EĞİTİM - 10 Kasım 2025 Pazartesi 16:04

Bakan Tekin: "Dünyada modern devletlerin varoluş gerekçesi; barışı, insan haklarını, demokrasi ve adaleti tesis etmek"

A
A
A
Bakan Tekin: "Dünyada modern devletlerin varoluş gerekçesi; barışı, insan haklarını, demokrasi ve adaleti tesis etmek"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Dünyada modern devletlerin varoluş gerekçesi; barışı, insan haklarını, demokrasi ve adaleti tesis etmek" dedi.


Milli Eğitim Bakanı Tekin, Türkiye ile Malta arasında eğitim alanındaki ilişkileri güçlendirmeyi hedefleyen ‘Türkiye-Malta Eğitim Alanında İş Birliği Mutabakat Zaptı’ imza törenine katıldı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmenler Odası’nda düzenlenen tören, iki ülke arasında eğitimde deneyim paylaşımı, akademik değişim programları ve ortak projelerin geliştirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Eğitim diplomasisi alanında son dönemde yürütülen çalışmaların bir parçası olan anlaşma, Türkiye’nin uluslararası eğitim ağını genişletme vizyonuna da katkı sağlayacağı belirtilirken, Malta ile yapılacak iş birliği sayesinde, özellikle öğrenci ve öğretmen değişim programları, mesleki eğitim, yabancı dil öğretimi, dijital eğitim teknolojileri ve kültürel etkileşim projeleri gibi alanlarda ortak çalışmaların yürütülmesi planlanıyor. İmzalanan projeler kapsamında örgün ve yaygın eğitim alanlarında bilgi ve tecrübe paylaşımı, öğretmen ve öğrenci değişimi programlarının yürütülmesi, dijital ve medya okuryazarlığı konusunda tecrübe paylaşımı yapılması, yükseköğretim, ortaöğretim, özel eğitim, mesleki ve teknik eğitim alanlarında iş birliği, öğretmen yetiştirme alanında ortak eğitimlerin düzenlenmesi, taraf ülkeler arasında kardeş okul ilişkilerinin teşvik edilmesi gibi konular yer alıyor.



"İki ülkenin karşılıklı olarak tecrübelerini paylaşması önemsediğimiz bir konu"


Malta ile imzalanan iş birliği anlaşması öncesi açıklamalarda bulunan Bakan Tekin, bir ülkedeki eğitim anlayışının barışa ve insan haklarına uygun olması gerektiğini belirterek, "Dünyada modern devletlerin varoluş gerekçesi; dünyada barışı, insan haklarına, demokrasi ve adaleti tesis etmek. Eğitim, bu anlamda modern devletlerin bu işlerini yerine getirmek konusundaki en önemli sektörlerden bir tanesi. Eğitimin işlerini bu anlamda iki açıdan çok önemsiyorum. Bir tanesi, eğitim sektörünün her devletin kendi iç işleyişinde, devletin varoluş gerekçesine uygun bir biçimde, barışı, insan haklarına, adaleti ve demokrasiyi önceleyen bir eğitim-öğretim programı oluşturması gerekir. İkincisi de devletler bunu yaptıktan sonra, birbirleriyle iletişime geçerek bu değer yargılarının, bu insanların ortak değerlerinin yaygınlaşmasına ve şüphesiz olarak, birbirleriyle iletişime geçerek bu insanların ortak değerlerini yaygınlaştırmak. Dolayısıyla biz Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu iki işlere uygun bir biçimde hareket etmeyi çaba sarf ediyoruz. Öncelikle kendi ülkemizde eğitim ve öğretim programlarımızı insanların ortak değerleri ve insanların ortak geleceğine hizmet edici şekilde revize etmeye çalışıyoruz. İkinci olarak da ortaya çıkardığımız birikimi insanlığın ortak kümülatif birikimi olarak kabul edip insanlığın hizmetine sunmak, farklı ülkelerle bu tür bir işlere girmek arzusundayız. Bugün de sizinle bu iki perspektifle bir iş birliği yapacak olmamızdan dolayı çok mutluyum. İki ülkenin bu anlamdaki karşılıklı olarak tecrübelerini paylaşması önemsediğimiz bir konu. Hem de bugünlerde çokça eksikliğini hissettiğimiz ve önümüzdeki dönemlerde de benzer risklerle sık sık karşı karşıya kalacağımız dünya barışının kurulması anlamında iki ülkenin iş birliğini önemsiyoruz" diye konuştu.



"İmzalayacağımız bu proje ülkemizin 2050 eğitim vizyonuyla uyumlu"


İmzalanan proje kapsamında Türkiye ile ikili ilişkilerde gelişmeler yaşanacağını ve bunu sürdürmeyi hedeflediklerini belirten törenine Malta Eğitim, Gençlik, Spor, Araştırma ve İnovasyon Bakanı Clifton Grima ise, "Ortak bir vizyonumuz var, eğitim sistemine yönelik 2050 vizyonumuz var ve bugün imzalayacağımız bu proje de ülkemizin 2050 eğitim vizyonuyla tam uyumlu ve bunu yansıtan bir belge olacak. Gençlere eğitimde büyük bir rol ve rahatlık sağlayacak. Başta Ukrayna’da savaşın başlangıcında ve Filistin’de bir trajediyle ilgili bir rol sahip olduğumuzu belirttik. Öncelikle Ukrayna savaşı konusunda bizim pozisyonumuz ülke olarak son derece nettir. Ayrıca Filistin’de yaşanan trajedi konusunda Başbakanımızın da çok net bir şekilde ifade ettiği gibi konumuz nettir ve Filistin devletini tanıdık. Bizim eğitim ekosistemimiz ülkelerimiz için bir örnek teşkil ediyor. Dünyadan, Filistin’den, Ukrayna’dan, Rusya’dan gelen çocuklar bizim koltuklarımızda düzenli olarak birleşmiştir. Bu sebeple onlar, dünyadaki farklı hükümetlere karşı önemli bir örnek olmalıdır ve buna Filistin’den, Ukrayna’dan, hatta Rusya’dan çocuklar da dahildir. Dolayısıyla bizim amacımız bu eğitim sistemimiz çerçevesinde çocukların barışın tesisindeki önemli bölümüne katkıda bulunmak için diğer ülkelere de bir örnek olması gerekir. Bu anlaşma son derece önemli bir adım, ancak bir son adım değil, aslında ilk adım. Özellikle amacımız her iki ülke arasında faydayı sağlayabilecek somut bir aksiyona açılış yapabilmesidir" şeklinde konuştu.


Düzenlenen imza törenine, Malta Eğitim, Gençlik, Spor, Araştırma ve İnovasyon Bakanı Clifton Grima, Malta Cumhuriyeti Büyükelçisi Marisa Farrugia, Malta Cumhuriyeti Büyükelçiliği Müsteşarı Charles Calleja, Eğitim, Spor, Gençlik, Araştırma ve İnovasyon Bakanlığı Genel Sekreterlik Başkanı Joseph Filletti, Eğitim, Spor, Gençlik, Araştırma ve İnovasyon Bakanlığı Politika Danışmanı Etienne St. John, Eğitim, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, MEB Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ünal Eryılmaz katılım sağladı. İmza töreni karşılıklı hediyeleşme ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.



Bakan Tekin: "Dünyada modern devletlerin varoluş gerekçesi; barışı, insan haklarını, demokrasi ve adaleti tesis etmek"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta huzurevi sakinlerine akılcı ilaç kullanımı anlatıldı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümü tarafından Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerine yönelik akılcı ilaç kullanımı semineri düzenlendi. Eczane Teknisyenleri ve Teknikerleri Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler zincirinin son programında, yaşlı bireylerde doğru ilaç kullanımının önemi anlatıldı. Seminerde, Eczane Hizmetleri Bölümü öğretim elemanı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Özten, huzurevi sakinlerine polifarmasi olarak bilinen çoklu ilaç kullanımı, ilaç etkileşimleri ve yanlış doz uygulamalarına ilişkin bilgi verdi. Yaşlı bireylerde birden fazla ilacın aynı anda kullanılmasının çeşitli riskler oluşturabileceğine dikkat çeken Özten, reçete dışı ilaç kullanımının sağlık açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Akılcı ilaç kullanımında doğru ilaç, doğru doz, doğru zaman ve doğru uygulama ilkelerinin esas olduğunu vurgulayan Özten, ilaçların hekim ve eczacı danışmanlığında kullanılması gerektiğini söyledi. Seminerde ayrıca ilaçların saklama şartları, kullanım talimatlarına uyulması ve ilaç saatlerinin düzenli takip edilmesi konularında da bilgilendirme yapıldı. Programı ilgiyle takip eden huzurevi sakinleri, merak ettikleri konulara ilişkin sorularını yöneltti. Etkinlikleri düzenleyen komiteye danışmanlık yapan Eczane Hizmetleri Bölüm Başkanı Ümit Karakaş ise programlarda görev alan öğrencileri tebrik etti. Karakaş, "Öğrencilerimizi yalnızca diploma vererek mezun etmiyor, onları topluma en faydalı olacak şekilde hem akademik hem de sosyal yönden hazırlamaya gayret ediyoruz" dedi.
Bayburt Demirden makete: Pandemide edindiği hobisini huzurevinde 6 yıldır sürdürüyor Bayburt Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerinden 74 yaşındaki Bülent Alemdar, pandemi döneminde tanıştığı el sanatlarıyla takı tasarımı, filografi ve maket alanında çalışmalar yapıyor. El emeği ürünler hazırlayan Alemdar, 6 yıldır üretmeyi sürdürüyor. Uzun yıllar demircilik yapan Bülent Alemdar, huzurevine gelmeden önce 56 yıl demire şekil verdiğini, geçirdiği kaza sonucu boynunun kırılması nedeniyle gönül verdiği yarım asrı aşkın mesleğini bırakmak zorunda kaldığını söyledi. Pandemi döneminde huzurevinde uygulanan kısıtlamalar nedeniyle odasında uzun süre vakit geçirmek zorunda kaldığını belirten Alemdar, dışarı çıkamadıkları süreçte kütüphaneden aldığı kitaplarla zaman geçirdiğini ifade etti. Kibritten gemiyle başladı, maketlere yöneldi Bayburt huzurevinin tadilata girmesi üzerine Erzincan’ın Kemah ilçesindeki huzurevine geçtiklerini ifade eden Alemdar, burada açılan el işi kursuyla yeni bir uğraş edindiğini dile getirdi. Alemdar, "Huzurevine gelmeden evvel demirle uğraşıyordum, demirciydim. 56 sene demircilik yaptım. Sonra bir kaza geçirdim, merdivenden düştüm, boynum kırıldı. Sonra huzurevine geldim. Can sıkıntısından, tavan izlemekten bunaldım. Pandemi döneminde dışarı çıkış yoktu, hatta odadan çıkış bile yoktu, karantinadaydık" dedi. Kemah’taki huzurevinde açılan atölyeye merak edip gittiğini anlatan Alemdar, yıllar önce askerde kibritten gemi yaptığını kurs hocasına söylediğini belirterek, "Hocama 50 sene önce askerde kibritten gemi yaptığımı söyledim. ‘Ne lazım?’ diye sordu. Karton ve tutkal lazım dedim. Malzemeler masanın üzerindeydi, hemen başladık. Yapacağım gemi maketinin modelini kartondan çıkardım. Kibrit ve kibrit kutularıyla gemiyi yaptık" diye konuştu. "Bu kurs benim için ilaç oldu" İlk çalışmasının ardından farklı maketler de yapmaya başladığını belirten Alemdar, "Hoca bana, ‘Bülent amca ev yapabilir misin?’ dedi, bir resim gösterdi. Tamam dedim, evi yaptım. Sonra cami resmi gösterdi, camiyi yaptık derken artık atölyeden çıkamaz olduk. Bu kurs benim için ilaç oldu" ifadelerini kullandı. "Elim tuttuğu müddetçe durmak yok" Erzincan’dan Bayburt’a döndükten sonra da öğrendiği el sanatlarını bırakmadığını söyleyen Alemdar, filografiyle Türk bayrakları yaptığını, takı tasarımı ve maket çalışmalarına devam ettiğini kaydetti. Üretmenin kendisine güç verdiğini dile getiren Alemdar, "Maket için uygun takımım olsa yapamayacağım bir şey yok. Elim tuttuğu müddetçe durmak yok" dedi.