POLİTİKA - 29 Nisan 2026 Çarşamba 13:59

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bizim millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bizim millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce grup toplantısının Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini temenni etti.


"Filistin’in yiğit evlatlarını bir kez daha selamlıyorum"


Filistin halkının maruz kaldığı zulme ve gösterdiği direnişe değinen Erdoğan, uluslararası kuruluşun sessizliği altında yaşananlara dikkati çekerek, "Onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen; ’Susarsak eğer taşları sıkacağız, acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz. Kanımız masumdur ama onu dökmekten çekinmeyeceğiz, mazimiz önümüzde uzanıyor. Yaşadığımız an içimizde, gelecek sırtımızda’ diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin’in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" ifadelerini kullandı.


"Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır"


Kut’ül Amare Zaferinin 110’uncu yılının idrak edildiğini dile getiren Erdoğan, "Kut zaferi ile Bağdat’ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1’inci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subayla birlikte toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa, askerlerini "Aslanlarım, bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları şad-u handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum" diyerek tebrik etmişti. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken onlara şunları emrediyordu; "18. Kolordu’nun aslan yürekli erleri, Cenab-ı Hakk’a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut’ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum.’" dedi.


"Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir"


Kut’ül Amare Zaferi’nin tarihe şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak yazıldığını ve milli hafızada bu zaferin yer aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu zafer, belli kesimler tarafından tekrar köpürtülen ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi’ yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biridir. Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olmuş, hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa, muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Kürdi, Berzenci ve Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır. Tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu. Zaferin bu yönü, sık sık altını çizdiğimiz Türk, Kürt ve Arap ittifakının ne kadar stratejik bir önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut’ül Amare’de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale’de de şahit oluyoruz. Saraybosna’dan Üsküp’e, Bakü’den Kudüs’e, Bağdat’tan Şam ve Halep’e kadar nice kardeşimiz ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş ve kara toprağı kanlarıyla sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut’ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği net bir şekilde görülmüştür" diye konuştu.


"Coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız kenetlenmektir"


Başkan Erdoğan, geçmişte olduğu gibi günümüzde de kardeşi kardeşe kırdırmak suretiyle Türkiye’nin bulunduğu coğrafyayı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattının bir duvarın tuğlaları misali kenetlenmekten geçtiğini vurgulayarak, "Kökenlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz farklı olabilir. Hayat tarzlarımız, düşünce dünyamız, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Bunların hepsi bizleri bölen, ayrıştıran, kutuplaştıran değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Özellikle bölgemizin içinden geçtiği şu sancılı dönemde köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir yana bırakıp hep beraber vahdeti kuşanmak, kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin diliyle konuşmak barış mesajlarımızı çok güçlü biçimde vermek durumundayız. Türkiye bunun mücadelesini yürütmektedir. Aynı şekilde biz tüm kadrolarımızla bunun mücadelesini yürütüyoruz" açıklamasında bulundu.


"Bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır"


Türkiye’nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşması ortak tarih, ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışmasının tenkit değil, takdir edilecek bir politika olduğunu söyleyen Erdoğan, "Mazimiz gibi istikbalimizde müşterektir. Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek hem tarihimize hem istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahaneyle olursa olsun hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz, barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz. Bizim Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulmuş dostluğumuzu kardeşliğimizi bozmaya kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmez. Bunun için kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat, biz zafer marşlarımızı kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


"2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz"


Erdoğan, 81 ilde 500 bin sosyal konut kazandıracak projeye halkın yoğun bir ilgi gösterdiğine dikkati çekerek, "500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Vatandaşlarımızın bu itimadına layık olabilmek için hemen kolları sıvadık, 29 Aralık itibarıyla kura süreçlerimizi başlattık. 4 ay gibi rekor bir sürede 81 ilimizde noter huzurunda tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibimizi belirledik. Ankara’dan İzmir’e, Gaziantep’ten Trabzon’a, Çorum’dan Hatay’a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Şimdi hedefimiz; evlerimizi hızla inşa edip hak sahiplerine teslim etmek. Sahada çok hızlı bir şekilde inşaat sürecine başlayacağız. İnşallah 2027 yılının Mart ayından itibaren evlerimizin anahtarlarını peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ile 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız" dedi.


"İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz"


Bu projenin yanı sıra İstanbul’da uygulanacak olan kiralık konut uygulamasını da hayata geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, "İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ’den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz" diye konuştu.


"Her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasetlerinde şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da ‘çözümsüzlük çözümdür’ anlayışına yer olmadığını belirterek, "23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. ‘Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız ve hepinizden hesap soracağız’ gibi anti demokratik yollara asla tevessül etmedik" ifadelerine yer verdi.


"Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor"


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in seviyesiz ifadelerle AK Parti’yi hedef aldığını söyleyen Erdoğan, "İçinde zerre kadar vizyonun, projenin ve nezaketin olmadığı, Türkiye’nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler, basın mensupları karşı aslan postuna bürünüyor. Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan eleştirilere kulak vermekten bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim; beyler cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz" değerlendirmesinde bulundu.


"Her gün yeni bir skandal patlak veriyor, CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor"


"Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok" diyen Başkan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Gazetelerin CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız adalete hesap vermeye alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. ‘Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım’ gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlük olsun. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir öz eleştiri yapar. Başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın bir de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim? Cenabı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin."


"Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır"


Bir taraftan 500 bin sosyal konut için kura çekildiğini, diğer taraftan ise Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezine haline getirecek adımların atıldığını dile getiren Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için ‘güçlü merkez’ şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz; istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi, üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek ve Türkiye’nin rekabet gücünü artırmaktır. Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi ise ‘Terörsüz Türkiye’ sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli açık tüm sabotajlara rağmen süreçte on sekizinci ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık" dedi.


"Komisyon raporunun ışığında, siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız"


Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Komisyon raporunun ışığında, siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar gerçeklerle değil tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir ve süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Biz bu yola ittifak olarak Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil Türkiye’nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla samimiyette ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alanya’da yaz erken geldi, yerli ve yabancı turistler sahile koştu Antalya’nın Alanya ilçesinde yaz havası, turizmi hareketlendirdi. Yerli ve yabancı turistler sahile indi, güneşin ve denizin tadını çıkardı. Karavanla Türkiye’yi dolaşan vatandaş, "Alanya’ya bayıldım. O yüzden buraya taşındım. Bu yazı burada geçireceğim" dedi. Alanya’da bahar aylarının bitimine sayılı günler kala yaz havası yüzünü gösterdi. Hava sıcaklığının 23 derece, deniz suyu sıcaklığının ise 20 derece olarak ölçüldüğü ilçede yerli ve yabancı turistler sahillere akın etti. Dünyaca ünlü Kleopatra Plajı’nda yoğunluk dikkat çekerken, güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar sahile indi. Bazı tatilciler denize girerek serinlerken, bazıları ise kumsalda güneşlenmeyi tercih etti. Öte yandan, tekne kiralayan turistlerin Akdeniz’in berrak sularında vakit geçirdiği görüldü. Teknelerin güvertesinde güneşlenen tatilciler, denizin ve güneşin tadını çıkardı. Sahilde vakit geçiren aileler ise çocuklarıyla birlikte oyun oynayarak keyifli anlar yaşadı. Ayrıca bazı vatandaşlar su sporları yaparak renkli görüntüler oluşturdu. Bahar aylarında yazı aratmayan hava durumları, turizm hareketliliğini de artırdı. Karavan ile Türkiye’yi gezen Nedim Bircan, (43) "Ben normalde karavanda yaşıyorum, 2 yıldır Antalyadaydım. Antalya’da yaz bitti dediğimiz zamanlarda bu bölgeyi motorla gezmek için geldim. Burada hala yaz devam ediyordu. Bayıldım. O yüzden buraya taşındım. Bu yazı burada geçireceğim. Şu anda Alanya’da yaz havası var" dedi.
Yalova Yalova’da Kocadere şehitleri anıldı Yalova’nın Çınarcık ilçesinin Kocadere köyünde 29 Nisan 1921 tarihinde Yunan işgal kuvvetleri, Rum ve Ermeni çeteleri tarafından katledilen 830 şehit düzenlenen törenle anıldı. Kocadere şehitlerini anma programı, Kocadere İlkokulu önündeki Mehteran konseri ile başladı. Ardından şehitliğe yürüyüş gerçekleştirildi. AKocadere Şehitliği’nde düzenlen törende şehitliğe karanfiller bırakılırken 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve akabinde İstiklal Marşı okundu. Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından ise İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk şehitler için dua okudu. Programda ardından konuşma yapan Kocadere Köyü Muhtarı Volkan Varol ise 105 yıl önce yaşanan vahşetle ilgili, "1921 Yılının 29 Nisan günü Şenköy ve Kocadere’de yaşayan Müslüman halka, Yunan düşman kuvvetlerinin önderliğinde Rum ve Ermeni çeteleriyle soykırım yapılmıştır. O yıllarda milli mücadele boşaltılmış, eli silah tutan herkes cephelere koşmuştur. Köylerde kadın, çocuk ve yaşlılar kalmıştır. Şanköy Engere’de kurşun zilmiş, türlü işkenceler uygulanarak denizde boğulmuş, büyük bir kısmı ise Kocadere’de şu an bulunduğumuz yerde Bekir Onbaşı’nın iki katlı evine doldurulmuş, üzerlerine gaz dökülerek ev ateşe verilip diri diri yakılarak vahşice katledilmiştir. Burada yaşanan bir cephe savaşı değildir. Savunmasız silahsız mağdur vatan, namus ve bayrak uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle aldınız. Bedelini şehitlerimizin kanlarıyla ödediğimiz vatanımız bizlere emanettir. Ezan dinmez, bayrak inmez, şehitler ölmez. Kahraman ve aziz şehitlerimiz huzur içinde uyu. Ruhunuz şad, mekanınız cennet olsun" dedi. Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta ise yaşanan katliamla ilgili şunları kaydetti: "Bugün, 105 yıl önce Kocadere’de yaşanan büyük acıyı anmak, kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle yâd etmek üzere bir aradayız. Hatıralarımızı değil hafızamızı tazelemek açısından neler yaşandığına kısaca bakmamız gerekiyor. İtilaf Devletleri’nin, kendi güvenliklerini tehlikede gördükleri stratejik noktaları işgal etmelerine imkân tanıyan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesine dayanarak, Yalova ve çevresi 15 Eylül 1920 tarihinde işgal edilmiştir. Devamında yine aynı madde gerekçe gösterilerek, Yalova’nın batısında bulunan Kocadere de dahil tüm köylerdeki silahlar toplatılmıştır. Ancak İtilaf Devletleri bununla da yetinmemiş; 24 Nisan 1921 günü, 300 kişiden oluşan Yunan birliği Kocadere’ye baskın düzenleyerek sistematik bir katliam başlatmıştır. Bu vahşet, 29 Nisan’da maalesef en acı noktasına ulaşmıştır. Silahlarını teslim eden masum insanların, köyün tüm ahalisinin toplandığı Bekir Çavuş’un evi ateşe verilmiş, kaçmaya çalışanlar ise kurşunlanmıştır. Bu insanlık dışı saldırı sonucunda 830 vatandaşımız şehit edilmiş, tarihe kara bir leke olarak geçen büyük bir katliam yaşanmıştır. 29 Nisan 1921’de; yalnızca kendi köylerinde, kendi yuvalarında huzur içinde yaşamak isteyen masum insanlar, hiçbir savunma imkânı kalmadan tarifsiz bir zulme maruz bırakılmıştır. Kocadere, o gün yalnızca bir köyün değil, insanlık vicdanının da ateşe verildiği yer olmuştur. Yaşanan bu katliam, sadece Kocadere’nin değil, aziz milletimizin yüreğine kazınmış derin bir acıdır. Aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük uğruna ne büyük bedeller ödediğinin ibret vesikalarından biridir. Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın." Konuşmaların ardından öğrenciler tarafından şiirler okundu. Sonrasında ise katılımcılara ikramlarda bulunuldu. Öte yandan, şehitler için Kocadere Merkez Camii’nde mevlit okutuldu. Programa Garnizon ve Karamürselbey Eğitim Merkezi Komutanı Tuğamiral Mehmet Tahir Göncüoğlu, İl Genel Meclisi Başkanı Hasan Soygüzel, belediye başkanları, kurum müdürlerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş da katıldı.