POLİTİKA - 09 Aralık 2025 Salı 15:09

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananların karşısındaki duruşu insan hakları destanıdır"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananların karşısındaki duruşu insan hakları destanıdır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "10 Mart Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen "İnsanlık İçin Güçlü Türkiye" programına katıldı.


Burada konuşan Erdoğan, programın; Türkiye, Türk milleti ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dilediğini ifade ederek, İnsan hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 77’nci yıl dönümü olan 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik etti.


AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olarak kalbi Türkiye ile atan tüm mazlum ve mağdurlara dayanışma mesajı gönderdiğini söyleyen Erdoğan, başta Gazzeliler olmak üzere Afrika’dan Asya’ya kadar acılarını paylaştıkları tüm mazlumları yürekten selamladığını dile getirdi.


"30 maddeden oluşan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi iki yıkıcı dünya savaşından sonra insanlık için umut kaynağı oldu"


İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan tam 77 sene önce, 10 Aralık 1948’de büyük bir teveccühle kabul edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "30 maddeden oluşan bu beyanname, iki yıkıcı dünya savaşı sonrasında yeni bir düzen inşa etmeye çalışan insanlık için umut kaynağı oldu. Beyannamenin ilk üç maddesini burada sizlere aktarmak isterim. Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır" ifadelerin kullandı.


"İnsan hakları cellatlarının ülkemize çıkardığı faturaları halen ödüyoruz"


Beyannamede kayıtlı hususların bazı dönemlerde ne kadar tatbik edildiğinin üzerinde durulması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Millete ve milletin değerlerine yönelik husumeti herkesçe bilinen tek parti faşizmi, ilk günden itibaren beyannamenin altını oymuştur. Kimi zaman bürokratik oligarşi, kimi zaman antidemokratik güç odakları olarak kendini deşifre eden bu zihniyet, milletin hafızasında derin yaralar açmış, demokrasimize telafisi uzun yıllar alan zararlar vermiştir. 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerin arkasında bu zihniyetin silueti vardır. Yassıada faciasını, 12 Mart sonrası olanları, 12 Eylül’de adeta işkence kampına dönüşen Mamak’taki C5’leri, Diyarbakır cezaevlerini, beyaz torosları anlatmaya gerek yok. 2002’den bu yana mesaimizin mühim bir kısmını bu ihlallerin bıraktığı tortuları temizlemeye, travmaları iyileştirmeye harcadık. Burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak ve adına ‘sessiz devrim’ dediğimiz reformlarla hamdolsun bu yolda önemli mesafeler aldık. Ancak insan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz" dedi.


"Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakıldığında beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir"


CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in köşeye her sıkıştığında saldırganlaştığını ya da saçmaladığını belirten Erdoğan, "Yine aynısını yapmış. Haddini de aşarak Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemin bir asır önce nerede olduğunu sormuş. Gençlik kollarımızda bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı vermiş. İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf görüyor, Allah’tan kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ediyorum. Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakılıp milletimizin tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine bakıldığında, beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir. Her şeyden evvel, eşref-i mahlukat olan insana saygı göstermek, insan onurunu korumak, onun yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmek, bizim için medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz ulvi değerlerdir" şeklinde konuştu.


"Bizim tarihimizde insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur"


Tarihin ve kültürün her sayfasında insana bakışı anlatan sayısız örnek, deyiş ve ibretlik hadise ile karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, "Köklerimize vurgu yaparken partimizin de hükümetimizin de idare anlayışımızın da pusulası olan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ tavsiyesini sık sık hatırlatıyorum. Bu hatırlatmanın arka planında işte böyle bir tecrübe, böyle bir birikim ve insana değer veren yüksek bir şuur bulunuyor. Bizim ne tarihimizde ne de kültür ve medeniyet kodlarımızda insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur. Tam tersine, bugün bize hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile, daha kuşatıcı bir zihniyete sahibiz. Bunun altını bugün bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik, şükür karnımız da ağrımıyor. Başkaları gibi önümüze ne konulur diye düşünmüyor, nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz. Hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu sadece bölgemizde değil, tüm dünyada cesaretle savunuyoruz. Gururla söylemek isterim ki, Türkiye denilince akla sınırlarını korumakla kalmayıp artık barışı kuran ve diplomasiyi de şekillendiren bir ülke geliyor" değerlendirmesinde bulundu.


"Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir"


Gazze’den Suriye’ye, Rusya-Ukrayna savaşından Doğu Afrika’daki gerilimler olmak üzere birçok kriz bölgesinde ‘İnsanlık İçin Güçlü Türkiye’ şiarıyla kendilerine düşenleri layıkıyla yapmaya çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir. İnsan hakları destanıdır. Her iki meselede de ilk günden itibaren tavrımızı çok net ortaya koyduk. Baskılara, tehditlere, farklı sebeplerle zalimlerin yanında hizalanan insanlık fukaralarına prim vermedik. Elimizle, dilimizle, kalbimizle zulmü durdurmanın çabası içinde olduk" ifadelerine yer verdi.


"Bugün terörsüz Türkiye hedefinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir"


Suriye Devrimi’nin birinci yıl dönümüne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü zulme, zorbalığa, vahşete, insanı insanlığından utandıran işkenceye rağmen 13 buçuk yıl boyunca direnen Suriye halkını tebrik ederek, "Esad rejiminin ve terör örgütlerinin alçak saldırılarında can veren Suriyeli kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Devletimizin güvenliğini, aziz milletimizin huzurunu temin etmek amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin diyorum. Şehitlerimizin metanet abidesi ailelerine hürmetlerimi takdim ediyorum. Bugün milletçe terörsüz Türkiye hedefinden, terörsüz bölge idealinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir" dedi.


"Suriye halkının ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz"


Konuşması sırasında Yasin Suresi’nden alıntı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbimiz Yasin Suresi’nde şöyle buyuruyor: ‘Kün feyekün.’ Yani ‘Ol der ve oluverir.’ Rabbimizin müjdesi Suriye’de de tecelli etmiş, 60 yıllık dikta rejimi sadece 7-8 gün içinde yerle yeksan olmuş, kendi halkını acımasızca katleden diktatör korkakça kaçmış, mazlumların sabrı, mücadelesi ve kıyamı zaferle neticelenmiş, Suriyeli kardeşlerimiz uğrunda yüz binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine hamdolsun sonunda kavuşmuşlardır. Suriye halkının son bir yılda onca zorluğa, sıkıntıya, Esad diktatörünün bıraktığı enkaza rağmen hayata dört elle sarıldıklarını, ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz. Başkan Şara, işte Emevi Camii’nde, hem sabah namazını kıldırıyor hem de orada verdiği hutbeyle Suriye’nin geleceğine yönelik müjdesini irat ediyordu. Rabbim en yakın zamanda inşallah Şara’ya ve Suriye halkına bu müjdeye kavuşmayı nasip etsin" açıklamasında bulundu.


"10 Mart mutabakatının suhuletle uygulanması şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir"


Türkiye ve Türk milleti olarak Suriye’nin ve Suriyelilerin inşa, ihya ve toparlama çabalarını tüm imkanlarla desteklediklerini aktaran Erdoğan, "Suriye devrimi son bir yılda en zoru inşallah geride bırakmıştır. İnanıyorum ki önce Yüce Allah’ın yardımıyla, sonra da Suriye yönetiminin basiretli, dirayetli, kuşatıcı, kucaklayıcı ve adaletli politikalarıyla bir daha eski kötü günlere dönüş olmayacaktır. Bilhassa 10 Mart mutabakatının altında imzası olanlar tarafından ahde vefa ilkesi gereğince hayata geçirilmesi önemli bir düğümü çözecektir. Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir. Böylece Suriye, toprak bütünlüğünü haiz, müreffeh, muzaffer ve bölgesinin muteber bir ülkesi olarak istikbale yürüyecektir" dedi.


"Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte imar ve inşa edeceğiz"


Bir yandan uluslararası baskılara, bir yandan Türkiye’nin her köşesini ‘Suriyelileri göndereceğiz’ afişleriyle donatanlara rağmen 13 buçuk yıl boyunca ensar ruhuyla Suriye’den gelenlere sahip çıktıklarını ve yeni dönemde de yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Bu ana muhalefet öyle demiyor muydu? ‘Biz Suriyelileri geldikleri yere göndereceğiz’ demiyorlar mıydı? Onlar bunu söylerken bu kardeşiniz ne diyordu? Asla gönderemezsiniz, gönderemeyeceksiniz diyorduk ve biz savaşta onlara sırtımızı dönmedik. Barışta da daima yanlarında olacağız. Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte ayağa kaldıracak, birlikte imar ve inşa edeceğiz. Bunu da korkarak, birbirimizden şüphe ederek, hele hele kavga ederek değil; birbirimize güvenerek, inanarak, dayanışmayla gerçekleştireceğiz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; bakın değerli kardeşlerim, eğer biz korkaklara kulak verseydik, korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı. Hatırlayın, devrimden önce bize neler söylediler? ‘Ortadoğu bataklığına girmeyin’ dediler. Kim? CHP’nin başındakiler. ‘Size ne Suriye’den?’ dediler. ‘Akan kana sırtınızı dönün’ dediler. Buradan tur düzenlediler. Gittiler, Esad’ın elini sıktılar, sırtını sıvazladılar. En son ana kadar Baas diktatörlüğünün muhipliğini yaptılar. Eğer biz bu vizyonsuz ve vicdansızlara kulak assaydık, bugün çok ciddi güvenlik tehditleriyle yüzleşiyor olurduk. Ama biz kendimize inandık, Allah’a inandık, güvendik, cesaretle hareket ettik ve tuzakları, kumpasları, oyunları bozduk. Sabrettik. Allah’ın lütfuyla zafere de şahitlik ettik."


"1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak"


Şimdi yeni bir Suriye’nin kurulduğuna, Şam, Halep, Hama ve Humus’un caddelerinde Türkiye’de yaşamış ve burada doğmuş gençlerin Türkçe konuştuğuna dikkati çeken Erdoğan, "13 buçuk yıllık hasretin ardından evlerine dönen kardeşlerimiz bizim için dualar ediyor. ‘Allah Türkiye’den ve Türk milletinden razı olsun’ diyor. Hemen yanı başımızda, tıpkı Azerbaycan gibi, tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi, aynı dili konuştuğumuz kardeş bir devlet, küllerinden yeniden doğuyor. Milletçe bizler de alnımız ak, başımız dik, bu şekilde bu muhteşem dirilişe, yeniden doğuşa sevinç gözyaşlarıyla tanıklık ediyor, kardeşlik ve komşuluk sınavından başarıyla çıkmanın haklı kıvancını yaşıyoruz. Rabbimizin daha nice müjdelerine nail olacağımıza yürekten inanıyoruz. Bir defa bizim şuna inancımız tam. Kardeşler, zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur. Bunu elhamdülillah Suriye’de bizzat gördük. Şimdi sıra inşallah Filistin’de. Filistin’de de mazlumların sabrı zaferle taçlanacak, oraya da özgürlük ve barış gelecek, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak. Yıllardır büyük acılar çekmiş, tarifsiz işkencelerden geçmiş, yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş, evleri yıkılmış, hayatları ve toprakları çalınmış Filistin halkı, kendi öz yurtlarında emniyet içinde yaşayacak. Bunun önünü hiçbir kirli, kanlı ve sinsi plan kesemeyecek. Herkesin bir planı varsa, elbette Kadir-i Mutlak olan Allah’ın da bir planı var" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Evcil hayvan beslenmesinde yeni dönem: Postbiyotik mama Türkiye’de evcil hayvan beslenmesine yönelik geliştirilen postbiyotik içerikli yeni nesil mama, Tuzla’da bulunan bir otelde düzenlenen lansmanla tanıtıldı. Uzun süren Ar-Ge çalışmalarının ardından geliştirilen ürünün hem besleyici hem de destekleyici özellikleriyle öne çıktığı belirtildi. Hermos Gıda ile Cihan Grup iş birliğiyle geliştirilen ve "Flexi" ile "Flexi For" markalarıyla piyasaya sunulacak olan yeni nesil hayvan mamasının, postbiyotik bileşenler içermesiyle dikkat çektiyor. Yaklaşık 1 yılı aşkın Ar-Ge süreci sonucunda ortaya çıkan ürünün, Türkiye’de ve Avrupa’da bir ilk olduğu, dünya genelinde ise mama kategorisinde öncü bir adım olarak değerlendiriliyor. Yeni nesil mama içerisinde yer alan postbiyotik bileşenlerin, sindirim sistemine destek sağladığı ve ürünün yalnızca besleyici değil aynı zamanda destekleyici özellik taşıdığı aktarıldı. Bu doğrultuda geliştirilen ürünün, evcil hayvanların daha sağlıklı ve dengeli beslenmesine katkı sunmasının hedeflendiği vurgulandı. Ürünün kısa süre içerisinde Türkiye genelinde satışa sunulacağı, aynı zamanda yaklaşık 30 ülkeye ihracatının planlandığı öğrenildi. "Bu inovasyon Türkiye’de ve Avrupa’da bir ilk" Tanıtım lansmanında konuşan Cihan Grup CEO’su Mehmet Hanifi Çiftçi, çok heyecanlı olduklarını ve bir seneden fazladır çalışma içinde olduklarını dile getirerek şunları söyledi: "Flexi ve Flexi For markası adı altında. Postbiyotik hem destekleyici hem besleyici yeni nesil bir mama. Bu inovasyon Türkiye’de ve Avrupa’da bir ilk, hatta Amerika’da da sadece belli katkı ürünlerinde var. Biz mama olarak dünyada bir ilke şu anda adım atıyoruz, bu konuda çok heyecanlıyız. Umarım tüketicilerimize de çok daha nitelikli ve iyi bir mamayı sunuyor olacağız. Yeni bir besleme stili, Türkiye’de evcil hayvan sayısı oldukça çok. Yaklaşık 20 milyona yakın bir evcil hayvan var. Sahiplik belki daha düşük ama bu giderek daha da artıyor. Artık evcil hayvan yeni yaşam stilinde ailenin bir bireyi noktasında, o anlamda da herkes evcil hayvanına kendi yediği besin kalitesinde vermeye çalışıyor. Biz de bu özenle zaten böyle bir ürünü geliştirdik. Artık insan nasıl sağlıklı besleniyorsa hayvanlarımız da bu sağlıklı beslenmeye sahip olacaklar Flexi ve Flexi For markasıyla birlikte. Ürüne tüm Türkiye’de ulaşabilecekler, bu anlamda zaten satış altyapımız mevcut. Aynı zamanda yaklaşık 30’a yakın ülkede de bu ürünü ihraç ediyor olacağız." "Ürün sadece besleyici bir ürün değil, aynı zamanda destekleyici" Hermos Gıda Genel Müdürü ve Şirket Ortağı Yılmaz Akın ise uzun zamandır Cihan Grup’la ürün üzerinde çalıştıklarını belirterek, " Güzel bir ürün ortaya çıktı. Bu ürünün özelliği postbiyotik bir ürün bu, dünyada belki de ilk diyebiliriz, Türkiye’de kesinlikle yok bu ürün. Nedir bu postbiyotik? Postbiyotik probiyotikleri biliyoruz, probiyotikler canlı bakterilerdir. Postbiyotik ise bunların doğrudan sonuçlarıdır. Yani biz bu doğrudan sonucu alıp ürünlerimizin içerisinde kullanmaya başladık. İnanılmaz bir sindirim desteği sunuyor bu ürün, stabilite sağlıyor. Ürün sadece besleyici bir ürün değil, aynı zamanda destekleyici bir ürün. Yeni nesil mama diyebiliriz buna. Mutluyuz bunun Cihan Grup’la birlikte yapılması, Flexi For markasıyla birlikte çıkması bize ayrı bir gurur veriyor. Biz de merakla bekliyoruz" dedi.
İstanbul İstanbul’da lale zamanı başladı, Pendik Korusu’nda renk cümbüşü yaşandı İstanbul’da lale mevsiminin başlamasıyla birlikte parklar ve korular renklenirken, Pendik Korusu da binlerce lale, nergis ve sümbülle birlikte ziyaretçilerine kapılarını açtı. Pendik Belediyesi ekiplerince dikilen 22 bini lale toplam 32 bin bitki, baharın gelişiyle Pendik Korusu’nu adeta bir açık hava sergisine dönüştürdü. İstanbul’da baharın simgesi haline gelen laleler açmaya başlarken il genelinde birçok park ve koru, rengarenk görüntülere sahne olmaya başladı. Bu kapsamda Pendik’te bulunan Pendik Korusu da çiçeklenen alanlar arasında yer aldı. Pendik Belediyesi ekiplerince sonbaharda dikilen laleler, nergis ve sümbüllerin açmasıyla koru, ziyaretçilerine adeta görsel bir ziyafet yaşattı. Koruyu ziyaret eden vatandaşlar, açan çiçekleri yakından inceleyerek hatıra fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmedi. Pendik Belediyesi tarafından bu yıl Pendik Korusu’na 22 bini lale olmak üzere toplam 32 bin bitki dikildi. Her yıl kasım ayında toprakla buluşturulan renkli bitkilerin nisan ayı sonuna kadar canlılığını koruduğu belirtildi. Şehir genelinde olduğu gibi Pendik’te de baharın renklerini yansıtan bu görüntüler, özellikle hafta sonları yoğun ilgi görmeye devam ediyor. "Pendik Korusu da laleler ile birlikte çok güzel oldu" Pendik Korusunu ziyarete gelen Büşra Demir, "Arkadaşlarımızla beraber geldik. Laleleri görünce içiniz kıpır kıpır oldu. Her yer rengarenk lalelerle dolmuş. İstanbul’da da lale zamanı, arkadaşlarla fotoğraf çektirdik. Bahar geldi, Pendik Korusu da laleler ile birlikte çok güzel oldu. İstanbulluları, Pendiklileri laleler ile fotoğraf çekinmeye davet ediyorum" diye konuştu.
Elazığ Kardiyoloji Uzmanı Demirkıran: "Sağlıklı bir kalp için sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır" Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, kalp sağlığı hakkında açıklamalarda bulundu. Kalp sağlığının genel sağlığın temel taşlarından birisi olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle yaşam tarzımızı sağlıklı alışkanlıklarla şekillendirmek kalp hastalıklarının gelişimini engellemenin en etkili yoludur. Kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi yaşam süresini uzatırken, komplikasyon risklerini de azaltır. Düzenli sağlık kontrolleri ve kardiyolojik muayeneler, potansiyel sorunların zamanında tespit edilmesine imkan tanır. Ayrıca, stres yönetimi ve yeterli uyku alışkanlıkları da kalp sağlığını korumada, önemli faktörler arasında yer alır. Bireylerin kendi sağlık durumlarına dikkat etmeleri ve gerektiğinde uzman hekimlere başvurmaları uzun vadede kalp sağlığını güvence altına alır. Son olarak toplum olarak kalp sağlığını ön planda tutmak ve bilinçlendirme çalışmalarını arttırmak büyük önem taşır. Kamu sağlığı programları ve eğitim seminerleriyle farkındalık oluşturmak kişilerin risk faktörlerini anlamasını ve korucuyu adımlar atmasını sağlar. Her bireyin katkısıyla daha sağlıklı bir toplum inşa etmek mümkündür. Sağlıklı yaşam biçimlerini benimsemek ve kalp sağılığını korumak hem bireysel hem de toplumsak düzeyde sürdürülebilir bir yaşamın anahtarıdır. Kalbinize değer verin, içinde sevdikleriniz var" ifadelerini kullandı.