POLİTİKA - 23 Ağustos 2025 Cumartesi 10:00

Bakan Uraloğlu: "Zengezur Koridoru’ndan, 30 yıllık projeksiyonda toplam 147,6 milyar lira kazanç sağlayacağımızı hesaplıyoruz"

A
A
A
Bakan Uraloğlu: "Zengezur Koridoru’ndan, 30 yıllık projeksiyonda toplam 147,6 milyar lira kazanç sağlayacağımızı hesaplıyoruz"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Zengezur Koridoru yapıldığında Türk dünyasına, Türk cumhuriyetlerine, Uzak Doğu’ya bağlanacak en kestirme yol olacak. 15 milyon ton yük taşıma kapasitesi ortaya koyacağız. 30 yıllık projeksiyonda toplam 147,6 milyar lira kazanç sağlayacağımızı hesaplıyoruz" dedi.


Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demir Yolu Hattı Temel Atma Töreni öncesi Iğdır’da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Zengezur Koridoru’nun bölge için oldukça önemli olduğunu ifade eden Uraloğlu, bu yolun Orta Koridor’u da destekleyeceğini belirtti.


"Zengezur Koridoru’nda 15 milyon ton yük taşıma kapasitesi ortaya koyacağız"


Uraloğlu, Orta Koridor ile birlikte demir yoluyla yapılacak ticaretin, deniz yoluna göre ciddi zaman tasarrufu sağlayacağını kaydederek, "Sonuçta her türlü alternatifinizin olması lazım. Biz de bu demiryolunu yapıp bitirdiğimizi zaman belirli bir süre içerisinde buraya yaptığımız yatırım geri dönecektir. Sadece nakliye olarak düşünmüyoruz bunu, aynı zamanda stratejik bir yatırım olarak da düşünüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.


Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesi üzerine açıklamada bulunan Bakan Uraloğlu, "Bu koridor yapıldığında Türk dünyasına, Türk cumhuriyetlerine, Uzak Doğu’ya bağlanacak en kestirme yol olacak. Zengezur Koridoru’nda 15 milyon ton yük taşıma kapasitesi ortaya koyacağız" açıklamasında bulundu.


Bakan Uraloğlu ayrıca, Zengezur Koridoru’ndan 30 yıllık projeksiyonda 135 milyar lira işletme geliri, 3 milyar lira kaza kazancı, 2,1 milyar lira iklim kazancı, 3,5 milyar lira zaman kazancı ve 4 milyar lira karayolu bakım kazancı olmak üzere toplam 147,6 milyar lira kazanç sağlanacağını hesapladıklarını söyledi.


İzmir İstanbul Otoyolu’nun etrafında 12 OSB kurulduğuna dikkati çeken Uraloğlu, bu ulaşım yolunun lojistik, sanayileşme ve istihdam gibi birçok imkanı da beraberinde getirdiğine vurgu yaptı.


Uraloğlu, ‘Benzer bir süreç Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demir Yolu Hattı’nda da yaşanabilir mi?’ sorusuna ise en azından yeni sanayi tesislerinin İstanbul’da kurdurulmaması noktasında bir irade ortaya koyulduğunu ve Anadolu’da yeni ulaşım projeleriyle nakliyenin kolaylaşmasıyla üretim tesislerinin de rahatlıkla kurulabileceği cevabını verdi.


"Suriye sınırında tırların yükle boşalt yapmadan geçebilmesi konusunda anlaşma yaptık"


Suriye sınırında geçen tırların sınırda doldur boşalt yapmasına çözüm konusunda da adım atıldığını belirten Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti:


"Suriye sınırında tırların yükle boşalt yapmadan geçebilmesi konusunda anlaşma yaptık. Suriye’nin bu konuda gerekli müracaatları yapıp bizim taraftan izin alması gerekiyor. Onları başlatmadılar henüz. Tabii Suriye’de standart dışı birçok araç var, bakımları düzenli yapılmamış birçok araç var. Biz ilk etapta standart dışı araçların gümrükten sonraki ilk ile kadar gelmesine müsaade edeceğiz. Ama standart olan araçların üçüncü ülkelere geçişlerine de müsaade ettik. Aynı şekilde bizim araçlarımız da Suriye’ye oradan Ürdün’e geçecek. Şimdi bu taşımayı daha profesyonel yapabilmek için Ürdün, Suriye ve Türkiye olarak bakanlarla bir araya geleceğiz sonbaharda."


Suriye ile demiryolu çalışmalarında iş birliği


Uraloğlu, Türkiye’nin Suriye’deki kara yolu ve demir yolu çalışmalara dair ise şimdiye kadar hareket bölgelerinde birçok iş yaptıklarını ve devamıyla ilgili Suriye tarafıyla görüşmelerin sürdüğünü belirtti.


Türkiye’nin ilk etapta Gaziantep’ten Halep’e kadar uzanan ve tamamen tahrip olmuş demiryolunu ayağa kaldırmayı istediğini bildiren Uraloğlu, bu yenilemenin 120 milyon dolarlık bir finansmana ihtiyacı olduğu ve finansmanın dünyadaki kuruluşlar tarafından sağlanması için Suriye ile ortak çalışmaların devam ettiği bilgisini paylaştı.


"Şam Havalimanı’nı yenileme ve büyütme ihalesini Türk şirketleri aldı"


Uraloğlu, Hicaz Demir Yolu’ndaki belirli bir bölümdeki tahribatın düşük bir finansmana ihtiyacı olduğunu ve buradaki tadilatın Türkiye tarafından yapılacağını da ifade ederek havalimanlarına ilişkin de "Şam Havalimanı’nı yenileme ve büyütme ihalesini Türk şirketleri aldı. Benzer bir süreç Halep’le ilgili de yürüyor. Suriye’nin altyapıdan üstyapıya her şeye ihtiyacı var. Kaynak noktasının çözülmesi lazım." değerlendirmesinde bulundu.


"Projeler deprem yönetmeliğine uygun yapılıyor"


Kara yollarının depremlere uygunluğu üzerine bir soruya yönelik ise ihalelerin deprem yönetmeliğine atıfta bulunduğu bildiren Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti:


"Yönetmelikler, yapılacak olan projelerin olmazsa olmazıdır. Dolayısıyla zaten projelerin deprem yönetmeliğine göre yapılması lazım. 2020 yılında bütün ulaştırma yapılarının deprem yönetmeliğinin çıkarılması görevi, enerji nakil hatları, demir yolu, kara yolu, havalimanları, deniz limanları, bunların hepsinin yönetmeliğinin yapılması görevi Karayolları Genel Müdürlüğüne verildi tek elden yürütülsün diye. Bütün ilgili kurumların da katılımıyla bu yönetmelik yayınlandı ve hayata geçti. Yapılan her proje bu yönetmeliğe göre yapılıyor ve bu yönetmeliğe göre yapılan her projede ihalede zaten otomatikman deprem hassasiyeti dikkate alınarak ihale yapılmış oluyor. Dolayısıyla yeni yapılan hiçbir imalatta bu anlamda bir sıkıntı yok. Eski yapıların da risk grubuna göre yeni deprem yönetmeliğine göre elden geçirilmesi gerekiyor. Biz başta İstanbul köprüleri olmak üzere otoyollardaki bu tür yapılardaki deprem önlemlerinin yüzde seksen doksanını aldık. Mesela Boğaz köprülerinin hem 15 Temmuz’un hem de FSM’nin bütün askı halatlarını değiştirdik. Dolayısıyla bu anlamda eski ve riskli olanları da bir program çerçevesinde yeniliyoruz. Olası bir depreme karşı ana hatlar gözden geçirildi. Halen özellikle İstanbul ya da Marmara bölgesinde devam eden işlerimiz var. Ulaştırma yapıları depremde gerekli imtihandan geçti. "


Uraloğlu, olası bir İstanbul depreminde ulaşım yollarında oluşacak yoğunluğu azaltmak için bölgede projelerin sürdüğünü bildirdi.


Esenboğa Metro’sunda proje revizyonu yapılıyor


Ankara’daki metro çalışmalarını değerlendiren Bakan Uraloğlu, "Esenboğa Metrosu’nda bir proje revizyonu yapıyoruz. O bizim sorumluluğumuzda. Belediye, bunun bizim tarafımızdan yapılmasını talep etmiş, Cumhurbaşkanımız uygun görmüş, bünyemize almışız. Eski bir proje, onu gözden geçiriyoruz. Bu sene herhalde bitiririz gözden geçirmeyi. Önümüzdeki sene de ihale edebiliriz diye düşünüyorum" dedi.


Hız levhalarına ilişkin çalışmalar sürüyor


Yollardaki hız sınırı çalışmalarının sürdüğünü belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:


"Sene sonuna kadar belli güzergahları tamamlayacağız. Yani belli düzenlemeler yaptık. Yaya geçitlerini kapatacağımız yerlerde kapatacağız. İki il arasındaki farklılıkları trafik komisyonlarından alınan bazı kararlarla uygulayacağız. Birçok yerde yaya geçidi vardı. Yaya geçidinde hızı 50’ye düşürmek zorunda kalıyorsunuz. Yani birbirine yakın olanları kapatıyoruz, alt üst geçitler yapacağız oralara."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Madde bağımlılığına karşı ortak mücadele vurgusu Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Madde Bağımlılığına Çok Boyutlu Yaklaşım Paneli"ne katılarak, bağımlılıkla mücadelenin toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Madde Bağımlılığına Çok Boyutlu Yaklaşım Paneli" geniş katılımla düzenlendi. Programa Vali Vahdettin Özkan’ın yanı sıra kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler, sağlık çalışanları, eğitimciler ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan Vali Özkan, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir mesele olduğuna dikkat çekti. Bağımlılığın sadece bireyi değil; aile yapısını, eğitim hayatını ve toplumsal huzuru da doğrudan etkilediğini belirten Vali Özkan, gençlerin korunmasında aile kurumunun belirleyici bir role sahip olduğunu ifade etti. Zararlı maddelerin günümüzde toplumların karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri hâline geldiğini söyleyen Vali Özkan, özellikle çocukların ve gençlerin korunmasının hayati önem taşıdığını kaydetti. Madde bağımlılığıyla mücadelenin yalnızca güvenlik güçleri ya da sağlık kuruluşlarının çalışmalarıyla sınırlı kalamayacağını belirten Vali Özkan, ailelerden eğitim kurumlarına kadar herkesin bu süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getirdi. Konuşmasında emniyet ve jandarma birimlerinin zararlı maddelerin arzının engellenmesi konusunda yoğun çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Vali Özkan, sağlık kuruluşlarının ise rehabilitasyon süreçlerinde önemli görevler üstlendiğini söyledi. Ancak mücadelenin en önemli ayağının maddeye olan talebin azaltılması olduğunu vurgulayan Vali Özkan, bu noktada eğitim ve farkındalık çalışmalarının belirleyici rol oynadığını kaydetti. Toplumun tüm kesimlerinin bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Vali Özkan, öğretmenlerin ve eğitim kurumlarının bağımlılıkla mücadelede en önemli paydaşlardan biri olduğunu ifade etti. Vali Özkan, riskin yalnızca belirli çevrelerle sınırlı olmadığını, tüm gençlerin aynı tehditle karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Kurumsal iş birliği ve koordinasyonun önemine de değinen Vali Özkan, bağımlılıkla mücadelede kamu kurumları, eğitim kurumları, sağlık kuruluşları ve ailelerin ortak hareket etmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Program kapsamında Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Metin Gümüş tarafından Sağlıklı Hayat Merkezlerinin tanıtımı ve Sosyal Risk İndeksi Yazılımı hakkında bilgilendirme sunumları gerçekleştirildi. Panelde ayrıca "Madde Bağımlılığının Biyolojik ve Tıbbi Boyutu", "Madde Kullanımına Götüren Psikolojik Süreçler ve Risk Faktörleri", "Okulda Erken Fark Etme, Önleme ve Müdahale Stratejileri" başlıklı sunumlar gerçekleştirildi. Program sonunda Vali Vahdettin Özkan tarafından panelistlere teşekkür belgesi takdim edildi.
Sivas Şifahanede asırlar sonra yeniden ritim yükseldi Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nda gerçekleştirdikleri ritim etkinliğiyle müzikle şifa geleneğini yaşattı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından hazırlanan "Tıpta Ritim Şifahane’de Ritim: Divriği’de Müzikle Şifanın İzinde" programı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nda gerçekleştirildi.Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında desteklenen etkinlikte, tıp fakültesi öğrencileri ritim performansları sergiledi. Tarihi şifahanede gerçekleştirilen programda öğrenciler, müzikle şifa geleneğini ritim gösterileriyle yeniden canlandırdı. Programa Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengül, Divriği Kaymakamı İlyas Kılıç, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Salih Cem İnan, Sivas Belediye Başkan Yardımcısı Esra Meral Uslu, akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Şengül, öğrencilerin yalnızca akademik değil sosyal, kültürel ve sanatsal alanlarda da gelişim göstermelerinin önemli olduğunu ifade etti. Şengül, tarihi ve kültürel mirasın öğrencilerle buluşturulmasının önemli kazanımlar sağladığını belirtti. Programın danışmanlığını yürüten Tıp Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Deniz Şahin İnan ise etkinliğin deneyimsel eğitim anlayışıyla hazırlandığını ifade etti. Etkinlik kapsamında katılımcılara Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası gezdirilerek tarihi yapı hakkında bilgi verildi. Program, ritim performanslarının ardından sona erdi.
Elazığ Elazığ’da salgın alarmı: Valilik açıkladı, uzman doktor uyardı Elazığ Valiliği, kent genelinde bulantı, kusma ve ishal şikayetlerindeki artış üzerine su ve hijyen uyarısı yaparken; Özel Medilines Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan da vaka artışlarının mikrobik kaynaklı olduğunu belirten uyarılarda bulundu. Elazığ’da son günlerde sağlık kuruluşlarına bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal şikayetiyle başvuran vatandaşların sayısında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Yaşanan hareketlilik üzerine Elazığ Valiliği resmi bir açıklama yayımlayarak vatandaşları uyarırken, uzmanlar da hastalığın taşıdığı risklere karşı hayati uyarılarda bulundu. Elazığ Valiliği tarafından yapılan açıklamada, vaka artışlarının yakından takip edildiği ve su numunesi analizlerinin titizlikle sürdürüldüğü ifade edildi. Akut bağırsak enfeksiyonlarının çoğunlukla kirli su, hijyenik olmayan gıdalar ve el teması yoluyla bulaştığına dikkat çeken Valilik; denetimi olmayan su kaynaklarından uzak durulması, şüpheli durumlarda suların kaynatılarak tüketilmesi ve kişisel hijyene azami özen gösterilmesi çağrısında bulundu. "Hem mevsim geçişi hem yağışlar etkili oldu" Her yaş grubundan hastayla karşılaştıklarını belirten ve poliklinik ve acil servislerdeki yoğunluğu değerlendiren Uzm. Dr. Serpil Arslan, " Bugünlerde çok artmış olan ishal, kusma, ateş vakalarından bahsetmek istiyorum. Hem mevsim geçişi olması hasebiyle hem yağışların çok artmış olması nedeniyle bu ara poliklinik ve acillere çocuk, yetişkin, gebe, yaşlı olsun ishal, kusma, karın ağrısı ve ateşle çok sık karşılaşmaya başladık. Bu da mikrobik kaynaklı. Mikrobik olaylarda en çok dikkat etmemiz gereken şey hijyen. Önceliğimiz hijyen çünkü bu mikrop el ve ağız yoluyla buluşuyor. El hijyenine, kullandığımız suyun hijyenine çok dikkat etmemiz gerekiyor. Güvenmediğimiz, denetimi ve kontrolü yapılmayan suyu kullanmamamız gerekiyor. Aynı şekilde dışarıdan aldığımız besin ve gıda maddelerinin usulüne uygun hazırlanması gerekiyor" dedi. "Böbrek yetmezliği riski var" Sıvı kaybının özellikle risk gruplarında kritik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Arslan, " Eğer rahatsızlandıysak da ishal, kusma, yüksek ateşimiz, karın ağrımız varsa en yakın sağlık birimine müracaat edip vakitlice tedavimizi olmamız gerekiyor. Burada bizi en çok ilgilendiren kısmı özellikle direnci düşük hastalarda, çocuklarda, gebelerde ve yaşlılarda vücudun susuz kalması. İshal ve kusmayla beraber vücut su kaybedeceği için olay böbrek yetmezliğine kadar gidebilmekte. O yüzden şikayetleri olan vatandaşlarımızın mutlaka uzman hekimimize danışaraktan uygun tedavileri görmesi gerekiyor" diye konuştu.
Ankara Sezai Karakoç’un gizli arşivi ilk kez ortaya çıktı Sezai Karakoç’un daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış arşiv belgeleri, el yazıları, ilk baskı eserleri ve şahsi daktilosu ‘Zamana Adanmış Sözler’ sergisinde ilk kez sanatseverlerle buluştu. Türk düşünce ve edebiyat dünyasının güçlü isimlerinden Sezai Karakoç’un fikir, sanat ve medeniyet anlayışını çok yönlü biçimde ele alan ‘Zamana Adanmış Sözler’ sergisi kapılarını Rami Kütüphanesi’nde ziyaretçilere açtı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan sergide, büyük ustanın edebi mirasını yansıtan çok sayıda özel eser sanatseverlerle buluşurken Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da sergiyi ziyaret ederek sergide yer alan arşiv materyalleri hakkında bilgi aldı. Sergi kapsamında Sezai Karakoç’un edebi ve fikri mirasını yansıtan özel eserler, arşiv belgeleri ve kaligrafi seçkileri 22 Haziran’a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. Karakoç’un düşünce dünyasına yolculuk Bakan Ersoy, Sezai Karakoç’un yalnızca şiirleriyle değil; hikayelerden tiyatro eserlerine, incelemelerden denemelere ve düşünce yazılarına uzanan çok yönlü bir edebi miras bıraktığını ifade ederek, "insanıyla ve hatta insanlıkla hemhal olmak adına her yola bir not düşmüş; bir açıklama, bir cevap, kimi zaman sorular bırakmış bir isim" olduğunu söyledi. II. Dünya Savaşı’nın insanlık üzerinde bıraktığı yıkıma ve modern dünyanın krizlerine dikkat çeken Ersoy, Sezai Karakoç’un bu süreçlerle yüzleştiğini, bunları inkar etmediğini belirterek tüm bu buhranlardan güçlü bir umut devşirdiğini anlattı. Ersoy, Karakoç’un "insanların tükenişi gördüğü ve kabullendiği yerde Diriliş mücadelesine revan olduğunu" ifade etti. Sezai Karakoç anlamak için mücadelesini bilmek gerekir Sezai Karakoç’un düşünce dünyasının kısa sürede anlaşılabilecek bir yapı olmadığını vurgulayan Ersoy, büyük ustayı anlamak için onun mücadelesini, savunduğu değerleri ve yaşamını iyi bilmek gerektiğini söyledi. Konuşmasında Karakoç’un ‘Kar’ şiirine de değinen Bakan Ersoy, şu satırları okudu: "Benim bu şiirimi anlayacaksın / Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın / Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın." Bu özel seslenişin Sezai Karakoç’u anlamak adına önemli bir öğüt niteliği taşıdığını belirten Ersoy, hem Karakoç’un eserlerini hem de ‘Diriliş’ düşüncesi etrafında şekillenen milli, manevi ve insani değerler bütününü okuyup içselleştirmenin önemine işaret etti. İlk kez sergilenen özel belgeler dikkat çekti Bakan Ersoy, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünün Sezai Karakoç’un düşünce dünyasını, edebi mirasını ve kültürel etkisini farklı katmanlarıyla görünür kılmayı amaçlayan kapsamlı bir kültür-sanat etkinliği tertip ettiğini dile getirdi. Serginin ayrıntılarını paylaşan Ersoy, Sezai Karakoç’un farklı dönemlerde yayımlanan eserlerinin ilk baskılarının, Diriliş dergisinin farklı dönem sayılarının ve daha önce kamuoyu ile paylaşılmamış arşiv değeri taşıyan çeşitli belge ve materyallerin yer aldığını kaydetti. Ersoy, "El yazısı ile yazılmış yazı taslaklarının bulunduğu defter, Diriliş Partisi Genel Başkanı sıfatıyla 1992 yılında Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’e yazılmış ıslak imzalı belge, dedesi Hüseyin Efendi’ye takdim edilmiş Plevne Madalyası’nın görseli ve açıklaması ile Sezai Karakoç’un şahsi daktilosu ilk kez sergilenen materyallerden bazıları" dedi. Karakoç’un kelimeleri sanat eserine dönüştü Kaligrafi sanatçısı Sabahattin Nayır tarafından Sezai Karakoç’un şiirlerinden, denemelerinden ve fikir metinlerinden ilham alınarak hazırlanan toplam 30 ayrı özel kaligrafi seçkisinin de sergide yer aldığını dile getiren Ersoy, seçkilerin kelime ile estetiği, düşünce ile sanatı aynı zeminde buluşturduğunu sözlerine ekledi. "Bir fikir ve medeniyet yürüyüşünün izlerini takip etmeyi hedefledik" Serginin aynı zamanda sanat ve zarafeti buluşturan özel bir kültürel hafıza alanı oluşturmak amacıyla hazırlandığını ifade eden Bakan Ersoy, ziyaretçilerin sergiyle Sezai Karakoç’a dair çok yönlü bilgiye erişme ve büyük ustanın dünyasını farklı pencerelerden deneyimleme imkanı bulacağını söyledi. Sergide yalnızca biyografik veya edebi bir anlatı sunmayı değil, aynı zamanda bir fikir ve medeniyet yürüyüşünün izlerinin takip edilebilmesini hedeflediklerini kaydeden Ersoy, Sezai Karakoç’un ‘Diriliş’ düşüncesi etrafında şekillenen entelektüel mirasını genç kuşaklarla yeniden buluşturmak istediklerini ifade etti. Bakan Ersoy, ziyaretçilere modern dünyanın krizleri karşısında anlam, hakikat, ahlak ve medeniyet üzerine yeniden düşünme imkanı sunmayı amaçladıklarını söyledi. Konuşmasının sonunda Sezai Karakoç’u rahmetle, saygıyla ve minnetle andığını belirten Bakan Ersoy, emeği geçen ve destek sunan herkese teşekkür etti. Ersoy, konuşmasını Sezai Karakoç’un şu sözleriyle tamamladı: "Milletim; Doğu’ya, Batı’ya dur diyecek güç, sensin. Kendini bildiğin gün, kurtulacaksın. Ve bütün insanlığı kurtaracaksın."