POLİTİKA - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 13:02

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP, üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline döndü"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP, üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline döndü"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle el ele, omuz omuza verecek; her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz" dedi.



Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına katılımcıları selamlayarak başladı ve grup toplantısının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi.


"Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran bir şölene imza attık"


Başkan Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı aralarında sporcuların da olduğu 200’ü aşkın genç ile Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde kutladıklarını dile getirerek, "Öncesinde cumartesi günü Kocaeli Spor Stadyumu’nun içini ve dışını hınca hınç dolduran gençlerimizle bir araya geldik. 207 üniversitemizden, 81 vilayetimizden gelen gençlerimiz ile ülkemizde misafir olarak bulunan üniversiteli genç kardeşlerimizin heyecanına ortak olduk. Stadyumun içi kadar dışı da çok farklıydı, heyecan vericiydi. Her yaştan her kökenden her gelir grubundan ve farklı hayat tarzından 100 bin gencimiz adeta bir insan seli olup Kocaeli’ne akmıştı. Kocaelili kardeşlerimiz de misafirlerine başarıyla ev sahipliği yaptılar. Türkiye’nin beceri hazinesinin zenginliğine orada bir kere daha şahitlik ettik. Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran, muhalefetin gençlerle ilgili iddialarını tek tek çürüten bir şölene imza attık. Kocaeli’ndeki şölen bizim sadece gençlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızdan on dördüncüsüydü. Bunun dışında kongrelerimizde sohbet toplantılarımızda farklı etkinliklerde özellikle de gençlerimizle yüzlerce defa bir araya geldik. Bu programlarda gençlerle birlikte bütün vatandaşlarımıza gönlümüzün kapılarını açtık. Yunus’un ‘Biz kimseye kin tutmazuz, kamu alem birdir bize’ anlayışıyla bu ülkenin tüm gençlerini aynı samimiyetle bağrımıza bastık" diye konuştu.



Gençleri hafife alan, gençlere sırtını dönen bir hareketin başarı şansının olmadığını aktaran Erdoğan, gençlerin omuz vermediği bir mücadelenin zafere ulaşamayacağını, kalıcı olamayacağını kaydetti.



"Kurulduğumuz ilk günden itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduk"


AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduğunu bildiren Erdoğan, "Sadece gençler için siyaset yapmadık. Siyaseti gençlerle birlikte yaptık. Üstenci, kibirli, yargılayan gençleri tedip ve tehdit eden söylemleri kapımıza hiçbir zaman yaklaştırmadık. Önce gençleri anlamaya çalıştık. Gençlerle empati kurmayı denedik. Ders vermek yerine gençlere kulak vermeyi tercih ettik. Gençlerimizin talep, beklenti ve sorunlarına yine gençlerimizle birlikte çözüm yolları geliştirdik. Ortak akılla çözüm ürettik. Üniversitede fikir teri döken gençlerimizi önemsediğimiz kadar özellikle sanayide alın teri döken gençlerimize de ihtimam gösterdik. Başörtüleri dolayısıyla üniversiteye alınmayan gençlerimizin meseleleriyle ilgilendiğimiz kadar henüz ömrünün baharındayken hayatın zorluklarını göğüslemek zorunda kalan gençlerimizin dertleriyle de ilgilendik. Çamlıca Camii’nde hafızlık icazet merasimine katıldığımız çocuklarımız gibi AMATEM’lerde bağımlılık tedavisi gören yavrularımıza da şefkatle yaklaştık. İstiklal Marşı’mızı tüm dünyaya dinleten genç sporcularımızla iftihar ettiğimiz kadar başımıza icat çıkaran genç mühendislerimizle de iftihar ettik" ifadelerini kullandı.


Dün olduğu gibi bugün de gençlerin yargılanmadan önce dinlenmeyi, yaftalanmadan önce anlaşılmayı beklediğine dikkati çeken Başkan Erdoğan, gençlerin büyüklerden sadece kendilerine ders vermesini değil aynı zamanda kendilerine değer verilmesini istediğine de vurgu yaptı.



"Hakareti siyaset zanneden CHP Genel Başkanının, gençleri tahkir eden hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur"


Ön yargısız bir şekilde, açık bir kalp ve açık bir zihinle gençleri anlamaya, gençlerin ruh dünyalarının derinliklerine inmeye çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Gençlerimizi harflerle ayırıp, doğum yılına göre onları kategorize edenlerin, bizim ne yapmaya çalıştığımızı kavramakta zorlanmaları gayet doğaldır. Gençleri sarf malzemesi olarak, yolsuzluklarını örtmek için bir istismar aracı olarak görenlerin, AK Parti’nin gençlerle kurduğu hasbi ve harbi ilişkiyi kıskanmalarına şaşırmamak gerekir. Tilki uzanamadığı üzüme koruk dermiş. Bunlar da gençlik şölenimize çamur ve iftira atarak; kendi kifayetsizliklerini kapatmanın derdindedir. Hakareti siyaset zanneden CHP Genel Başkanı’nın, gençleri tahkir eden, gençleri aşağılayan hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü, bırakın stadyumda 100 bin gençle şölen yapmayı; bunlar salonları bile doldurmakta artık zorlanıyorlar. Bir senedir oradan oraya sürükledikleri CHP’li vatandaşlarımız da bunlardan umutlarını kesmeye, ortaya saçılan pislikler sebebiyle uzaklaşmaya başladı" açıklamasında bulundu.



"Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP; 3-5 kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline dönüştü"


"Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP; 3-5 kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline dönüştü" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Sokağa çıkmaya yüzleri yok. Vatandaşın, bilhassa da gençlerimizin yüzüne bakacak halleri yok. Tüm öfkeleri, bu hakikatin gençlerimiz tarafından da biliniyor olmasındandır. Gençlerimiz, ağızlarından liyakati düşürmeyenlerin, yönettikleri belediyeleri nasıl arpalığa çevirdiklerini çok net görüyor. Gençlerimiz, sürekli ‘ahlaki üstünlükten’ dem vuranların, nasıl bir ahlaksızlık batağına saplandıklarını çok net görüyor. Rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu, bu ülkenin gençleri elbette görüyor, takip ediyor, bu açgözlülerle arasına mesafe koyuyor. Genel Başkan dâhil, CHP’nin rahatsızlığının temel sebebi işte budur. Varsın beyefendiler rahatsız olsun. Biz, gençlere güvenmeye, gençlerimizin önünü açmaya devam edeceğiz. Milli ve manevi değerlerimiz ışığında, gençlerimizin en iyi, en donanımlı, en şuurlu şekilde yetişmeleri için elimizden gelen çabayı harcayacağız. Türkiye’nin aydınlık yarınlarının teminatı olacak Teknofest Gençliğinin her alanda temayüz etmesi için seferberlik ruhuyla çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte tabii ki yapıcı eleştirileri dikkate alacak, eksik varsa giderecek, gençlerimizle gönül bağımızı güçlendirmeye yönelik iyi niyetli teklif, tespit ve tenkitlerin gereğini yerine getirmekte, tereddüt göstermeyeceğiz."


"AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir"


Gençleri dinleyen, doğru anlayan, kıymet ve ehemmiyet veren bir iktidarın 23 buçuk yıldır iş başında olduğunu vurgulayan Erdoğan, "AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir, eşittir; aynı derecede sevgiye, hizmete, muhabbete layıktır. Sizin güvenliğinizi, istikbalinizi, huzur ve esenliğinizi her şeyden çok önemsiyoruz. Sizin sporda, sanatta, bilimde, ilimde, kültürde, siyasette, bürokraside hak ettiğiniz yere gelmenizi çok önemsiyoruz. Sizin hayallerinizi gerçekleştirecek her türlü imkana sahip olmanızı çok önemsiyoruz. Biz size inanıyoruz, size güveniyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın inşasını inşallah sizler tamamlayacaksınız. Yazacağınız başarı hikayeleriyle hem ailelerinizin hem de milletimizin kıvanç kaynağı olacaksınız. Her karışında bir yiğidin yattığı bu mübarek topraklar sizin. Her şehri ayrı güzel, her köşesinden tarih fışkıran bu cennet vatan sizin. Dostlarına güven, düşmanlarına korku salan bu büyük devlet sizin. Mazisi zaferler ve mücadelelerle dolu bu necip millet sizin. Rengini aziz şehitlerimizin kanından alan bu şanlı bayrak sizin. Yeni Türkiye sizin eseriniz olacak. Büyük ve güçlü Türkiye inşallah sizlerin omuzlarında yükselecek. Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte büyük Türkiye’yi bu asrın parlayan yıldızı yapacağız" dedi.



"Bu hareket, en başından itibaren millet davasıdır"


Erdoğan, yola çıkarken uzun bir yola, derin sulardan geçecekleri bir yola çıktıklarının idrakinde ve şuurunda olduklarını dile getirerek, "Kimse bize kolay olacak demedi. En başta, karşımızda merhum Menderes’in, Merhum Polatkan’ın, merhum Zorlu’nun talihsiz hatıraları duruyordu. 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı, partilerimiz kapatıldı, siyasi yürüyüşlerimiz engellendi, yok sayıldık, ötelendik, dışlandık; kendi öz yurdumuzda örselendik. Hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü bu hareket, bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildir. Bu hareket, kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildir. Bu hareket, köksüz bir hareket değildir, saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket, en başından itibaren millet davasıdır, memleket davasıdır, büyük Türkiye davasıdır, bu hareket ümmet davasıdır" ifadelerine yer verdi.



"Tarihe bir borcumuz var"


AK Parti’nin kurulduğu andan itibaren saf dışı bırakılması için darbe senaryolarının yazıldığını belirten Erdoğan, "İktidarımızın henüz 5’inci yılında partimize kapatma davası açıldı. Muhtıralar gördük, sokak hareketleri gördük, yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldık. Huzur ortamını, güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların, suikast girişimlerinin hedefi olduk. Bunlar, sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri. Görünmeyen nice saldırıyı, görünmeyen nice badireyi atlattık. Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik, teslim olabilirdik, uyum sağlayabilirdik, suyuna gidebilirdik, ‘ağamsın, paşamsın’ diyebilirdik. Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda, etliye sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi, biz de rahatımızı bozmaz, riske girmez, idare-i maslahatla işi götürebilirdik ama biz bunu yapmadık. Biz yollara düştük. Biz bir hayalin peşinde koştuk. Biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk; tarihe bir borcumuz var; ecdada, şehitlerimize bir borcumuz var; ümmete bir borcumuz var; mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var" şeklinde konuştu.



"Bir Tayyip Erdoğan gider, ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir"


Davayı omuzlamış, karınca kararınca bir noktaya taşımız fedakar, cefakar, cesur, mert dava adamlarına borçlarının olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim, üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle, Allah ve ahlak demenin yasaklandığı karanlık günlerde Hohlaya hohlaya buz dağını eriten iman dolu o yüreklere bir borcumuz var. O borcu ödemek için can vermek mi gerekiyor? ‘Hiç tereddüt etmeyiz, gerekirse o canı da veririz’ diyerek bu yollara revan olduk. Her zaman şunun idrakinde olduk; Bir Tayyip Erdoğan gider, ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir. Bize düşen, bizden öncekilerden devraldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir. Bizim davamız budur. Bizim misyonumuz budur. Bizim arzumuz, gayemiz, amacımız budur. Yarın, Ruz-i Mahşer’de, huzura vardığımızda, vazifesini hakkıyla yapmış olmanın yüz akına sahip olabilirsek, bu bize ziyadesiyle yeter; gayrısı boştur, gayrısı laf-u güzaftır. Bizden öncekiler bu davaya, bu harekete ömürlerini verdiler. Hamdolsun, bizim yaptığımız da budur. Biz, Allah’a sonsuz hamd-ü senalar olsun, bu hareketin içinde doğduk, bu hareketle büyüdük, vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık; Allah’ın yardımıyla o dava taşını gücümüz yettiğince, eğilmeden, bükülmeden taşıdık ve taşımaya da devam ediyoruz. Biz üzerimizde milletin, memleketin, ümmetin mesuliyetini taşıyoruz. Kimilerine bu kolay gelebilir. Hariçten gazel okumak kolay. Mesuliyet makamında olmadan ahkam kesmek kolay. Sırça köşklerde teori üretmek kolay. Hayallerle yaşamak kolay. Biz, kolayı değil, zoru seçtik. Biz çileyi seçtik, mücadeleyi seçtik" ifadelerine yer verdi.



"Bir mazlum bize ‘Allah sizden razı olsun’ dediyse, biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir"


Erdoğan, kendi siyasi tarihi boyunca çok ihanet, vefasızlık ve nankörlük gördüğünü söyleyerek, "Bir yoksul, bir garip, bir yolda kalmış, bir mazlum bize ‘Allah sizden razı olsun’ dediyse, biz payelerin en yükseğine erişmişiz demektir. Hiç şüphesiz mükemmel değiliz; haşa, günahsız, kusursuz değiliz; hatadan münezzeh asla değiliz. Elbette bizim de hatamız, eksiğimiz, yapmak isteyip de yapamadıklarımız vardır ve olmuştur. Ama şu da bilinsin ki bir engeli aşmak için bin engelle mücadele etmek zorunda kaldık. Şimdi sağdan soldan klavye kahramanları, AK Parti’nin, bu kadronun açtığı yolda, tesis ettiği iklimde, refah ve konfor ortamında, sıcak yataklarından, rahat koltuklarından ahkam kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum; siz hiç hayatınızda risk aldınız mı? Siz hiç hayatınızda kavgaya girdiniz mi? Siz hiç hayatınızda ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes’in akıbeti gözünüzün önünde dururken, hayatınızda hiç canınızdan, serinizden vazgeçecek bir harekete dâhil oldunuz mu? Kavgada yoklar; ama kavga bitince sırça köşklerinden laf üretirler. Bakın biz bu yola çıkarken de bu yolda yürürken de Türkiye’nin yakın tarihine bakarak, hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, suikastlere hedef olmayı, hatta idam edilmeyi göze alarak girdik. Bizi acımasızca, bizi insafsızca eleştirenler; siz ne yaptınız? Hangi fedakârlıkta bulundunuz? Hangi bedeli ödediniz? Konforlu, güvenli alanlarınızdan yapılan hizmetlere kulp takmak dışında, Allah aşkına hangi marifeti icra ettiniz?" şeklinde konuştu.



"Türkiye’ye çok güzel eserler kazandırdık, inşallah daha fazlasını yapacağız"


Erdoğan, yüzde 52’nin oyunu alarak göreve gelmiş, geri kalan yüzde 48’in önemli bir kısmının oy vermese de gönlünün kendileriyle olduğunu bilen bir iktidar olduklarını dile getirerek, "Hepsinden öte biz, yüzde 100’ün, onun ötesinde mazlum mağdur coğrafyaların, ümmetin de mesuliyetini omuzlayan bir iktidarız. Kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız. Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz, nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz. Bizi biz yapan değerlerden asla kopmadık; her zaman duamızda, günde 5 vakit namazlarımızda ettiğimiz dua da "bizi sırat-ı müstakime eriştir’ duasıdır. Bizim duamız, ‘ayaklarımızı sırat-ı müstakimde sabit kıl’ duasıdır. İnşallah doğru bildiğimiz yolda eğilmeden, bükülmeden, boyun eğmeden, teslim olmadan, yorulmadan, yılmadan yürümeye devam edeceğiz. Allah’a hamdolsun, bizimle aynı yolda yürüyen, birlikte yürüdüğümüz milyonlar, on milyonlar var. Bizimle aynı ufka bakan, aynı menzile doğru koşan milyonarca genç var. Dünyanın dört bir yanında, Filistin’den Suriye’ye, Arakan’dan Afrika’ya bizim için ellerini semaya açan yüz milyonlar var. Hepsinin umudunu, hepsinin emanetini taşıyoruz. Ama şunun da bilinmesini isterim; tek başıma kalsam dahi ‘bu yol hak yoludur, dönmek bilmez yürürüm’ der, bu yolda sabırla yürümeyi sürdürürüm. Allah’a hamdolsun, bu yolda yalnız değilim. Birlikte çok güzel işler yaptık; Türkiye’ye çok güzel eserler kazandırdık. İnşallah daha fazlasını yapacağız" açıklamasında bulundu.



"MHP ile el ele, omuz omuza verecek, huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz"


Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakıyla inşallah yeni başarılara, yeni zaferlere imza atacağız. İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’yle el ele, omuz omuza verecek; her metrekaresinde huzurun, güvenliğin, refahın ve kardeşliğin olduğu bir Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz. En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizi, ortak akılla, sağduyuyla, samimiyetle menziline ulaştırmakta kararlıyız. Devletimizin ilgili kurumları, örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak farklı modaliteler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. İttifak ortağımızla da siyasetin çözüm kapasitesini artıracak yeni yol, yöntem ve hamleleri etraflıca istişare ediyoruz. Hayırlı işlerde çabuk olunması gerektiği inancıyla bir an önce bu meseleyi milletimizin gündeminden çıkarmak istiyoruz. Türkiye, sadece ekonomik maliyeti 2 triyon doları aşan bu sorunu kalıcı biçimde çözecek iradeye, kapasiteye ve tecrübeye ziyadesiyle sahiptir. En güçlü dayanağımız millettir, sizsiziniz ve milletimiz ile bu yolda yürümekte tereddütlümüz yoktur."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Aile ve Gençlik Fonu kapsamında mayıs ayında 1 milyar 228 milyon lira ödeme yapıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile kurumunun desteklenmesi ve genç çiftlerin evlilik süreçlerine katkı sağlanması amacıyla kurulan Aile ve Gençlik Fonu kapsamında bu ay 5 bin 328 gence toplam 1 milyar 228 milyon lira ödeme yapıldığını belirterek, "Bu ödemeyle bugüne kadar toplam 151 bin 412 gencimize kredi desteği sağlamış olduk. Gençlerimizin evlilik süreçlerine katkı sunmak amacıyla sağladığımız toplam destek miktarı ise 12 milyar 898 milyon lirayı buldu" dedi. Bakan Göktaş, yaptığı açıklamada aile kurumunun desteklenmesi, güçlendirilmesi ve gençlerin sosyal risklere karşı korunması amacıyla Aile ve Gençlik Fonu’nu kurduklarını hatırlatarak, aile kurmayı her daim teşvik ettiklerini ve aileyi güçlendirmeyi ana hedef olarak gördüklerini vurguladı. Fonun Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilen gelirlerle finanse edildiğini hatırlatan Göktaş, "Bu kaynakla gençlerimizin geleceğine yatırım yapıyoruz. Aileyi güçlendirmek adına 81 ilimizin tamamında bu projeyi kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Aile ve Gençlik Fonu’ndan daha fazla genç çiftin yararlanabilmesi için ocakta kredi miktarını güncellediklerini belirten Göktaş, "Fona başvuran çiftlerden ikisinin de 18-25 yaş arasında olması halinde 250 bin lira, 26-29 yaş aralığında olmaları durumunda ise 200 bin liralık destek sağlıyoruz. Başvurusu onaylanan çiftlerimize kredi desteğini 48 ay vadeli ve 2 yıl geri ödemesiz şekilde veriyoruz" dedi. 48 ay içinde çocuk sahibi olan çiftlerin geri ödemelerine 12 ay erteleme Fondan yararlanma kriterlerinden biri olan gelir şartını da yükselttiklerini hatırlatan Göktaş, "Gelir durumu değerlendirmesinde son 6 ay gelirine ilişkin başvuru şartını asgari ücretin 2,3 katından 2,5 katına çıkardık. 48 ay içinde çocuk sahibi olan genç çiftlerimizin geri ödemelerini ise ilk çocuk için 12 ay hibe ederek, kalan borçlarını ise 12 ay erteliyoruz. Erteleme süreci ile birlikte 60 aya uzayan vade süresi içerisinde ikinci çocuk sahibi olunması halinde kalan borcun tamamını hibe ediyoruz. Nitekim fon kapsamında bugüne kadar desteklediğimiz 9 bin 926 çiftimizin 10 bin 54 çocuğu dünyaya geldi" açıklamasını yaptı. Gençlerin evliliklerini sağlam temeller üzerine kurmalarını hedeflediklerini ve evlilik yolundaki çiftleri yalnız bırakmadıklarını vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti: "2024’te pilot illerde hayata geçirdiğimiz ve 2025 yılında Türkiye geneline yaygınlaştırdığımız Aile ve Gençlik Fonu’na yapılan toplam başvuru sayısı 262 bin 388’e ulaştı. Bu ay 5 bin 328 gencimize sağladığımız 1 milyar 228 milyon liralık ödeme ile birlikte bugüne kadar toplam 151 bin 412 gencimize kredi desteği sağlamış olduk. Gençlerimizin evlilik süreçlerine katkı sunmak amacıyla sağladığımız toplam destek miktarı ise 12 milyar 898 milyon lirayı buldu. Gençlerimize sadece maddi destek sağlamakla kalmıyor, eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle de yanlarında oluyoruz. Bu kapsamda bugüne kadar 195 bin 62 gencimize eğitim ve rehberlik desteği verdik." Bakan Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu başvurularının ailegenclikfonu.aile.gov.tr web sitesi veya e-Devlet üzerinden yapıldığını sözlerine ekledi.
İstanbul İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi ‘Geleceğin Önder Çiftçileri’ni yetiştiriyor Tarıma stratejik önem veren Türkiye İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen "Geleceğin Önder Çiftçileri Eğitim Programı" için başvurular başladı. Sabancı Üniversitesi’nde 17-21 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek eğitime, ailesi tarım ile uğraşan ve Türkiye’nin dört bir yanında öğrenim gören Ziraat Fakültesi ikinci sınıf öğrencileri, 31 Mayıs’a kadar başvurabiliyor. Gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından olan tarım sektörünün önemi her geçen gün artıyor. Küresel iklim değişikliği, yüksek girdi maliyetleri, kırsal nüfusun yaşlanması ve gençlerin tarımdan uzaklaşması önemli gibi gelişmelere rağmen sektör, akıllı tarım uygulamaları, veri odaklı üretim modelleri ve sürdürülebilir yaklaşımlar ile yenilikçi bir yapıya kavuşma potansiyeli taşıyor. "Geleceğin Önder Çiftçileri Eğitim Programı", bu dönüşümün gelecekteki öncüleri olacak genç üreticileri desteklemek amacıyla İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirildi. 31 Mayıs’a kadar başvuruların devam edeceği program kapsamında; bitkisel ve/veya hayvansal üretimle ilgilenen, teknolojiye ve yeni nesil tarım uygulamalarına ilgi duyan ziraat fakültelerinin ikinci sınıf öğrencileri arasından 20 genç çiftçi seçilecek. Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılması beklenen öğrenciler, bir hafta boyunca eğitimler alacak. Teori ve pratik bir arada Yapılan açıklamaya göre, iki aşamalı bir yapı üzerine kurgulanan programın ilk aşamasında genç çiftçilere finansal okuryazarlık, tarım politikaları, katma değerli üretim ve ürün hikâyesi, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik, tarımsal finans, kooperatifçilik, üretim ve pazarlamada dijital uygulamalar, iş modeli geliştirme başlıklarında disiplinler arası içerikler sunulacak. Programın devamında öne çıkan katılımcılar, ikinci yıl planlanan uygulama aşamasına dahil edilecek. İkinci aşama, teorik kazanımların toprakla buluştuğu bir basamak olarak kurgulanıyor. Bu süreçte genç çiftçilerin örnek çiftlikler, tarımsal işletmeler, girişimler ve kooperatiflerle bir araya gelerek ekosistem deneyimi kazanması hedefleniyor. Ayrıca, yeni nesil tarım teknolojileri ve çözümleri, verimlilik artırıcı uygulamalar konusunda saha deneyimi edinmeleri planlanıyor. Böylece katılımcılar yalnızca teorik bilgiyle değil, uygulama deneyimiyle de desteklenecek. Uzun vadeli ve çok boyutlu bir gelişim modeli olarak tasarlanan programın; tarım sektöründe insan kaynağının güçlendirilmesine, teknolojik dönüşümün desteklenmesine ve sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına katkı sunması amaçlanıyor. Başvuru süreci ve program detaylarına ilişkin bilgilere Geleceğin Önder Çiftçileri: Tarımın Geleceği sayfası üzerinden ulaşılabiliyor.
Ankara Bakan Uraloğlu: "Nissibi Köprüsü ile 11 yıllık süreçte 5,9 milyar lira tasarruf sağladık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Doğu’nun Boğaz Köprüsü olarak anılan Nissibi Köprüsü’nü 11 yılda 6,9 milyon aracın kullandığını bildirdi. Bakan Uraloğlu, 11 yıllık süreçte zamandan 3,3 milyar lira, akaryakıttan 2,6 milyar lira olmak üzere toplam 5,9 milyar lira tasarruf sağladıklarını da kaydetti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Doğu’nun Boğaz Köprüsü olarak anılan Nissibi Köprüsü’nün hizmete açılışının 11. yılı dolayısıyla yazılı açıklamada bulundu. Uraloğlu, 21 Mayıs 2015 tarihinde vatandaşların hizmetine sunulan köprünün, Güneydoğu Anadolu karayolu ulaşım ağı içerisinde en önemli geçiş noktalarından birini oluşturduğunu söyledi. "Toplam 5,9 milyar lira tasarruf sağladık" Bakan Uraloğlu, Atatürk Barajı’nın su tutmasıyla yıllarca feribot aracılığıyla sağlanan Adıyaman ile Diyarbakır arasındaki ulaşımın Nissibi Köprüsü sayesinde kesintisiz hale getirildiğini belirterek açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Diyarbakır’ın batı, Adıyaman’ın doğu illerine olan ulaşımını 40 kilometre kısaltan köprü ile seyahat süresi feribota göre yaklaşık bir buçuk daha kısa sürüyor. Nissibi Köprüsü’nü açıldığı günden bu yana 6,9 milyon araç kullanırken 11 yıllık süreçte zamandan 3,3 milyar lira, akaryakıttan 2,6 milyar lira olmak üzere toplam 5,9 milyar lira tasarruf sağladık. Çevreye zararlı egzoz emisyonu 128 bin ton azaldı." 610 metre uzunluğunda inşa edildi Köprünün teknik özellikleri hakkında da bilgi veren Bakan Uraloğlu, "Adıyaman ve Diyarbakır arasındaki en kısa karayolu ulaşımını sağlayan Nissibi Köprüsü, gergin eğik kablo askılı olarak inşa edildi. Orta açıklığı 400 metre, kenar açıklıkları 105’er metre olmak üzere toplam 610 metre uzunluğundaki köprü; 24,5 metre genişliğinde, 4 şeritli olup kule yüksekliği ise tam 96 metredir" açıklamasında bulundu.