SAĞLIK - 05 Ağustos 2025 Salı 15:01

Dünya Emzirme Haftası sempozyumu Ankara’da gerçekleştirildi

A
A
A
Dünya Emzirme Haftası sempozyumu Ankara’da gerçekleştirildi

Dünya Emzirme Haftası sempozyumu, Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde düzenlendi.


Yeni doğmuş bebeklerde ilk 6 ay boyunca anne sütünün öneminin vurgulanması ve bu konuda toplumsal farkındalık oluşturulması amacıyla Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde ‘Dünya Emzirme Haftası’ sempozyumu düzenlendi.


Sempozyuma katılan konuşmacıların yaptığı hitaplarla ilk 6 ayda sadece anne sütüyle beslenen bebeklerin oranın düştüğü ve bu oranların yukarıya çekilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.


Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Nurullah Okumuş, burada yaptığı konuşmasında, Türkiye’de ilk 6 ayda sadece anne sütüyle beslenen bebeklerin oranının yüzde 40,7 seviyesinde kaldığını belirterek, "Bu oran hedefin oldukça gerisinde. İlk 6 ayda sadece anne sütü verilmesi gerektiğini toplum olarak tam anlamıyla benimseyememişiz" ifadesine yer verdi.


Her bebeğin anne sütünden faydalanmasının hayati olduğunu vurgulayan Okumuş, "Anne adaylarımızın bilinçlendirilmesi, biz yöneticiler ve sağlık profesyonellerinin en temel görevlerinden biridir. Bu konuda çalışmalarımız sürecek" ifadelerini kullandı.


"İlk 1 saatte emzirme oranı yüzde 71’e yükseldi"


Okumuş, 1991 yılından bu yana Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ’Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı’ kapsamında önemli mesafeler kat edildiğini dile getirerek, "Doğumdan sonra ilk 1 saat içinde emzirmeye başlama oranı 2008 yılında yüzde 39 iken, 2018 yılında yüzde 71,3’e yükseldi. Bu, iyi bir gelişme. Ortanca emzirme süresi de 15,7 aydan 16,7 aya çıktı" diye konuştu.


"6 ay sadece anne sütüyle beslenme oranı düştü"


Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’nın 2018 verilerine göre, ilk 6 ayda sadece anne sütüyle beslenen bebeklerin oranının yüzde 40,7 olduğunu belirten Okumuş, bu oranın 2008’de yüzde 41,6 olduğunu ve düşüş yaşandığına değindi. Okumuş, "Hala hedeflenen seviyeye ulaşamadık. Bu durum, ilk 6 ayda sadece anne sütü verilmesi gerektiğini yeterince anlatamadığımızı gösteriyor" dedi.


"Emzirme oranlarını artırmak için çalışacağız"


Anne sütünün bebeklerde hastalık ve ölümleri azaltan en önemli besin kaynağı olduğunu vurgulayan Okumuş, şu uyarılarda bulundu:


"Doğumdan sonra en kısa sürede emzirmeye başlanmalı, ten tene temas sağlanmalı. İlk 6 ay yalnızca anne sütü verilmeli ve ek gıdaya geçildikten sonra da en az 24 ay boyunca emzirmeye devam edilmelidir. Emzirmenin 10 adım stratejisi sağlık kuruluşlarında etkin şekilde uygulanmalıdır."


Başhekim Özlem Moraloğlu ise çevre bilincinin ve emzirmenin doğayla uyum içinde olmasına vurgu yaparak, "Emzirme haftasındaki tema rengimiz turkuaz amacımız bebeklerin sağlıklı büyümesi annelerin sağlığının korunması ve toplumun bilinçlenmesidir. ‘2025 Dünya Emzirme Haftası teması emzirmeye öncelik verin: Sürdürülebilir estek sistemleri oluşturun’ olarak belirlenmiştir. Bu temayla sürdürülebilirliğin, çevre bilincinin ve emzirmenin doğayla uyum içinde olması altı çizilmektedir" şeklinde konuştu.



Dünya Emzirme Haftası sempozyumu Ankara’da gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BUÜ ile ICESCO arasında akademik işbirliği köprüsü Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), İslam Dünyası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (ICESCO) ile Arap dili ve akademik araştırmalar başta olmak üzere pek çok alanda işbirliğini öngören kapsamlı bir protokole imza attı. Rektörlük Yönetim Kurulu Salonunda düzenlenen törende; Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Apak, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. İsmail Güler, BM nezdinde Arap Birliği Daimi Temsilciliği Başkan Yardımcısı Dr. Nasiriya Fliti ve ICESCO Temsilcisi Dr. Enes Al-Naimi hazır bulundu. İki kurum arasında akademik birikimin paylaşılmasını ve bilimsel araştırmaların desteklenmesini öngören bu işbirliği ile önümüzdeki süreçte Arapça öğretimi, ortak projeler ve kültürel faaliyetlerin hız kazanması hedefleniyor. İmza töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya kararlı olduklarını ifade etti. Bu protokolün özellikle Arap dili ve ilgili akademik branşlarda yeni bir dönemin kapısını aralayacağını belirten Rektör Yılmaz, ICESCO gibi prestijli bir kurumla kurulan bağın, hem öğrencilerin hem de araştırmacıların vizyonuna büyük katkı sunacağını dile getirdi. Yılmaz ayrıca, bu tür ortaklıkların kurumsal kapasiteyi güçlendirme noktasındaki stratejik önemine vurgu yaparak, hayata geçirilecek projelerin sonuçlarını görmeyi sabırsızlıkla beklediklerini kaydetti. ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim ise BUÜ gibi köklü bir eğitim kurumuyla işbirliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. Akademik çalışmaların ulusal sınırları aşarak uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmasının önemine değinen İbrahim, imzalanan bu metnin sadece kağıt üzerinde kalmayacağını; konferanslar, seminerler ve ortak çalıştaylarla yaşayan bir sürece dönüşeceğini belirtti. Özellikle bilimsel yayıncılığın güçlendirilmesi ve araştırmacılar arası etkileşimin artırılması noktasında BUÜ’nün sahip olduğu potansiyelin ICESCO için çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi.
Kahramanmaraş Okul saldırısından önce öleceğini hissetmiş Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 9 öğrenciden biri olan 11 yaşındaki Bayram Nabi Şişik’in babası İsmail Şişik, olaydan önce oğlunun davranışlarının değiştiğini, kendilerine daha düşkün olduğunu, bir yere gidecekmiş gibi eşyalarını düzenleyip bazılarını bantlayarak kutuladığını söyledi. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Bayram Nabi Şişik’in anne ve babası Bayram’ın mezarını ziyaret ediyor. Baba Mezarına çiçekler ekip, Kur’an-ı Kerim okuyan aile gözyaşlarına hakim olamadı. Bayram Nabi’nin babası İsmail Şişik, eğitim sisteminde millileşmeye vurgu yaparak, "Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Hepimizin evlatları var. Bu yaşanan olayın bir milat kabul edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık sadece öğretim değil, gerçek anlamda eğitimin ne kadar önemli olduğunu görmemiz gerekiyor. Eğitimde millileşme olmalı. Bu çocuklar bize bunu yaşayarak anlattı. Bundan ders çıkarmak zorundayız. Eğitim ailede başlar, okulda devam eder, sokakta sürer. Ahlak her yerde ahlaktır. Bizim değerlerimiz var; dinimiz doğruluğu, dürüstlüğü ve iyiliği emrediyor. Bu çocuklar da tertemiz, günahsız evlatlardı. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. Şişik, yaşanan olayın ülke için bir dönüm noktası olması gerektiğini belirterek, "Ülkemiz için bu olay bir dönüm noktası olmalı. Eğitim sistemi, aile yapısı, dijital platformlar baştan sona gözden geçirilmeli. Siyasilerimize, öğretmenlerimize ve ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Gerekli adımlar atılmazsa kaybeden biz oluruz. İsimlerinin yaşatılmasını istiyoruz. Bu acı unutulmamalı. Toplum zaten vicdanında bu çocukları ölümsüzleştirdi. Devlet büyüklerimizin de bu olayı unutturmaması, gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. Bazı avukatlar arayıp tazminat davası açmamızı önerdi. Ancak biz devletimize dava açacak bir konumda değiliz. Devlet bizim devletimiz. Çocuğumuzun bir tel saçını dünyadaki hiçbir maddiyatla değişmeyiz. Parayla ölçülemez. Biz evladımızın şehit olduğuna inanıyoruz. İnancımız tam. Onun daha güzel bir yerde olduğuna, bizi karşılayacağına inanıyoruz" diye konuştu. ’Bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmıştı’ Oğlunun son gün bir yere gidecekmiş gibi odasındaki eşyaları toparlayıp kutuladığını ifade ederek, "Evladımız son zamanlarda farklı davranıyordu. Daha düşkün olmuştu. Eşyalarını düzenlemiş, bazılarını bantlayıp kutulamıştı. Sanki bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmış. Kendisi de biliyordu bence çünkü daha da düşkünleşmişti bize. O zaman anlayamadık ama şimdi bakınca sanki gideceğini hissetmiş gibi geliyor. Bazen gelip tekrar tekrar sarılırdı, vedalaşır gibi davranırdı. Son zamanlarda akşamları üç dört kere gelip bizi öper uyurdu. Bu durum şimdi aklımıza geldikçe yüreğimizi daha da yakıyor. Akşam odasından mis gibi koku geliyordu saatlerce ağladık. Odada kimse yok giriyoruz çıkıyoruz çok zor. Biz evladımıza her zaman okula giderken bunun bir görev, bir ibadet olduğunu söylerdik. Besmeleyle başlamasını isterdik. O da bu bilinçle hareket ederdi. Çok temiz, çok iyi bir çocuktu. Rabbim mekanını cennet eylesin. Biz de ona layık bir anne-baba olmaya çalışacağız. Bu olaydan hepimizin ders çıkarması gerekiyor. Aile çok önemli. Çocukların takibi, eğitimi ve ahlaki gelişimi ihmal edilmemeli. Toplum olarak değerlerimize sahip çıkmazsak bu acılar tekrar yaşanır. Bu yüzden herkes üzerine düşeni yapmalı, gerekli tedbirler alınmalı" dedi.