenecekti. Avrupa’da bazı ülkelerde yüksek topuklu bayan ayakkabısı, kalın tabanlı kar botu veya kalın montla dahi araç kullanılması halinde yaptırım düzenlenmiş. Biz de ise ayağı alçılı ve koltuk değneğiyle araç kullananlar var. Ancak bu karardan sonra daha dikkatli olunması gerekecek. Bu kararı istinaf ettik. Çünkü sanık asli kusurlu en az 6 yıl ceza alması gerekirdi" diye konuştu.