POLİTİKA - 14 Mayıs 2026 Perşembe 11:36

Bakan Göktaş: "Yaşlılık alanındaki çalışmalarımızı, geleceğin Türkiye’sini hazırlayan stratejik bir politika alanı olarak ele alıyoruz"

A
A
A
Bakan Göktaş: "Yaşlılık alanındaki çalışmalarımızı, geleceğin Türkiye’sini hazırlayan stratejik bir politika alanı olarak ele alıyoruz"

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Yaşlanan nüfus, hayatın tüm alanlarını etkiliyor. Bu nedenle yaşlılık alanındaki çalışmalarımızı, geleceğin Türkiye’sini hazırlayan stratejik bir politika alanı olarak ele alıyoruz" dedi.


Bakan Göktaş, ‘Türkiye Yüzyılı Perspektifinde Aile ve Nüfus Politikaları 2: Yaşlı Bakım Modelleri Çalıştayı Açılışı’na katıldı. Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen programda konuşan Göktaş, çalıştay boyunca yaşlı bakım modelleri, yerinde yaşlanma, evde ve toplum temelli bakım hizmetlerine kadar pek çok başlık olduğunu belirterek bakımın finansmanı, uzun vadeli bakım güvence sistemi, aktif yaşlanma ve hayat boyu öğrenme gibi konuların değerlendirileceğini anlattı.


"60 yaş üstü nüfusun, 2050 yılında 2,1 milyara ulaşacağı öngörülüyor"


İnsanlığın, tarihin en kapsamlı demografik dönüşümlerinden birini yaşadığını aktaran Göktaş, "Bugün dünyada yaklaşık 1 milyar seviyesinde olan 60 yaş üstü nüfusun, 2050 yılında 2,1 milyara ulaşacağı öngörülüyor. Üstelik hala genç bir nüfusu olan Türkiye de, bu küresel dönüşümün dışında değildir. TÜİK’in 2025 verileri, demografik yapımızdaki değişimi açık biçimde ortaya koyuyor. 65 yaş ve üzeri nüfus oranımız, 2025 yılında yüzde 11,1’e yükselmiş durumda" ifadelerini kullandı.



"Yaşlılık alanındaki çalışmalarımızı, geleceğin Türkiye’sini hazırlayan stratejik bir politika alanı olarak ele alıyoruz"


Türkiye’nin farklı bölgelerinde, aynı demografik özelliklerin olmadığını dile getiren Göktaş, "Bu nedenle sosyal politikalarımızı tek tip modellerle değil, bölgesel farklılıkları, aile yapılarını, bakım ihtiyacını ve yerel kapasiteyi dikkate alan esnek yaklaşımlarla planlamak zorundayız. Çünkü yaşlanan nüfus, sağlık sistemlerinden sosyal hizmetlere, aile yapısından şehir planlamasına, istihdamdan teknolojiye kadar hayatın tüm alanlarını etkiliyor. İşte bu nedenle yaşlılık alanındaki çalışmalarımızı, geleceğin Türkiye’sini hazırlayan stratejik bir politika alanı olarak ele alıyoruz" şeklinde konuştu.



"123 projeyle, 164 bin yaşlı vatandaşımıza hizmetlerimizi ulaştırdık"


Yaşlı vatandaşların güvenli, aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmeleri için hizmetlerini güçlendirmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, ilk kez gerçekleştirdikleri Türkiye Yaşlı Profili Araştırmasının, politikalarını ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmelerine imkan sağladığını anlattı.


Bakan Göktaş, hizmetlerini yerinde yaşlanmayı, aile desteğini ve aktif yaşamı önceleyen bir anlayışla sürdürdüklerinin altını çizerek sözlerine şöyle devam etti:


"Bu anlayışla 2006 yılında başlattığımız Evde Bakım Yardımıyla, bugün 114 bini aşkın yaşlı bireye ailesinin yanında destek oluyoruz. Ulusal Vefa Programıyla, 132 bin yaşlı vatandaşımızın evinde kişisel bakım ihtiyacını karşılıyoruz. Yaşlı Destek Programı, yani YADES ile evde ve gündüz bakımı, evde sağlık ve gönüllülük gibi hizmetleri yaygınlaştırıyoruz. Bugün YADES kapsamında, belediyelerimizin yürüttüğü 123 projeyle, 164 bin yaşlı vatandaşımıza hizmetlerimizi ulaştırdık. Bunun yanı sıra 42 Gündüzlü Aktif Yaşam Merkezimizde büyüklerimizin sosyal hayata katılımını destekleyen hizmetler sunuyoruz. Diğer yandan yatılı bakıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımız için de kurumsal kapasitemizi güçlendirmeye devam ediyoruz. Bakanlığımıza bağlı huzurevlerimizde yaklaşık 15 bin, özel huzurevlerinde ise 13 bini aşkın yaşlı vatandaşımıza hizmet sunuyoruz. Bu yıl içinde 8 yeni huzurevini daha hizmete açmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ayrıca ‘Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’ ile, 130 yıllık sosyal hizmet geleneğimizi geleceğe taşıyan bir merkez kurduk. Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla hayata geçen ve Avrupa’nın en büyüğü olan bu yapı ile, vatandaşlarımıza sağlık, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini aynı çatı altında sunuyoruz. Türkiye’nin ilk resmi Alzheimer ve Demans Bakım Merkezi de burada faaliyetlerine başladı. Darülaceze’nin bu köklü yapısını ve kurumsal hafızasını bütün Türkiye’ye yaygınlaştıracağız."



"Hedefimiz, yaşlı vatandaşlarımızın sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdüğü güçlü bir Türkiye’dir"


Bugünkü çalıştayın en önemli başlıklarından birinin, yaşlı bakımını çok boyutlu bir perspektifle ele alması olduğuna dikkati çeken Göktaş, şu ifadeleri kullandı:


"Yaşlı bakımında sağlık ve sosyal hizmetlerin entegrasyonu artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Hastaneden taburcu edilen yaşlı bir bireyin bakım ihtiyacının düzenli izlenmesi; evde bakım, evde sağlık ve yerel hizmet birimleri arasında güçlü bir koordinasyon oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Uzun süreli bakımın finansmanı da üzerinde dikkatle çalışmamız gereken başlıklardan biridir. Diğer yandan afet, kriz ve iklim değişikliği süreçlerinde yaşlılarımızın korunması da öncelikli alanlarımızdan biridir. Bu kapsamda afet anında tahliye, barınma, ilaç, beslenme ve psikososyal destek süreçleri yaşlı dostu şekilde planlanmıştır. Tüm bu başlıklar, yaşlılık politikalarının tek bir kurumun sorumluluğuyla sınırlı olmadığını göstermektedir. Bu alanda; kamu, yerel yönetimler, özel sektör, sivil toplum ve gönüllülerin birlikte çalışması gerekir. Hedefimiz, yaşlı vatandaşlarımızın sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdüğü; aile, sosyal çevre, sağlık ve sosyal hizmetlere birlikte erişebildiği güçlü bir Türkiye’dir. Bu hedef doğrultusunda yerinde yaşlanmayı önceleyen ve kurumsal bakımda kaliteyi artıran hizmetlerimizi sürdüreceğiz. Aile ve Nüfus 10 Yılında, kuşaklararası dayanışmayı güçlendiren politikalar geliştirmeye devam edeceğiz."


Bakan Göktaş ayrıca, bir sonraki nüfus politikaları kurulunun ana başlığının yaşlılık olacağını söyledi.



Bakan Göktaş: "Yaşlılık alanındaki çalışmalarımızı, geleceğin Türkiye’sini hazırlayan stratejik bir politika alanı olarak ele alıyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Hizan’ın dut yetiştiriciliği raporu açıklandı: Potansiyel büyük, teknik bilgi düşük Bitlis’in Hizan ilçesinde dut yetiştiriciliğinin mevcut durumunu ve potansiyelini belirlemek amacıyla gerçekleştirilen kapsamlı bilimsel araştırma sonuçlandı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Adnan Doğan, Tatvan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden Dr. Semih Aykut ve Hizan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden Ziraat Yüksek Mühendisi Orhan Durmaz tarafından yürütülen çalışmada, Hizan ilçesinin dut yetiştiriciliği kültürü mercek altına alındı. Hizan’da dut üretiminin en yoğun yapıldığı Yenikent Mahallesi başta olmak üzere Akdik, Akşar, Gayda ve Süttaşı gibi 11 farklı yerleşim yerinde yürütülen araştırmada, oransal örnekleme yöntemiyle seçilen 72 üreticiye 58 soruluk anket uygulandı. Saha çalışmaları sonucunda elde edilen veriler, bölge tarımının röntgenini çekti. Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, üreticilerin teknik bilgiye erişim düzeyi oldu. Ankete katılan çiftçilerin yüzde 100’ünün toprak analizi yaptırmadığı ve herhangi bir tarımsal kooperatife üye olmadığı tespit edildi. Ayrıca üreticilerin yüzde 88,9’unun hastalık ve zararlılara karşı herhangi bir mücadele yöntemi uygulamadığı, en büyük sorunun ise külleme hastalığı ve yaprak biti olduğu bildirildi. İlçede yüzde 55,6 oranında beyaz dut yetiştirildiği belirtilen araştırmada, ağaçların terbiye ve budama işlemlerinin teknik usullerden uzak, geleneksel yöntemlerle yapıldığı vurgulandı. Üretilen dutların yaklaşık yüzde 50’sinin ticari amaçla satılmayıp evsel tüketim için ayrılması, bölge ekonomisi için önemli bir potansiyelin değerlendirilemediğini gösterdi. Araştırmanın sonuç bölümünde, Hizan dutunun katma değerini artırmak için çözüm önerileri sunuldu. Bilimsel raporda; üreticilere modern budama ve aşılama eğitimlerinin verilmesi, toprak analizi bilincinin oluşturulması ve ürünlerin pazarlanması için paketleme tesislerinin kurularak markalaşma yoluna gidilmesi gerektiği kaydedildi. Hizan’ın iklim ve toprak yapısının dut yetiştiriciliği için "optimum" seviyede olduğunu, ancak verimin artması için bilimsel tarım yöntemlerine geçilmesinin zorunlu olduğunu ifade edilen çalışmanın sonuç bölümünde ise şu bilgilere yer verildi: "İlçede meyvecilikle uğraşan kesimin yaş düzeyinin yüksek olması dinamik bir iş gücünün eksikliğini göstermektedir. Bu durumun düzeltilmesi amacıyla gençlerin tarımsal üretime yönlendirilmeleri gerekmekte ve bu yönde adımlar atılması teşvik edilmelidir. Yörede karşılaşılan en önemli sorunlar; eğitim ve teknik bilgi eksikliği, ekonomik sorunlar, fidan temini ve üretim alanlarının küçüklüğü olarak sıralanabilir. İlçenin iklimi Bitlis’in diğer ilçelerinden farklı olmakla birlikte, dut yetiştiriciliği için uygun olup, dut alanlarının arttırılması ve bilinçli yetiştiricilik yapılabilmesi için plan ve projeler yapılmalıdır. Dut yetiştiriciliğinin geliştirilmesi amacıyla modern kapama bahçeler kurulmalı, üreticilerin teknik bilgi eksikliklerinin giderilmesine yönelik eğitim çalışmaları yapılmalıdır. İlçede küçük alanlarda dut yetiştiriciliği ve üretimi yapılmasına rağmen dut alanlarının verimi yüksektir. Üreticilerle yapılan görüşmelerde herhangi bir tarımsal kooperatife olmadıkları fakat bu durumdan kendilerinin de rahatsız olduğu İlçede veya kendi köyleri veya yakın köylerde bildikleri tarımsal kooperatif olmadığı, kooperatif sayesinde ürünlerin pazarlanması sorunun çözüleceğini düşünmektedirler. Bu nedenle üreticilerin birliklere ve kooperatiflere üye olmaları sağlanmalıdır. Yeni kurulacak olan dut bahçelerinde aşılı-köklü fidan ile yetiştiricilik yapılması üreticilere özendirilmelidir ve gerekirse de ücretsiz aşılı-köklü fidan dağıtımı şeklinde kuruluşlarca desteklenmelidir. Üreticilerin aşı, budama, terbiye vb. teknik konulardaki eksikliklerinin verilecek kurslarla giderilmesi uygun olacaktır. Çalışmada, yapılan anketlerin değerlendirilmesi sonucu Hizan ilçesinde dut ağaçlarının genellikle bahçe içinde dağınık ya da sınır ağaçları seklinde bulunduğu ve bakımsız olduğu, ağaçlara budama, gübreleme, ilaçlama, sulama gibi teknik ve kültürel bakım işlemlerinin sınırlı olarak yapıldığı, çoğu işletmede toplanan meyvelerin aile ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanıldığı, sadece ihtiyaç fazlasının pazarlarda satıldığı ve genel olarak ticari dut üretiminin yapılmadığı tespit edilmiştir."
Bitlis Ahlat’ta "Kapı, Fetih ve Kök: Hafıza Mekanları" sempozyumu Bitlis’in Ahlat ilçesinde "Kapı, Fetih ve Kök: Hafıza Mekanları" sempozyumu düzenlendi. Ahlat Halk Eğitimi Merkezi konferans salonundaki sempozyum, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Sinevizyon gösteriminin ardından programda konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, sempozyumun yalnızca akademik bir buluşma olmadığını belirterek, "Kapı, Fetih ve Kök: Hafıza Mekanları Sempozyumu yalnızca bir akademik çalışma ve buluşma değil, aynı zamanda milletimizin hafızasına, köklerine ve medeniyetine ışık tutan çok önemli bir çalışmadır. Ahlat ve Malazgirt, Anadolu’nun kapılarının Türklere resmen açıldığı, tarihimizin derin izlerini taşıyan çok önemli iki hafıza noktasıdır. Bu topraklar; birlik, inanç, mücadele ve medeniyet ruhunun en güçlü şekilde hissedildiği yerlerdir. Sultan Alparslan’ın Malazgirt’te ortaya koyduğu irade, Ahlat’ın asırlardır taşıdığı kültürel mirasla birleşerek bugün bizlere büyük bir tarih şuuru bırakmıştır" dedi. Karakaya, konuşmasının devamında gençlere seslenerek, Türk-İslam medeniyetinin önemine vurgu yaptı. Karakaya sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle gençlerimizin kendi medeniyet değerlerini daha yakından tanıması, hafıza mekanlarının taşıdığı anlamı doğru bir şekilde okuyabilmesi ve geleceğe yön verebilmesi büyük önem taşımaktadır. Çok zor bir çağda gençliğinizi yaşıyorsunuz. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte vatan, bayrak ve inanç gibi kavramların geri planda kaldığı bir dönemdeyiz. Ama sevgili gençler, hiçbir zaman bu millete ait olmanın, bu inanca ait olmanın ne kadar büyük bir şeref olduğunu unutmayın. Ecdadımızın bizlere miras bıraktığı bu kadim medeniyeti sizler yaşatacaksınız." Fetih ve Kök Hafıza Mekanları Ahlat/Malazgirt Çalışmaları Enstitüsü Başkanı Muhammet Hanifi Macit de, sempozyumun önemine değinerek, Ahlat’ın tarih boyunca stratejik ve kültürel bir merkez olduğunu söyledi. Macit, "MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatları ile kurulan Fetih ve Kök: Ahlat/Malazgirt Çalışmaları Enstitüsü tarafından düzenlediğimiz sempozyuma hoş geldiniz. Mekânlar milletlere, milletler de mekânlara anlam ve değerler katmıştır. Ötüken, Semerkant, Buhara neyse Anadolu’daki karşılığı da Ahlat’tır" ifadelerini kullandı. Macit, Ahlat’ın Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasındaki rolüne dikkat çekerek şöyle konuştu: "Sultan Alparslan, Malazgirt Savaşı öncesinde ordusunu burada toplamıştır. Anadolu’nun Türkleşmesinde Ahlat bir memba görevi görmüştür. Ahlat, Büyük Selçuklu döneminde öylesine önemli bir bilim, sanat ve kültür şehri olmuştur ki Belh ve Buhara’dan sonra Kubbetü’l İslam unvanı alan üçüncü şehir olmuştur." Macit, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile Devlet Bey Konağı’nın geleceğin hafıza mekanları arasında yer aldığını ifade etti. Yapılan konuşmaların ardından sempozyum; "Türkler ve Anadolu", "Türk Cihan Hakimiyeti ve Türk Göçleri", "Tarihte Oğuzlar", "Medeniyet Tasavvurunda Türklerin Tarihteki Rolü" ve "Türk Tarihinin Kaynakları" başlıklı oturumlarla devam etti. Sempozyuma MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl, Bitlis İl Emniyet Müdürü Koray Şensoy, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Sel mağduru araçlara ücretsiz destek: Oto yıkamacıdan örnek davranış Samsun’un Atakum ilçesinde oto yıkama işiyle uğraşan Bayram Tokmak (31), Havza’da meydana gelen sel felaketinin ardından anlamlı bir destek kampanyası başlattı. Tokmak, sel nedeniyle mağdur vatandaşların araçlarını ücretsiz olarak temizleyeceğini açıkladı. Havza’da meydana gelen sel felaketi, çok sayıda aracın kullanılamaz hale gelmesine ve birçok aracın da ciddi şekilde hasar görmesine yol açtı. Felaketin ardından yaraların sarılması için harekete geçen Atakum Yenimahalle esnafından Bayram Tokmak, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda selden etkilenen araçların ücretsiz olarak temizleneceğini duyurdu. Tokmak’ın bu çağrısı kısa sürede karşılık bulurken, bölgede faaliyet gösteren esnaflar da sürece dahil oldu. Kısa sürede büyüyen girişim, Samsun genelinde dayanışma örneğine dönüştü ve sel mağdurlarına destek amacıyla geniş kapsamlı bir yardım hareketi başlatıldı. "Kolları sıvadık" Bayram Tokmak şunları söyledi: "Yaşanan durumdan etkilendik. Üzücü ve etkileyici bir olay. Bu konuda kendi aramızda istişare ederek neler yapabileceğimizi konuştuk ve bu doğrultuda böyle bir sonuca vardık. Vatandaşlarımızın araçlarının onarılması konusunda yardımcı olabilmek için kolları sıvadık. Kurtarılabilir durumda olan sel mağduru araçlara öncelik vereceğiz. Araçların tabanında, koltuklarında ve iç aksamında biriken sel sularının temizliğini yapacağız. Değişim gerektiren parçalar olduğunda da bu konuda yardımcı olmaya çalışacağız. Diğer esnaf arkadaşlarımız da bize büyük destek oldular. Aynı şekilde onlar da bizim gibi katkı sunacaklarını ifade ettiler. Araçların kaporta, jant ve motor aksamında oluşan hasarlarla ilgili olarak, vatandaşlarımıza en uygun maliyetlerle yardımcı olmaya çalışacağız."