POLİTİKA - 28 Nisan 2026 Salı 11:45

MHP Genel Başkanı Bahçeli: "3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Kerkük’te Türk vali atanması ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin sözleri başta olmak üzere gündeme ilişkin birçok konuyu ele aldı.


"Ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir"


Dünyanın sıkıntılı bir imtihandan geçtiğini belirten Bahçeli, böyle zamanlarda kenetlenmenin tarihi bir tavır olduğunu dile getirdi. Bahçeli, "Küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte, jeopolitik zemin kaymakta, ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir. Devletler irade, milletler metanet, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır. Haritalar yerinde dursa bile anlamlar yer değiştirmektedir. Sınırlar sabit görünse bile tehditlerin mahiyeti değişmektedir. İşte böylesi zamanlarda millet olmanın manası da daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda birbirimize daha sıkı sarılmak tarihi bir zaruret halini alır. İşte böylesi zamanlarda ayrılığı büyüten her dil, gevşekliği çoğaltan her tavır, hafızayı aşındıran her müdahale geleceğe kurulmuş bir tuzak olarak karşımıza çıkar. Onun içindir ki bizler bugünlerde yalnız bugünü konuşamayız. Maziyi de konuşmak zorundayız. İstikbali de konuşmak zorundayız" diye konuştu.


"3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevkidir"


Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ne az bir vakit kaldığını söyleyen Bahçeli, "Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir’ sözü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tasavvurunu en veciz şekilde ortaya koyan tariflerden biridir. Millet, yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, zaman içinde birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş beşerî ve siyasî bir terkiptir" ifadelerine yer verdi.


"3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür"


Türk milliyetçiliğinin geçici heveslerin değil, ülküye adanmışların davası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Türk milliyetçiliği, günü kurtarmaya memur dar kadroların değil; asırları inşa etmeye namzet olanların mirasıdır. Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegâne sancağıdır. İşte bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin şerefli bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs, Milliyetçi Hareket Partisi’ni bugüne taşıyan iradenin hangi ateşlerle sınandığının, hangi zincirlerle kuşatıldığının, hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir. 3 Mayıs, millet şuurunun taviz kabul etmeyen bir iradeye dönüşmesidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin yalnız bir fikir cereyanı olarak kalmayıp bir ahlak, bir şahsiyet ve bir mücadele disiplini hâlinde tecelli etmesidir. 3 Mayıs, devrin karanlığı karşısında sinmeyenlerin, tehdit karşısında eğilmeyenlerin, baskı karşısında susmayanların vakur duruşudur. 3 Mayıs, Türk milletinin kendi kimliğine, kendi tarihine, kendi istikbaline ve kendi manevi-milli varlığına sahip çıkma iradesinin billurlaşmış halidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür" açıklamasında bulundu.


"Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir"


Bahçeli, 3 Mayıs tarihinde mahkeme salonlarında direnenlerin sadece bir fikri savunmadığını belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Geri çekilmek mümkündü. Fakat onlar Türk milliyetçiliğini bir tercih değil, bir mecburiyet olarak gördüler. Başbuğumuz Alparslan Türkeş ise o fikri sadece müdafaa edilen bir mefkûre olmaktan çıkarıp bir teşkilat iradesine dönüştürdü. Şehitlerimizin aziz hatıraları üzerine yükselen Türk-İslam davası, Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte Türk milliyetçisinin yüreğinde kökleşmiş, istikbalinde mevzilenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcudur. Milliyetçi Hareket Partisi, mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, yoldan çıkmamışların son sığınağıdır."


"Kerkük, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır"


Milliyetçiliklerinin yalnız Anadolu coğrafyasına sıkıştırılabilecek bir itibar davası olarak görülemeyeceğinin altını çizen Bahçeli, nerede bir Türk yaşıyorsa, orasının gönül haritalarının bir parçası olduğunu kaydetti. Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin; sınırları ötesinde bastırılmak istenen Türkmenlerin sesinin muhafızı olduğunu ifade ederek, "Türk milliyetçiliği, unutturulmak istenen tarihin, silinmek istenen hatıraların müdafaa hattıdır. Bu hattın yol bulduğu satıh da Misak-ı Milli coğrafyasıdır. Misak-ı Milli coğrafyası denildiğinde ise yüreklerimize hasret düşmektedir. Bu hasretlerin başında ise Kerkük gelmektedir. Kerkük, ecdadımızın hüzünle yoğrulmuş emaneti, onur mücadelesinin bayraktarı, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır" ifadelerini kullandı.


"Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür"


Kerkük’teki yangının ateşini Ankara’dan gördüklerini ve bunu da Türk olmanın bir gereği olarak idrak ettiklerini söyleyen Bahçeli, Kerkük Türkmenlerinin uzun süredir maruz bırakıldığı zulmün, Türk milletinin vicdanına kazınmış kahredici bir imtihan olduğunu belirtti. Bahçeli, birçok Türkmen ailenin yurdundan edilmek istendiğini de söyleyerek, "Türkmeneli’nde Türkçenin sesini kısmaya, tarihi mevcudiyeti bulandırmaya, milli kimliği zayıflatmaya, kadim Türk yurdunu siyasi oyunlar ve demografik tertiplerle özünden koparmaya yeltenenler olmuştur. Ancak bilinmelidir ki Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür" dedi.


"Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır"


Muhammed Seman Ağa’nın Kerkük Valisi seçilmesinin, tarihi acılara bir merhem olduğunu belirten Bahçeli, "Bu gelişme, Kerkük’te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu; Türkmen’i yok saymayan, Arap’ı dışlamayan, Kürt’ü ötekileştirmeyen, Süryani’yi silmeyen, herkesin hukukunu tanıyan, fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir. Nasıl ki Türkiye Yüzyılının kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü Terörsüz Türkiye ise; gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir. Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Bizim muradımız; tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir" şeklinde konuştu.


"Ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız"


Bahçeli, Kerkük’ün bir miras, Türkmenlerin ise sahipsiz bırakılmayacak bir emanet olduğunu dile getirerek, "Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle ve duasıyla yurdundan koparılamayacaktır. Huzurumuz hiçbir karanlık denklemin, hiçbir kalleş müzakerenin malzemesi hâline getirilemeyecektir. Türkçenin sesi kısılamayacak, hiçbir Türkmen ocağının ışığı söndürülemeyecektir. Devran dönmüştür. Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır. Kerkük yaşayacak, Türkmeneli doğrulacak, Allah’ın izniyle de ebediyen yaşayacaktır. Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız. Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız" değerlendirmesinde bulundu.


"Kerkük’ün eski günlerine dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı"


Irak’ın Türkiye için sıradan bir komşu olmadığını aktaran Bahçeli, "Irak’ta huzur güçlendikçe Türkiye’nin güney hattı rahatlar. Irak’ın birliği korundukça bölgesel denge sağlamlaşır. Bu nedenle Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte ilişkilerin ufku enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik bir gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz, Kerkük’ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalıdır. Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu.


"Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez"


Bahçeli, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in ‘Avrupa kıtasının ‘Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine’ ilişkin sözlerine de tepki göstererek, "Bu söz, sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade, bir yorumcunun, bir köşe yazarının ya da tali bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez; zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. Nitekim bu küstah dilin ‘jeopolitik bakımdan sorunlu’, ‘gerçeklikten kopuk’ ve ‘çifte standartlı’ bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir" dedi.


"Avrupa Türkiye’siz yapamaz"


Bahçeli, Türkiye’nin bölgesinde bir kilit ülke olduğunu da kaydederek, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Bizim yönümüz asırlardır Batı’yla temas eden, Batı’yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir. Buradan açıkça ifade ediyorum; Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz, enerjide yapamaz, göç yönetiminde yapamaz, ulaştırmada yapamaz ve bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kocasinan’da bayram havasında geleneksel değerlerle renklenen çocuk şenliği Kocasinan Belediyesi tarafından düzenlenen "Çocuk Şenliği", çocuklara ve ailelere unutulmaz bir gün yaşattı. Bayram havasında geçen etkinlikte hem eğlenen hem de geleneksel değerlerle buluşan çocuklar, gün boyu hoşça vakit geçirdi. Gençlerin ve çocukların yeteneklerini keşfetmelerini ve mutlu olmalarını sağladıklarını belirten Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, "Kocasinan Belediyesi olarak her alanda gençlerimizin ve evlatlarımızın yanındayız." dedi. Kocasinan Belediyesi, Kocasinan Kaymakamlığı ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle organize edilen şenlik, Yakut Mahallesi’ndeki Kadir Has Fuar Parkı’nda gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında Hacivat-Karagöz gösterisi, Spiderman ve Elsa karakterleri, palyaço gösterileri, animasyon etkinlikleri, sosis balon etkinlikleri ile çeşitli ikramlar yer aldı. Çocukların yoğun katılımıyla gerçekleşen etkinlik, renkli ve eğlenceli görüntülere sahne oldu. Programda ayrıca geleneksel çocuk oyunları finali ve ödül töreni de gerçekleştirildi. Gençlerin ve çocukların yeteneklerini keşfetmelerini ve mutlu olmalarını sağladıklarına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, "Gençlerimiz ve çocuklarımız için her alanda daha donanımlı yetişmeleri adına imkânlar oluşturmaya çalışıyoruz. Çocuk Kulübü ve Gençlik Kulübü bunlardan birkaçıdır. Sadece şehrin imarıyla güzelleşmesiyle, daha temiz bir çevrede, daha sağlıklı bir ortamda yaşamak elbette önceliğimizdir ama bunlarla yetinmiyoruz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatına dokunabilmek, onların daha donanımlı yaşamaları için imkânlar oluşturuyoruz. Çocuk Kulübü’nün yanı sıra çocuklarımızın fiziksel olarak gelişmelerine katkı sağlayan Kocasinan Spor Kulübümüzle şampiyon sporcular yetiştiriyoruz. 7’den 70’e herkesin belediyesi olma, 7’den 70’e herkesin hayatı içerisinde bir yer bulabilmenin kaygısı içerisinde bunları yapıyoruz. Bizim için gençler ve çocuklar pozitif ayrıcalıklıdır. Çünkü onlar bizim geleceğimiz, istikbalimizdir. Onlar için ne yapsak azdır. Anne ve baba, çocuğu için elinden geldiğince her şeyi yapar. Biz de belediye olarak bütün çocuklarımıza aynı hassasiyetle, bir babanın ve annenin göstermiş olduğu hassasiyetle onların daha güzel yetişmesi için çalışıyoruz. İnşallah Kayseri’de yaşayan daha çok hemşehrimizin hayatına dokunmak için yoğun gayret ediyoruz. Emek veren herkese teşekkür ediyorum. Hizmetlerimizle geleceğimizin teminatı yavrularımızın, bu şehirde yaşamanın ayrıcalık olduğunu gösteriyoruz. Bütün gayretimiz; Büyük ve Güçlü Türkiye’nin yarınları olan evlatlarımızın daha iyi bir şekilde yetişebilmesi içindir." ifadelerini kullandı. Kocasinan Kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş ise hizmetlerden dolayı Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’a teşekkür etti. Çocuklar da unutulmaz anlar yaşadıklarını ifade ederek, kendilerine böyle bir hizmet sunulduğu için Başkan Çolakbayrakdar’a teşekkür etti. Kocasinan Belediyesi’nin etkinlikleriyle gün boyu hoşça vakit geçiren Kayserililer ise Başkan Çolakbayrakdar’a teşekkürlerini iletti.
Şırnak Şırnak’ta yasak dönemde yakalanan balıklar doğaya kazandırıldı Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde bulunan Ilısu Barajı’nda av yasağı kapsamında gerçekleştirilen denetimlerde, yasa dışı balık avcılığına yönelik önemli bir çalışma yürütüldü. Denetimlerde ele geçirilen kaçak balık ağları toplandı, ağlara takılan balıklar ise ekipler tarafından yeniden suya bırakıldı. Güçlükonak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, su ürünleri av yasağı sürecinde Ilısu Barajı’nın Koçyurdu köyü mevkiinde kapsamlı kontroller gerçekleştirdi. Denetimler sırasında baraj sularına bırakılmış çok sayıda kaçak ağ tespit edilerek toplandı. Ağlara takılan balıklar dikkatli şekilde kurtarılarak doğal yaşam alanlarına geri kazandırıldı. Yetkililer, bu uygulamanın balık popülasyonunun korunması ve ekosistemin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Ekipler, doğal dengeyi tehdit eden yasa dışı avcılıkla mücadelede denetimlerinin aralıksız süreceğini belirterek vatandaşlara da av yasağı kurallarına uyma çağrısında bulundu. 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında iç sularda sazangiller için uygulanan av yasağının 1 Nisan-30 Haziran tarihleri arasında devam ettiği hatırlatılırken, bu dönemde kaçak avcılığın önlenmesi için bölgedeki kontrol faaliyetlerinin artırıldığı ifade edildi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşlara av yasağı kurallarına uyulması çağrısında bulunarak, su ürünleri kaynaklarının korunmasının gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Kocaeli Serdar Dursun: "Yurt içinden ve yurt dışından bazı kulüpler benimle iletişime geçiyor" Trendyol Süper Lig’in 32. haftasında Kasımpaşa ile karşılaşacak olan Kocaelispor’da Serdar Dursun, maç öncesi yaptığı açıklamada, her maçta sahaya üç puan hedefiyle çıktıklarını ifade ederek, sezon sonu sözleşmesinin biteceğini ve bazı kulüplerin kendisiyle iletişime geçtiğini söyledi. Trendyol Süper Lig’in 32. haftasında Kocaelispor, deplasmamda Kasımpaşa ile karşılaşacak. Müsabaka öncesinde hazırlıklarını sürdüren Körfez ekibinde golcü oyuncu Serdar Dursun, antrenman öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İstanbul deplasmanında kazanmak için sahaya çıkacaklarını söyleyen Serdar Dursun, "Bizi kimin düşeceği ya da kimin kalacağı ilgilendirmiyor. Biz Kocaelispor olarak her maça üç puan hedefiyle çıkıyoruz. Bu durum rakipleri etkileyebilir ancak biz kendi en iyi performansımızı sergileyerek sahada daha iyi oynamak istiyoruz. Gençlerbirliği maçında da bunu gördük. Yaklaşık 30 dakika boyunca oyun tamamen tek top oynandı. Hakemin de oyuna oldukça fazla müsaade ettiğini söyleyebiliriz. Ligin dengesi açısından böyle bir durum oluşturulmaya çalışılıyor gibi görünüyor. Aslında buna çok gerek yok ama geçen maçta bunu hissettik. Özellikle kaleci atışlarının bile bir ila bir buçuk dakika sürmesi oyunun temposunu düşürüyor. Bu nedenle biz sahada baskılı oynayıp, öne geçerek maçları üç puanla tamamlamak istiyoruz" diye konuştu. "Yurt içinden ve yurt dışından bazı kulüpler benimle iletişime geçiyor" Sezon sonu sözleşmesi bitecek olan Dursun, "Kocaelispor’u ilk günden beri gerçekten çok sevdim. Güzel bir camia, güçlü bir taraftarı olan bir kulüp. Bu nedenle kendimi aidiyet açısından buraya ait hissediyorum. Burayı çok sevdim. Şu an sözleşmem devam ediyor ancak sezon sonunda bitecek. Performansıma bakacak olursak, şu ana kadar 7 gol ve 1 asistle oynuyorum. Oynama süreme göre gayet iyi bir istatistik olduğunu düşünüyorum. Forvet olarak çok fazla pozisyona giremiyoruz ama oynadığımız maçlara göre iyi gidiyor. Bana teklifler geliyor. Kulüp sözleşmeyi uzatmak isteyip istemeyecek mi bilmiyorum. Ona göre sezon sonu duruma bakacağız. Şu an yurt içinden ve yurt dışından bazı kulüpler benimle iletişime geçiyor. Ancak ben şu an için net bir karar vermedim. Haziran ayı gibi bu konuları konuşacağımı söylüyorum. Kulübün de sözleşme uzatıp uzatmayacağına göre sezon sonunda bir değerlendirme yapacağız. Bakalım süreç nasıl ilerleyecek" şeklinde konuştu. "Kaleye 19 şutum var, bunların 10’u kaleyi bulmuş ve 7’si gol olmuş" Performansını nasıl bulduğu sorusuna Serdar Dursun, "Altıncı haftada geldim. O dönem takımın bir puanı vardı. Şu an ise 36 puandayız. Genel olarak baktığımızda 15 maçta ilk 11 oynadım, 7 gol ve 1 asistim var. Gol katkısı açısından iyi bir performans olduğunu düşünüyorum. Geçen gün istatistik gördüm; kaleye 19 şutum var, bunların 10’u kaleyi bulmuş ve 7’si gol olmuş. Çok iyi bir istatistik. Petkovic olsun ben olayım inanılmaz bir pozisyona girmiyoruz. Buna rağmen fena gitmediğimizi düşünüyorum. Önümüzde 3 maç daha var. Hedefim bu maçlarda 3 gol daha atarak 10 gole ulaşmak ve mümkünse bunun da üzerine çıkmak. Bu 3 maç hem ligin hem de benim durumumu belirleyecek. Milli takım hedefim de olduğu için bu maçları iyi geçirmek istiyorum ifadelerini kullandı. "Sahaya galibiyet hedefiyle çıkacağız" Kasımpaşa maçının kendileri için önemli olduğunu söyleyen Dursun, "31 puanları var, alt sıralardaki takımların ise 28 puanı bulunuyor. Bu nedenle Kasımpaşa’yı doğrudan ilgilendiren bir karşılaşma olacak. Bizim ise 36 puanımız var ve hedefimiz bu maçtan 39 puanla ayrılmak. Kasımpaşa’nın iyi bir teknik ekibi ve oyuncu kadrosu var. Ancak atmosfer açısından biraz daha rahat bir maç olabilir. Çünkü arkasında güçlü bir taraftar gücü yok. Bu durum Kasımpaşa üzerinde bir miktar stres oluşturabilir ama onlar da maça kazanmak için çıkacak. Biz de aynı şekilde sahaya galibiyet hedefiyle çıkacağız. Bence keyifli bir maç olacak. Bol gollü ve seyir zevki yüksek bir karşılaşma olmasını bekliyorum. Özellikle ilk 20 dakikada goller gelirse" ifadelerini kullandı.