KÜLTÜR SANAT - 02 Şubat 2026 Pazartesi 15:35

Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, Anadolu’nun çok sesli ruhunu Avrupa sahnelerine taşıdı

A
A
A
Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, Anadolu’nun çok sesli ruhunu Avrupa sahnelerine taşıdı

Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, Hatay’ın ve Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel mirasını ve çok sesli ruhunu Avrupa sahnelerine taşıyarak uluslararası ölçekte başarıya imza attı.


Hatay’ın tarihinde kurulan ilk senfoni orkestrası olan Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, bu köklü kültürel mirastan beslenerek 2019’dan bu yana faaliyetlerini sürdürüyor. Orkestra, 24-28 Ocak tarihleri arasında Almanya ve Fransa’yı kapsayan Avrupa turnesinde yalnızca konserler vermekle kalmayarak, dinleyicilerine sanatı ve dayanışmayı buluşturan güçlü bir kültürel anlatı sundu. Paris’ten yükselen ezgilerle Antakya’nın tarihi ve çok kültürlü dokusu Avrupa’nın kalbinde yankı buldu.


24 Ocak - Aalen, Almanya


Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, Avrupa turnesinin ilk konserini Mesnet Derneği organizatörlüğünde Almanya’nın Aalen kentinde gerçekleştirdi. Aalen Belediye Başkanı Frederick Brütting’in de destek verdiği bu özel gece, sanatın birleştirici gücünü güçlü biçimde hissettirdi.


Orkestra Şefi Ali Uğur yönetimindeki konser, farklı dillerde ve kültürlerde bestelenmiş eserlerden oluşan repertuvarıyla Antakya’nın ve Anadolu’nun zengin kültürel mozaiğini sahneye taşıdı. Antakya’nın tarihsel derinliğini ve çok sesli yapısını yansıtan eserler, dinleyicilerden büyük beğeni topladı.


25 Ocak - Stuttgart, Almanya


Turnenin ikinci durağı Stuttgart’ta, ‘Sehra: Antakya’dan Bir Akşam’ etkinliği, müziğin yanı sıra düşünsel ve kültürel bir buluşma alanı sundu. Etkinlikte, Mesnet Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nazan Kılıç’ın moderatörlüğünde Orkestra Şefi Ali Uğur ile Antakya’nın kültürel kimliği, müziğin iyileştirici gücü ve dayanışma üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirildi.


Gecenin devamında Firkat Musikverein Stuttgart e.V., Kunst Truhe, Mosaik Musik- und Kunstschule / Mosaik Chor ve Musikverein Klangoase e.V. - Anadoluca Korosu sahne alarak çeşitli eserler seslendirdi.


Programın finalinde ise tüm korolar, Şef Ali Uğur yönetiminde ‘Bint il Şelebiya’ eserini seslendirdi.


28 Ocak - Paris, Fransa


Avrupa turnesinin finali, dünyanın kültür başkentlerinden biri olan Paris’te, Les Enfants de la Terre d’Antioche - Helen Derneği organizatörlüğünde gerçekleştirildi. Antakya’dan yola çıkan bu sanatsal yolculuk, Paris’te binlerce yıllık kültürlerin ve çok sesli ruhun buluştuğu güçlü bir zirveye dönüştü.


Tamamen dolu bir salonda gerçekleşen konser, Antakya’nın tarihi mirasını ve kültürel çeşitliliğini Avrupa izleyicisiyle buluşturdu. Program boyunca sunulan eserler, dinleyicilere hem duygusal hem de evrensel bir müzik deneyimi yaşattı.



Hatay Akademi Senfoni Orkestrası, Anadolu’nun çok sesli ruhunu Avrupa sahnelerine taşıdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.