GÜNDEM - 02 Şubat 2026 Pazartesi 13:24

Bakan Kurum: "Gün ağardı, yaraları sardık, biz yine küllerimizden dipdiri ayağa kalktık"

A
A
A

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Gün ağardı, yaraları sardık, biz yine küllerimizden dipdiri ayağa kalkarak yeniden umutla, gururla doğduk" dedi.

Türkiye’yi sarsan asrın felaketinin üzerinden 3 yıl geçti. Bölgede inşa çalışmalarını tamamlayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, bu yıl deprem şehitlerini anmak için Osmaniye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de katılacağı bir anma programı düzenleyecek. ‘Türkiye’min Gücüne Bak’ temalı törende, deprem şehitleri için dualar edilecek, tamamlanan Asrın İnşa Seferberliği ile ilgili programlar düzenlenecek.

"Gün ağardı, yaraları sardık, biz yine küllerimizden dipdiri ayağa kalktık"

Bakan Kurum törene ilişkin sosyal medya hesabından ‘Gün Ağarır’ isimli ağıdı paylaşarak, "Gün ağardı, yaraları sardık, biz yine küllerimizden dipdiri ayağa kalkarak yeniden umutla, gururla doğduk. 6 Şubat Asrın Felaketi’nin 3. yılında; elini milletinin üzerinden bir an olsun çekmeyen liderimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin teşrifleriyle Osmaniye’de buluşacağız" açıklamalarında bulundu.

Bakan Kurum:

"Bir el uzanır, yarınlara varılır"

Şarkıcı Simge Sağın’ın seslendirdiği ‘Gün Ağarır’ isimli ağıdın görüntülerinde deprem bölgesinde yeniden inşa edilen 11 ilden çalışmalara yer verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Bize güvenin, bize inanın, biz vatandaşımızı darda, yoklukta, sokakta bırakmadık ve bırakamayız’ sözleri yer aldı. Deprem bölgesi için hazırlanan ağıt "Doğar yeniden/Umutla gururla/ Ufuklara yol olur/ Bitmez azmimiz/ Gün ağarır/ Yaralarım sarılır/ Memleketimin aşkı/ Kalbimde Çoğalır/ Ağlama sen/ Umut her zaman buradadır/ Bir el uzanır/ Yarınlara Varılır" dizelerinden oluştu.

Deprem bölgesinde 455 bin 357 ev ve iş yeri inşa edildi

Deprem bölgesinde 27 Aralık 2025’te tamamlanan Asrın İnşa Seferberliği kapsamında Hatay’da 153 bin 755, Malatya’da 79 bin 660, Kahramanmaraş’ta 73 bin 956, Adıyaman’da 43 bin 366, Gaziantep’te 31 bin 53, Diyarbakır’da 17 bin 206, Elazığ’da 14 bin 894, Şanlıurfa’da 13 bin 429, Osmaniye’de 12 bin 557, Adana’da 12 bin 73, Kilis 2 bin 569, Tunceli’de 298, Kayseri’de 288, Sivas’ta 164, Bingöl’de 89 olmak üzere toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşa edildi.

Bakan Kurum:

İlk temel 15’inci günde atılmıştı

Yapılması planlanan ilk konutların temelleri 15’inci günde atıldı. 45’inci günde ilk köy evleri Gaziantep’in Nurdağı ilçesindeki Belpınar ve Mesthüyük köylerinde teslim edildi. 174 ayrı alandaki 3 bin 481 şantiyede 200 bin kişilik ekiple yürütülen çalışmalar kapsamında nüfus bakımından Litvanya, yüzölçümü açısından Bulgaristan, İzlanda kadar alan inşa edildi. Son 1 yılda 254 bin bağımsız bölüm daha tamamlandı ve 27 Aralık 2025’te Hatay’da 455 bininci son konut da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı törende teslim edildi. Böylece deprem bölgesinde toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşa edilerek Asrın İnşa Seferberliği tamamlanmış oldu.

Ahmet Özkurt

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.