POLİTİKA - 02 Şubat 2026 Pazartesi 12:59

Bakan Göktaş açıkladı: EKPSS üzerinden bin 573 engelli vatandaş kamu kurumlarına yerleştirildi

A
A
A
Bakan Göktaş açıkladı: EKPSS üzerinden bin 573 engelli vatandaş kamu kurumlarına yerleştirildi

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Engelli vatandaşlarımız için istihdamı büyüten, erişilebilirliği yaygınlaştıran ve aile desteklerini güçlendiren çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.


’Engelli Vatandaşların Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Töreni’ Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında gerçekleştirildi. Düzenlenen törende konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bin 573 engelli vatandaşımızı, kamu kurumlarına yetiştirmek üzere bir aradayız. Böylesi önemli bir günde, sizlerin heyecanını ve sevincini paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandı.


Engelli vatandaşların ihtiyaçlarına yönelik politikaları kararlılıkla hayata geçirdiklerini dile getiren Göktaş, "Her bir engelli kardeşimizin kendi potansiyelini gerçekleştirdiği güçlü bir toplum inşa etmeye gayret ettik. 2012 yılında başlatılan Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı, yani EKPSS, bu hedefe hizmet eden adımlardan biridir. 2002 yılında kamuda görev yapan engelli memur sayısı 5 bin 777 iken, yapılan atamalarla bu sayıyı 15 kat artırarak 82 bin 638’e çıkardık" şeklinde konuştu.



"Bu yıl, 8’incisi yapılacak sınav için de desteklerimizi sürdüreceğiz"


Bakanlık olarak engelli bireylerin yükünü azaltmak için sınav ücretlerine katkı sağladıklarını belirten Göktaş, "2024 yılı EKPSS kapsamında 33,8 milyon lira sınav ücretini biz karşıladık. Bu yıl, 8’incisi yapılacak sınav için de desteklerimizi sürdüreceğiz" diye konuştu.



"Evde bakım yardımımızdan 517 bin vatandaşımız yararlanıyor"


Göktaş, aile odakları hizmetlerle engelli vatandaşlara destek olmayı sürdürdüklerini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu alanda temel politikamız, bireyin ailesinden ve sosyal çevresinden kopmadan, kendi yaşam alanında desteklenmesidir. Çünkü engelli kardeşlerimizin iyilik halinin aileyle birlikte güçlendiğini çok iyi biliyoruz. Böylece evde bakım yardımı ve gündüz hizmetlerimizle vatandaşlarımıza destek oluyoruz. Bugün itibarıyla evde bakım yardımımızdan 517 bin vatandaşımız yararlanıyor. Bugüne kadar, yaklaşık 240 milyar lira evde bakım desteği sağladık. Diğer yandan evde bakım desteğimizi, ailelerin ve engelli bireylerin gün içinde eğitim, rehabilitasyon ve sosyal etkileşim imkanına erişebileceği gündüz hizmetleriyle tamamlıyoruz. Bu alanı, hizmet zincirimizin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz."



"Engelli vatandaşlarımız için aile desteklerini güçlendiren çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz"


Öz bakım becerilerinden iletişim ve sosyal uyuma uzanan hizmetler sunduklarını söyleyen Göktaş, 187 gündüzlü bakım, rehabilitasyon ve aktif yaşam merkezlerinin olduğunu hatırlattı. Göktaş, şu ifadeleri kullandı:


"Ankara, Bursa, Mersin ve Kahramanmaraş’ta kurduğumuz ’Erken Çocukluk Gelişim Merkezleri’ ile çocuklarımızı destekliyoruz. Bunun yanı sıra ailelerine rehberlik ederek çocuklarımızın gelişimlerini güçlendiriyoruz. Diğer yandan ’Bireysel Sosyal Hizmet Danışmanlığı Modeli’ ile hem otizmli bireylere hem de ailelere destek olmayı sürdürüyoruz. Bu süreçte ise 18 ilimizde 3 bin 789 aileye bireysel danışmanlık hizmeti sağladık. Ayrıca, kamusal alanlardan dijital hizmetlere kadar her ortamda erişilebilirliği yaygınlaştırıyoruz. Geçtiğimiz yıl yayımlanan iki önemli Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle, engelli bireylerin bilgiye ve kamusal süreçlere erişimini bir standart haline getirdik. Engelsiz Türkiye Mobil Uygulamamızla, engelli bireylerin hizmetlere daha hızlı, güvenli ve kolay şekilde ulaşmalarını sağlıyoruz. Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği gibi, ’Engelli kardeşlerimizin hiçbir zorlukla karşılaşmadan hayatın her alanında güçlü şekilde var olabildiği bir Türkiye hedefliyoruz.’ Bugün gerçekleştirdiğimiz yerleştirme bu hedefin somut bir adımıdır. Engelli vatandaşlarımız için istihdamı büyüten, erişilebilirliği yaygınlaştıran ve aile desteklerini güçlendiren çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."


Törene, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) Başkanı Bayram Ali Ersoy da katıldı.



Bakan Göktaş açıkladı: EKPSS üzerinden bin 573 engelli vatandaş kamu kurumlarına yerleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.