POLİTİKA - 19 Kasım 2025 Çarşamba 12:30

Bakan Uraloğlu: "Toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamladık"

A
A
A
Bakan Uraloğlu: "Toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamladık"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "2025 yılında toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamlayarak vatandaşımızın hizmetine sunduk" dedi.


TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Bakanlığa bağlı Karayolları Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 2026 yılı bütçelerinin görüşüleceği Komisyonda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu sunum yaptı. Bakan Uraloğlu, yapılan yatırımların üretim maliyetlerini düşürdüğünü, istihdamı artırdırdığını ve seyahat süresini azalttığını vurguladı. Son 23 yılda ulaştırma alanında 300 milyar dolarlık yatırım yapıldığının altını çizen Uraloğlu, bu yatırımların yılda ortalama 1 milyonu aşkın kişiye istihdam sağladığını belirti. 2026 yılı bütçesinde demiryolu yatırımlarının payının yüzde 53, karayolunun ise 39 olduğu bilgisini veren Uraloğlu, Türkiye’de yük ve yolcu taşımacılığının yüzde 91’inin karayoluyla yapıldığını, bu çerçevede demiryolunun payını artırmanın öncelikli konularından biri olduğunu ifade etti.



"Kalkınma Yolu’nun Türkiye kesimi, 50 milyar dolar üretim ve 63 bin istihdam katkısı sağlayacak"


Bakan Uraloğlu, deniz yoluyla 45 güne kadar süren taşımaların Türkiye üzerinden demir yoluyla 18 günde tamamlandığı bilgisini vererek, "Orta Koridor üzerinden demir yolu ile Çin’den gelen yükleri, Marmaray üzerinden Avrupa’ya ulaştırıyoruz. Türkiye’nin Orta Koridor demir yolu ağı, Kars-Iğdır-Dilucu hattının tamamlanmasıyla iki farklı kapıdan ülkemize bağlanacak. Basra Körfezi’nden Avrupa’ya uzanan Kalkınma Yolu’nun Türkiye kesimi, karayolu ve demir yoluyla kıtalar arası ticaretin omurgasını oluşturuyor. 24 milyar dolarlık yatırımla ülkemize 50 milyar dolar üretim ve 63 bin istihdam katkısı sağlayacak" açıklamasında bulundu.



"6 Şubat depremlerinde hasar gören ulaşım sektörlerinin onarımı için yaklaşık 98 milyar liralık seferberlik yürütüyoruz"


Afetlere dirençli ulaştırma altyapısı geliştirmenin yalnızca yatırım değil milli güvenlik meselesi olduğuna vurgu yapan Bakan Uraloğlu, "6 Şubat depremlerinin ardından ulaştırma altyapımızın dirençliliği bir kez daha kanıtlanmıştır. Depremden etkilenen illerimizdeki 9 bin 176 kilometrelik karayolu ağının yüzde 98’i hasar görmemiştir. Hasar gören kısımların onarımı içinse tüm ulaşım sektörlerinde yaklaşık 98 milyar liralık büyük bir seferberlik yürütüyoruz. Depremden etkilenen bölgede toplam 274 kilometrelik demiryolu hattımızdaki altyapı ve üstyapı çalışmaları tamamlanarak tren trafiğine açılmıştır. Malatya-Gölbaşı-Narlı kesimindeki elektrifikasyon ve sinyalizasyon çalışmaları devam etmektedir. Deprem bölgesindeki hastanelerimizin bağlantı yollarını tamamlayarak hem sağlık hizmetlerine erişimi hem de lojistiği güçlendirdik. Asrın felaketinin ardından ulaşım ve iletişim altyapımızı hızla yeniden işler hale getirdik. Kara, demir ve havayollarımızda onarımları tamamlayarak, afet bölgesinde ulaşımı kesintisiz hale getirdik" ifadelerine yer verdi.



"2028’de demir yolu ağımızın 17 bin 287 kilometreye ulaşmasını hedefliyoruz"


Bakan Uraloğlu, Türkiye’deki mevcut demir yolu ağının 7 bin 274 kilometresini elektrikli ve 8 bin 46 kilometresini sinyalli hale getirerek modernize ettiklerini ifade etti. Ayrıca 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettiklerini dile getiren Uraloğlu, "2053 hedeflerimiz doğrultusunda mevcut demir yolu koridorlarını geliştiriyor; 4 bin 158 kilometrelik hatta yapım çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2028’de demir yolu ağımızın 17 bin 287 kilometreye ulaşmasını hedefliyoruz" şeklinde konuştu.



"2028 yılına kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 11’den 27’ye çıkartmayı hedefliyoruz"


Türkiye nüfusunun yüzde 51’nin hızlı tren kullandığı bilgisini veren Uraloğlu, devam eden demir yolu ağı projelerine ilişkin de bilgi verdi. Bakan Uraloğlu, "Devam eden yatırımlarımızla da demir yolu ağımızı geliştiriyoruz. 2028 yılına kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 11’den 27’ye çıkartmayı hedefliyoruz. Ankara-İzmir hızlı demir yolu hattında Polatlı-Afyon arasını 2027’de, tüm hattı 2028’de tamamlamayı hedefliyoruz. Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren hattını 2027’de bitireceğiz inşallah. Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren hattında Osmaneli-Bursa arasını 2026’da, Bandırma-Bursa arasını 2028’de hizmete alacağız. Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren hattında Çerkezköy-Kapıkule arasını 2026 yılı içinde, Çerkezköy-Halkalı arasını ise 2028 yılında bitirmeyi hedefliyoruz. Yapımı devam eden Yerköy-Kayseri Hızlı Tren hattı, Karaman-Ulukışla Hızlı Tren hattı ve Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Tren projesinin birinci etabı olan Kırıkkale-Delice-Çorum kesiminin 2028 yılı sonuna kadar bitirilmesini hedefledik" diye konuştu.


Demiryolu sektöründe devam eden diğer önemli bir projenin ise Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Hattı olduğunu söyleyen Uraloğlu, Zengezur Yolu bağlantısını sağlayacak bu hattın Türkiye kısmındaki 224 kilometrelik kesiminin yapım çalışmalarına başladığını duyurdu. Bakan Uraloğlu, finansman çalışmaları devam eden Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren projesinin 344 kilometre uzunluğunda olacağını ve bu hatla iki şehir arasındaki seyahat süresinin 80 dakikaya ineceği bilgisini verdi.



"Yıl sonuna kadar 10 adet milli elektrikli tren ve 8 adet milli banliyö tren setini hizmete alacağız"


TÜRASAŞ tesislerini modernize ederek yerli ve milli tren seti üretimini artırdıklarını söyleyen Uraloğlu, "Yeni nesil elektrikli ve hibrit trenlerle demir yolu teknolojisinde dışa bağımlılığı azaltıyoruz. Hızlı tren fabrikamızı 2026 Eylül ayında tamamlamayı hedefliyoruz. Milli Elektrikli Tren ve milli banliyö tren setlerimizin seri üretimine başladık. 2025 yıl sonuna kadar 10 adet milli elektrikli tren ve 8 adet milli banliyö tren setini hizmete alacağız" dedi.



"Halkalı-Başakşehir-İstanbul Havalimanı Metro hattının ikinci etabı 2026 ilk çeyreğinde hizmete girecek"


Bakan Uraloğlu, 122 km’lik yeni raylı sistem hattının yapımının devam ettiğini belirterek, kentleri modern toplu taşımayla buluşturacaklarını dile getirdi. Bu çerçevede Halkalı-Başakşehir-İstanbul Havalimanı Metro hattının ikinci etabını 2026 ilk çeyreğinde hizmete açacaklarını söyleyen Uraloğlu, İstanbul’un kuzeyinde hava, kara ve raylı sistem entegrasyonunu güçlendireceklerinin altını çizdi.



"Trafik güvenliğinde 100 milyon taşıt-kilometre başına can kaybını yüzde 81 oranında azalttık"


Karayollarında elde edilen sektörel gelişime de değinen Uraloğlu, "2003’te 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı 29 bin 947 kilometreye çıkardık. 30 bin kilometrelik dev eşiğe yalnızca bir adım kaldığını büyük bir gururla ifade ediyorum. Yıl sonuna kadar 30 bin kilometreyi aşacağız inşallah. Son 21 yılda araç sahipliği ve karayolu kullanımı yaklaşık üç katına çıkmıştır. Bugün köprü ve viyadük uzunluğumuzu 811 kilometreye, tünel uzunluğumuzu 833 kilometreye ulaştırdık. Trafik güvenliğinde önemli ilerleme kaydettik; 100 milyon taşıt-kilometre başına can kaybını yüzde 81 oranında azalttık. Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi ile karayolu yolcu taşımacılığını anlık izliyor, kayıt altına alıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.



"Otoyol ağımızı 2028 sonunda 4 bin 330 kilometreye ulaşmayı hedefliyoruz"


Uraloğlu, akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezleri ile karayollarını anlık izleyip yönettiklerini aktararak, "Ülkemizde sayısı 6,9 milyona ulaşan motosiklet kullanıcılarının güvenliği için motorcu dostu bariyer sistemlerini yaygınlaştırıyoruz. 2003’ten bu yana 510 tarihi köprüyü restore ettik. Bu yıl 11 köprümüzü daha ayağa kaldırarak kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarıyoruz. Ülkemizin dört bir yanında otoyol ağımızı genişleterek 3 bin 796 kilometreye çıkardık. 2028 sonunda 4 bin 330 kilometreye ulaşmayı hedefliyoruz" diye konuştu.



"58 havalimanı sayımızı Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarıyla 60’a çıkaracağız"


Havayolu yatırımlarıyla Türkiye’nin küresel bir uçuş merkezi haline geldiğinin altını çizen Uraloğlu, "Ülkemiz, 2024 yılında 231 milyon yolcuyla Avrupa’da 3’üncü, dünyada 7’inci sırada tamamlamıştır. İstanbul, Sabiha Gökçen, Antalya, Esenboğa, Adnan Menderes ve Dalaman Havalimanları, Avrupa ve dünya sıralamalarında elde ettikleri başarılarla ülkemizin havacılık altyapısındaki güçlü konumunu gözler önüne sermiştir. 58 havalimanı sayımızı yapım çalışmaları devam eden Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarıyla 60’a çıkaracağız inşallah. 2003’te 60 olan dış hat uçuş noktamızı yüzde 492 artırarak 2025 yılında 355’e çıkardık. Bu konuda dünyanın en yüksek ağına sahip ülkeyiz" şeklinde konuştu.


Bakan Uraloğlu, üç etapta yürütülen Trabzon Yeni Havalimanı projesiyle Karadeniz’in en yoğun hava trafiğine sahip merkezine yeni bir kapasite kazandırılacağını ve tamamlandığında Trabzon’u uluslararası bir uçuş merkezi haline getireceklerini dile getirdi.



"Esenboğa Havalimanı’nın kapasitesi 30 milyona ulaşacak"


Antalya Havalimanı kapasite artırımı projesi ile Türkiye’nin turizm başkentinde yolcu kapasitesini 35 milyondan 82 milyona çıkardıklarını belirten Bakan Uraloğlu, "Ankara’yı bölgesel bir hava taşımacılığı merkezi haline getiriyor, yeni pist ve terminal çalışmalarıyla 30 milyon yolcu kapasitesine ulaşarak başkentimizin havacılık vizyonunu güçlendiriyoruz" şeklinde konuştu.


Türkiye’nin denizcilikte de büyük bir yükseliş içinde olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti:


"Yük elleçleme miktarımız 456 milyon tonu aştı. Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında olan Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin Limanlarımızın yanına bu yıl ilk kez listeye giren Aliağa Limanımızı da ekledik. Bu yıl denizcilikte ülkemize sınıf atlatan tarihi bir başarı elde ettik. 2002 yılında 17’inci sırada yer alan filomuz, 2025 yılının ilk yarısında 2 bin 203 gemiyle dünya deniz ticaretinde 10’uncu sıraya yükseldi. Montrö Sözleşmesi’ndeki ‘Altın Frank’ güncellemeleriyle boğaz geçiş gelirimiz son üç yılda 38 milyon dolardan 223 milyon dolara yükseldi. Tersanelerimiz gemi inşasının tüm aşamalarını kendi bünyesinde gerçekleştiren bir yapıya ulaştı. Yıllık üretim yaklaşık 300 bin dedveyt ton kapasiteye, ihracat değeri kilogram başına 20 dolara çıktı. Aydıncık Yat Limanı’yla deniz turizmine yeni bir soluk kazandırıyoruz."



"5G ihalesinden 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettik"


Bakan Uraloğlu, 5G teknolojisine geçerek iletişim ağını güçlendireceklerini belirterek, "16 Ekim’de yapılan 5G ihalesinden 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettik. Bu kaynak, altyapı yatırımlarımızı ve Ar-Ge çalışmalarımızı güçlendirecek, ekonomimize katkı sağlayacaktır. 5G ile düşük gecikme ve yoğun bağlantı altyapısıyla akıllı şehirlerden otonom araçlara, sanayiden eğitime kadar her alanda güçlü haberleşme altyapımızla yeni bir çağın kapılarını aralıyoruz" dedi.



"Toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamlayarak vatandaşımızın hizmetine sunduk"


2025 yılının ulaştırma ve haberleşmede büyük atılımların hayata geçtiği bir yıl olduğunu dile getiren Bakan Uraloğlu, "Yollarımız, havalimanlarımız, limanlarımız ve haberleşme altyapımızla Türkiye’nin çehresi değişti. 2025 yılında toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamlayarak vatandaşımızın hizmetine sunduk" açıklamasında bulundu.


Bakan Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti:


"10 Ocak’ta Aydın-Denizli Otoyolu’nu, 17 Ocak’ta Konya Çevre Yolu’nun ikinci kesimini, 18 Ocak’ta Antalya Korkuteli-Elmalı Yolu’nu, 24 Ocak’ta Malatya Çevre Yolu’nun ikinci etabını, 25 Ocak’ta Elazığ-Harput Yolu’nu, 31 Ocak’ta Pazarkule-Edirne-TEM Bağlantı Yolu’nu tamamlayarak trafiğe açtık. 14 Mart’ta ilk milli banliyö tren setimizin teslimini gerçekleştirdik. 23 Mart’ta Batman-Hasankeyf Yolu’nu, 12 Nisan’da Antalya Havalimanı’nın yeni terminallerini, 19 Nisan’da Siirt-Kurtalan Yolu’nu tamamlayarak vatandaşımızın hizmetine sunduk. 21 Nisan’da TÜRKSAT 6A’yı hizmete aldık. 25 Mayıs’ta Bolu Göynük Çevre Yolu’nu trafiğe açtık."


Sayıştay denetiminde ortaya konan bulguların Bakanlık birimlerince titizlikle ele alındığını söyleyen Uraloğlu, "2024 raporundaki 23 bulgunun 14’ü çözülmüş, 9’u için çalışmalar sürmektedir. Yakından takip ediyoruz. Görmüş olduğunuz tablo 2025 ve 2026 yılı bütçe ödeneklerine ilişkindir. Bakanlığımız, SHGM, KGM ve BTK 2026 yılı toplam bütçe ödeneği 605 milyar lira olarak öngörülmüştür. Geçen seneye oranla yaklaşık yüzde 13’lük bir artış olduğunu görüyoruz" dedi.


Toplantı, Bakan Uraloğlu’nun sunumunun ardından Komisyon üyesi vekillerin konuşmaları ile devam etti.



Bakan Uraloğlu: "Toplam yatırım tutarı 189 milyar lira olan 44 projeyi tamamladık"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak BEUN’da Teoman Duralı’nın adını taşıyan merkez hayata geçiyor Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), bilim ve düşünce hayatına yeni bir ivme kazandıracak önemli bir adımı daha hayata geçirdi. BEUN bünyesinde kurulan felsefenin güçlü kalemlerinden Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın adını taşıyan Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, felsefe başta olmak üzere bilim, düşünce tarihi ve disiplinlerarası alanlarda üretim yapan, araştıran ve yön veren dinamik bir akademik zemin olarak faaliyet gösterecek. BEUN Uygulama ve Araştırma Merkezleri içerisinde kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, 14 Nisan 2026 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında uygun bulundu. 2547 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca kurulan bu merkezle birlikte Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesindeki uygulama ve araştırma merkezi sayısı 35’e yükseldi. Bu önemli adım, üniversitenin araştırma odaklı vizyonunu güçlendirirken, Türkiye’de felsefe ve bilim alanındaki akademik çalışmalara da yeni bir ivme kazandırmayı hedefliyor. Kurulan merkez; felsefe, bilim, düşünce tarihi ve disiplinlerarası araştırmalar başta olmak üzere geniş bir akademik sahada faaliyet gösterecek. Ulusal ve uluslararası kongreler, sempozyumlar, çalıştaylar ve bilimsel projeler aracılığıyla hem akademik dünyaya hem de topluma katkı sunması hedeflenen merkez, özellikle genç araştırmacılar için güçlü bir ilham ve üretim alanı olacak. Aynı zamanda hayata geçirilen bu merkez, Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın felsefe, bilim ve medeniyet tasavvuru ekseninde ortaya koyduğu özgün düşünce birikimini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Türkiye’de yerli ve millî felsefi düşüncenin gelişimine öncülük eden Prof. Dr. Duralı’nın adıyla kurulan bu yapı, onun ilmî mirasını yaşayan bir araştırma ve üretim alanına dönüştürecek. Son yıllarda bilimsel üretkenliği, uluslararası iş birlikleri ve akademik atılımlarıyla dikkat çeken Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, bu merkezle birlikte felsefe ve bilim alanında da öncü bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, son yıllarda Prof. Dr. Teoman Duralı’nın hatırasını yaşatmak adına önemli adımlar attı. 2022-2025 yılları arasında, BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer’in öncülüğünde Teoman Duralı’nın düşünce dünyasını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla çok yönlü ve kapsamlı akademik etkinlikler hayata geçirildi. "Tanıklarla Teoman Duralı’nın Düşünce Dünyası" paneli, "Görgü ve Bilgi Arasında: Teoman Duralı’yı Anlamak" programı, "Metafizik Sonrası Metafizik Tartışmaları - Yeni Ontolojilere Doğru" etkinliği ile 77’nci doğum yılı dolayısıyla gerçekleştirilen "Bir Şair, Bir Seyyah, Bir Kaşif, Bir Filozof Teoman Duralı" paneli ve "Bir Filozofun Dünya Nöbeti: Teoman Duralı" sergisi; Duralı’nın ilmî mirasını çok boyutlu bir perspektifle ele alarak akademi ve toplum nezdinde güçlü bir karşılık buldu. Bu vizyon doğrultusunda atılan kurumsal adımlar, kararlılık ve bütünlük içinde hayata geçirilmeye devam etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle yayımlanan 16 Nisan 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında, üniversitenin İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesine Teoman Duralı’nın adı verilerek bu kıymetli ilmî miras kalıcı bir akademik kimliğe kavuşturuldu. Bu adımı takiben, Haziran 2025’te Duralı’nın vasiyeti doğrultusunda açılan Felsefe Bölümü, 2025-2026 Akademik Yılı itibarıyla ilk öğrencilerini kabul ederek onun düşünce ufkunu yeni nesillere taşımaya başladı. Süreç, yalnızca akademik yapılarla sınırlı kalmadı. 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11201 sayılı kararnameyle, Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Kuzyaka Mahallesi’nde bulunan ve Ş. Teoman Duralı’nın çocukluk yıllarını geçirdiği ev; eğitim, kültür ve müze faaliyetlerinde kullanılmak üzere Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesine tahsis edilerek bu mirasın mekânsal bir hafızaya da kavuşması sağlandı. Tüm bu adımların devamı niteliğinde, 14 Nisan 2026 tarihinde Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından alınan kararla kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, üniversitenin bu alandaki vizyonunu daha ileri bir aşamaya taşıyan güçlü ve tamamlayıcı bir hamle oldu. BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer, merkezin kuruluşuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Üniversitemiz bünyesinde kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, yalnızca yeni bir akademik birim değil; aynı zamanda ilim, düşünce ve medeniyet perspektifimizin kurumsal bir tezahürüdür. Uygulama ve araştırma merkezlerimizin sayısındaki artış, araştırma üniversitesi olma hedefimiz doğrultusunda bilimsel üretim kapasitemizi güçlendiren, disiplinler arası etkileşimi artıran ve nitelikli bilgi üretimini teşvik eden önemli bir kazanımdır. Merkezimizin hayata geçirilmesinde yüksek tensipleriyle bizleri onurlandıran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, üniversitemiz ve Zonguldaklı hemşehrilerimiz adına sonsuz şükranlarımı arz ediyorum. Süreç boyunca anlamlı gayretleri ve destekleri ile bizleri onurlandıran 29. TBMM Başkanımız Sayın Mustafa Şentop’a içtenlikle teşekkür ediyorum. Bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve Yükseköğretim Kurulu ailesine en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca bu kıymetli merkezin fikir aşamasından uygulamaya kadar her safhasında büyük bir gayret ve özveriyle emek veren Felsefe Bölümümüzün değerli akademisyenleri başta olmak üzere tüm Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ailesine gönülden teşekkür ediyorum. Hocamızın kıymetli emaneti olan değerli evladı, Medipol Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Deniz Duralı ile hocamızın muhterem ailesine destekleri ve katkıları dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Yine hocamızın seçkin talebelerinden, ülkemizin yetiştirdiği müstesna ilim insanlarından İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’na verdikleri katkılar için en kalbî duygularımla teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu merkez; Merhum Teoman Duralı Hocamızın fikir dünyasını yaşatan bu merkez; geçmişten aldığımız ilhamı geleceğe taşıyan, gençlerimize yön veren ve yeni düşünce ufukları açan bir ilim ocağı olacaktır. Bu çok kıymetli eserin başta Üniversitemiz olmak üzere yükseköğrenim camiamıza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum." BEUN’un attığı bu önemli adım, Zonguldak’ın sadece sanayi ve enerji alanında değil; aynı zamanda bilim, kültür ve düşünce sahasında da öne çıkan bir merkez hâline gelmesine katkı sunacak. Kurulan merkez, akademik üretimi teşvik eden yapısıyla Türkiye’nin düşünce hayatına yön veren önemli bir adres olması öngörülüyor.
İstanbul "Gebelik sonrası karın germe için en az 1 yıl beklenmeli" Doğum sonrası dönemde, gebeliğe bağlı kilo değişimleri ve hormonal etkilerin gerilemesi için vücuda zaman tanınması gerektiğini belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Arda Soylu, "Bu nedenle kilonun stabil hale gelmesinin beklenmesi gerekir. Gebelik sonrası dönemde karın bölgesinin gerçek son durumunun değerlendirilebilmesi için doğumdan sonra en az 12-18 ay beklenmelidir" dedi. İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Arda Soylu, karın germe (abdominoplasti) ameliyatının; gebelik, hızlı kilo alıp verme ya da obezite cerrahisi sonrası oluşan deri sarkması, kas gevşekliği ve şekil bozukluklarını düzeltmeyi amaçlayan hem estetik hem de fonksiyonel bir cerrahi girişim olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Soylu, karın germe ameliyatında uygulanacak tekniğin; hastanın cilt kalitesi, sarkma derecesi, kas yapısı ve genel sağlık durumu dikkate alınarak kişiye özel olarak planlandığını vurguladı. "Karın germe ameliyatında uygulanan yöntemler" Karın germe ameliyatının farklı tekniklerle uygulanabildiğini belirten Uzm. Dr. Soylu, en sık tercih edilen yöntemleri şu şekilde sıraladı: "Standart (Tam) Karın Germe - Standard Tummy Tuck: Üst ve alt karın bölgesini kapsayan bu yöntemde, pubis üzerinde yapılan yatay kesi ile fazla deri ve yağ dokusu çıkarılır. Zayıflamış veya ayrılmış karın kasları (diastazis rekti) onarılır. Göbek üstü ve altındaki belirgin gevşekliklerin giderilmesi için uygundur. Günlük yaşama dönüş genellikle birkaç hafta içinde sağlanırken, tam iyileşme süresi yaklaşık üç ayı bulur. Mini Karın Germe - Mini Tummy Tuck: Sadece göbek altı bölgesinde sınırlı sarkması olan hastalarda tercih edilen, daha az invaziv bir yöntemdir. Daha kısa kesi ile alt karındaki gevşek deri çıkarılır, gerekirse alt karın kasları sıkılaştırılır. Göbek yer değiştirmez. İyileşme süresi daha kısadır ve çoğu hasta 1-2 hafta içinde işine dönebilir. Genişletilmiş Karın Germe - Extended Tummy Tuck: Karın bölgesine ek olarak bel ve yan bölgelerdeki sarkmaları da kapsar. Kesi hattı yanlara doğru uzatılarak karın, bel ve kalça hattında daha dengeli bir vücut konturu elde edilir. Bu yöntemde göbek yeniden şekillendirilir ve sıklıkla liposuction ile kombine edilir. İyileşme süresi diğer tekniklere göre daha uzundur. Sirkumferansiyel Karın Germe (Belt Lipektomi): Karın, bel, yanlar ve sırt bölgesini kapsayan 360 derecelik bir alt vücut germe işlemidir. Özellikle büyük kilo kaybı sonrası tercih edilir ve alt gövdede belirgin kontur iyileşmesi sağlar." "Karın germe ve liposuction aynı seansta güvenle yapılabiliyor" Karın germe ameliyatı ile liposuction’ın aynı seansta uygulanabildiğini ve bunun güvenli olduğunu belirten Uzm. Dr. Soylu, "Bu durum hem geniş hasta gruplarını kapsayan bilimsel çalışmalarla hem de uzun yıllara dayanan klinik deneyimlerle ortaya konmuştur" dedi. Bilimsel çalışmalarda, karın germe ameliyatı ile liposuction’ın birlikte uygulanmasının tek başına karın germe ameliyatına kıyasla ek bir risk oluşturmadığının, hatta bazı komplikasyonların daha düşük oranlarda görülebildiğinin bildirildiğini belirten Uzm. Dr. Soylu, "Kontrollü ve dikkatli yapılan liposuction, daha dengeli ve başarılı estetik sonuçlar sağlar. Bu yüzden doğru hasta seçimi ve uygun cerrahi planlama ile bu işlemler birlikte güvenle uygulanabilir" ifadelerini kullandı. "Uygun zamanlama cerrahi sonuçları doğrudan etkiliyor" Karın germe ameliyatı ve diğer vücut şekillendirme girişimleri için uygun zamanlamanın büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Soylu, hastanın kilo stabilitesi, hormonal durumu ve genel sağlık durumunun mutlaka dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Doğum sonrası dönemde, gebeliğe bağlı kilo değişimleri ve hormonal etkilerin gerilemesi için vücuda zaman tanınmasının esas olduğunu belirten Uzm. Dr. Soylu, "Bu nedenle kilonun stabil hale gelmesinin beklenmesi gerekir. Gebelik sonrası dönemde karın bölgesinin gerçek son durumunun değerlendirilebilmesi için doğumdan sonra en az 12-18 ay beklenmelidir" diye konuştu. Obezite cerrahisi sonrası hastalarda ise vücut şekillendirme ameliyatlarının, hızlı kilo kaybı döneminin tamamlanmasının ardından, hedef kiloya ulaşılıp bu kilonun en az 3 ay süreyle stabil olarak korunmasından sonra planlanması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Soylu, "Bu sürenin çoğu hastada bariatrik cerrahiden 12-18 ay sonrasına denk gelmektedir" dedi. "Ameliyat sonrası bakım, sonuçların kalıcılığı açısından kritik" Karın germe ameliyatı sonrası bakım sürecinin, iyileşmenin sağlıklı ilerlemesi ve cerrahi sonucun kalıcılığı açısından büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Soylu, ilk günlerde erken mobilizasyon, hafif yürüyüşler ve uygun yatış pozisyonunun önerildiğini söyledi. "Dren bakımı, ilaçların düzenli kullanımı ve yeterli sıvı alımı önemli" Dren bakımı, ilaçların düzenli kullanımı ve yeterli sıvı alımının iyileşme sürecinde önemli olduğunu vurgulayan Dr. Soylu, "İlk haftalardan itibaren kompresyon giysilerinin kullanılması, ödemin azalmasına katkı sağlamaktadır. Lipoabdominoplasti uygulanan hastalarda düzenli lenfatik masajlar iyileşmeyi destekleyebilir. Çoğu hasta 4-6 hafta içinde günlük yaşamına dönebilir. Tam iyileşme ise birkaç ay sürebilir. Bu süreçte cerrahın önerilerine uyum büyük önem taşır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.