DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Korkuları değil, ortaklıkları çoğaltarak birlikte kazanabiliriz, birlikte büyüyebiliriz. Eşit yurttaşlık, demokrasi ve barış temelinde kurulacak yeni birliktelik yalnızca içeride değil, bölgede de Türkiye’yi stratejik bir güç haline getirir" dedi.
Bakırhan, partisinin TBMM Grup toplantısında konuştu. Tuncer Bakırhan, konuşmasına Trendyol Süper Lig’e yükselen Erzurumspor ve Amedspor’u kutlayarak konuşmasına başladı. Bakırhan, İran savaşının dünya ekonomisini sarstığını belirterek, "Asya’dan Avrupa’ya resesyon, Çin’den ABD’ye büyük bir buhran kapıda. Ülke olarak bu kaosun en yakıcı etkilerini de biz yaşıyoruz. Savaşa dahil olmadığımız halde en yakıcı etkilerini yaşıyoruz" dedi.
Orta Doğu’da belirsizliklerin devam ettiğini kaydeden Bakırhan, "ABD, İsrail, İran savaşının yarattığı büyük sarsıntılar bölgedeki bütün dengeleri yeniden harekete geçirmiş durumda. Körfez ülkeleri eski güvenlik konumlarını kaybediyor. Hürmüz Boğazı artık bir ekomanya mücadele alanına döndü. Irak’ta kalıcı bir yönetim mimarisinin kurulmaması, Lübnan’da bitmeyen savaş halklar açısından ciddi tehditler ve tehlikeler oluşturuyor. Türkiye açısından en rasyonel yol, dostlarını çoğaltmak ve düşmanlarını azaltmaktır. Türk’ün tarihsel dostu Kürt, Kürt’ün tarihsel dostu da Türk’tür. Kürt jeopolitiği bir risk değil, bir fırsat olarak görülmelidir. Korkuları değil, ortaklıkları çoğaltarak birlikte kazanabiliriz, birlikte büyüyebiliriz. Eşit yurttaşlık, demokrasi ve barış temelinde kurulacak yeni birliktelik yalnızca içeride değil, bölgede de Türkiye’yi stratejik bir güç haline getirir. Türkiye’nin pozisyonu Cizre belediyemizin logosunda olan, ortasında gücü ve dengeyi temsil eden aslan ve ters yönlere bakan çift başlı ejder misalidir. Bir yönü doğuya, bir yönü batıya, bir yönü geçmişe, bir yönü geleceğe bakan bir ülkedir Türkiye. Türkiye, gücü ve dengeyi temsil edebilecek bir jeopolitik hakikate sahiptir. Türkiye, iç barışını sağlarsa, bölgeye huzur, istikrar getirebilecek bir güç haline gelebilir" diye konuştu.
"Yasal düzenlemeler yapılırsa ve buna rağmen PKK gereğini yapmasa söz olsun ilk sözü biz söyleyeceğiz"
Bakırhan şöyle devam etti:
"Biz Kürt meselesini çözeceksek, her defasında Orta Doğu’daki gelişmelere, Balkanlardaki gerilimlere, Kafkasya’daki çatışmalara, Akdeniz’deki hesaplara bakarak mı karar vereceğiz? Bu mantık doğru bir mantık değildir. Son 20 yılda sadece yanı başımızda 14 büyük savaş yaşandı. Bu bakımdan erteleme ile yol alabileceğimiz bir eşikte değiliz. Barış kaygı ve tereddütlerle değil, barış cesaretle olur. Bugün barış için tüm şartlar uygundur. Ama ne yazık ki temel sorun siyasetsizliktir. Esnaf soruyor, asker annesi soruyor, cezaevindeki tutsak ailesi soruyor, öğrenci soruyor, emekçi soruyor, siyaset neden cesaret edemiyor, iktidar neyi bekliyor diye. Altını önemle çizmek istiyorum. Bu sürecin ciddiyetinin adı hukuktur. Süreci ciddiye alan onu hukuka bağlar. Barış bir tohumsa hukuk onun toprağıdır. Toprağı olmayan bir yerde tohum yeşerir mi? Hukuk, Meclisin ‘ben izleyici değilim, kurucu özneyim’ demesidir. Bu çerçevede bir diğer önemli konu sıkça ifade edilen teyit ve tespit meselesidir. Aylardır tartışılıyor. Tespit ve teyit hukukun önüne konulan bir duvar değil, hukuka açılan bir kapı olmalıdır. Çünkü insanlar belirsizliğe dönmez, güvenceye döner. Silahlı bir örgüte ülkeye gel, demokratik siyasete dön dedikten sonra hangi hukukla karşılanacağını da söylemeniz gerekmiyor mu? Gerekiyor değil mi? Nereye gelecek? ‘Gel ama hukuk yok, gel ama yasa yok’ diyorlar. Devlet ‘silah bıraksınlar, biz adım atarız diyor’ aylardır. PKK ‘yasal zemin olsun biz bırakırız’ diyor. Her ikisinin de kaygısını anlıyoruz. Biz parti olarak şunu teklif ediyoruz. Sayın Kurtulmuş, komisyondaki partilerin koordinatörlerini önce bir çağırın. Elimizde müşterek bir belge var. Komisyonun hazırlamış olduğu rapor var. Özel yasayı hemen meclise sunalım, bu teklif bir haftada yasallaşsın. Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın, yasal adımlar atılsın. Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturursun. PKK gereğini yapmasa o zaman toplum çıksın desin ki evet bu taraf görevini yapmadı."
"Biz de kamuoyunun önünde söz veriyoruz, sizin de huzurunuzda söz veriyoruz. Özgür, demokratik siyaset için yasal düzenlemeler yapılırsa ve buna rağmen PKK gereğini yapmasa söz olsun ilk sözü biz söyleyeceğiz" diye devam eden Bakırhan, "İlk eleştiriyi biz yapacağız ve bu durumu kabul etmeyeceğiz. Ama söz olsun bunun gereğini yapmayan iktidarı da eleştireceğiz, eleştirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Bugün belirsizlik, barış önündeki en büyük engeldir"
Örgütün bir niyet ortaya koyduğunu ve devletin inisiyatif aldığını kaydeden Bakırhan, "Barışın yasasını getirecek kurum iktidardır. Çıkarılacak yer Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Biz barışa ikna olduğumuz için bunları söylüyoruz, bunları konuşuyoruz. Komisyon raporu barış için son söz değil, ilk sözdür. Türkiye’nin tarihi raflarda unutulmuş raporlarla doludur. İyi güzel raporlar hazırlanıyor ama bir iktidar geliyor kafası esiyor işte onları raflara kaldırıyor. Sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok yerinde öyledir. Biz istiyoruz ki bu sefer bu rapor raflarda beklemesin. Kaderi önceki raporlar gibi olmasın. Raporun somut önerileri ortadadır. Daha fazla geciktirmeden gereğini yapalım. Bakın açık ifade ediyorum. Bugün belirsizlik barış önündeki en büyük engeldir. Süreç belirsizlik içinde bırakılırsa herkes kendi korkusunda büyür. Karanlık iç ve dış güçleri aktif hale getirebilir. Biz bugün herkesi sorumluluğa çağırmak için konuşuyoruz. Ortada apaçık ve tarihi bir imkan var. Bunu bekleterek riske atmak siyasi akıl değil, siyasi vebal üretir" şeklinde konuştu.
Öcalan’ın statüsü
Öcalan’ın statüsüne atıf yapan Bakırhan, "Herkes çok iyi biliyor ki Öcalan’ın kişisel konfor isteğine dair bugüne kadar tek bir belirlemesi, tek bir işaret, tek bir sözü olmamıştır. Tek bir derdi var, başlattığı bu mücadelenin demokratik yasal adımlarla birlikte artık başka bir evreye taşınmasıdır. Böylesi bir ağır süreçte muhatabın çalışma, görüşme, iletişim imkanlarından yoksul bırakılması siyaset aklıyla açıklanamaz. Sayın Bahçeli’nin Öcalan statüsü ne olacaktır sorusu baştan tarihidir. Bu soru orta yerde hala duruyor ve hala cevabını beklemektedir Sayın iktidar. Bugün Sayın Bahçeli’nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz. Sayın Erdoğan’ın da belirttiği gibi süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir. Sözü üzerine biz de diyoruz ki tarih cesaret edenleri yazar, buyurun tarih birlikte yazalım Sayın Erdoğan" diye konuştu.








