GÜNDEM - 19 Mart 2026 Perşembe 10:00

İçişleri Bakanı Çiftçi bayram tedbirlerini açıkladı

A
A
A

İçişleri Bakanı Mustafa Çitçi, bayramda 313 bin 745 emniyet, jandarma ve sahil güvenlik personelinun görev yapacağını belirterek, "50 bin 150 otomobil ve motosikletle Türkiye'nin her yerinde görev başında olacaklar. Karadan da yaptığımız denetimlerin yanında hava denetimleri olduğunu da ifade etmiştim. 16 helikopter ve bin 222 SİHA, İHA ve dron havadan denetim yapacak. Aynı zamanda 390 gemi ve bot da sahil güvenlik unsurlarımızla beraber bu denetimlere iştirak edecek. Onlar da bayramın huzur içerisinde geçmesi noktasında vatandaşımıza yardımcı olacaklar" dedi.

İçişleri Bakanı Çiftçi, Ramazan Bayramı tedbirleri ile ilgili İçişleri Bakanlığı'na bulanan Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi Başkanlığı'nda (GAMER) gazetecilerin sorularını cevaplandırarak, sürücülere uyarılarda bulundu. "Ramazan Bayramı'nda yollarda büyük bir yoğunluk bekleniyor. Karayollarında acı bilançolarla karşılaşmamak adına Bakanlık olarak ne gibi ekstra tedbirler alındı? Sürücülere özel bir çağrınız veya trafik güvenliği kampanyanız olacak mı?" şeklindeki soru üzerine Bakan Çiftçi, "Ramazan Bayramı başlıyor. Biz bununla ilgili her bayramdan önce mutlaka alınması gereken tedbirlerle ilgili teşkilatımıza, valiliklerimize, kaymakamlıklarımıza, emniyet teşkilatımıza, jandarmaya, sahil güvenliğe bir genelge yayımlıyoruz. Burada da amacımız vatandaşlarımızın bayramı huzur içerisinde, güven içerisinde aileleriyle birlikte geçirmeleri noktasında. Çünkü bayramlar insanların birbirine kavuştuğu, bir araya geldikleri, bayram sevincini, hazzını hep beraber yaşadıkları özel müstesna günler. Dolayısıyla bu özel günlerde de biz insanımız yollarda, trafikte seyrederken herhangi bir şekilde başlarına bir şey gelsin istemiyoruz. Yani huzur içerisinde, güven içerisinde evlerine ulaşmalarını, sevdiklerine kavuşmalarını arzu ediyoruz. Bununla ilgili gereken tüm tedbirleri de aldık. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığı olarak trafik güvenliği konusunda da kapsamlı bir hazırlık yaptık. Bunu dediğim gibi tüm teşkilatımıza da duyurduk. Ben yakın zamana kadar Erzurum'da görev yapıyordum. Alvarlı Efe Hazretleri'ni hepiniz mutlaka biliyorsunuz. Onun 'Bayram o bayram ola' diye bir dörtlüğü var: 'Can bula cananını, bayram o bayram ola. Kul bula sultanını, bayram o bayram ola' diye bir şiiri var. Biz de oradan hareketle bütün vatandaşlarımızın bayramını tebrik ediyoruz öncelikle ve bayramlarının da hayırlı mübarek olmasını niyaz ediyoruz. Bayramlarının da bu şekilde huzur, güven içerisinde geçmesini niyaz ediyoruz" dedi.

"313 bin 745 personelimiz, emniyet, jandarma ve sahil güvenlik personelimiz bayramda görev yapacaklar, sahada olacaklar"

Bayramın huzur ve güvenlik içerisinde geçmesi, sürücülerin güven içerisinde yolculuk edebilmeleri için karayollarında birtakım tedbirler aldıklarını ifade eden Çiftçi, "Bunun için Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Genel Komutanlığımız yoğun bir şekilde trafik denetimleri yapacaklar. Hız denetimleri yapacağız, radar denetimlerimiz olacak. Sahada görünür olacağız vatandaşlarımızın kurallara uymalarını temin etmek için. Çünkü istiyoruz ki kimse sevdiklerine kavuşmak için acele etmesin. Yani trafik kurallarına uysunlar, hız tahditlerine uysunlar ve güven içerisinde de ailelerine kavuşabilsinler. Bunun için özellikle trafik yoğunluğunun yüksek olduğu güzergahlarda radar denetimlerimiz mutlaka olacak önceki bayramlarda olduğu gibi. Tabii radar varken hız kontrollerimiz var, emniyet kemeri denetimlerimiz var. Aynı zamanda alkol denetimleri de gerçekleşecek. Bunlar önceki bayramlarda olduğu gibi bu bayramda da yapılacak. Bunun dışında havada da trafik denetimlerimiz mutlaka olacak. Hem helikopterlerle hem de insansız hava araçlarıyla, dronlarla yine trafik denetimlerini gerçekleştireceğiz. Böylece hem ana arterlerde hem de kritik kavşak noktalarında trafik akışını anlık olarak takip edebileceğiz ve bunu da sahadaki ekiplerimize, birimlerimize eşzamanlı olarak iletebileceğiz. Bir diğer önemli başlık da akıllı ulaşım ve trafik yönetimi sistemlerinin daha etkin ve sistemli, verimli bir şekilde kullanılmasıyla ilgili. Hem kamera sistemlerini, hem elektronik denetleme sistemlerini hem de dijital trafik izleme altyapımız sayesinde riskli noktaları anlık olarak takip edeceğiz. Gerektiğinde ekiplerimizi o bölgelere yönlendireceğiz ve böylece daha akıcı bir trafik, daha güvenli bir sürüş emniyeti sağlayabilmiş olacağız. Bu aldığımız tedbirlerin yanında yine hem emniyet ekiplerimiz, hem jandarma ekiplerimiz hem de sahil güvenlik ekiplerimiz vatandaşımızın ihtiyaç duyduğu her noktada da mutlaka kendilerine yardımcı olacak. Yani sadece denetim yapmakla sınırlı kalmayacak. Vatandaşlarımızın herhangi bir şekilde ihtiyaçları olduğunda onların da yardımına koşabilecekler, yardım amacıyla da kendilerine el uzatabilecekler. 313 bin 745 personelimiz, emniyet, jandarma ve sahil güvenlik personelimiz bayramda görev yapacaklar, sahada olacaklar. Aynı zamanda 50 bin 150 otomobil ve motosikletle Türkiye'nin her yerinde görev başında olacaklar" dedi.
Bayramda 16 helikopter ve bin 222 SİHA, İHA ve dronla da havadan denetim yapılacağını belirten Bakan Çiftçi, "Aynı zamanda 390 gemi ve bot da sahil güvenlik unsurlarımızla beraber bu denetimlere iştirak edecek. Onlar da bayramın huzur içerisinde geçmesi noktasında vatandaşımıza yardımcı olacaklar. Tabii yolcu hareketlerinin başlamasıyla beraber havaalanlarında, yine otogarlarda, alışveriş merkezlerinde, yaşam alanlarında, turizm merkezlerinde de birtakım hareketliliğin olduğunu düşünüyoruz. Oralarda da ekiplerimiz yine bütün güvenlik tedbirlerini arttırmış olacaklar. Otobüs şoförlerine sesleniyorum veya kendi araçlarıyla seyahat edecek olan vatandaşlarımıza sesleniyorum; yorgun bir şekilde, uykusuz bir şekilde seyahat etmesinler. Hem kendi canlarını hem de vatandaşlarımızın canlarını riske atmasınlar. Uykuları geldiğinde yolun kenarına çekip, park alanlarına çekip orada dinlenebilirler. Bir müddet dinlendikten sonra yollarına devam edebilirler. Kısa süre içerisinde varacakları yerlere ulaşmak için acele edip de ailelerini, sevdiklerini hüzne boğmasınlar. Bayramın sevinci hüzne dönüşmesin, bayram evleri matem evlerine dönüşmesin istiyoruz. Onun için bu konuda tüm vatandaşlarımızdan da hassasiyet beklediğimizi ben özellikle sizlerin kanalıyla ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

"Bayram tatili boyunca özellikle turizm merkezlerinde, şehir merkezlerinde, havalimanlarında bir yoğunluk olacak. Buradaki hareketliliğe karşı 81 ilde emniyet ve jandarma birimleri asayiş planlaması açısından nasıl bir saha stratejisi izleyecek? Bir de isterseniz radar uygulamasını kısaca açabilir miyiz? Yollarda malum değişti yeni trafik kanununa göre, onu da açabilirsek seviniriz" şeklindeki soru üzerine ise Bakan Çiftçi, bütün illerde ve ilçelerde artan Ramazan hareketliliğiyle beraber denetimlerin de artacağını ifade ettiğini hatırlatarak şöyle dedi:

"Bu denetimleri arttırmamızın sebebi de vatandaşımızı cezalandırmak veya onlara ceza yazmak, onların canlarını acıtmak değil. Amacımız sadece şu; vatandaşlarımız kurallara uysunlar, gidecekleri yere güven içerisinde ulaşsınlar. Bunun için de kesinlikle tuzaklama suretiyle radar denetimi yapmayacağız. Yani mutlaka uyarı levhalarımız olacak, vatandaşlarımız bu konuda bilgilendirilmiş olacaklar. Bundan dolayı da vatandaşlarımızın bir kez daha hız kurallarına, hız tahditlerine uymasını istirham ediyorum. Böylece hem kendileri idari müeyyidelerle, yaptırımlarla karşılaşmamış olacaklar hem de daha huzurlu bir şekilde, güvenli bir şekilde memleketlerine varmış olacaklar. Bunu sizlerin vasıtasıyla bir kez daha dile getirmek istiyorum. Çünkü önceki kanuna göre şu andaki hız limitleri de değişti. Önceden yüzde 10'a kadar hem şehir içinde hem de şehir dışında bir limit vardı, hız limiti vardı, arttırabiliyordunuz. Şu anda 6 birimle 10 birim arasında değişiyor, artık o hız limitleri de değişti. Dolayısıyla bu da göz önünde bulundurularak sürücülerimizin hızları ayarlamalarında fayda var diye düşünüyorum."

"Yeni trafik kanununun sahadaki ilk uygulamalarına yönelik bazı eleştiriler ve tepkiler var. Bu ilk geri bildirimlerle ilgili, gelen ilk geri bildirimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Vatandaşın bu mağduriyet algısını giderecek ve uygulamayı netleştirecek alt düzenlemeler veya yönetmeliklerde bir revizyona gidilmesi söz konusu mu?" sorusuna ise İçişleri Bakanı Çiftçi şöyle cevap verdi:

"Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılan düzenlemeler biliyorsunuz 27 Şubat tarihinde yürürlüğe girdi ve şu anda uygulanmaya başlandı. Yalnız ben kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber memleketim Konya'daydım, Konya'ya gitmiştim. Orada özellikle plaka konusunda hem noterlerde hem de şoförler odasında vatandaşların yoğun bir şekilde sıraya girdiklerini, bir yoğunluk, kalabalık oluşturduklarını gördüm. Vatandaşımız yapılan düzenlemeleri iki konu hariç gayet yerinde buluyor. Mesela kırmızı ışıkta geçme ile ilgili toplumda herhangi bir sıkıntı yok. Israrla takip eden, trafikte ısrarla kişiyi takip eden veya önünü kesip sopayı alıp sürücülerin üzerine yürüyen, yolda halay çeken, drift atan, makas atan kişilerle ilgili de herhangi bir problem yok. Bunlar kabul görmüş durumda. Plaka basmaya yetkili olan kurum Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu ve buna bağlı otomobilciler odası, şoförler odası. Plaka basmaya bunlar yetkililer. Şoförler ve otomobilciler odası, plakaların ne şekilde basılacağı, onların standartlarının neler olacağı da zaten yönetmelikte belirlenmiş. Standart plakalar belli. Buna rağmen şoförler odası iki tip plaka basıyor. Birincisi standartlara uygun plaka, ikincisi de harfleri biraz kalınlaştırılmış olan, yine plakanın taşıması gereken özellikleri taşıyan, mavi şeridi bulunan, TR ibaresi bulunan, mührü bulunan, karekodu bulunan plakalar. Şoförler odası tarafından verilmesi kaydı şartıyla biz kesinlikle bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapmayacağız. Bunları nizami plakalar olarak görüyoruz. Bunlar geçerli, bunlarda herhangi bir problem yok. İkinci bir konu; şoförler odası tarafından verilen plaka üzerinde eğer sürücü tarafından bazı ilaveler yapıldıysa, eklemeler yapıldıysa işte sorun bu alanda başlıyor. Sürücü şoförler odasından plakasını aldı, oradaki harf grubunu veya rakam gruplarını kalınlaştırdıysa veya oradaki mavi şeridi sildiyse, kendine göre birtakım ilaveler, eklemeler, çıkarmalar yaptıysa kanun buna yönelik olarak 4 bin lira ceza öngörüyor. Bunun müeyyidesi 4 bin lira. Bir de dışarıda reklamcılarda bastırılan plakalar var. Onlarda herhangi bir şekilde ne TR ibaresi, ne mühür, ne karekod yer alıyor. Rakamlar, harf grupları arasındaki aralıklar tamamen kapanmış durumda. Bunlar da kanun tarafından 140 bin lira ile cezalandırılıyor."

Multimedya sistemleri ve idari süreçlerin yönetimi

"İlk günlerdeki yoğunluğa baktık, vatandaşımız yoğun bir şekilde tabii plakası acaba standart plaka mı yoksa idari müeyyide uygulanacak plaka mı diye endişeye kapılanlar şoförler odasına akın ettiler. Biz baktık ki vatandaşımız mağdur olacak, yani en azından kendilerine bir süre verelim, bu süre içerisinde de kendilerine rehberlik yapalım" diyen Bakan Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha sonra yine buna rağmen standartlara uygun plaka takmayanlar olursa onları idari müeyyideye daha sonra bağlayalım diye bir karar aldık ve bunu da uygulamaya geçirdik. Tabii bir yandan da Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Odası'yla görüşmeye de devam ediyoruz, federasyonla da görüşüyoruz. Mesela ben bir görüşmemde bana şunu ifade ettiler; 'Bizim 573 tane odamız günde 60 bin plaka basıyor ve buna rağmen talepleri yetiştiremiyoruz.' Demek ki kısa süre içerisinde bunun yetiştirilme imkanı, ihtimali gözükmüyor. Vatandaş müracaatını yaptı, şoförler odası eğer kendisine plakayı zamanında basıp veremediyse burada da vatandaşımızı cezalandırmanın çok adil olmadığını düşünüyoruz. Çünkü vatandaşımız üzerine düşeni yapıyor, müracaatını yapıyor ama plakayı basıp veremiyoruz kendisine. Dolayısıyla bundan kaynaklanabilecek mağduriyeti ortadan kaldıralım diye biraz süre verdik kendilerine. İkinci bir konu da ses sistemleri ile ilgili, haberleşme sistemleri ile ilgili veya araçlara takılan multimedya dediğimiz çoklu ortamlarla ilgili. Bu da toplumun şu anda tepki gösterdiği konulardan birisi. Bununla ilgili Kanun'un öngördüğü husus şu: Birincisi sürücünün görüş açısını etkilemeyecek, engellemeyecek. İkincisi de araç harekete geçtiğinde sürüş başladığında mesela o çoklu medya ortamları kapanacak. Bu ikisinin birlikte gerçekleşmesi gerekiyor. Orijinal araçlarda bununla ilgili herhangi bir problem yok. Örneğin fabrika montajlı çoklu ortamlarda araç harekete geçtiğinde mesela video oynatılamıyor, film seyredilemiyor, ama sonradan takılanlarda veya garanti süresi bitmiş, sonradan yapılan montajlarda araç hareket halinde olsa da film izleyebiliyorsunuz, video oynatabiliyorsunuz. Bu Kanun'un yasakladığı, idari müeyyideye bağladığı hususlardan birisi. Bunun da açıklığa kavuşturulabilmesi için bir uygulama yönetmeliğinin çıkarılması gerekiyor. Hangileri sürüş emniyetini tehlikeye atıyor, hangileri atmıyor, ses sistemleri ile ilgili, haberleşme sistemleri ile ilgili bununla ilgili bir uygulama yönetmeliğinin çıkarılması gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Uygulama yönetmeliği çıkarılıp da herkes tarafından rahatlıkla anlaşılabilecek, belli bir standarda kavuşturulmuş uygulama belli oluncaya kadar da, yani yönetmeliği çıkarıncaya kadar da Kanun'un bu maddesiyle ilgili herhangi bir uygulama yapmayacağız. Genelde vatandaşlarımıza rehberlik yapacağız, onları bilgilendireceğiz. İnşallah tüm tarafların da konsensüsüyle, mutabakatıyla bu yönetmeliği, uygulama yönetmeliğini en kısa sürede çıkarmayı düşünüyoruz. Şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Yoğun bir şekilde çalışıyoruz, en kısa süre içerisinde çıkartacağız. Yani fazla da bu süreyi uzatmayı düşünmüyoruz. Yönetmelik çıkıp da uygulama netleşinceye kadar rehberlik çalışmalarımız devam edecek. O yüzden vatandaşlarımız rahat olsunlar, yani herhangi bir şekilde endişeye kapılmasınlar. Hem onların mutlu olabileceği, yani içlerine sinen, hem de sürüş emniyetini sağlayabileceğimiz ikisini bir arada gerçekleştirebileceğimiz bir yönetmelik hazırlayacağız inşallah."

Bayazit Cebeci-Berkay Hasan Karayakas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Rektör Özölçer, Teoman Duralı’nın Çocukluk Evinde İncelemelerde Bulundu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Türk düşünce dünyasının isimlerinden Prof. Dr. Teoman Duralı’nın çocukluk yıllarını geçirdiği evi ziyaret etti. Ziyaret, Cumhurbaşkanlığı kararıyla üniversiteye tahsis edilen ve "Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi" kapsamında hayata geçirilmesi planlanan çalışmalar çerçevesinde gerçekleştirildi. Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Kuzyaka Mahallesi’nde bulunan ve Duralı’nın hatırasını barındıran evde incelemelerde bulunan Rektör Özölçer, projenin uygulanma sürecine ilişkin yerinde değerlendirmelerde bulundu. Rektör Prof. Dr. Özölçer’e, Çatalağzı Belediye Başkanı Yavuz Palabaş da eşlik etti. Ziyarette, söz konusu yapının yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil; aynı zamanda ilim, düşünce ve kültür hayatına yön verecek bir merkez hâline getirilmesi hedefi bir kez daha vurgulandı. Teoman Duralı’nın doğup büyüdüğü evin, onun düşünce dünyasını yansıtan yaşayan bir merkeze dönüştürülmesi amacıyla yürütülen çalışmaların, Zonguldak’ın kültürel ve entelektüel kimliğine önemli katkılar sunması bekleniyor. Proje kapsamında evin; hafıza mekânı, dijital arşiv alanları ve bilimsel etkinliklerin gerçekleştirileceği çok yönlü bir yapıya kavuşturulması planlanıyor. Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi’nin hayata geçirilmesiyle birlikte Çatalağzı, Kilimli ve tüm Zonguldak için önemli bir gelişim sürecinin başlayacağı ve projenin bölgenin kültürel ve entelektüel hayatına güçlü katkılar sunacağı vurguladı. Rektör Özölçer: "Bu kıymetli mirası aslına uygun şekilde yaşatacağız" Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Prof. Dr. Teoman Duralı’nın yalnızca akademik bir şahsiyet değil, aynı zamanda bir düşünce ekolü olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle üniversitemize tahsis edilen bu kıymetli mekânda incelemelerde bulunmak üzere bugün buradayız. Merhum hocamız Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın çocukluk yıllarını geçirdiği bu ev, yalnızca bir hatıranın değil; aynı zamanda derin bir düşünce mirasının taşıyıcısıdır. Üniversite olarak hedefimiz, bu kıymetli emaneti aslına uygun şekilde koruyarak, hocamızın fikir dünyasını gelecek nesillere aktaracak yaşayan bir ilim ve düşünce merkezine dönüştürmektir." Özölçer, yürütülen çalışmaların sadece bir restorasyon süreci olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin düşünce hayatına kalıcı katkılar sunacak bir vizyonun parçası olduğunu ifade etti. Zonguldak’ın Kültürel Hafızasına Değer Katacak Gerçekleştirilen ziyaretin, projenin sahadaki ilerleyişine ivme kazandırması beklenirken; Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi’nin tamamlanmasıyla birlikte Zonguldak’ın, bilim ve felsefe alanında da ön plana çıkan bir şehir kimliği kazanması hedefleniyor. Bu yönüyle proje, yalnızca bir vefa örneği değil; aynı zamanda geçmişten geleceğe uzanan güçlü bir kültürel köprü olma niteliği taşıyor.
Kırşehir Yaz mevsimi öncesi diyet uyarısı: Yanlış yöntemler sağlığı tehdit ediyor KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de Beslenme ve Diyet Uzmanı Batuhan Dokumacı; yaz mevsimi öncesinde hızlı kilo vermek isteyen vatandaşlara yönelik uyarılarda bulundu. Dokumacı; doktor ve uzman kontrolü olmadan zayıflamanın sağlığı tehdit edebileceğini söyledi. Yaz mevsiminin yaklaşılmasıyla birlikte hızlı kilo verme çabasının arttığını belirten Dokumacı; "Yaz mevsimine girişte hızlı kilo kaybetmek için doğru bilinen yanlışlar uygulanabiliyor. Bu listenin başında yetersiz protein alımı geliyor. Kalori alımını kesmek uğruna çok kısıtlı diyetler uygulanıyor" dedi. Aktarlarda satılan bitki çayları ve ürünlerin her metabolizmaya uygun olmadığını ifade eden Dokumacı, bu tür ürünlerin bilinçsiz kullanımının sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydetti. Sağlıklı kilo vermenin temelinin dengeli beslenmeden geçtiğini vurgulayan Dokumacı, "Doğru zayıflamak için yapılacak en önemli şey yeterli protein alımıdır. Aynı zamanda karbonhidrat alımlarına dikkat etmek, su tüketimini artırmak ve hareketli bir yaşam tarzı benimsemek gerekmektedir" diye konuştu. Zayıflama sürecinin mutlaka uzman kontrolünde yürütülmesi gerektiğini aktaran Dokumacı; "Bizim için önemli olan diyet uzmanı ve doktor kontrolü, düzenli kan sonuçlarının takip edilmesidir. Hızlı kilo kayıpları normal değildir. Hızlı verilen kilolar, aynı şekilde hızlı bir şekilde geri alınır" ifadelerini kullandı.
İstanbul Sıcaklar keneyi erken uyandırdı: "Belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeyin" Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, doğadaki kene popülasyonunun beklenenden erken hareketlenmesine neden oldu. Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, özellikle piknik alanları, tarım arazileri ve hayvancılık bölgelerinde artan riske karşı vatandaşları uyararak; kene tehlikesine karşı alınması gereken önlemleri anlattı. İstanbul Arel Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle kene popülasyonunun erken uyanmaya başladığını belirterek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskine karşı hayati uyarılarda bulundu. Mevsim geçişiyle birlikte kene vakalarındaki artış, özellikle İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu bölgelerinde "hiperendemik" seviyede seyrediyor. Uzmanlar, doğa aktivitelerinde fiziksel korunmanın ve doğru müdahalenin önemine dikkat çekiyor. Türkiye’de en tehlikeli tür Hyalomma Türkiye genelinde kene kaynaklı hastalıkların ana taşıyıcısının Hyalomma cinsi keneler olduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, "Özellikle Hyalomma marginatum, ülkemizde ölümcül seyredebilen KKKA virüsünün en yaygın ve etkili vektörü olarak bilinmektedir. Bunun yanı sıra Dermacentor ve Rhipicephalus gibi türler de bölgesel olarak farklı patojenleri taşıma riski barındırmaktadır" dedi. Aylin Güzel Dağ açıklamasına şöyle devam etti: "Ülkemizde ilk kez 2002 yılında Tokat, Sivas ve Çorum çevresinde dikkat çeken KKKA, günümüzde İç Anadolu ve Karadeniz’in kesiştiği yaklaşık 30 ili kapsayan coğrafi alanda yoğun olarak görülmektedir. Hastalık, virüsü taşıyan kenelerin yaşam alanlarıyla doğrudan bağlantılıdır." Bu belirtilerle ortaya çıkıyor Kene tutunmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1 ile 3 gün arasındadır; ancak bu süre 9 güne kadar uzayabilir. Eğer virüs enfekte kan veya doku temasıyla bulaşmışsa, kuluçka süresi 13 günü bulabilmektedir. Dağ, ani başlayan yüksek ateş (38 derece), şiddetli baş ağrısı ve halsizlik, yaygın vücut, eklem ve kas ağrıları, bulantı ve kusma, ciltte görülen kırmızı döküntüler (peteşi) görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasını gerektiğini belirtti. Dağ, kene çıkarırken yapılan hatalara dikkat çekti Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, "Toplumda yaygın olan üzerine alkol, kolonya dökmek veya sigara basmak gibi yöntemler, hastalığın bulaşma riskini dramatik şekilde artırır. Bu maddeler kenenin strese girip mide içeriğini (ve virüsü) doğrudan kana kusmasına neden olur" diyerek doğru müdahale adımlarını şöyle sıraladı: "Kene, vakum etkisi oluşturmadan ince uçlu bir cımbızla baş kısmından tutulmalıdır. Ezilmeden, dik bir şekilde yukarı doğru çekilerek çıkarılmalıdır. Eğer kişi kendine güvenmiyorsa, hiç müdahale etmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa, virüs bulaşma riski o kadar azalır." "Eve dönüldüğünde vücut taraması yapın" Kenelerin vücudun sıcak ve nemli bölgelerini tercih ettiğini belirten Dağ, doğadan döndükten sonra koltuk altları, kasıklar, diz arkaları, göbek deliği çevresi ile en kritik nokta olan kulak arkası ve saç diplerinin kontrol edilmesi gerektiğini belirtti. "Kene ısırığı, belirti bekleyecek bir durum değildir; zaman en kritik faktördür" diyen Güzel, vatandaşları hayati bir hata konusunda uyardı. Kene ile temas sonrası ateş veya halsizlik gibi belirtilerin ortaya çıkmasını beklemenin geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Güzel, "Vücutta kene fark edildiği anda panik yapmadan ama saniyelerle yarıştığımızı bilerek en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. "Kenelerin kendiliğinden düşmesini beklemeyin" Aylin Dağ Güzel, kenelerin hafife alınmaması gereken ciddi bir tehdit olduğunu belirterek şu hayati uyarıda bulundu: "Kenelerin kendiliğinden düşmesini beklemek ya da durumu basit bir böcek ısırığı olarak değerlendirmek geri dönüşü olmayan, ölümcül sonuçlara yol açabilir. KKKA ile mücadelede en güçlü silahımız; bireysel korunma yöntemlerini tavizsiz uygulamak ve bir belirti fark edildiği anda vakit kaybetmeden profesyonel tıbbi yardım almaktır."