POLİTİKA - 12 Nisan 2026 Pazar 18:18

CHP Genel Başkanı Özel’den Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’a ziyaret

A
A
A
CHP Genel Başkanı Özel’den Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’a ziyaret

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Özgür Özel, "Masum insanları öldüren bir soykırımcının, meseleyi Türkiye’deki bir siyasetçiye, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nı hedef alarak yaptığı açıklama tam bir hadsizliktir" dedi.


CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ı Zafer Partisi Genel Merkezi’nde ziyaret etti. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Sayın Genel Başkan’ı (Özdağ) biz pek çok kez Silivri Cezaevi’nde ziyaret etmek durumunda kaldık. Hiç İstanbul ile ilgisi olmayan, başka şehirlerde olduğu iddia edilen, sonra da zaten öyle bir suçun asla olmadığı açıkça ortada olan bir durumda sadece Sayın Ümit Özdağ’ı susturabilmek, onun siyasetteki etkinliğini ortadan kaldırabilmek, Zafer Partisi’ni durdurmak ve yıldırmak için kendisini şu anda Adalet Bakanı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Antalya’da, Kayseri’de, Ankara’da olan ve kendince suç olduğunu iddia ettiği şeylerden dolayı alıp özgürlüğünden etmişti. Şimdi burada Zafer Partisi’nin çok kıymetli kadrolarıyla birlikte Sayın Genel Başkan’la özgürlükte siyaseti konuşabilmenin önemini vurguluyorum. İçinde bulunduğumuz bu dönemde Erdoğan’ın siyasi rakiplerini siyasi amaçlarla nasıl cezalandırdığının da altını çizmek istiyorum. İşte tam bu sebepten dolayıdır ki Ekrem İmamoğlu; Erdoğan’ı ve onun gösterdiği adayları bugüne kadar üç kez üst üste mağlup etmiş ve Erdoğan’a hiç yenilmemiş Ekrem İmamoğlu, şu an cezaevindedir. 20 belediye başkanımız ve çok sayıda siyaset arkadaşımız ve bürokratımızla birlikte cezaevindedir. Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı son seçimlerin, yerel seçimlerin toplumun yüzde 65’ine belediyecilik hizmeti yapmak üzere görevlendirilmiş, son yerel seçimlerde 47 yıl sonra birinci parti olmuş, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni girdiği bir seçimde mağlup etmiş Cumhuriyet Halk Partisi’ne de çoklu saldırılar işte bu yüzdendir. O yüzden de bizim pazarımız, tatilimiz yoktur. Biz sandık gelene kadar ve bu millet huzur bulana kadar durmayacağız, durmadan çalışacağız" ifadelerini kullandı.


Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, İsrailli yetkililerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik açıklamalarının sorulması üzerine şunları söyledi:


"Tam bir hadsizlik. Eli kanlı ve bebekleri katleden, çocukları öldüren, masum insanları öldüren bir soykırımcının, meseleyi Türkiye’deki bir siyasetçiye, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nı hedef alarak yaptığı açıklama tam bir hadsizliktir. Ayrıca orada Cumhuriyet Halk Partisi’nin iki sayın belediye başkanını ve önceki genel başkanını işaretlemek suretiyle ne murat ediyorsa, o murat ettiği şeye ermesi mümkün değildir. Orada işaretlenen tüm CHP’lilerden de Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm üyelerinden de içerdeki siyasi rekabet bir yana, İsrail’e ve el kanlı bir yönetime en ufak bir paye çıkmaz. Yanlarına hiçbir şey kalmaz. Bu konuda İsrail’in karşısında Türkiye tam olarak bir ve bütün şekilde aynı tarafta masumların tarafında durmaktadır. İsrail’den taraf olacak hiçbir Cumhuriyet Halk Partiliyi bulamazlar."



CHP Genel Başkanı Özel’den Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ’a ziyaret

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tunceli Terörün gölgesinden turizme: Rabat Vadisi ziyarete açılıyor Tunceli’de uzun yıllar güvenlik gerekçesiyle ziyaret edilemeyen Rabat Vadisi, son dönemde artan ilgiyle yeniden gündeme geldi. Bölgenin turizme kazandırılması için çalışmalar yürütülüyor. Tunceli’nin doğal ve tarihi zenginlikleri arasında yer alan, kent merkezine 20 kilometre uzaklıktaki Çemçeli köyüne bağlı Rabat Vadisi, geçmişte yaşanan terör sorunları nedeniyle uzun yıllar boyunca aktif şekilde kullanılamayan bölgelerden biri olarak kaldı. Ancak terörsüz Türkiye hedefiyle birlikte sağlanan huzur ortamı dolayısıyla vadi yeniden keşfedilmeye başlandı. İçerisinde barındırdığı tarihi kalıntılar, şelale ve köprü gibi yapılarla dikkat çeken bölge, özellikle doğa ve tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. "Şehrimizin her alanında sadece huzur hakim" Bölgenin terörden arındırıldıktan sonra huzur içinde ziyaret edildiğini belirten Tunceli Valisi Şefik Aygöl, "Rabat Vadisi, Urartu dönemine giden bir tarihi olan özellikle o dönemden kalma tarihi kalesi, çok güzel şelalesi ve Osmanlı döneminden olduğu değerlendirilen bir de tarihi köprüsü var. Vatandaşlarımız burayı keşfetmeye başladı. Bu tarafa doğru yavaş yavaş ziyaret etmeye başladılar. Biz de bu yıl buraları sahiplenme yönünde çalışmalarımızı, projelerimizi hazırladık. İnşallah şehrimizin turizmine bu bölgeyi kazandıracağız. Bu kadar güzel bir alanı, bu kadar güzel bir vadiyi yıllardır terörden dolayı kullanamadık. Ancak şükürler olsun gezerken hemşehrilerimizin burayı çocuklarıyla beraber rahatça kullandığını görme fırsatı bulduk. Bunun en büyük nedeni şehrimizin her alanında sadece huzur hakim. Bu huzurun olduğu yerde de güzellikle olur, turizm olur açılışlar olur, güzel programlar olur, yatırımlar olur. Biz şehrimize, hemşehrilerimize buraları sahipleneceğimizi ifade ederken hem ülkemizin sınırları içerisinde, sınırların dışında bu memleketle bağı olan bütün hemşehrilerimizi bu bölgeye, Rabat Vadisine davet ediyoruz" diye konuştu.
İstanbul Prof. Dr. Şahin Uçar: "Kufi yazının yalnızca bir el becerisi değil, güçlü bir kompozisyon sanatıdır" Tarihçi, şair, müzisyen ve hattat Prof. Dr. Şahin Uçar, "Kitabına Göre Konuşalım" programında, kültür, tarih ve sanat üzerine değerlendirmelerde bulundu. Uçar, kufi yazının yalnızca bir el becerisi değil, güçlü bir kompozisyon sanatı olduğunu vurguladı. Tarihçi, şair, müzisyen ve hattat Prof. Dr. Şahin Uçar, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen "Kitabına Göre Konuşalım" programında, kültür, tarih ve sanat üzerine dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. "Kufi Script and Philosophy of History" adlı çalışması dolayısıyla gerçekleştirilen programda konuşan Uçar, kufi yazının yalnızca bir el becerisi değil, güçlü bir kompozisyon sanatı olduğunu vurguladı. Bu yazı türünün dikkat, sabır ve estetik idrak gerektirdiğini belirten Uçar, yetkinliğin uzun yıllara yayılan bir birikimle mümkün olduğunu ifade etti. Kendisinin çok kıymetli hocalardan ders aldığını dile getiren Uçar, Osmanlı kültürünün önemli temsilcilerinin yetiştirdiği bir gelenekten geldiğini belirterek, "İmparatorluk bakiyesi çok önemli bir mirastır. Ancak son dönemde bu kültür büyük ölçüde ortadan kalktı; kültürel alanda ciddi bir sığlaşma ve daralma yaşanıyor. Kültürsüzleşme ve dejenerasyon Türkiye için önemli bir meseledir" dedi. Tanzimat sürecine de değinen Uçar, bu dönemi "sahte bir biçimlenme" olarak nitelendirerek Batı taklitçiliğinin kalıcı bir katkı üretmediğini vurguladı. Modern çağın teknolojik gelişmelerine de değinen Uçar, özellikle yapay zeka konusunda temkinli bir yaklaşım ortaya koydu. Uçar, teknolojinin her zaman olumlu sonuçlar doğurmadığını belirterek, geleneksel kültürden uzaklaşmanın insanlık açısından ciddi bir kayıp olduğunu ifade etti. Hat sanatındaki gelişim sürecine de değinen Uçar, Kemal Batanay ve Hamit Aytaç gibi büyük ustalardan ders aldığını belirtti. Sülüs ve talik yazıda icazet seviyesine ulaşamadığını ancak kufi yazıda önemli bir ilerleme kaydettiğini ifade etti. Kufi’nin yeri 1970’lerden bu yana kufi yazı alanında eserler verdiğini söyleyen Uçar, 70’in üzerinde çalışmaya imza attığını belirtti. Bu çalışmaların bir kısmının müsvedde, bir kısmının ise sipariş üzerine hazırlandığını ifade eden Uçar, kufi yazının İslam medeniyeti içindeki yerinin tarih bağlamında ele alınması gerektiğini vurguladı. Eserlerinin izinsiz kullanıldığını gördüğünü dile getiren Uçar, hazırladığı kitapla birlikte çalışmalarını kayıt altına aldığını belirtti. Bu yönüyle eserin hem teorik hem de sanatsal bir bütünlük taşıdığını ifade etti. Programın kapanışında konuşan Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı da, Prof. Dr. Şahin Uçar’ın ilim ve sanat dünyasındaki müstesna yerine dikkat çekti. İstanbul Üniversitesi mezunu olan Uçar’ın hem yurt içinde hem de yurt dışında akademik faaliyetlerde bulunduğunu belirten Bıyıklı, onun tarih felsefesi alanında önemli bir birikime sahip olduğunu ifade etti. Gençlik yıllarında Süheyl Ünver, Kemal Batanay, Hamit Aytaç ve Münir Nureddin Selçuk gibi isimlerden dersler aldığını hatırlatan Bıyıklı, bu birikimin Uçar’ın çok yönlü kişiliğini şekillendirdiğini söyledi. Uçar’ın klasik ve modern şiir alanında da eserler verdiğini belirten Bıyıklı, aruz vezniyle yazılmış bir divana sahip olmasının onu çağdaş edebiyat içinde ayrıcalıklı bir konuma taşıdığını ifade etti. Konuşmasının sonunda Uçar’ın dil zenginliğine de değinen Bıyıklı, Türkçenin farklı lehçelerinin yanı sıra İngilizce, Farsça, Arapça, ayrıca bir ölçüde Rusça ve Latince bildiğini vurguladı. Uçar’ın yaşayan insan hazinelerimizden birisi olduğunu söyleyen Bıyıklı Türk okurunun son eserine gereken ilgiyi göstereceğine inandığını ifade etti. İki saat süren program soru cevap bölümünün ardından sona erdi.
Ankara Hazine ve Maliye Bakanlığından altın varlıklarındaki azalış iddialarıyla ilgili açıklama Hazine ve Maliye Bakanlığı, Hazine’deki altın varlıklarıyla ilgili iddiaların teknik bilgi eksikliğinden kaynaklı yanlış yorumlandığını belirterek, "Kamuoyuna yansıyan iddiaların aksine, Hazine’nin altın bakiyesindeki değişim bilinçli bir tercihin sonucu olup 2026 yılı borçlanma stratejisi çerçevesinde, altın cinsi borçlanmalara ilişkin çevirme oranları kontrollü bir şekilde düşürülmüştür" açıklamasını yaptı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bugün Sözcü Gazetesi’nde Erdoğan Süzer imzasıyla yayımlanan haberde, Hazine’nin altın varlıklarındaki azalışın sebebinin teknik bilgi eksikliğinden kaynaklı yanlış yorumlandığı görülmüş; aşağıdaki doğru bilgilendirmenin yapılması zaruri hale gelmiştir. Bakanlığımız borçlanma politikası, borç stokunun vade yapısı, faiz kompozisyonu ve risk profilinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi suretiyle, orta ve uzun vadeli stratejik ölçütler çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda alınan borçlanma kararları, piyasa koşulları ve yatırımcı talebi gözetilerek, borç stokunun sürdürülebilirliği ile maliyet-risk dengesini muhafaza eden bir yaklaşımla şekillendirilmektedir. Bu kapsamda, kamuoyuna yansıyan iddiaların aksine, Hazinenin altın bakiyesindeki değişim bilinçli bir tercihin sonucu olup 2026 yılı borçlanma stratejisi çerçevesinde, altın cinsi borçlanmalara ilişkin çevirme oranları kontrollü bir şekilde düşürülmüştür. Bu tercih; altın cinsi borç stokunun toplam borç stoku içerisindeki payını azaltarak, borç kompozisyonunun daha dengeli hale getirilmesi ve piyasa risklerine maruziyetin sınırlandırılması amacı taşımaktadır. Bu çerçevede; 2026 yılının ilk 3 aylık (Ocak-Mart) döneminde altın cinsi iç borçlanma stratejimizde revizyona gidilmiştir. Vadesi gelen altın cinsi borçların tamamının yenilenmesi yerine, borç çevirme (roll-over) oranı bilinçli olarak yüzde 76 seviyesinde tutulmuştur. Ayrıca, çevrilen altın cinsi yükümlülüklerde vade yapısının çeşitlendirilmesine gidilmekte; bu suretle belirli dönemlerde yoğunlaşabilecek itfa riskinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Bu yaklaşım, borç servis profilinin daha dengeli ve öngörülebilir hale getirilmesine katkı sağlamaktadır. Altın cinsi borçlanmalara ilişkin söz konusu stratejik yaklaşım önümüzdeki dönemde de uygulanmaya devam edilecektir" denildi.