POLİTİKA - 13 Ocak 2026 Salı 17:32

Emine Erdoğan, "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"nda konuştu:

A
A
A
Emine Erdoğan, "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"nda konuştu:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Teknolojinin sunduğu imkanları, insani bir dokunuşla genişletecek her yaklaşım, hem tıbbın hem de insanlığın geleceği için vazgeçilmezdir" dedi.


Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"na katıldı.


Program kapsamında hazırlanan "Kadın Eliyle Taşa İşlenen Şifa-Darüşşifaların Banileri ve Çiçeklerin Dili" sergisini gezen Emine Erdoğan, eserler hakkında bilgi aldı. Erdoğan, programdaki konuşmasına, ufuk açıcı sempozyumu tertip eden Sağlık Bakanlığına, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kuruluna ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek başladı. Programda dile getirilecek her düşünce ve ele alınacak her başlığın insan merkezli bir sağlık anlayışına ve "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonuna önemli katkılar sunacağına inandığını belirten Emine Erdoğan, programın, bilimin güçlü ilerleyişiyle insanlığın asırlardır biriktirdiği hikmet mirası arasında yeni temas noktaları kurulmasının zemini olacağını dile getirdi. Bu vesileyle hekimlerden hemşirelere, ebelerden ambulans şoförlerine, sağlık camiasının her bir mensubuna şükranlarını sunan Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:


"Onlar, büyük bir özveriyle çoğu zaman kendi hayatlarını geri plana alarak en zor zamanlarımızda yanımızda oluyorlar. Gösterdikleri fedakarlık her türlü takdirin üzerindedir. Bu toprakların hekimleri, tarih boyunca insanlığın tıbbi birikimine çok büyük katkılar yaptılar. Sadece hastalıklara reçete yazmakla kalmadılar, insana ve hayata değer veren bir şifa anlayışının reçetesini de insanlığa hediye ettiler. Tıp ilmini yalnızca teknik bir alan olarak değil bir sanat, irfan ve ahlak meselesi olarak gördüler. Yaralara merhem hazırladıkları kadar ortaya koydukları hekimlik anlayışıyla ruhun yaralarına da merhem oldular. Afiyette olma halini organların sıhhatiyle sınırlamadılar, onu insanın varoluşunun tamamında aradılar. Beden ve ruhun ahengini insanın terazisi saydılar. Hastalığa değil şifaya odaklandılar. Bu anlayış, darüşşifalarda ete kemiğe büründü, kurumsallaştı. Darüşşifalar, medeniyetimizin şefkat geleneğinin abideleri ve günümüz için çok önemli referans kaynaklarıdır."



"Müzikle, kokuyla, suyla ve maneviyatla terapi gibi yöntemler, kişiye özel şifa terkiplerine dahil ediliyor"


Anadolu coğrafyasında Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan bu büyük mirasta tedavinin sanatla, maneviyatla nasıl iç içe olduğunun açıkça görülebildiğine işaret eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti:


"Estetikle insanın iç dünyasına kapılar açan mimarların, duvarları, sütunları motiflerle süsleyen zanaatkarların, yürek tellerini titreten müzisyenlerin, şifanın ayrılmaz bir parçası olduğunu idrak ederiz. Bu öyle bir dünya ki incelikle, zevkiselimle inşa edilmiş. Orada hastaya ilaç diye musiki reçete ediliyor. Hekimler, korku ve heyecan gibi duyguların, insan nabzına olan etkilerini gözlemliyor, nabız hareketlerine göre hastalara farklı makamlarda müzikler dinletiyor. Hastane bahçelerinde lale, sümbül, karanfil, nesrin gibi koku veren çiçekler yetiştiriliyor, hastalara çiçek manzaraları seyrettiriliyor. Ruhsal rahatsızlığı olanlara günde iki defa gül suyu serpiliyor, Kur’an okunuyor, kuş sesleri dinlettiriliyor. Huzur verdiği için avlulara su havuzları ve şadırvanlar yapılıyor. Kısacası, müzikle terapi, kokuyla terapi, suyla terapi ve maneviyatla terapi gibi yöntemler, kişiye özel şifa terkiplerine dahil ediliyor. Fiziksel mekan, başlı başına bir afiyet atmosferine dönüştürülüyor."


Emine Erdoğan, kurulan bu büyük şifa medeniyetinin fikri zeminini İbn-i Sina’nın, "Tedavinin en iyi yollarından biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli, hoşa gider hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir" sözleriyle özetlediğini aktardı. Bu sözlerin, medeniyetin şifayı yalnızca bedende değil akılda, ruhta ve yaşamda arayan hekimlik anlayışının özeti olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, şunları kaydetti:


"Ancak bugün insanlık olarak yeni ve başka bir eşiğin önünde duruyoruz. Teknolojik ilerleme ve dijital dönüşüm hayatın her alanını kökten değiştiriyor. Öyle ki sosyal ilişkilerimizden çalışma biçimlerimize, düşünce geleneğimizden anlam dünyamıza kadar her katman yeniden şekilleniyor. Ve ne yazık ki modern dünyada insan hikayeleri, rakamların, kesirlerin, istatistiklerin içinde kayboluyor. Anlam dünyamız daralıyor. Tıp ilminin de küresel ölçekte mekanikleştiğine, standartlara hapsedildiğine, insanların ’tamir edilen’ bedenlerden ibaret kaldığına şahit oluyoruz. Semptomlar ve tahliller titizlikle değerlendiriliyor ama bunların ardındaki insan manzaraları gözden kaçıyor. Materyalist bir bakış açısı, tedaviyi performansa indirgerken umudu, teselliyi, kaderi, duayı, inancın iyileştiriciliğini dışlıyor."



"Hekimlik, hikmet kozasından doğmuş bir bilgelik mesleğidir"


Emine Erdoğan, bu tablodan en başta hekimlerin rahatsızlık duyduğunu vurgulayarak, hekimliğin, hikmet kozasından doğmuş bir bilgelik mesleği olduğuna işaret etti. Erdoğan, "O nedenle vakit çok geç olmadan hekim ve hastanın buluştuğu yerin, muayene odasından ibaret olmadığını hatırlamalıyız. Bilakis hekim ve hasta, mana ikliminde buluşur. Hastalar, hayatın en kırılgan anlarında hekimin rehberliği, sevgisi, şefkati ve empatisiyle hayata tutunur. Dolayısıyla teknolojinin sunduğu imkanları, insani bir dokunuşla genişletecek her yaklaşım, hem tıbbın hem de insanlığın geleceği için vazgeçilmezdir" diye konuştu.



Alman bir matematikçinin "Bir matematikçi, şair ruhlu olmadıkça tam bir matematikçi olamaz" dediğini anımsatan Emine Erdoğan, bu sözün önemli bir hakikatin altını çizdiğini ifade etti. Emine Erdoğan, bilim ve sanatın, birbirine rakip değil aynı kalbin iki yarısı olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Tarih boyunca insanlık, büyük sıçramalarını aklı estetikle, bilgiyi hikmetle, tekniği anlamla buluşturabildiği ölçüde gerçekleştirmiştir. Birçok bilim insanı, kainatın, hayatın ve yaratılışın hakikatine vakıf olabilmek için sanatla iç içe olmuş, farklı disiplinlerden beslenmiştir. Bir örnek vermek gerekirse İbn-i Sina’yı büyük hekim yapan, felsefe ve astronomi gibi alanlarda da derin izler bırakabilecek kadar çok yönlü olabilmesidir. Ne var ki modern dünyada bilginin, parçalara bölündüğünü ve bütünlüğün zayıfladığını görüyoruz. Mikro uzmanlıklar, büyük resmi tamamlanması adeta imkansız bir yapboza çeviriyor. Pozitif bilimlerle sanat arasında derin uçurumlar açıldı. Bu uçurumu kapatmanın yegane yolu, disiplinler arası çalışmalara ağırlık vermektir."


Konunun uzmanlarının da tıp eğitiminde insani bilimlerin yer almasının önemini vurguladığını aktaran Emine Erdoğan, "Çünkü insanın laboratuvar ortamında tahlil edilemeyecek yönlerini anlamak, ancak çok yönlü bir idrakle mümkün olabilir. İnanıyorum ki tıp ilmi, insani bilimlerden, sanattan, edebiyattan, felsefeden beslendikçe yalnızca hastalıkları değil, insanı bir bütün olarak iyileştiren özünü koruyacaktır" dedi.


Salonda bulunan bilim insanları, akademisyenler ve sanatçıların, yeni bir yol haritası çizeceklerini belirten Emine Erdoğan, kendilerinin değerli fikirleriyle sempozyumun, tüm insanlığa şifa getirecek yeni bir yolculuğun başlangıcı olmasını temenni etti.


Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkanvekili İskender Pala ile medya kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı programda, Prof. Dr. Hanefi Özbek, Prof. Dr. Volkan Gidiş ve Öğretim Görevlisi Şaban Gölge tarafından müzik dinletisi gerçekleştirildi.


Program, video gösterimi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.



Emine Erdoğan, "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"nda konuştu:

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Nuri Şahin: "Galip geldiğimiz için mutluyum ama oyundan memnun değilim" Rams Başakşehir Teknik Direktörü Nuri Şahin, galip geldiklerini için mutlu olduğunu ancak oynanan oyundan memnun olmadığını söyledi. Ziraat Türkiye Kupası A Grubu 2. hafta maçında Rams Başakşehir, konuk ettiği Boluspor’u 2-1 mağlup etti. Müsabaka sonrası basın toplantısında açıklamalarda bulunan Başakşehir Teknik Direktörü Nuri Şahin, "Galip geldiğimiz için mutluyum ama oyundan memnun değilim. Oyunculara da aynısını söyledim. Onların geldiğimiz günden beri çabasından, profesyonelliklerinden son derece memnunum. O yüzden benden kredileri çok fazla. Bir tanesini kullandılar. Canları sağ olsun. Tatil ya da kamp dönüşü sonrası maçlar zor oluyor. Bizi zorlayan bir rakip de vardı karşımızda. Kazandığımız için mutluyum. Bazı oyuncuların performansından memnunum. Bugün için kayda alabileceğimiz şey 3 puan oldu. Gerisini unutmak istiyoruz ve unuttuk da. Şimdi inşallah lige iyi bir başlangıç yapmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bu maçı daha farklı bekliyordum" Devre arasında Antalya’da gerçekleştirdikleri kamp süreciyle ilgili bilgi veren Şahin, "9-10 gün gibi ilk defa uzun süre bir arada kaldık. Hafif sakatlıklarla atlattık. Kamp döneminde sakatlıklar normalde problem oluyor. Yüklememizi yaptık. Asıl maç oynayarak açılacak oyuncularımız. Beraber ilk kampımızdı. Kulüp açısından kampın organizasyonu, her şey çok iyiydi. Bu maçı daha farklı bekliyordum ama sıkıntı yok. Daha iyi olacak" diye konuştu. "Kupada da öncelikle gruptan çıkıp son 8’e kalmak istiyoruz" Sezon sonunda Avrupa kupalarına katılma hakkı elde etmek adına lig ve kupayı aynı öncelikte gördüklerini belirten Şahin, "İkisi de aynı önemde. Ligde iyi bir ivme yakalamıştık. Aynısını ikinci yarıda devam ettirmek istiyoruz. Hedeflerimizi sonuna kadar zorlayacağız. Kupada da öncelikle gruptan çıkıp son 8’e kalmak istiyoruz. Son 8 sonrası orada olacak her takım gibi biz de sonuna kadar gitmek istiyoruz. Hedeflerde bu yolu ya da bu yolu çekmek yerine ikisini de zorlayacağız. Bugüne kadar öyle olmuş, benimle de öyle olacak" şeklinde konuştu. "Başakşehir için oyuncu bulmak çok kolay değil" Ara transfer döneminin devam ettiği bu süreçte kadro planlamasına ilişkin düşüncelerini aktaran Şahin, "İki tarafta da bir şeyler olabilir. Hem giden hem gelen oyuncu olabilir. Ama olmayabilir de. Bunu açık söylüyorum. Takımımızın kalitesinden gayet memnunum. Biz iki türlü transfer yapmak istiyoruz. Ya direkt katkı sağlayacak, bizim kalitemizi bir tık artıracak Shomurodov, Harit gibi oyuncular alabilirsek alacağız ya da geleceğe yatırım. Aynı zamanda da bize ikinci yarıda hem kadro genişliği hem adaptasyon sürecinde yardımcı olacak oyuncular bakıyoruz. İki tarafta da hazırlıklarımızı yaptık. Başakşehir için oyuncu bulmak çok kolay değil. İyi gidiyoruz. Bakalım ne olacak" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Tekirdağ Tekirdağ Büyükşehir’den gençlere HPV aşısı desteği Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, "Sağlıklı Gelecek, Sağlıklı Tekirdağ" sloganıyla başlattığı çalışma kapsamında ihtiyaç sahibi çocuk ve gençlere ücretsiz HPV aşısı uygulamasını hayata geçirdi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı en etkili koruma yöntemlerinden biri olan HPV aşısını sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşlara ücretsiz olarak ulaştırıyor. Sosyal Hizmetler ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlıklarının koordinasyonunda yürütülen projede, ilk doz uygulamaları tamamlandı. Projenin hazırlık ve uygulama süreci titiz bir planlamayla yürütüldü. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından alınan 1 bin 231 kişilik başvuru listesi sosyal incelemeye tabi tutuldu. Sosyal Yardımlar Değerlendirme Kurulu tarafından yapılan detaylı değerlendirmeler sonucunda ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen 186 kişi aşı programına dahil edildi. Aşılama maliyetleri ile tıbbi tedarik süreci ise Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından karşılandı. 9-24 yaş aralığındaki çocuk ve gençleri kapsayan koruyucu sağlık hizmeti kapsamında, başvurusu olumlu sonuçlanan 122 kişiye ilk doz HPV aşıları 8 ve 9 Ocak 2026 tarihlerinde Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde uzman sağlık ekipleri gözetiminde uygulandı. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, HPV aşısının rahim ağzı kanserini önlemede yüzde 90’ın üzerinde başarı sağladığını vurgulayarak yaptığı açıklamada, "Belediye olarak sadece yol, altyapı ve çevre düzenlemesi değil; vatandaşımızın sağlığını da önemsiyoruz. Özellikle dar gelirli ailelerimizin çocuklarının bu hayati aşıya erişimini sağlamak, sosyal belediyeciliğin en temel görevidir. Sağlık ve Sosyal Hizmetler birimlerimizin ortak çalışmasıyla, Tekirdağ’ın çocuklarını ve gençlerini gelecekteki kanser risklerine karşı şimdiden koruma altına alıyoruz" ifadelerini kullandı. Programın, belirlenen takvim doğrultusunda diğer doz uygulamalarıyla devam edeceği, halk sağlığına yönelik önleyici çalışmaların artarak süreceği bildirildi
İstanbul Gökhan İpek: "Bizler açısından mağlup olsak da çok keyifli bir maç oldu" Boluspor Teknik Sorumlusu Gökhan İpek, Başakşehir karşısında mağlup olmalarına rağmen keyifli bir maç oynadıklarını söyledi. Ziraat Türkiye Kupası A Grubu 2. hafta maçında Boluspor, deplasmanda Rams Başakşehir’ 2-1 mağlup oldu. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Boluspor Teknik Sorumlusu Gökhan İpek, "Bizler açısından mağlup olsak da çok keyifli bir maç oldu. Başakşehir gibi güçlü bir camiaya karşı oynadık. Oyuncularımıza da iyi bir takımla oynadığımızı, sahaya çıkıp birlikte oynamaktan keyif almaları gerektiğini söyledik. Biraz dilimizin döndüğü kadar taktik disiplinle alakalı bir şeyler söyledik. Bunlara yüzde yüz riayet ettiler. Maçtan sonra kendileriyle konuştuğumda mağlup olsalar da çok keyifliydiler. Bize de keyif verdiler açıkçası. Yenildik ama 2 tane duran toptan gol yedik. Demek ki duran toplara biraz daha fazla çalışmamız lazım. Başakşehir takımını tebrik ediyorum. Sezonun geri kalanında başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. "Oynadığımız oyundan keyif almaya çalışıyoruz" Sezonun geri kalanına yönelik planlamadan bahseden İpek, "Açıkçası az kişiyiz. Kadro sayısı olarak az kişiyiz. Elimizde kalan oyuncular, birbirini çok seven, gerçekten aile ortamı oluşturmuş bir grup var. Yönetimimiz arkamızda. Onlar da bireysel olarak ellerinden ne geliyorsa bizden esirgemiyorlar. Bir oyun oynamaya çalışıyoruz. Oynadığımız oyunu devam ettirmeye çalışıyoruz. Oynadığımız oyundan keyif almaya çalışıyoruz. Biz oynadığımız oyunu ne kadar güçlendirirsek sonuçlar ardı arkasına gelecektir. Ligde de geldiğimiz konum ortada. Birkaç takviye ile daha iyi yerlere geleceğini düşünüyorum. Hedefimiz buralarda kalmak. Oynadığımız oyundan keyif almak. Neticesinde Boluspor camiasına, taraftarına güzel anlar yaşatmak" diye konuştu.
Samsun Vezirköprü Karma OSB’nin 2026 yol haritası Samsun Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müteşebbis Heyeti ve Yönetim Kurulu Toplantısı, Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda, OSB’de devam eden altyapı yatırımlarından 2026 yılına yönelik bütçe ve arsa politikalarına kadar birçok kritik başlık ele alındı. Toplantıda yol, altyapı, enerji nakil hatları ve su hattı yapım çalışmalarında gelinen son aşama hakkında katılımcılara bilgi verildi. Ayrıca 2026 yılı tahmini bütçesi ile yönetim aidatları ve hizmet karşılıkları yeniden değerlendirilirken, gelecek yıl yapılacak arsa satış ve tahsislerine ilişkin prensip ve usuller de gündeme alındı. Vezirköprü Karma OSB’de kurulması planlanan küçük imalat ve tamirat alanı ile sanayiye katma değer sağlaması hedeflenen Hassas Sıcak Dövme Uygulama Merkezi’nin fizibilite ve uygulama projeleri de toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Uygulama merkezi için Yeni OSB bünyesinde kurulacak şirkete ortaklık konuları da görüşülerek değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıya; Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, İlkadım Kaymakamı ve YİKOB Başkanı Abdulkadir Demir, Vezirköprü Kaymakamı Özgür Kaya, Vezirköprü Belediye Başkanı Murat Gül, Yeni OSB Müdürü Oğuz Keleş, Vezirköprü Karma OSB Müdürü Orhan Ceylan ile müteşebbis heyeti ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.