EKONOMİ - 28 Kasım 2025 Cuma 13:32

ATO Başkanı Baran: "Muhtemel deprem riskine karşı sanayi tesislerini, Ankara merkezde olacak şekilde İç Anadolu Bölgemize taşıyalım"

A
A
A
ATO Başkanı Baran: "Muhtemel deprem riskine karşı sanayi tesislerini, Ankara merkezde olacak şekilde İç Anadolu Bölgemize taşıyalım"

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, sanayi tesislerinin deprem riskine karşı güvenli İç Anadolu Bölgesi’ne kaydırılmasının sanayi sektörünün sürdürülebilirliği ve üretim güvenliği açısından önemli olduğunu söyledi.


ATO’nun 29. Dönem Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısı, ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal’in başkanlığında ATO Meclis Salonu’nda yapıldı. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, yaptığı konuşmada İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşan sanayi tesislerinin Ankara merkez olmak üzere İç Anadolu Bölgesi’ne taşınmasının ülkede sanayi sektörünün sürdürülebilirliği ve üretim güvenliği açısından önemine dikkat çekti. Baran, "Bildiğiniz üzere deprem sarsıntıları devam ediyor ve uzmanlar zaman zaman İstanbul, zaman zaman Balıkesir ya da Marmara Bölgesi’nde başka bir merkezde gerçekleşebilecek depremin tüm bölgeyi olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın yaklaşık yüzde 30’u İstanbul’da üretilirken; deprem riskinin yüksek olduğu Marmara Bölgesi dikkate alındığında bu oran yüzde 60’lar seviyesine yükseliyor. İstanbul’da ya da o bölgede gerçekleşecek ve İstanbul’un da etkileneceği bir depremin vereceği zarar çok büyük olacaktır. Marmara Bölgesi’ndeki sanayi tesislerini Ankara merkezde olacak şekilde, İç Anadolu Bölgemize taşıyalım. Ankara’mız sanayi bölgeleriyle, yetişmiş insan gücüyle, altyapısıyla, çevresindeki il ve ilçelerle sanayinin kalbi olmaya hazır bir şehirdir" açıklamasında bulundu.


Odaı olarak konuyu daha önce de gündeme getirdiklerini hatırlatan Baran, "Üretim merkezlerinin Ankara ve çevresine taşınması, İstanbul üzerindeki ekonomik ve sosyal yükü hafifletecektir" diye konuştu.



"Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, hem ülkemize hem AB’ye fayda sağlar"


Baran, Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesinin de gündemde olduğunu ifade ederek, 1996 yılında yürürlüğe giren anlaşmanın Türkiye’nin sanayi üretimi ve ihracat kapasitesini geliştirdiğini, küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu hızlandırdığını ifade ederek, şu ifadelere yer verdi:


"Ancak yaklaşık 30 yılı geride bırakan, ekonomik ve teknolojik açıdan geride kalan anlaşmanın artık güncellenmesi gerekiyor. Mevcut anlaşma sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsıyor. Modernizasyonla birlikte tarımın tamamı, hizmetler, kamu alımları, e-ticaret gibi alanların da dâhil edilmesi isteniyor. Bu sayede Türkiye’nin AB kamu ihalelerine erişiminin genişlemesi, hizmet ihracatının artması, taşımacılık ve lojistikteki kota kısıtlamalarının azalması bekleniyor. Ayrıca, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına Türkiye’nin otomatik olarak taraf olması da söz konusu. Özetle Gümrük Birliği’nin modernizasyonu Türkiye için ticaret anlaşması güncellemesinden öte, yatırımı güçlendiren, ihracatı büyüten, Türkiye’nin yeşil dönüşümünü hızlandıran bir adım olacak. Diğer yandan Amerika ve Çin karşısında rekabet gücünü kaybetme riski taşıyan Avrupa Birliği de bu modernizasyondan fayda sağlayacaktır."



"Dünya ekonomisi risklerin etkisi altında, bir geçiş sürecinde"


Baran, dünya ekonomisinin bir geçiş sürecinde olduğunu belirterek, "Bu sürecin bizi nereye götüreceği şimdilik belirsiz. Jeopolitik dengelerin hızla değiştiği, tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı, dijitalleşmenin ve yeşil dönüşümün rekabeti yeniden inşa ettiği bir dönemden geçiyoruz" dedi.


Baran, ‘enflasyon ve buna bağlı sıkı para politikaları’, ‘deglobalizasyon olarak da ifade edilen parçalanmış tedarik zincirleri’, ‘enerji ve yeşil dönüşüm maliyetleri’ ile gümrük vergileri üzerinden devam eden ticaret savaşları ve dünyanın çeşitli bölgelerinde süren savaş ve çatışmaların küresel ekonomide risk oluşturmaya devam ettiğini belirterek, "Dünyanın içinden geçtiği bu süreçte Türkiye ekonomisi, tüm sancılara rağmen büyüme seyrini sürdürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla (GSYH) 2025 yılının ikinci çeyreğinde, yıllık bazda yüzde 4,8 büyüme kaydederek, piyasa beklentilerinin üzerinde bir büyüme gerçekleştirdi. Bu gelişme IMF ve Dünya Bankası’nın yılsonu için büyüme beklentilerini de yükseltti. IMF yılsonu tahminini yüzde 2,7’den 3’e yükseltirken, Dünya Bankası bu yıl için yüzde 3,1 oranında büyüme öngördü" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Silifke’de sezonun ilk üzümü hasat edildi, kilosu 600 TL’den ihraç edildi Mersin’in Silifke ilçesinde sezonun ilk örtü altı üzüm hasadı gerçekleştirildi. Atakent Mahallesi’nde üretici Mustafa Sak’a ait 6 dönümlük seradan toplanan Yalova incisi cinsi üzümler, kilosu 600 liradan Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine ihraç edildi. Silifke’de yılın ilk üzüm hasadı Atakent Mahallesi’nde yapıldı. Örtü altında yetiştirilen üzümlerin kesimine başlanırken üretici Mustafa Sak, sezonun bereketli geçmesini temenni etti. Hasat sırasında açıklamalarda bulunan Sak, "Silifke’de üzümde ilk hasadı gerçekleştirdik. Hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum" dedi. 6 dönümlük serasında üretim yaptığını belirten Sak, yaklaşık 17 ton rekolte beklediklerini ifade ederek, "Örtü altı üzüm yetiştiriciliği yapıyorum. Bu yıl 6 dönümden 17 ton ürün bekliyoruz. Türkiye’de ilk hasat burada yapılıyor. Ürünlerimiz iç piyasanın yanı sıra Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Fiyatlardan memnunuz" diye konuştu. Ziraat Mühendisi Deniz Gürbüz ise turfanda üzüm üretiminde Mersin’in önemli bir merkez olduğunu belirterek, "Turfanda üzüm denildiğinde Silifke, Erdemli ve Mezitli ilçeleri öne çıkıyor. Önceleri küçük alanlarda yapılan üretim, bugün Mersin genelinde yaklaşık 2 bin 500 dönüme ulaştı. Yıllık üretim ise 8-10 bin ton civarında. Ürünler Rusya başta olmak üzere Arap ülkeleri ve kısmen Avrupa’ya ihraç ediliyor" dedi. Gürbüz, iç piyasada üreticiden 300-350 TL’ye çıkan üzümün tüketiciye 500-600 TL arasında ulaştığını, ihracatta ise kilogram fiyatının 600 TL’ye kadar çıktığını kaydetti. Öte yandan Silifke’de üzüm üretiminin özellikle Uzuncaburç Mahallesi ile Göksu Vadisi’ndeki Keben, Sabak, Karakaya, Kargıcak, Evkafçiftliği, Gündüzler ve Kepez mahallelerinde yoğun olarak yapıldığı bildirildi.
Samsun Terme Belediyesi’nin araç filosu güçleniyor Samsun Terme Belediye Başkanı Şenol Kul’un müjdesini verdiği yaklaşık 15 milyon TL değerindeki dev primer kırıcı bugün itibarıyla ilçeye ulaştı. Son 20 günde filoya katılan ağır iş makineleriyle birlikte toplam yatırım tutarı 40 milyon TL’yi aşarken, Başkan Kul, "Söz verdiğimiz gibi; Terme’nin hizmet gücünü devasa bir noktaya taşıdık" dedi. Terme Belediyesi, "kendi kendine yeten belediye" vizyonu doğrultusunda araç parkuruna tarihinin en büyük yatırımlarından birini yapmaya devam ediyor. Üç gün önce envantere katılan paletli ekskavatör ve loderin ardından, serinin en kritik parçası olan ve yaklaşık 15 Milyon TL değerindeki dev primer kırıcı (konkasör ünitesi) bugün Terme’ye ulaşarak hizmet binası önünde yerini aldı. "Terme’nin öz malı halkın hizmetinde" Teslim alınan dev iş makinesinin başında açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Şenol Kul, Terme’nin artık dışa bağımlı kalmadan kendi üretimini yapacağını belirterek; "Üç gün önce ekskavatör ve loderimizi getirmiştik. Bugün ise yaklaşık 15 Milyon TL bedelli devasa primer kırıcımızı teslim aldık. Bu makine, konkasör tesislerimizin kalbi olacak. Artık malzememizi kendimiz üretecek, yolumuzu kendi imkanlarımızla çok daha hızlı ve düşük maliyetle yapacağız. Bu makineler şahısların değil, Terme halkının öz malıdır" diye konuştu. "40 milyonluk yatırım zinciri tamamlandı" Nisan ayı itibarı ile filoya dahil edilen araç sayısının 20’yi geçtiğini vurgulayan Başkan Kul, toplam yatırım hacmine dikkat çekerek; "Primer kırıcımızın da gelmesiyle birlikte son dönemdeki makine yatırımlarımızın tutarı yaklaşık 40 Milyon TL’ye ulaştı. 2026 model hibe ekskavatörümüzden arazözümüze, otobüslerimizden dev iş makinelerimize kadar Terme artık devasa bir hizmet gücüne sahip. Tasarruf odaklı yönetim anlayışımızla hem zamandan kazanıyor hem de belediye bütçemizi koruyoruz" şeklinde konuştu. "Bahane değil hizmet üretiyoruz" Başkan Kul, Terme’nin şantiye belediyeciliğinde yeni bir döneme girdiğini belirterek "Biz mazeretlerin arkasına sığınmıyoruz. ‘İmkân yok’ demiyor, imkân oluşturuyoruz. Bu dev makineler Terme’nin sokaklarında, mahallelerinde kalıcı çözümler üretmek için gece gündüz çalışacak. Şehrimizin geleceğine yapılan bu yatırımlar tüm hemşehrilerimize hayırlı ve uğurlu olsun. Terme her geçen gün daha da güçlenmeye devam edecek" ifadelerini kullandı.