EKONOMİ - 29 Nisan 2026 Çarşamba 13:00

ASO’dan dört stratejik dönüşüm vurgusu

A
A
A
ASO’dan dört stratejik dönüşüm vurgusu

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci, döviz riskini büyütmeyen erişilebilir ve öngörülebilir finansman, Ar-Ge’yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası ve yapay zekâyı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programına ihtiyaç olduğunu belirterek, "Bu çağın meselesi yalnızca büyümek değil, dayanıklı ve istikrarlı büyümektir. Yani katma değeri yüksek, teknolojik ve sürdürülebilir biçimde üretim yapmaktır. Yalnızca bu günü kurtarmamalıyız; geleceğin rekabet gücünü bugünden inşa etmeliyiz" dedi.


ASO Başkanı Seyit Ardıç, nisan ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada küresel ekonominin kalıcı bir türbülans içinde yol aldığını belirtti. Ardıç, IMF’in nisan ayındaki "2026 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu"nun başlığının bunu net biçinde ortaya koyduğunu ifade ederek, "Rapor küresel büyümenin 2025 yılına göre 0.1 puan azalarak, 2026’da yüzde 3.1’e gerileyeceğini, yüzde 4.1 olan küresel enflasyonun petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin de etkisiyle yüzde 4.4’e yükseleceğini öngörüyor. Dünya Ekonomik Forumu ise, 2026 yılını dünyada iş birliğinin azaldığı, jeopolitik ve ekonomik rekabetin üst düzeye çıktığı bir rekabet çağı olarak tanımlıyor" şeklinde konuştu.



Diplomasi kapasitesi ticaretin yönünü belirliyor


Türkiye’nin dış politikada giderek daha güçlü ve oyun kurucu bir rol üstlendiğinu vurgulayan Ardıç, geçtiğimiz hafta düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun bu gelişimin somut göstergelerinden biri olduğu ifade etti. Forumun bu yılki temasının "yarını tasarlamak ve belirsizliklerle baş etmek" olduğunu hatırlatan Ardıç, söz konusu yaklaşımın sanayi politikalarıyla da örtüştüğüne dikkat çekti. Ardıç, küresel ölçekte yalnızca üretim gücünün değil, diplomasi kapasitesinin de ticaretin yönünü belirlediğini, diplomatik açıdan güçlü ülkelerin uluslararası ticaret kurallarını şekillendirebildiğini kaydetti.



Türkiye yatırım açısından cazip bir merkez haline geldi


Antalya Diplomasi Forumu’nun uluslararası alanda etkisinin artmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın etkisine vurgu yapan Ardıç, diplomatik çabalara katkı sunanlara sanayiciler adına teşekkür etti. Türkiye’nin bölgesinde güveni en kurumsal şekilde sağlayan ülkeler arasında yer aldığını belirten Ardıç, ülkenin üretim altyapısı, sanayi birikimi ve yetişmiş insan kaynağı sayesinde yatırım açısından cazip bir merkez haline geldiğini açıkladı.



"Riskin en yoğun olduğu coğrafyada güvenin en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir"


Ankara’da ise üretim, bilgi ve teknolojinin iç içe olduğu stratejik bir şehir olarak öne çıktığını dile getiren Ardıç, şunları kaydetti:


"Güçlü organize sanayi bölgelerimiz ve teknoparklarımız, köklü üniversitelerimiz ve araştırma altyapılarımız etkin bir ekosistem oluşturmaktadır. Savunma sanayinden bilişime, ileri makine teknolojilerinden sağlık teknolojilerine kadar yüksek katma değerli Ar-Ge ve ürün geliştirme kapasitesi Ankara’da yoğunlaşmaktadır. Bütün bunlar bir araya geldiğinde Ankara’mız yalnızca ülkemizin değil, Avrasya’nın en güvenli yatırım merkezlerinden biridir. Uluslararası yatırımcıya çağrımız nettir: Riskin en yoğun olduğu coğrafyada güvenin en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir. Türkiye’de bu güvenin kalbi Ankara’dır. Ancak ne fırsatlar ne de potansiyel kendiliğinden gerçeğe dönüşmez; güçlü bir hazırlık şarttır."



Üç yıllık dönemde yalnızca 7.3 puanlık bir düşüş yaşandı


Ardıç, Haziran 2023’te yıllık enflasyonun yüzde 38.21 seviyesinde olduğunu, Mart 2026 itibarıyla ise yüzde 30.87 seviyesine gerilediğini belirterek, üç yıllık dönemde yalnızca 7.3 puanlık bir düşüş yaşandığını söyledi. Bu süreçte reel sektör üzerindeki baskının hafiflemediğini, aksine birçok alanda daha sert hissedildiğini ifade eden Ardıç, sanayi üretimine ilişkin göstergelerin de bu tabloyu doğruladığını dile getirdi.



"Reel sektör son üç yılda daha fazla döviz borçlanmak zorunda kaldı"


Dezenflasyon sürecinde uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faizlerin şirketleri döviz cinsi finansmana yönlendirdiğini belirten Ardıç, firmaların daha erişilebilir gördükleri bu finansman türüne yöneliminin arttığını kaydetti. Şirketlerin döviz pozisyon açığına da dikkat çeken Ardıç, Haziran 2023’te 74 milyar dolar seviyesinde olan açık pozisyonun Mart 2026 itibarıyla 200 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Bu durumun reel sektörün son üç yılda daha fazla döviz borçlanmak zorunda kaldığını ortaya koyduğunu ifade eden Ardıç, mevcut tablonun sanayiciler açısından maliyet baskısını artırdığını, ilerleyen dönemde ise ihracat pazarlarında daralma ve döviz gelirlerinde azalma yaşanması halinde kur şoku riskini gündeme getirebileceğini belirtti. Üretimin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Ardıç, üretimin her aşamasında şeffaflık, belge ve ölçüm temelli bir yaklaşımın önemini belirtti.


Türkiye Yüzyılı Yatırım için Güçlü Merkez Programı’na da değinen Ardıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan programın Türkiye’nin yatırım, üretim, ticaret ve finans merkezi olma hedefi açısından stratejik bir adım olduğunu ifade etti. Türkiye’de teknopark ekosisteminin önemli bir ölçeğe ulaştığını ancak bu büyümenin patentleşme, ticarileşme ve sanayiye teknoloji aktarımı alanlarında aynı düzeyde sonuç üretmediğini söyleyen Ardıç, temel meselenin verilen desteklerin sonuç üretip üretmediği olduğunu vurguladı. Ardıç, rapor kapsamında 13 stratejik çerçevede kapsamlı bir reform seti hazırlandığını ve buna ilişkin uygulama önerileri ile eylem planının sunulduğunu da kaydetti.


Ankara Sanayi Odası olarak politika yapıcı ve uygulayıcılara dört talebin altını çizdiklerini belirten Ardıç, şunları söyledi:


"Birincisi, üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci. İkincisi, döviz riskini büyütmeyen erişilebilir ve öngörülebilir finansman. Üçüncüsü, Ar-Ge’yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası. Dördüncüsü ise yapay zekâyı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programı. Çünkü bu çağın meselesi yalnızca büyümek değil, dayanıklı ve istikrarlı büyümektir. Yani katma değeri yüksek, teknolojik ve sürdürülebilir biçimde üretim yapmaktır. Yalnızca bu günü kurtarmamalıyız; geleceğin rekabet gücünü bugünden inşa etmeliyiz. Bu meclis Ankara sanayisinin ortak aklıdır. Bu salonda yalnızca sektörler yoktur; tecrübe, emek, hafıza ve gelecek iddiası da bir aradadır. Bizim görevimiz sadece günü yönetmek değil, istikameti de belirlemektir."


Öte yandan program öncesi Rölyef Sanatçısı Gonca Tosun’a ait eserlerin yer aldığı serginin açılışı yapıldı. Serginin açılışında ASO Başkanı Seyit Ardıç, "Sanayi ve sanat birbirinden uzak gibi görünse de aslında aralarında çok güçlü bir bağ var. Sanatçı da üretir, sanayici de üretir. Sanayicinin üretim gücüyle sanatçının estetiği birbirini tamamlar. Biz Ankara Sanayi Odası olarak bu anlayışla sanatçılarımızı desteklemeyi önemsiyoruz" diye konuştu.



ASO’dan dört stratejik dönüşüm vurgusu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon DOKA Genel Sekreteri Akpınar: "Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nda en başarılı ajans olduk" Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Trabzon’da desteklenen sektörler, başvuru koşulları ve süreçle ilgili bugün bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen toplantının açılışında konuşan Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Kemal Akpınar, "Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı, 2025 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından uygulamaya koyulmuş bir programdır. Her ilde 4 tane yatırım konusu seçilmiştir. Normalde Trabzon’un 3. bölge teşviklerinden faydalanma imkânı olurken daha yoğun teşviklerden faydalanmasını sağlayan bir enstrüman olarak tasarlandı" dedi. "Geçen yıl Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nda en başarılı ajans olduk" diyen Akpınar "Geçen sene Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Türkiye’de hem ön başvuru süreçleri açısından hem nihai başvuru süreçleri açısından hem istihdam rakamları açısından hem de yatırım tutarı açısından Türkiye’nin en başarılı ajansı olduk. Bu manada bu başarıyı bu yıl da inşallah sürdürmek istiyoruz. 2025 yılındaki yatırım konularına ilişkin sunumlarımızı yaklaşık 3-4 hafta önce komiteye sunduk, onların neticelenmesini bekliyoruz. Teşvik belgesine bağlanarak inşallah bölgemizde çok ciddi anlamda bir yatırım ivmesi yakalanacağına inanıyoruz. Trabzon’da geçen yıl özellikle entegre su ürünleri işleme sektöründe çok güzel bir başvuru aldık. Ciddi anlamda hem istihdamı hem ihracatı hem de ürün çeşitliliğini destekleyecek başvurular aldık. Yine elektrikli tekne imalatı, yat imalatı sektörlerinde başvurular aldık. Bu yıl da 4 tane yatırım konusu belirlendi. 2030’a kadar her yıl, her sene ocak ayında 4 tane yatırım konusu belirlenerek ilimizdeki, bölgemizdeki ekonomik çeşitlenme desteklenecek" şeklinde konuştu. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı Erkut Çelebi ise yaptığı konuşmada "2025 yılında verilen teşviklerden entegre su ürünleri ve tıbbi aromatik bitkiler bu yıl da devam ediyor. Bunlara konaklama tesisi dışı alternatif turizm yatırımları ve mobilya sektörü eklendi. Su ürünleri sektörüyle ilgili geçen yıl 18 başvuru aldık, 8 tanesi onaylandı. Endüstriyel ağ ve elektrikli yat üretimiyle ilgili birer başvuru da onaylandı. 2026 için alternatif turizm yatırımlarını önemsiyoruz. Turistin zaman geçireceği macera parkları, aktivite noktalarının artmasını istiyoruz. Çok ciddi bir şekilde, 10’un üzerinde başvuru var. Bu da sevindirici, demek ki doğru yoldayız. Süremiz 15 Mayıs’ta bitiyor. 4 tane ile sınırlı kalmak istemediğimizi, olabilirse 10 sektöre destek verilmesini istediğimizi Sayın Bakanımıza ilettik. Aromatik bitkilerle ilgili çalışmalarımız var. Mobilya sektörünün de teşvik kapsamına alınmasıyla ilgili talep gelmişti. Sizlerden de gelecek yıllara ilişkin yatırım yapmak istediğiniz sektörlerle ilgili talep gelirse bunları da teşvik kapsamına alınması için bakanlığa bildireceğiz" diye konuştu. 2026 yılı için Trabzon’da Ağaç ve Orman Ürünleri ile Modüler Mobilya Üretimi, Alternatif Turizm Yatırımları, Su Ürünleri İşleme Tesisleri ile Su Ürünleri ve Tıbbi ve Aromatik Bitkilerden Katma Değerli Ürünler Üretiminin desteklendiği ve başvuruların 15 Mayıs’ta sona ereceği belirtildi. Toplantıda daha sonra DOKA Trabzon Yatırım Destek Ofisi Uzmanı Murat Karaca, Yerel Kalkınma Hamlesi Yatırım Teşvik Programıyla ilgili sunum yaptı ve katılımcıların sorularını yanıtladı.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz. Filistin’den Lübnan’a, Körfez’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e başımızı nereye çevirsek maalesef gözyaşlarıyla karşılaşıyoruz. Medeni denilen dünyanın üç maymunu oynadığı bu imtihan günlerinde kundaktaki bebekler, savunmasız siviller vahşice katlediliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Türkiye 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması ödül törenine katıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyasının sıkıntılı ve sancılı bir süreçten geçtiğini, bu süreçten geçerken de İslam aleminin bir duvarın tuğlaları gibi sıkıca kenetlenmesi gerektiğini söyledi. Yarışmayı 11. kez düzenleyen Diyanet İşleri Başkanlığına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "20 Nisan’da başlayan ve 39 ülkeden 41 Kur’an sevdalısının iştirak ettiği yarışmanın finali geçtiğimiz pazar günü peygamberler ve sahabeler şehri Diyarbakır’ımızda yapıldı. Birbirinden değerli hafız ve karilerimiz finalde sözlerin en güzeli Kur’an-ı Kerim’i çok müessir, çok latif bir surette huşu içinde teganni ettiler. Öncelikle yarışmaya katılan ve dereceye giren her bir kardeşimi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Birazdan ödüllerini tevcih edeceğimiz Kur’an bülbüllerini canı gönülden kutluyorum. Ödül sahiplerini belirleyen kıymetli jüri üyelerimize de teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. "Nesillere yeni ufuklar çizmiş tüm büyüklerimizi bugün bir kez daha rahmetle anıyorum" Kur’an-i Kerim’e gönül verenlerin fevkalade kıymetli bir yolda olduklarını ve bu yolun Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin, İmam-ı Rabbani’nin, Abdülkadir Geylani’nin, Akşemseddin-i Aziz Mahmud Hüdayi gibi uluların yolu olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yollar ki sonunda ana yolda birleşir ve tek bir yol olurlar. O yol ki imamların, sahabelerin, peygamberlerin ve son peygamberin yoludur. O yol ki Kur’an yoludur, hakikat yoludur, hakikat uygarlığı olan İslam’ın yoludur. O yol ki Allah yoludur. Evet, asırlar boyunca kendilerini bu yola vakfetmiş, eserleriyle, fikirleriyle, şahsiyetleriyle ve yetiştirdikleri talebeleriyle nesillere yeni ufuklar çizmiş tüm büyüklerimizi bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Cenab-ı Allah cümlesinin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin. Onların izinden gitmeye, sıratı müstakim üzere olmaya hepimizi inşallah mezun, memur ve müesser eylesin" ifadelerini kullandı. "Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz" Kur’an-ı Kerim’i okumanın önemini verdiği hadis-i şeriflerle belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz. Filistin’den Lübnan’a, Körfez’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e başımızı nereye çevirsek maalesef gözyaşlarıyla karşılaşıyoruz. Medeni denilen dünyanın üç maymunu oynadığı bu imtihan günlerinde kundaktaki bebekler, savunmasız siviller vahşice katlediliyor. Yıllardır ellerine geçirdikleri her fırsatta kibirli bir tavırla adaletten, eşitlikten, insan hak ve hürriyetlerinden dem vuranların gerçek yüzlerini bugün hep birlikte görüyoruz. Şunu açık açık ifade etmek isterim ki; bu imtihanı verebilmek için Kur’an’a ve sünnete, Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktan başka yolumuz yoktur. Bu imtihanı verebilmek için birbirimize inanmaktan, güvenmekten, destek olmaktan başka bir seçeneğimiz yoktur. Müslümanlar olarak tefrikayı, nifak ve husumeti, yersiz ve zamansız tartışmaları bir kenara bırakmak, yekvücut olmak mecburiyetindeyiz. ‘Birbirinize düşmeyin, sonra gevşersiniz ve gücünüz elden gider.’ Bu ayeti kerimedeki hayatımızın her safhasına tatbik etmek mecburiyetindeyiz. ‘Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun.’ Kılavuzumuz, önderimiz, Hatem-ül Enbiya efendimizin işte bu nasihatini en güçlü şekilde kendimize rehber edinmek mecburiyetindeyiz. Diğer türlü bu sıkıntıların üstesinden gelmemiz, önümüze çıkan engelleri bertaraf etmemiz, bu acılara bir son vermemiz Allah muhafaza mümkün olmayacaktır. Sabredeceğiz, ümidimizi kaybetmeyeceğiz. Bir duvarın tuğlalarının misali birbirimize sıkıca kenetleneceğiz. Zulmün ve zalimin olmadığı huzurlu bir geleceği inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması’nda Filipinler’den yarışmayı birinci olarak bitiren Sadhan Zacarıa’ye, Bangladeş’ten ikinci olarak bitiren MD Osman Gani’ye ve Malezya’dan üçüncü olan Muhammed Khairi Bin Maidin’e ödüllerini takdim etti. Hafızlık kategorisinde ise Libya’dan birinci olan Sirajaldeen Maamar Miftah Kindi, Kamerun’dan ikinci olan Dini Nourou, Yemen’den üçüncü olan Shehab Mohammed Abdullah Al- Dbaeah, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ödüllerini aldı.