POLİTİKA - 19 Ocak 2026 Pazartesi 21:28

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye’deki her gelişmeyle hem de çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklamada bulundu. Kabine ve Türkiye gündemine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bıçaklanarak öldürülen Atlas ile ilgili de konuşarak, "Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.



"Türkiye’yi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız"


Görevi devraldıkları günden beri 86 milyonun huzuru, esenliği, refahı için çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimizin teveccühüne layık olabilmek adına gece-gündüz demeden koşturduk. İçeride ve dışarıda girdiğimiz hiçbir mücadelede Türk milletinin başını yere eğdirmedik. 86 milyona mahcup olmadık. Türkiye’nin menfaatlerini her zaman gündemimizin ilk sırasına yerleştirdik. Gerektiğinde her şeyi göze alarak bunları sonuna kadar savunduk. Biz şeffaflığı dillerinden düşürmeyenlerin aksine, aynı zamanda millete hesap vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Bunun somut bir işareti olarak 2025 yılına ait hizmet dökümümüzün özetini geçtiğimiz günlerde kamuoyumuzla paylaştık. Çocuklarımızın yarıyıl karne heyecanı yaşadığı şu günlerde biz de geçen seneye ait karnemizi aziz milletimizin takdirine sunduk. Zaman zaman zorluklarla karşılaşsak dahi millete hizmet yolculuğumuzu emin ve kararlı adımlarla devam ettiriyoruz. Türkiye’yi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Devletimizin hizmet sancağı bugün 783 bin kilometrekarenin her karışında hamdolsun aynı coşkuyla dalgalanıyor. Bu vatanın her köşesini ihya etmekte, Türkiye Cumhuriyeti’nin imkânlarını bu ülkenin her bir ferdine adil şekilde ulaştırmakta kararlıyız" açıklamasında bulundu.



"Hükümet etmeyi Ankara’da kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz"


Hizmet ederken herhangi bir ayrım gözetmeden canla başla çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakın, bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımın şunu çok iyi bilmesini arzu ediyorum: 81 ilimizde yaşayan her bir kardeşimiz bizim nazarımızda aynı standartta hizmete ve hürmete layıktır. Bölgecilik yapmak, siyasi görüşlerine, kökenlerine, oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz. Her insanımızı aynı muhabbetle bağrımıza basıyoruz. Hükümet etmeyi Ankara’da kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz" diye konuştu.



"Türkiye’nin baş şehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkûm eden zihniyetin insafına bırakamayız"


Bugün Esenboğa Havalimanı 3. pistinin ve kulesinin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "Bu önemli yatırımların Ankara’mıza kazandırılmasında emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum. Daha önce de söyledim, Türkiye’nin baş şehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkûm eden zihniyetin insafına bırakamayız. Enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine bahane üretmeye, kendileri dışındaki herkesi suçlamaya, görevini yapan basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar bizim şehirlerimize hizmet şevkimizi kıramazlar. Bu ülkede kutuplaştırma deyince, kriz fırsatçılığı deyince, felaket tellallığı, iş bilmezlik deyince kimin akla geldiği herkesin malumudur. Bu ülkede kimin hizmet karnesinin pekiyilerle dolu, kimin sicilinin de kırıklarla, zayıflarla, kara lekelerle dolu olduğu gayet bellidir" ifadelerini kullandı.



"Vatandaşlarımız Türkiye’nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor"


14-28 Mayıs seçimlerini hatırlatan Erdoğan şöyle devam etti:


"Özellikle yerel yönetim düzeyinde patlak veren skandallar, Türkiye’nin son genel seçimlerde ne kadar isabetli bir tercih yaptığını ortaya koyuyor. Evet, 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz derin bir uçurumun kıyısından son anda dönmüş, Türkiye gerçekten büyük bir vartayı atlatmıştır. Milletimiz iktidarımıza ve ittifakımıza güvenerek birilerinin yanlış anladığı Anadolu irfanının ne demek olduğunu sandıkta bir kez daha göstermiştir. Kritik bir dönemeçte yapılan bu doğru tercihin değeri gerek bölgemizde, gerekse ülkemizde yaşanan her hadiseyle daha net anlaşılıyor. Tercihini bizden yana kullanan yaklaşık 28 milyon kardeşimizin yanı sıra sandığa iradesini farklı şekilde yansıtan vatandaşlarımız da Türkiye’nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor, coğrafyamızı kuşatan krizlere baktığında kendini güvende hissediyor. Bugün bir kez daha itimatları, teveccühleri, özellikle de hayır duaları için 86 milyonun tamamına teşekkür ediyorum. İnsanlarımız bize inanmaya, bize güvenmeye devam etsin. İnşallah biz bu güveni asla ve asla boşa çıkarmayacağız. Milletimize şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödeyeceğiz. Bizi çekmek istedikleri suni ve sanal tartışmalara girmeyecek, vaktimizi 86 milyonun ekmeğini büyütmek, hizmet ve eser üretmek için kullanacağız."



"Dünyamız İkinci Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor"


Kabine toplantısında dış siyasi gelişmeleri etraflıca istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatması için alınması gereken ilave tedbirleri görüştük. Dünyamız İkinci Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor. Mevcut sorunlar derinleşerek büyürken, bunlara her gün yenileri ekleniyor. Kural temelli uluslararası sistem hem çok ağır yara aldı hem de ciddi itibar kaybına uğradı. Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu daha adaletsiz, daha çarpık bir küresel düzene doğru hızla sürükleniyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı önümüzdeki ay 5. yılına girecek. Bu dönemde her iki taraftan yüz binlerce insan öldü. Şehirler yıkıldı. Pek çok kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yürütülen temaslara rağmen barış umutlarını artıracak bir yol haritası maalesef henüz oluşmadı. Komşumuz İran, İsrail saldırılarından sonra şimdi de toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoları hepimiz takip ediyoruz. Diyalogu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimizin tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah geride bırakacaklarına inanıyoruz. Biz barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla bölgemizi belirsizliğe sürükleme riski olan her türlü girişimin karşısında durmayı sürdüreceğiz. Türkiye olarak bu konuda en başından itibaren ilkeli bir tutum izledik. Bugün de aynı duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre her türlü sorunun çözüm adresi karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masasıdır. Buradan ilgili tüm tarafları aklıselime, diyaloga, diplomasiye davet ediyor, tansiyonu daha da düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bunun özellikle bilinmesini istiyorum" ifadelerine yer verdi.



"Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz"


Suriye’deki son gelişmeleri de değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye’deki her gelişmeyle hem de çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Şu bir gerçek ki, yüz binlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından Suriye tarihi bir fırsat yakalamıştır. Allah’ın izniyle Suriyeli kardeşlerimizin önü de, ufku da, bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tesis ve tahkim edecek her türlü adıma Türkiye’nin desteği tamdır. Halep’in bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla geçen hafta başlatılan askeri harekat, dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Bir defa şunu memnuniyetle ifade etmek isterim: Suriye ordusunun bu hassas operasyonu her aşamasında büyük bir dikkatle yönetmesi, operasyon süresince sivillerin zarar görmemesi için adeta bir cerrah titizliğinde hareket etmesi her türlü takdire şayandır. Suriye’nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen, emir-komuta zinciri içinde hareket eden Suriye ordusu başarılı bir sınav vermiş, haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır. Suriye Hükümeti, müzakereyi önceleyen politikasıyla tahriklere açık bir sorunu olabilecek en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların Suriye’de kalıcı barış, huzur ve istikrar adına çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.



"Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız"


Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile dün akşam bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmadan dolayı Şara’yı tebrik ettiğini belirterek şöyle devam etti:


"DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye’nin daima yanlarında olduğunu ve olacağını Sayın Şara’ya bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Anlaşmanın Suriyeli kardeşlerimize hayırlı, mübarek olmasını diliyorum. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Halep’in, Rakka’nın, Deyrizor’un ve diğer Suriye şehirlerinin sokaklarından yansıyan fotoğraflar Suriye halkının barış özlemini de gösteriyor. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken, çok ağır bedeller ödeyen, yüz binlerce evladını şehit veren bir halk, umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Her ne sebepli olursa olsun kimsenin bunu görmezden gelme, hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriye’nin bereketli toprakları artık acıya, kana ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra yapılması gerekenler esasen bellidir. İpe un sermenin, ayak diremenin, çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır."



"Türkiye, çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıkar hesabıyla değil, insani hassasiyetlerle yol yürüdüklerini söyleyerek, "Bugüne kadar attığımız her adımda değerlerimizi kuşandık, ilkelerimizi gözettik, tüm coğrafyamıza sadece gönül diliyle hitap ettik. Tüm halklara kollarımızla birlikte kalbimizin kapılarını ardına kadar açtık. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Bakın, ırkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, bizim inanç değerlerimizin reddettiği bir hastalıktır. Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Bizim tarih boyunca kurduğumuz devletlerimizin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir. Selçuklu da, Osmanlı da, Türkiye Cumhuriyeti de bu tasavvur ve tahayyül etrafında şekil ve kimlik kazanmıştır. Biz de bugün Türk-Kürt-Arap ittifakı derken ecdadımız ve şanlı tarihimizden devraldığımız işte bu anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir. Türkiye, çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir. Aksine biz bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan meselelerin artık kardeşlik zemininde aklıselimle çözülmesini savunan bir ülkeyiz. Bu ilkeli politikamızı da dost-düşman herkes çok iyi biliyor" diye konuştu.



"Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah’a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor"


Türkiye’de bazı siyasetçilerin, kimi yazarların, kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını söyleyen Erdoğan, "Hangi vicdan sahibi zorla ailelerinden kopartılan o 15-16 yaşındaki dağa kaçırılan çocukların ölüme gönderilmesini savunabilir? Yoksa şehirleri işgal edip sivil halka eziyet etmeyi kim makul görebilir? Yoksa Halep’in şen olması, bu tarihi şehrin bütün mahalleleriyle güvenli hale gelmesi kimi, niçin rahatsız eder? Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum. Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar, intihar yelekleri giydirilen o kandırılmış çocuklar hem Kürt kardeşlerimizin, hem Suriye’nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, silahla, baskıyla hiçbir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi, daha kaç annenin yüreğine henüz ömrünün baharında toprağa verdiği evladının ateşinin düşmesi lazım. Arap’ın kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı Türk’e, Türkmen’e haram değil mi? Kürt bizim kardeşimiz, Arap bizim kardeşimiz. Türkmen, Sünni, Şii, Alevi bizim canımız ciğerimiz. Can kardeşimiz değil mi? Öyleyse kardeşlik ve komşuluk hukuku ekseninde meselelerimizi çözmek varken bu nefret, bu öfke, bu hırs, hınç ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah’a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor? Niçin elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Bu topraklarda kesret içinde vahdet olmak dururken Allah aşkına niçin ayrışıyoruz? Niçin aramıza yeni duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Olaylara vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğünden bakanları bir an önce bu hatadan dönmeye çağırıyorum. Tekrar vurguluyorum, biz bu coğrafyanın bin yıllık sakinleriyiz ve sahipleriyiz. Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız, dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok. Tarih boyunca ne zaman bir araya geldik, ne zaman kucaklaştık, işte o zaman refah ve huzurumuz arttı, büyük medeniyetler inşa ettik. Bu bölgede ne zaman birbirimize kardeşçe, dostça muamele ettiysek, işte o zaman büyüdük, güçlendik, aşılmaz bir kale olduk. Ne zaman ki Türk, Kürt, Arap, Türkmen, Şii, Sünni birbirimize düştük, Allah korusun, o zaman zayıfladık, kaybettik, acı çektik. Maalesef o zaman hep beraber ağır bedeller ödedik" açıklamasında bulundu.


Suriye başta olmak üzere Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin artık savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla, kıtlıkla, yoksullukla boğuşurken bir damla petrolü oluk-oluk akan insan kanından daha değerli gören materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Hep birlikte kazanalım, aydınlık geleceğimizi hep birlikte inşa edelim istiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bir bölgede hep beraber yan yana, huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, dinine, mezhebine bakmaksızın bu bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin, katliamların artık son bulmasını istiyoruz."



"Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz"


Son günlerde cinayete kurban giden çocukları da gündemine alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse bunu sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı ne ise, Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ne gerekiyorsa, başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları olmak üzere, İçişleri Bakanlığı olmak üzere, bütün bunların üzerine üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir, bizim vazifemizdir. O pırlanta gibi yavru, o pırlanta gibi o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir. Bunun hesabını sormak görevimizdir. Kardeşlerim Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istiyor, bunun için samimiyetle gayret gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili işte budur. Terörsüz bölge idealinin altını çizmemizin sebebi aynı şekilde budur. Menzile ulaşmak hiç şüphesiz Cenab-ı Allah’ın takdirindedir. Ama biz iktidar ve ittifak olarak bu uğurda bu gayeyle çalışmaya, sağduyulu bir yaklaşım içinde olmayı inşallah kararlılıkla devam ettireceğiz" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Yüreğir Belediyesi Özgür Mahalle Parkı törenle açıldı Adana Yüreğir Belediyesi tarafından Özgür Mahallesi’nde yapımı tamamlanan yeni park, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın Özgür Mahallesi’ne kazandırdığı yeni park düzenlenen törenle hizmete sunuldu. Açılış töreni kapsamında parkta çocuk şenliği de düzenlendi. Şenlikte çocuklar için oyun alanları, eğlenceli etkinlikler ve çeşitli aktiviteler yer aldı. Aileleriyle birlikte parka gelen çocuklar gün boyunca doyasıya eğlenirken, renkli görüntüler oluştu. Etkinlik, mahalle sakinlerinden büyük ilgi gördü. Törende konuşan Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, Özgür Mahallesi Yeni Parkı’nın 2 bin 500 metrekare alan üzerine kurulduğunu belirterek, parkta yeşil alanlar, çocuk oyun grupları, fitness ve spor alanları ile yürüyüş yollarının yer aldığını ifade etti. Başkan Demirçalı, "Yeni parkımız mahallemize ve ilçemize hayırlı olsun. Söz verdiğimiz gibi Yüreğir’i parklarla donatmaya devam ediyoruz. 2 yıla yaklaşan görev süremizde ilçemize 8 yeni park kazandırdık, 206 parkımızın da bakım ve onarım çalışmasını yaparak yeniledik. Halkımızın nefes alabileceği, çocuklarımızın güvenle oynayabileceği alanları artırmayı sürdüreceğiz" dedi. Başkan Demirçalı’nın yanı sıra belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaşın katıldığı açılış töreni, kurdele kesiminin ardından parkın gezilmesiyle sona erdi.
Antalya Antalya Büyükşehir ayrıştırılabilir kurumsal atıkları geri dönüşüme kazandırıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi ‘Sıfır Atık Projesi’ kapsamında birimlerinden çıkan tonlarca atığın bertaraf ve geri dönüşümünü sağlıyor. Çevreye zararlı tehlikeli atıklar periyodik olarak bertaraf edilirken belediyenin birim ve yerleşkelerine konulan atık ayrıştırma üniteleri ile atıklar geri dönüşüme kazandırılıyor. Son 3 yılda toplam 32 ton tehlikeli atık bertaraf edilirken, 125 ton atık ise geri dönüşüme kazandırıldı. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı "Sıfır Atık" prensibiyle sürdürdüğü atık politikaları ile çevre dostu belediyeciliğe öncülük ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Sıfır Atık Sistemi’ne kayıt olan Antalya Büyükşehir Belediyesi, hizmet binaları, birimleri ve sorumluluk alanlarında bulunan yerleşkelerinden ayrıştırarak topladığı atıkları geri dönüşümle yeniden ekonomiye kazandırıyor. Lisanslı kuruluşlar aracılığı ile belediyenin tonlarca kurumsal tehlikeli atığı da bertaraf ediliyor. Tehlikeli atık yönetmeliğine uygun bertaraf Atık yönetimi yönetmeliğinde tehlikeli atıklar olarak yer alan araçların bakım ve onarımlarından çıkan araç yağ ve hava filtreleri, aküler, piller, floresan lambalar, kartuş, tonerler, temizlik kimyasalları, boya, solvent boyalı kutular, basınçlı sprey kutuları, laboratuvar atıkları ve vektörel ilaç ambalajları gibi atıklar özel olarak bertaraf ediliyor. 3 yılda 32 ton tehlikeli atık bertaraf edildi Toprağı, yeraltı sularını kirleterek yangın, patlama ve zehirlenme gibi insan sağlığına ciddi zararlar oluşturabilecek bu atıklar ayrı olarak titizlikle toplanarak bertarafı için anlaşmalı lisanslı kuruluşlara teslim ediliyor. Uygun etiketleme, sızdırmaz ambalajlama ve ayrı toplama konteynerlerine nakliyesiyle süreç işletiliyor. 180 günden fazla depolarda bekletilemeyen tehlikeli atıklar yılda iki kez bertarafa gönderiliyor. Lisanslı kuruluşlar tarafından teslim alınan tehlikeli atıklar, ulusal atık izleme sistemi üzerinden kayıt altına alınarak takibi yapılıyor. Atıklar yetkili bertaraf tesislerinde çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf ediliyor. Büyükşehir son 3 yılda 32 ton tehlikeli atığın bertaraf edilmesini sağladı. Sıfır atık belge sayısı 21’e ulaştı Kurumsal sıfır atık çalışmaları kapsamında hizmet binalarından çıkan atıkları ayrıştırma üniteleri ile toplayan Büyükşehir, kağıt, cam, plastik ve metal atıkların ayrıştırılmasıyla da son 3 yılda 125 ton atık geri dönüşüme kazandırdı. Kurumsal sıfır atık hedefiyle 2023 yılında 7 sıfır atık belgesi bulunan Büyükşehir 2025 yılında bu sayıyı 21’e çıkardı. Atık yönetimi titizlikle yürütülüyor Kurumsal tehlikeli atık bertaraf çalışmaları ile ilgili bilgi veren "Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Sıfır Atık ve Çevre Eğitim Şube Müdürlüğü Çevre Mühendisi Dilayda Can, kurumsal faaliyetler sonucunda oluşan tehlikeli atıkların yürürlükte olan çevre mevzuatına uygun şekilde anlaşmalı lisanslı kuruluşlarımız aracılığı ile bertaraf edildiğini söyledi. Can, "Tehlikeli atık sınıfına giren tüm maddeler 6 aylık periyotlarla toplanarak bertaraf ediliyor. Çevresel sürdürülebilirlik ve yasal yükümlülüklerimiz doğrultusunda atık yönetimi süreçlerimizi titizlikle yürütüyoruz. Antalya’mızın doğasını ve doğal kaynaklarını sıfır atık hedeflerimiz doğrultusunda en iyi şekilde korumaya devam edeceğiz" dedi.
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ulusal Kent Bilgi Sistemi ile Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi entegrasyonu sağlanarak güçlü bir veri bütünlüğü tesis edilecektir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ulusal Kent Bilgi Sistemi ile Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi entegrasyonu sağlanarak yerel yönetimler ile merkezi idare arasında güçlü bir veri bütünlüğü tesis edilecektir. Bu bütünlük, şehirlerimizin planlanmasında, yatırımların yönlendirilmesinde ve risklerin yönetilmesinde devletimizin karar alma kapasitesini önemli ölçüde güçlendirecektir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu toplantısında konuştu. Yılmaz, Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu olarak, kurumlar arasında güçlü bir iş birliği tesis edilmesiyle coğrafi bilgiyi üreten, karar süreçlerine yön veren ve katma değere dönüştüren bir yapıyı kararlılıkla inşa ettiklerini ifade etti. Ayrıca Yılmaz, Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı çerçevesinde 2025 yılı için ön görülen 64 eylemin yüzde 91 oranında başarıyla gerçekleştirildiğini de sözlerine ekledi. "Ulusal Kent Bilgi Sistemi ile Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi entegrasyonu sağlanarak güçlü bir veri bütünlüğü tesis edilecektir" Coğrafi bilginin afet öncesi hazırlık, afet anı müdahale ve afet sonrası iyileştirme süreçlerinde etkin kullanılmasına yönelik önemli adımlar atıldığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Afet ve acil durumlara ilişkin coğrafi veri üretimi ve paylaşımına dair usul ve esaslar güncellenmiş; 200’ün üzerinde coğrafi veri katmanı tanımlanmıştır. Böylece afet yönetiminde; doğru, güncel ve bütünleşik coğrafi veriye dayalı olarak risklerin önceden tespit edilmesini, müdahale kaynaklarının doğru yerde ve doğru zamanda kullanılmasını mümkün kılan veri temelli yönetim kapasitesi önemli ölçüde güçlendirilmiştir. Diğer taraftan, şehirlerimizin ve yerleşim alanlarımızın geleceğini güvence altına alacak doğru, güncel ve bütünleşik coğrafi veri altyapısına kavuşturulması hedefi kapsamında kent ölçeğindeki verilerin ulusal sistemlerle uyumunun güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, Ulusal Kent Bilgi Sistemi ile Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi entegrasyonu sağlanarak yerel yönetimler ile merkezi idare arasında güçlü bir veri bütünlüğü tesis edilecektir. Bu bütünlük, şehirlerimizin planlanmasında, yatırımların yönlendirilmesinde ve risklerin yönetilmesinde devletimizin karar alma kapasitesini önemli ölçüde güçlendirecektir" diye konuştu. "Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu, e-Devlet kapısı üzerinden kullanıma açıldıktan sonra 700 bini aşkın kullanıcıya ulaşma becerisi göstermiştir" Coğrafi bilginin vatandaşlar ve kamu kurumları tarafından erişilebilir, kullanılabilir ve katma değer üreten bir yapıya kavuşturulmasına özel önem verdiklerini kaydeden Yılmaz, "Bu doğrultuda, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu 01 Ocak 2025 tarihi itibariyle e-Devlet kapısıyla tam entegre şekilde kullanıma açıldı. 2025 yılı başında 14 bin kullanıcısı olan platform, e-Devlet kapısı üzerinden kullanıma açıldıktan sonra, 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla 700 bini aşkın kullanıcıya ulaşma başarısı göstermiştir. Platform, kamudan özel sektöre, genel yönetimlerden akademiye kadar geniş bir kesime hizmet sunmaktadır. Özel sektör tarafından geliştirilen Coğrafi Bilgi Sistemi projeleri, yalnızca teknik çalışmalar değil; yatırım, üretim ve rekabet gücünü artıran stratejik kalkınma araçları hâline gelmiştir" ifadelerini kullandı. "Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinde yapılan güncelleme ile; 630 adet olan coğrafi veri katmanı 730’a çıkarılmıştır" Kurul tarafından alınan kararlar doğrultusunda, stratejik önceliklere uyumlu biçimde veri üretiminden kurumsal entegrasyona kadar birçok alanda somut, ölçülebilir ve sahaya yansıyan ilerlemeler kaydedildiğini aktaran Yılmaz, "Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisinde yapılan güncelleme ile 630 adet olan coğrafi veri katmanı 730’a çıkarılmıştır. 730 coğrafi veri katmanını güncellenmiş veri sözlüğü ile birleştiren bu sistem, kurumlar arası veri paylaşımını hızlandırmakta, mükerrer veri üretimini önlemekte, kaynak verimliliğini artırmakta ve veri temelli kamu yönetimini güçlendirmektedir. Ulusal Bina Envanteri çalışmalarına ivme kazandırılmış; bina ve yapı verileri, ilgili kurumlar tarafından güncel, güvenilir ve bütünleşik bir envanter yapısına kavuşturulmuştur. Yapı güvenliğinin sahada izlenmesine yönelik en temel araçlardan biri olan Bina Kimlik Sertifikası uygulaması kapsamında, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde 2026 Ocak ayı itibariyle yaklaşık 272 bin yapı sisteme dâhil edilmiştir. Yapı güvenliğinin, yapıların kullanım ömrü boyunca izlenmesi gerekliliğini esas alan Periyodik Yapı Denetimleri süreci, ikincil mevzuat çalışmalarının tamamlanmasının ardından, 2026 yılı itibarıyla sahada fiilî denetimlerle hayata geçirilecektir" açıklamasında bulundu. "Türkiye, tecrübesini paylaşan, kapasite geliştiren ve bölgesel iş birliklerini somut projelerle derinleştiren öncü ülke rolü oynamaktadır" Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, coğrafi bilgi alanındaki birikimini; küresel yönetişim süreçlerine katkı sunan, bölgesel iş birliklerini derinleştiren ve kardeş ülkelerle kurumsal kapasiteyi birlikte güçlendiren bir dış politika ve kalkınma enstrümanı olarak da konumlandırmaktadır. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Küresel Coğrafi Bilgi Yönetimi Uzmanlar Komitesi (UN-GGIM) çatısı altında sürdürülen çalışmalara katkı sağlıyoruz. Diğer taraftan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yürütülen Ulusal Coğrafi Veri Altyapısı Projesi de Türkiye’nin kardeş ülkelerle bu konudaki iş birliklerine önemli bir örnek teşkil etmektedir. Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yürütülen çalışmalara da katkı yapıyoruz. Türkiye, bu süreçte; tecrübesini paylaşan, kapasite geliştiren ve bölgesel iş birliklerini somut projelerle derinleştiren öncü ülke rolü oynamaktadır. Önümüzdeki dönemde; kurumlarımız arasındaki veri paylaşımını daha da güçlendirecek, standartları yaygınlaştıracak ve yerel yönetimlerimizi bu sürecin aktif bir paydaşı hâline getirecek adımları kararlılıkla sürdüreceğiz."
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden sömestr tatilinde dolu dolu program Antalya Büyükşehir Belediyesi, sömestr tatilinde çocukların hem eğlenip hem öğrenebileceği birbirinden renkli etkinliklerle kenti adeta bir çocuk şenliğine dönüştürüyor. Kültürden sanata, eğitimden sosyal desteklere kadar birçok alanda hazırlanan programlar, tatil boyunca çocukları bekliyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi, sömestr tatilini çocuklar için sadece bir dinlenme değil keşfettikleri, öğrendikleri ve keyifle hatırlayacakları özel hatıralara dönüştürüyor. Kentin dört bir yanında düzenlenen etkinliklerle çocuklar yeni deneyimler kazanırken, aileler de çocukların güvenli, eğlenceli ve öğretici bir ortamda tatilin tadını çıkarmasının mutluluğunu yaşıyor. Minikler tiyatroyla buluşuyor Antalya Şehir Tiyatroları, sömestr tatiline özel olarak sahnelediği çocuk oyunlarıyla minik izleyicileri tiyatroyla buluşturuyor. Çocuklara yönelik hazırlanan oyunlar, hem eğlenceli içerikleri hem de öğretici mesajlarıyla dikkat çekiyor. 17 Ocak-1 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen "Çocuklar ve Gençler İçin Yarıyıl Tiyatro Şenliği" kapsamında oyunlar, her gün saat 15.00’te Yıldız Kenter Sahnesi’nde biletli şekilde sahnelenmeye devam ediyor. Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen atölye çalışmalarıyla çocuklar; çevre bilinci, geri dönüşüm ve sürdürülebilir yaşam konularında bilinçleniyor. Uygulamalı atölyeler, çocukların hayal güçlerini ortaya koymalarına imkan sağlıyor. Atölyelere katılım sağlamak isteyen çocuklar, hafta içi 09.00 ile 16.00 saatleri arasında randevu oluşturarak etkinliklere katılabiliyor. Kitaplarla dolu bir tatil Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğan Hızlan Kütüphanesi, sömestr tatilinde de çocukları kitaplarla buluşturmaya devam ediyor. Atatürk Kültür Parkı içerisinde yer alan ve sessiz ortamıyla dikkat çeken kütüphane, pazar ve pazartesi günleri hariç her gün 09.30-18.30 saatleri arasında hizmet veriyor. Araştırma ve okuma salonlarıyla her yaştan ziyaretçiye hitap eden kütüphane, çocukların tatil sürecini verimli değerlendirmesine katkı sağlıyor. Oyuncak Müzesi’nde eğlence zamanı Antalya Oyuncak Müzesi, çocuklara yönelik oyun ve atölye çalışmalarıyla tatil süresince minik ziyaretçilerini ağırlıyor. Etkinlikler, çocuklara hem eğlenceli hem de öğretici anlar sunuyor. Minikler, atölye çalışmalarına randevu oluşturarak katılım sağlayabiliyor. Doğayla iç içe tatil Antalya Doğal Yaşam Parkı da sömestr tatilinde çocuklara doğayı ve canlıları yakından tanıma fırsatı sunuyor. Parkta gerçekleştirilen geziler sayesinde çocuklar, farklı hayvan türlerini doğal yaşam alanlarına yakın ortamlarda gözlemleyerek doğa sevgisi ve çevre bilinci kazanıyor. Minikler, pazartesi günleri hariç haftanın diğer günleri 09.00-17.30 saatleri arasında parkı ziyaret edebiliyor.