GÜNDEM - 02 Şubat 2026 Pazartesi 14:18

Bakan Uraloğlu: "Bugün 133 ülkede 356 noktaya uçuyoruz"

A
A
A
Bakan Uraloğlu: "Bugün 133 ülkede 356 noktaya uçuyoruz"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Dış hatlarda 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken bugün 133 ülkede 356 noktaya uçuyoruz" dedi.


Bakan Uraloğlu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 2025 verilerini değerlendirdi. Uraloğlu, Türkiye’de sivil havacılık sektörünün 23 yılda uçak filolarından koltuk ve kargo kapasitesine, iç ve dış hat uçuş ağından lisanslı personel sayısına kadar her alanda güçlü bir büyüme kaydettiğini belirtti.


Türkiye’nin, kıtaların kesişim noktasında yer alarak dört saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyar nüfusa sahip 67 ülkenin merkezinde bulunduğunu belirten Uraloğlu, bu coğrafi avantajın doğru okunarak havacılık politikalarına yön verdiklerini ifade etti. Uraloğlu, "Bakanlık olarak havacılıkta çok hızlı ve başarılı bir büyüme dönemi başlattık. Ülkemizi dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden biri haline getirdik" ifadelerini kullandı.



"Bugün 133 ülkede 356 noktaya uçuyoruz"


Bakan Uraloğlu, 2003 yılında yalnızca 81 olan hava ulaştırma anlaşması sayısını bugün 175’e çıkardıklarını belirterek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:


"2025 yılında 24 ülke ile müzakere gerçekleştirdik ve Leeds, Newcastle, Bristol, Cork, Port Sudan, Sevilla ve Phonom Penh’e uçuş başlattık. 2002’den bu yana ise 700’ü aşan müzakere gerçekleştirdik. Dış hatlarda 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken bugün 133 ülkede 356 noktaya uçuyoruz."



Uçak sayısı 162’den 800’e yükseldi


Uraloğlu, 2003 yılında 159 olan toplam havacılık işletmesi sayısının yüzde 187’lik artışla 2025’te 457’ye ulaştığını belirterek, 2025 yılında havayolu işletmesi sayısının 14, hava taksi işletmesi sayısının 46, genel havacılık işletmesi sayısının 102 ve balon işletmesi sayısının ise 71 olduğunu ifade etti. Uraloğlu ayrıca, 2025 sonu itibarıyla Türkiye’de 13 çok hafif hava aracı işletmesinin, 165 bakım kuruluşunun ve 46 yer hizmeti kuruluşunun hizmet verdiğini söyledi.



"Yolcu ve kargo uçağı sayısı 2003’e göre yüzde 394 artışla 2025 yılında 800’e yükseldi"


Bakan Uraloğlu, 2003 yılında 162 olan yolcu ve kargo uçağı sayısının 2025 sonu itibarıyla yüzde 394’lük bir artış ile 800’e yükseldiğini ifade ederek, "Ülkemizin uçak filosu 2003 yılından bu yana yaklaşık beş kat büyüdü" diye konuştu.


Hava aracı sayılarındaki artışa dikkati çeken Uraloğlu, yolcu ve kargo uçaklar, hava taksiler, genel havacılıkta kullanılan hava araçları ile balon ve çok hafif hava araçları da dahil olmak üzere toplam hava aracı sayısının 2 bin 218’e çıktığını kaydetti.



"Toplam koltuk kapasitesi yaklaşık 6 kat artışla 2025 yılında 157 bin 785’e ulaştı"


Uraloğlu, yolcu taşımacılığındaki kapasite artışına dikkat çekerek, "2003 yılında 27 bin 599 olan toplam koltuk kapasitesi yaklaşık 6 kat artışla 2025 yılında 157 bin 785’e ulaştı" açıklamasında bulundu. Bu artışın, iç ve dış hatlarda erişilebilirliği güçlendirdiğini belirten Uraloğlu, yolcu taşımacılığında sürdürülebilir büyümenin altyapısının oluşturulduğunu söyledi.



Kargo kapasitesi 23 yılda 9,5 katına çıktı


Hava kargo taşımacılığının son yıllarda stratejik bir boyut kazandığını ifade eden Uraloğlu, 2003’te 302 bin 737 kilogram olan toplam kargo kapasitesinin, 2025’te 2 milyon 902 bin 725 kilograma yükseldiğini açıkladı. Böylece kargo kapasitesinde yaklaşık 9,5 katlık bir büyüme sağlandığını belirtti.



Lisanslı personel sayısı 26 bin 888’e ulaştı


Sektörün insan kaynağındaki gelişime de değinen Uraloğlu, 2025 yılı itibarıyla toplam 26 bin 888 lisanslı personelin görev yaptığını belirtti. Bakan Uraloğlu, "Toplam pilot sayımız geçen yıla göre yüzde 10 artışla 17 bin 910’a, toplam lisanslı teknik personel sayısı ise bir yılda yüzde 8 artışla 8 bin 978’e ulaştı" şeklinde konuştu.



Bakan Uraloğlu: "Bugün 133 ülkede 356 noktaya uçuyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.