GÜNDEM - 21 Ocak 2026 Çarşamba 09:25

Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Aydın: "Kadınlar çalışmak istiyor ama anne de olmak istiyor"

A
A
A
Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Aydın: "Kadınlar çalışmak istiyor ama anne de olmak istiyor"

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, "Kadınlar çalışmak istiyor ama anne de olmak istiyor. İkisi arasında tercih yapmak zorunda kalmak istemiyoruz" dedi.


Eğitim-Bir-Sen, çalışma hayatındaki zorlukların nüfus artış hızındaki düşüşe etkisini ortaya koymak ve alınması gereken önlemleri tespit etmek amacıyla 15 bin 44 kadın eğitim çalışanının katılımıyla bir çalışma gerçekleştirdi. Yürütülen kapsamlı saha araştırmasının sonuçlarını açıklayan Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, kadın kamu görevlilerinin doğum izni süresinin 1 yıla çıkarılması ve süt izni süresinin artırılması taleplerini dile getirdi. Araştırmada kadın kamu görevlilerinin özlük haklarındaki kayıplardan rahatsızlıkları ve yarı zamanlı çalışmanın yeniden düzenlenmesi talepleri ile tam istihdam ve güvenceli esnek çalışma modellerinin geliştirilmesi yönündeki beklentilerini de ifade eden Aydın, kadın kamu çalışanlarının çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve birtakım haklara sahip olmasının Türkiye’deki doğum artış oranını artıracağını belirtti. Aydın, beklenilen taleplere göre doğum izninin 60 haftaya çıkarılması ve haftalık 4 gün çalışma modeline geçilmesi gerektiğini, bu durumun hem aile yapısına hem de çalışma hayatına olumlu yönde etki edeceğini ifade etti.



"Nüfusumuz yaşlanıyor, genç nüfus azalıyor"


Türkiye’de son dönemlerde nüfus oranının dengesizleştiğini ve bu durumun ilerleyen yıllarda daha da olumsuz bir duruma dönüşeceğini ifade eden Aydın, "Türkiye uzun süredir sessiz ama derin bir demografik dönüşüm yaşıyor. Nüfusumuz yaşlanıyor, doğurganlık oranları düşüyor, genç nüfus azalıyor. Bu tabloyu yalnızca demografik bir veri olarak değil, çalışma hayatıyla doğrudan ilişkili bir sonuç olarak okumak zorundayız. Çünkü bireylerin hayatını devam ettirebilmesi için zorunlu şart olan çalışma hayatını, insanlığın devamı için gerekli olan aile kurumundan ayrı düşünmek doğru bir yaklaşım değildir. Bugün çalışma hayatındaki kadınların oranı, özellikle sağlık ve eğitim oranında yüzde 60’ları geçmiş durumda. Ancak aynı kadınlar, çalışma hayatında kalabilmek için anneliği erteliyor, hatta kimi zaman tamamen vazgeçmek zorunda kalıyor. Maalesef bu artık bir tercih değil, çoğunlukla zorunluluk haline dönüştü. Kariyer yapmak ve aile hayatı kurma arasında kadınların ikileme mecbur kalması, hiçbirimiz için kabul edilebilir bir durum değildir. Dünyanın birçok yerinde ev işleri, çocuk bakımı ve diğer bakım sorumlulukları, büyük ölçüde kadınlar tarafından yerine getirilmektedir" diye konuştu.



"Mevcut doğum izni politikası sahadaki gerçeklikle örtüşmüyor"


Mevcut doğum izninin 60 haftaya çıkarılmasını beklediklerini ve bu durumun kadının hem ev hayatına hem de iş hayatına adaptasyonunu olumlu yönde etkileyeceğini vurgulayan Aydın, "Mevcut doğum izni politikası, sahadaki gerçeklikle örtüşmüyor ve yeniden ele alınması gerekiyor. Araştırmamıza katılan katılımcıların yüzde 93’ü, doğum sonrası izin süresinin arttırılmasını gerekli görürken, yüzde 90’ı doğum izninin doğumdan önce 8, doğumdan sonra da 52 olmak üzere toplamda 60 haftaya çıkarılmasını talep ediyor. Bu durum bir ayrıcalık olarak görülmemeli. Bu sonuç bizlere kadınların hem anne hem çalışan olarak var olma talebini göstermeli. Doğum izni süreleri kadınların doğum sonrası fiziksel iyileşmesini, bebeğin gelişimini ve annenin psikolojik uyum sürecini karşılamaktan uzaktır. Kadınlar doğumdan çok kısa bir süre sonra işine dönmek zorunda kalıyor. Bebeğini, bakım sorumluluğunu yalnız başına taşımak zorunda kalıyor" şeklinde konuştu.



"Annelik bir bedel değil, toplumsal bir değerdir"


Yapılan saha araştırmasının hem aile değerine hem de toplumsal yapıya birçok fayda sağlayacağının altını çizen Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Kadınlar; hak kaybına uğramadan, gelir kaybı yaşamadan güvenceli istihdamdan vazgeçmeden, emeklilik hakkı zedelenmeden esnek çalışma istiyor. Dünyada birçok ülke tarafından uygulanan haftalık 4 gün çalışma modeli, ülkemizde de gündeme gelmeli. Çocuk sayısına göre çalışma saatlerinde düzenlemeye gidilmeli. Kadın kamu görevlileri için haftalık çalışma saati 32 saate düşürülmelidir. Oysa annelik bir bedel değil, toplumsal bir değerdir ve bu değeri korumak yalnızca kadınların değil, devletin ve tüm toplumun sorumluluğundadır. Annelik hakları, nüfus politikalarından istihdam stratejilerine kadar birçok alanı doğrudan ilgilendiren alandır. Çalışma hayatı ile aile hayatı uyumlu hale getirilmeden doğum oranlarındaki düşüşü tersine çevirmek mümkün değildir. Doğum ve süt izni süreleri uzatılmalı, işe dönüş süreçleri desteklenmeli ve güvenceli esnek çalışma modelleri geliştirilmelidir. Kadınlar çalışmak istiyor ama anne de olmak istiyor. İkisi arasında tercih yapmak zorunda kalmak istemiyoruz."



Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Aydın: "Kadınlar çalışmak istiyor ama anne de olmak istiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Atakum’da uluslararası iş birliği SAMSUN (İHA) – Samsun’un Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, Atakum Belediyesi ile İtalya’nın Bari Belediyesi arasında ekonomik ve kültürel iş birliğini geliştirecek "Kardeş Şehir" projesi kapsamında OMÜ akademisyenlerini ve uluslararası sivil toplum örgütü temsilcilerini makamında ağırladı. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, Atakum Belediyesi ile İtalya Bari Belediyesi arasında 2019 yılında başlatılan dostluk çalışmalarının resmi mahiyet kazandığı "Kardeş Şehir" bütünleşmesi kapsamında OMÜ akademisyenleri ve uluslararası sivil toplum örgütü temsilcileri ile makamında bir araya geldi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.Nalan Kızıltan, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi ve Kültür Sanat ve Turizm Akademisi Derneği (KÜSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Eker, Sierra Leone People’s Party (SLLP) Orta Doğu Başkanı Dr. Abu Kamara’nın hazır bulunduğu ziyarette iki kent arasında kültürel, sanatsal, turistik, ekonomik ve ticari işbirliklerinin protokole bağlanmasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirildi. İtalya-Türkiye Kültür Elçisi ve Gazeteci Lorena Guarascio, telekonferans ile katıldığı görüşmede iki kent arasında yapılabilecek çalışmalar değerlendirildi. Toplantıda Sierra Leone People’s Party (SLLP) Orta Doğu Başkanı Dr. Abu Kamara, Başkan Türkel’e ülkesi ve Atakum arasında üst düzey ziyaretler için çalışma başlatacağını söyledi. Kamara, Sierra Leone First Lady’si Dr. Fatima Jabbie Maada Bio’nun 54 Afrika ülkesinden bürokrat eşlerini buluşturan Afrika Kalkınma Kadınlar Örgütü’nün (OFLAD) temsilciliğini de yaptığını ifade ederek eğitim, kültür, sağlık ve turizm alanlarında iş birliğine hazır olduklarını dile getirdi. Başkan Serhat Türkel, projenin hayata geçirilmesiyle iki kent adına güzel gelişmeler yaşanacağına dikkat çekerek, "Atakum tarihi dokusu, doğal güzelliği, kültürel zenginliği ile Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen kentleri arasında hızla ilerliyor. Yıl boyunca birbirinden özel kültürel ve sanatsal etkinliklerin gerçekleştirildiği kentimizin tanıtımında, kalkınması ve gelişiminde projenin, uluslararası iş birliklerinin son derece önemli olacağını düşünüyorum. Atakum’a hareketlilik ve yeni bir soluk katacak" dedi.
Malatya Malatya’da Ergün Apartmanı davasında karar: 7 sanığa hapis, 3’ü tutuklandı Malatya’da 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan ve 27 kişinin hayatını kaybettiği Ergün Apartmanı’na ilişkin davada 7 sanığa hapis cezası verilirken, 3 sanığın hükümle birlikte tutuklanmasına karar verildi. Yeşilyurt ilçesi Çavuşoğlu Mahallesi’nde bulunan ve 27 kişinin öldüğü, 21 kişinin de yaralı kurtulduğu Ergün Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin davanın son duruşmasında mahkeme heyeti kararını açıkladı. Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, Statik Proje Müellifi B.Ö., Fenni Mesul B.B. ve Müteahhit İ.G., "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 13 yıl 9’ar ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, bu üç sanık hakkında hükümle birlikte tutuklama ve yakalama kararı çıkardı. Duruşma salonunda hazır bulunan B.B., gözaltına alınarak cezaevine gönderildi. Davanın diğer sanıklarından Y.E.’ye 11 yıl 9 ay 20 gün, belediye personeli olarak dosyada yer alan D.Ö., B.S. ve A.Ö.’ye ise 8’er yıl 10’ar ay 20’şer gün hapis cezası verildi. Mahkeme başkanının bu sanıkların tutuklanmasına yönelik muhalefet şerhine karşın, heyetin diğer iki üyesinin oy çokluğuyla sanıklar hakkında adli kontrol kararı verildi. Dava kapsamında yargılanan mimar H.A. ile sanıklar B.A. ve M.G. ise delil yetersizliği ve kusur durumları göz önüne alınarak beraat etti.