EKONOMİ - 30 Mart 2026 Pazartesi 14:18

Bakan Bayraktar: "Türkiye’de bugün yaklaşık 2 bin 500 megavat kurulu güçle atıklardan enerji üretimi söz konusu"

A
A
A
Bakan Bayraktar: "Türkiye’de bugün yaklaşık 2 bin 500 megavat kurulu güçle atıklardan enerji üretimi söz konusu"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Türkiye’de bugün yaklaşık 2 bin 500 megavat kurulu güçle atıklardan enerji üretimi söz konusu. Yaklaşık 300’e yakın tesiste bu faaliyet yürütülüyor. Bu, enerji güvenliğimiz için de çok önem arz ediyor" dedi.


Bakan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde 2017 yılında Sıfır Atık Hareketi olarak başlatılan ve 14 Aralık 2022’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nca Türkiye’nin sunduğu karar tasarısının kabul edilmesiyle ilan edilen 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.


Bakan Bayraktar, 2017 yılında Emine Erdoğan’ın başlattığı bu inisiyatifin, artık küresel bir markaya dönüştüğünü belirterek "Dünya büyük bir enerji kriziyle karşı karşıya. Bölgemizde yaşanan jeopolitik gerilim, artık bir savaşa dönmüş durumda ve şu anda enerji kaynaklarına erişimle alakalı çok önemli sıkıntılar dünyamızı bekliyor, bölgeyi bekliyor. Dolayısıyla böyle bir ortamda enerjimizi daha verimli kullanmak ve atığı döngüsel ekonomiye katabilmek çok daha anlamlı ve önemli hale geliyor" ifadelerini kullandı.


İnsanlığın enerjisini verimli kullanması ve atığını geri kazanması gerektiğine de dikkati çeken Bayraktar, "Bizim medeniyet anlayışımızın, medeniyet tasavvurumuzun gereği de bu. Dolayısıyla yaklaşık 10 yıl önce başlayan inisiyatif, bugün dünyada Birleşmiş Milletler kapsamında kabul görmüş ve bir marka haline geliyor" diye konuştu.


2 bin 500 megavat kurulu güçle atıklardan enerji üretimi


Bayraktar, "Türkiye’de bugün yaklaşık 2 bin 500 megavat kurulu güçle atıklardan enerji üretimi söz konusu. Yaklaşık 300’e yakın tesiste bu faaliyet yürütülüyor. Bu, enerji güvenliğimiz için de çok önem arz ediyor. Aynı zamanda dışa bağımlılığımızı da düşürmüş oluyoruz, emisyonlarımızı düşürmüş oluyoruz" açıklamasında bulundu.


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak döngüsel ekonomiye katkı sunmak adına atıkları kullandıklarını kaydeden Bayraktar, Bakanlık personellerinin tüketim alışkanlıklarını ve davranışlarını değiştirmekle alakalı da önemli adımlar atıklarını, yaklaşık 11 bin çalışana eğitim verdiklerini anlattı.


Türkiye’nin bu yıl Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacağını anımsatan Bayraktar, Sıfır Atık Projesinin COP 31’de daha geniş bir yelpazede karşılık bulacağını ve Sıfır Atık inisiyatifinin bütün dünya için iyilik üreten, fayda üreten bir küresel marka haline geleceğini de ifade etti.



Tonlarca atık geri kazanıldı


Öte yandan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, devreye aldığı Sıfır Atık uygulamaları ile önemli kazanımlar elde etti. Bu kapsamda, sadece 2024 yılında, yaklaşık 5 bin ton atık geri kazanılırken 10 milyon 845 bin kWh enerji tasarrufu ve 10 bin ton karbondioksit sera gazı azalımı sağlandı. Ayrıca, Bakanlığın merkez kampüsünde Depozito Yönetim Sistemi uygulamaya alındı. Kullanıma açılan depozito iade makinası ile ‘Depozitosu Olan Ambalajlar’ (DOA) logosu taşıyan plastik, cam ve alüminyum ambalajlar geri kazanılmaya başlandı. Son 6 yılda, Bakanlığın bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşları tarafından 26 milyon tonun üzerinde atık bertaraf edilirken, 6 milyon 900 bin ton atık geri kazanıldı. Yine aynı dönemde 1 milyon tondan fazla atık alternatif ham madde olarak değerlendirildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Arnavutköylü gençler ABD’de düzenlenen ‘Dünya Robot Şampiyonası’nda’ ülkemizi temsil etti Arnavutköy Belediyesi’nin destekleriyle İstanbul Havalimanı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile İbrahim Özaydın Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, ABD’nin St. Louis kentinde düzenlenen VEX Robotics Dünya Şampiyonası’nda geliştirdikleri robotlarla Türkiye’yi temsil etti. Arnavutköy Belediyesi’nin bilim ve teknoloji yatırımlarının merkezinde yer alan Bilim Arnavutköy, gençlerin uluslararası başarılarına zemin hazırlamaya devam ediyor. İlçede kurulan güçlü eğitim altyapısı sayesinde yetişen öğrenciler, bugün dünyanın en prestijli robotik organizasyonlarından biri olan VEX Robotics Dünya Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil etti. Arnavutköy’de eğitim gören İstanbul Havalimanı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile İbrahim Özaydın Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, Arnavutköy Belediyesi’nin destekleriyle uluslararası arenada boy gösterdi. Amerika Birleşik Devletleri’nin St. Louis şehrinde düzenlenen ve 800 takımın katıldığı organizasyonda yarışan öğrenciler, kendi tasarladıkları robotlarla kıyasıya rekabetin yaşandığı platformda mücadele verdi. Arnavutköy’den lise takımlarının yanı sıra ortaokul düzeyindeki öğrenciler de organizasyonda yer alarak ilçeyi geniş bir katılımla temsil etti. Eğitim programları sayesinde öğrenciler, yalnızca bugünün değil, geleceğin teknolojilerine de hakim bireyler olarak yetişiyor Şampiyonada Robotist ve Mario isimli takımlar, kurulan stantlarda projelerini sergileyerek geliştirdikleri robotik sistemlerle teknik yeterliliklerini ortaya koyarken, takım ruhu, mühendislik becerisi ve yenilikçi yaklaşımlarıyla dikkat çekiyor. Farklı ülkelerden yüzlerce takımın yer aldığı organizasyonda öğrenciler, hem okullarını hem de Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Guinness Rekorlar Kitabı’na "Dünyanın En Büyük Robot Yarışması" olarak giren VEX Dünya Şampiyonası’nda Arnavutköylü öğrenciler önemli başarılara imza attı. İbrahim Özaydın Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde faaliyet gösteren IOROBOT / Mario takımı, sergilediği üstün performansla dünya şampiyonasında üst üste 4’ünc yılında da ödül kazanarak istikrarlı başarısını sürdürdü. İstanbul Havalimanı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin RobotIST takımı ise turnuvaya ikinci katılımında önemli bir sıçrama gerçekleştirdi. Güçlü rakiplerini geride bırakarak çeyrek finale yükselen ekip, turnuvadan ödülle dönerek başarısını taçlandırdı. Her iki takımın elde ettiği dereceler, Arnavutköy’ün eğitim ve teknoloji alanındaki vizyonunu uluslararası arenada bir kez daha ortaya koydu. Arnavutköy Belediyesi, bilimsel eğitimi yalnızca yarışmalarla sınırlı görmeyip kalıcı ve sürdürülebilir bir altyapıyla destekliyor. Bilim Arnavutköy ve belediyeye bağlı teknoloji atölyelerinde binlerce çocuk; kodlama, robotik, yapay zeka, elektronik ve 3boyutlu tasarımla tanışıyor. Bu merkezlerde yürütülen eğitim programları sayesinde öğrenciler, yalnızca bugünün değil, geleceğin teknolojilerine de hakim bireyler olarak yetişiyor ve uluslararası platformlara güçlü bir hazırlıkla katılıyor. "Gençlerimize imkan verildiğinde neler başarabileceklerini burada görüyoruz" Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, iki sezondur yakından takip ettiği okulların öğretmen ve öğrencileriyle birlikte şampiyona alanında yer aldı. Öğrencileri yalnız bırakmayarak yarışma sürecinde yanlarında bulunan Candaroğlu, gençlerin heyecanına ortak oldu. Candaroğlu, "İki sezondur yakından takip ettiğimiz ilçemizin güzide okullarıyla, hocalarımız ve takımlarımızla birlikte burada, VEX Robotics Dünya Şampiyonası’ndayız. Alanda iki muhteşem takımımızla müsabakaların içindeyiz. Onlarla birlikte bu heyecanı ve duyguyu yaşamak için buradayız. Gençlerimize imkân verildiğinde neler başarabileceklerini bir kez daha burada görüyoruz. Ülkemiz ve bayrağımız adına bizleri gururlandıran çok kıymetli bir tablo var. Emeği geçen tüm öğretmenlerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. İstanbul Havalimanı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdürü Talha Bektaş, "Yıllardır bu turnuvaya katılarak Türkiye’yi temsil ediyoruz. Ancak bu süreçte bizleri destekleyen belediye başkanımızın burada fiziki olarak da yanımızda olması bizler için ayrı bir mutluluk kaynağı oldu. İlçemizi ve ülkemizi temsil etmekten büyük gurur duyuyoruz" dedi. İbrahim Özaydın Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdürü Saadet Bektaş ise dördüncü kez dünya turnuvasına katılma başarısı gösterdiklerini belirterek, "Başkanımızın yanımızda olması bizleri gururlandırdı. Öğrencilerimizin heyecanı hepimizi duygulandırıyor. Eğitim camiası adına, eğitime ve öğrencilere verdiği destek için kendilerine teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Trabzon Kış uykusu bitti, ayı istilası başladı Doğu Karadeniz’in yüksek kesimlerinde kış uykusundan uyanan ayılar, açlık nedeniyle yayla evlerine yöneldi. Son haftalarda artan saldırılar, bölgede yaşayan vatandaşları tedirgin ederken çok sayıda ev ve ağılda hasar oluştu. Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Giresun’un yüksek rakımlı yaylalarında son haftalarda artan ayı hareketliliği, hem yayla sakinlerini hem de sezon hazırlığı yapan vatandaşları tedirgin etti. Kış uykusundan uyanarak yerleşim alanlarına yönelen ayılar, kapı ve pencereleri kırarak evlere giriyor, içerideki gıda malzemelerini dağıtıyor, arı kovanlarına zarar veriyor. Bazı yaylalarda aynı gece birden fazla ev hedef alınıyor. Yayla sezonunun yaklaşmasıyla birlikte hazırlık yapmak isteyen vatandaşlar, karşılaştıkları manzara karşısında şaşkınlık yaşıyor. Parçalanmış kapılar, dağıtılmış erzaklar ve zarar görmüş eşyalarını gören vatandaşlar, yetkililerden önlem alınmasını talep ediyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yaylalarında son günlerde evlerdeki ayı saldırılarının arttığını söyledi. Başkaya, "Ayılar evlere haddinden fazla girmeye başladı. Sosyal medyada da bu türden çokça paylaşımlar görüyoruz. Bunun en önemli sebebi ayı popülasyonunun artması. Artmanın yanında birde ayıların artık bu evlere girme olayını bir alışkanlık haline getirmeleridir. Bunu artık öğrendiler. Yayla evlerini kapatıp terk ederken yiyecek bırakmayın diyoruz. Koku çıkaracak herhangi bir şeyi yanınızda götürün evde bırakmayın. Mutfakta bulunan tabak, çatal bile ayı için bir kokudur. Ayılar evlerde yiyecek bulabileceğini öğrendi. Biz önlemlerimizi almalıyız. Yayla evlerinde yiyecek bırakmamalıyız" dedi. "Avlanma işini yasal olarak yapmamız gerekiyor" "Tarım ve Orman Bakanlığının ayılar konusunda bir yöntem değişikliğine gitmesi gerekiyor" diyen Başkaya, "Ayılar bugün koruma altında olan hayvandır. Yasal olarak avına izin verilmiyor. Yasal olarak avına izin vermiyoruz ancak ülkede yaşayan herkes biliyor ki ayı kaçak olarak haddinden fazla avlanıyor. Ayının popülasyon sayımları yapılmalı bu envanter sayımlar sonucunda nerede ne kadar erkek, dişi ve yavrunun olduğunu bilmemiz gerekiyor. Buna göre avlanma işini yasal olarak yapmamız gerekiyor. Köylüler resmen gelip bölgemizde av yapılsın diye yetkililere yalvarır durumda dilekçeler veriyor. Bu dilekçeler sonucunda belli yerlerde bazı ayılar avlanıyor. Bu ayı saldırıları eskiden köylerde daha fazla yaşanıyordu. Eskiden kırsalda yaşayan insanlar ayıya karşı önlem alıyordu. Ayı sayısını azaltıyorlardı. Bugün ise köylerde yaşayan insanları çoğu evlerini yazlıkçı olarak kullanıyor" şeklinde konuştu. "Kış boyunca yağlarına eriterek yaşadılar, o enerjiyi geri almak için etrafta yiyecek arayışına koyuluyorlar" Erkek ayıların daha saldırgan olabildiğine dikkat çeken Başkaya, "Ayıların çoğunluğu kış dinlenmesi yaptılar. Bazıları belki kış uykusu dediğimiz olayı hafif atlatır bazıları çok daha uzun süre yatar. Şubat ve Mart ayına kadar uyuyanlar oldu. Yüksek kesimlerdekiler Nisan ayına kadar uyudu. Artık onlarda uyandılar. Kış dinlenmesinden uyanan ayılar kış boyunca yağlarını eriterek yaşadılar. O enerjiyi geri almak için etrafta yiyecek arayışına koyuluyorlar. Haliyle aşırı bir beslenme istekleri oluşuyor. Ardından da çiftleşme dönemi yaşıyorlar. Bizi hem aç hem de ardında bir çiftleşme dönemi bekliyor. Erkek ayılar daha saldırgan olabiliyorlar. İnsanlarla karşılaşmaları artıyor çünkü yiyecek arayışındalar. Yayla evlerine akın ediyorlar. Bu dönemde uyanık olmalıyız tek başına arazide bulunmak sıkıntıdır. İşi gücü olan köylü vatandaşımız bile tek başına dolaşmamaya çalışsın. Çobanlarımıza da bu öneride bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Kocaeli Ağrıya "nokta atışı" tedavi Kocaeli’deki Büyük Anadolu Hastanesi Darıca’da uygulanmaya başlanan "görüntüleme eşliğinde enjeksiyon" yöntemi, kas ve iskelet sistemi ağrılarında hedefe yönelik tedavi imkanıyla hem güvenliği hem de başarı oranını artırıyor. Kas-iskelet sistemi ağrıları, günlük yaşamda en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alırken, modern tıp uygulamaları bu ağrılara yönelik daha etkili çözümler sunuyor. Büyük Anadolu Hastaneleri’nde uygulanan görüntüleme eşliğinde enjeksiyon tedavileri, ağrının kaynağına doğrudan müdahale edilmesini sağlıyor. Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Bahtiyar Bahtiyarov, geçmişte enjeksiyonların çoğunlukla anatomik işaretlere göre "körlemesine" yapıldığını belirterek, bu durumun hem etkinliği azalttığını hem de riskleri artırabildiğini ifade etti. Ultrasonografi ve skopi (röntgen eşliğinde görüntüleme) sayesinde hedef dokunun doğrudan görüntülenebildiğini vurgulayan Bahtiyarov, iğnenin doğru noktaya yönlendirilmesiyle tedavi başarısının arttığını söyledi. "Komplikasyon riskinin azalıyor" Görüntüleme eşliğinde yapılan enjeksiyonların, özellikle omurga çevresinde güvenli bir uygulama sunduğunu kaydeden Bahtiyarov, "Bu yöntemle sinir, damar ve diğer kritik yapılardan kaçınmak mümkün hale geliyor. Bu sayede komplikasyon riski azalırken, özellikle omurga çevresinde daha güvenli bir tedavi süreci sağlanıyor. İlacın doğrudan sorunlu bölgeye verilmesiyle tedaviye alınan yanıt güçleniyor. Sinir sıkışmaları, bel ve boyun fıtıkları ile eklem içi problemlerde bu fark çok daha belirgin hissediliyor" dedi. "Bel ve boyun bölgesinde yüksek doğruluk sağlıyor" Bahtiyarov, hedefli enjeksiyonların sadece tedavi değil, tanı açısından da büyük katkı sunduğunu aktardı. Bu yöntemle ağrının kaynağının daha net anlaşılarak gereksiz tedavilerin önüne geçilebildiğini belirten Bahtiyarov, teknik farklılıklara ilişkin şunları kaydetti: "Ultrasonografi, kas, tendon ve yüzeysel sinirlerin görüntülenmesinde önemli avantajlar sağlıyor. Radyasyon içermemesi, gerçek zamanlı görüntü sunması ve dinamik değerlendirme imkanı sunması nedeniyle güvenli bir yöntem olarak öne çıkıyor. Skopi ise daha çok omurga çevresi enjeksiyonlarda tercih ediliyor. İğnenin kemik yapılar arasındaki ilerleyişini net şekilde göstermesi, özellikle bel ve boyun bölgesinde yüksek doğruluk sağlıyor." "Deneme-yanıltma" dönemi sona erdi Tedavide teknolojinin yanı sıra deneyimin de belirleyici rol oynadığını vurgulayan Bahtiyarov, "Sonuç olarak kas-iskelet sistemi ağrılarında artık ’deneme-yanılma’ yaklaşımından uzaklaşıldı. Daha planlı ve hedef odaklı yöntemler öne çıktı. Ağrıyı sadece bastırmak yerine, doğru noktaya yapılan müdahale ile etkili sonuçlar alıyoruz. Bazen fark, sadece birkaç milimetre oluyor" ifadelerini kullandı.