EKONOMİ - 11 Şubat 2026 Çarşamba 15:59

ASO Başkanı Ardıç: "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi"

A
A
A
ASO Başkanı Ardıç: "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi"

Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi. Bu tablo hem pazar çeşitliliğinin hem de katma değerli üretime geçişin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor" dedi.


ASO 32 No’lu Taşocakçılığı Sanayi Meslek Komitesi ile Ankara Ticaret Odası (ATO) 30 No’lu Doğal Taş, Mermer ve Hazır Beton İmalatçıları Meslek Komitesi iş birliğinde ‘ASO-ATO Maden Zirvesi: Sektör Buluşması’ toplantısı düzenlendi. ASO ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda madencilik sektörüne yönelik kamu politikaları, güncel düzenlemeler ve uygulamalar hakkında plan ve programlar ele alındı. Toplantıda sektörde faaliyet gösteren işletmelerin karşılaştığı sorunlar, mevzuat kaynaklı uygulama farklılıkları, izin süreçleri ve sektörün geleceğine yönelik beklentiler masaya yatırıldı. Programda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, maden ve doğal taş sektörünün Türkiye ekonomisindeki stratejik önemine dikkat çekerek, sektörün sürdürülebilir büyümesi için politika yapıcılar, sanayi ve ticaret dünyası arasındaki koordinasyonun artırılmasının büyük önem taşıdığını belirtti. ATO Başkanı Gürsel Baran ise, Türkiye’nin madencilik sektöründe 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ekonomiye katkı sağladığını ve bu rakamın giderek daha da artacağını vurguladı.



"Madencilik artık yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti değildir"


Türkiye’nin önemli yer altı kaynaklarına sahip olduğunu ve özellikle 2040 yılına gelindiğinde bu yer altı kaynaklarının daha da önemli olacağını belirten Ardıç, "Madencilik artık yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti değildir. Enerji dönüşümü; savunma sanayii, ileri imalat, elektronik ve batarya teknolojilerindeki ivme, ham maddeyi stratejik bir başlığa taşıyor. Veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı da bu tabloyu daha da keskinleştiriyor. Sonuçta ham madde, ekonomik bir girdi olmaktan çıkıp güvenlik ve stratejik rekabet meselesine dönüştü. Yüksek teknoloji, dijital dönüşüm ve yapay zeka son dönemlerde hepimizin konuştuğu temel başlıklar ama bunları konuşurken, ayağımızın bastığı toprağı unutmamamız gerekiyor. Çünkü teknoloji sadece yazılımla, kodla üretilmiyor. O yazılımların çalışması için madenlere, metallere ve bu ham maddeleri işlemeye ihtiyacımız var. Sanayinin geleceği bulutta, yani bulut teknolojilerinde olabilir ama kökleri hala topraktadır. Uluslararası Enerji Ajansı projeksiyonları, bu dönüşümün ölçeğini çok net gösteriyor. Net Sıfır senaryosunda 2040’a kadar bakır talebi yüzde 50 artarken; nikel, kobalt ve nadir toprak elementleri talebi yaklaşık iki katına, grafit talebi 4 katına yükseliyor. Lityum ise 8 kat büyüme ile öne çıkıyor. Aynı çalışma, 2040’a gelindiğinde enerji dönüşümü minerallerinin toplam pazar değerinin iki kattan fazla artarak 100 milyarlarca dolarlık bir ölçeğe taşındığını da ortaya koyuyor" diye konuştu.



"Madencilikte rekabet artık sadece ‘rezerv’ rekabeti değil"


Türkiye’nin dünyadaki bor rezervlerinin önemli bir kısmına sahip olduğunu ve bu rezervin gelecekte önemli alanlarda potansiyel kaynağı olduğunu ifade eden Ardıç, "Madencilikte rekabet artık sadece ‘rezerv’ rekabeti değil; izin süreçleri, çevre performansı, iş sağlığı güvenliği, şeffaflık, izlenebilirlik, zenginleştirme ve rafinasyon kapasitesi rekabetidir. Bu nedenle bugünkü zirvemizin ana başlığı olan ‘kamu politikaları, mevzuat ve uygulamalar’ tam da işin kalbine temas ediyor. Burada bir başka küresel gerçeğin de altını çizmek gerekir. Avrupa pazarı, kritik ham maddelerde bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2030 için yerli üretim, geri dönüşüm ve işleme kapasitesine yönelik hedefler koyuyor. Ülkemizin bu noktada çok güçlü bir örneği var. Eti Maden verilerine göre dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahibiz. Bu rakam; camdan seramiğe, temizlikten tarıma, metalurjiden enerji teknolojilerine uzanan geniş bir sanayi ekosistemi potansiyeli demek. Öte yandan, madenciliğin ülkemiz ekonomisine döviz kazandıran önemli bir işlevi de var. 2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi. Bu tablo hem pazar çeşitliliğinin hem de katma değerli üretime geçişin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor" şeklinde konuştu.



"Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor"


Türkiye’nin yer altı kaynaklarının zenginliğine dikkat çeken ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Türkiye, jeopolitik yapısı itibariyle yer altı zenginlikleri bakımından avantajlı bir ülke. Dünyada ticareti yapılan yaklaşık 90 maden türünün 70’inin yer aldığı ülkemizde, 60’ının da aktif olarak üretim ve ticareti gerçekleştiriliyor. Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Bor, mermer, trona, feldspat, barit, alçı taşı ve krom gibi birçok endüstriyel ve stratejik madende dünya ölçeğinde güçlü bir konuma sahibiz. Bor madeninde küresel ölçekte lider konumundayız. Bunun yanı sıra altın, gümüş, bakır, nikel, demir ve çinko gibi stratejik madenler açısından da önemli bir potansiyelimiz söz konusu. Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek, ülkemiz ekonomisine katkı sağladı. Ekonomik büyüklüğü 2024 yılı itibariyle resmi verilere göre 400 milyar lirayı aşan, bugün ise 500 milyar lira seviyesine ulaştığı belirtilen sektör. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yaklaşık yüzde 1’ini oluşturuyor ve yaklaşık 150 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Yapılan hesaplamalar, Türkiye’nin ekonomiye kazandırılmayı bekleyen yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık yer altı kaynağına sahip olduğunu gösteriyor. Bu potansiyelin önemli bir kısmı henüz üretim aşamasına geçmemiş olsa da, bu veri, sektörün ulaşabileceği potansiyeli göstermek açısından önemli. Madencilik sektörünün GSYİH’deki payının düşük olmasının en önemli nedeni, madenlerimizin hammadde olarak ihraç edilmesi. Maden kaynaklarımızı mamul hale getirebilsek, katma değer kazandırıp ihracat gelirlerimizi artırabiliriz" dedi.



ASO Başkanı Ardıç: "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Torununu öldüren damada verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını az buldu Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde boşanma aşamasındaki 2 yıllık eşi Sinem Somun’u tabancayla vurarak öldüren ve müdahale için olay yerine gelen bir bekçiyi de yaralamaktan tutuklanan şahıs, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Anneanne Gülizar Topaloğlu, "Bu ceza az oldu, 2 kez ağırlaştırılmış ceza verselerdi içim ancak soğurdu" dedi. Olay, 31 Temmuz 2025 akşamı Beşikdüzü ilçesi Adacık Mahallesi’nde yaşandı. Hakkında verilen uzaklaştırma kararına rağmen Ali Eren Somun, arka balkondan tırmanarak boşanma sürecinde olduğu 2 yıllık eşi Sinem Somun’un bulunduğu daireye girdi. Evde başlayan tartışmanın şiddetlenmesi üzerine gürültüyü fark eden komşular, durumu dışarıda görev yapan bekçilere bildirdi. Yaşanan arbede sırasında Ali Eren Somun, yanındaki tabancayla eşine ateş açtı. Bacak ve sırtından vurulan Sinem Somun, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Şüpheli, kaçmaya çalışırken olay yerine gelen bekçiye de ateş etti. Bacağına isabet eden mermiyle yaralanan ve hastanede ameliyat edilen bekçi, tedavisinin ardından taburcu edildi. Mersin Üniversitesi Gemi Taşımacılığı Bölümü mezunu olan ve olaydan yaklaşık 10 gün sonra görev yaptığı gemide kaptanlığa başlamaya hazırlanan Sinem Somun, Giresun’un Eynesil ilçesinde toprağa verildi. Cinayetin ardından kimliğini gizlemek amacıyla saçını, sakalını ve kaşlarını kesen Ali Eren Somun, motosikletle kaçtığı Sinop’ta ormanlık alanda kurduğu çadırda yakalandı. Gözaltına alınan şüpheli, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklu sanık Ali Eren Somun hakkında ’tasarlayarak eşe karşı kasten öldürme’, ’zincirleme tehdit’, ’yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürmeye teşebbüs’ ve ’ruhsatsız ateşli silah bulundurma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile birlikte 25 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Somun, dosya kapsamında bugün 3’üncü kez Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. "Ben tahliyemi talep etmiyorum, zaten cezalandırılmam gerektiğini düşünüyorum" Tutuklu olduğu Elazığ’daki cezaevinden duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılan sanık Somun savunmasında, "Ben tahliyemi talep etmiyorum. Zaten cezalandırılmam gerektiğini düşünüyorum. Suçum yok demiyorum. Olay tamamen kazaydı. Tabancamdan çıkan kurşunla eşim öldü. Sakince kendimi savunuyorum. Acılar var, benim de acım var. Ben karıma hiçbir zaman el kaldırmadım. Acımı yaşıyorum. Koğuşta eşimin resmini saklıyorum. O gün Sinem’i öldürmek için yeterli vaktim vardı. Öldürecek olsam kanıt bırakmaz şekilde öldürürdüm. Ailesine gönderdiğim mektupta tehdit yok. Sadece eşim Sinem’i kendi aile mezarlığımıza defnetmek istediğimi söyledim. Adil bir yargılanma istiyorum. Yargılanmamın adil olmadığını düşünüyorum" dedi. Sesini duymak istemeyip salondan ayrıldılar Somun’un konuşması sırasında duruşmada bulunan anneanne Gülizar Topaloğlu ve dede Ali Hayri Topaloğlu, salondan ayrıldı. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ali Eren Somun’u ’tasarlayarak eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse, bekçi Emrah Erata’ya yönelik eyleminden de kamu görevlisini yaralamaktan 2 yıl 2 ay ve ruhsatsız ateşli silah bulundurmaktan 3 yıl hapis cezasına çarptırdı. Cezayı az buldu Verilen karar sonrasında açıklamalarda bulunan Sinem Somun’un anneannesi Gülizar Topaloğlu, "Bu ceza az oldu. 2 kez ağırlaştırılmış ceza verselerdi içim ancak soğurdu. Ben bu cezaya karşıyım. Bu ceza çok az oldu. Ben kızımı kaybettim. Anlatacak başka ne var? 2 kez ağırlaştırılmış ceza verselerdi içim soğumuş olurdu" dedi. Sinem Somun’un avukatı Ozan Karagöz ise, "Mahkeme tehdit suçuna yönelik bir hüküm kurmadı. Bu karara karşı istinaf yoluna başvuracağız, süreci göreceğiz. Bu yönüyle bizim açımızdan, Sinem yönünden ağırlaştırılmış müebbet istediğimiz bir sonuçtu. Gerek bekçi arkadaşımız gerekse de tehdit suçu yönünden itiraz hakkımızı kullanacağız" ifadelerini kullandı.
İstanbul Kağıthane’de liseler gelecek için buluştu Kağıthane Belediyesi ile Kâğıthane İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen "Kâğıthane Liseleri Tanıtım Şenliği", ilçedeki liseleri, öğrenciler ve velilerle bir araya getirdi. Hasbahçe Mesire Alanı’nda gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler; akademik başarılar, sosyal faaliyetler ve okul projeleri hakkında detaylı bilgi alma fırsatı buldu. Şenlik kapsamında ilçede eğitim veren liseler kurdukları stantlarda okul bünyesinde yürütülen çalışmalar, sosyal kulüpler, sportif faaliyetler, teknolojik imkanlar ve eğitim programlarını tanıttı. Öğrenciler ve veliler öğretmenler ve okul yöneticileriyle birebir görüşerek lise tercih sürecine ilişkin merak ettikleri sorulara yanıt buldu. Etkinlik alanında gün boyunca halk oyunları gösterileri, bando ve mehteran performansları, müzik dinletileri, spor müsabakaları, sahne etkinlikleri, görsel sanatlar sergileri, öğrenci projeleri ve çeşitli atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Öğrencilerin hazırladığı bilimsel ve sanatsal çalışmalar ziyaretçilerden yoğun ilgi görürken, alanda sergilenen performanslar renkli görüntülere sahne oldu. Ayrıca rehber öğretmenler tarafından düzenlenen bilgilendirme oturumlarında lise seçimi, kariyer planlaması ve eğitim süreçlerine ilişkin velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada gençlerin eğitim hayatına katkı sunacak çalışmaları önemsediklerini belirterek şunları söyledi: "Gençlerimizin geleceğe daha donanımlı hazırlanabilmesi için eğitim alanındaki her çalışmayı kıymetli görüyoruz. Kâğıthane Liseleri Tanıtım Şenliğimiz sayesinde öğrencilerimiz hem okullarımızı yakından tanıma fırsatı buluyor hem de ilgi alanlarına uygun eğitim ortamlarını keşfedebiliyor. Eğitim sadece akademik başarıdan ibaret değil, sosyal, kültürel ve sportif gelişim de büyük önem taşıyor. İlçemizdeki okullarımızın bu alandaki çalışmalarını görmek bizleri gururlandırıyor. Kâğıthane Belediyesi olarak çocuklarımızın ve gençlerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Eğitim yatırımlarımızı artırırken öğrencilerimizin kendilerini geliştirebilecekleri sosyal alanlar oluşturmaya da önem veriyoruz. Bugün burada sergilenen projeler, sahne performansları ve başarı hikayeleri gençlerimizin ne kadar yetenekli ve üretken olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Tüm öğrencilerimizi, öğretmenlerimizi ve ailelerimizi gönülden tebrik ediyorum." Yoğun katılımla gerçekleşen şenlik hem öğrencilerin lise tercih sürecine katkı sundu hem de ilçedeki eğitim kurumlarının çalışmalarını geniş kitlelerle buluşturdu.
Erzurum Türkiye Buz Pateni Federasyonu’nda Recep Ali Er dönemi; Yönetim kurulunda Erzurum’dan 3 isim yer aldı Türkiye Buz Pateni Federasyonu’nun 6. Olağan Genel Kurulu ve 6. Mali Kurulu geçtiğimiz gün Ankara’da gerçekleştirildi. Genel kurulda yapılan seçim sonucunda Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Genel Müdürü Recep Ali Er, Türkiye Buz Pateni Federasyonu Başkanı olarak seçildi. İki başkan adayının yarıştığı genel kurulda Recep Ali Er 195 delegenin oyunu alırken diğer aday Burak Demirboğa ise 85 oy alabildi. Seçimde Erzurum’dan Ahmet Hamdi Işık, Naci Korucu ve Zekeriya Deniz yönetim kurulu listesinde yer aldı. Genel kurulda ayrıca Türk buz patenine uzun yıllar emek veren isimler de unutulmadı. Yeni Başkan Recep Ali Er tarafından, ISU Teknik Uzmanı ve olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil eden eski milli sporcu Alper Uçar’a uluslararası katkıları ve Türk buz patenine verdiği emek nedeniyle plaket takdim edildi. Önceki dönem Federasyon Başkanı ve yeni dönem Federasyon Başkan Vekili Doç. Dr. Burhan Kurtuluş tarafından da olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil eden eski milli sporcu Tuğba Karademir’e Türk buz patenine katkıları ve sporculuk kariyeri dolayısıyla plaket verildi. Genel kurulda yeni dönem hedefleri de değerlendirilirken, Türk buz pateninin ulusal ve uluslararası başarılarının artırılması yönünde mesajlar verildi. Er’den teşekkür mesajı Toplantının ardından Federasyon Başkanı Recep Ali Er, buz pateni camiasına hitaben bir teşekkür mesajı yayımladı. Mesajında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Başkan Er, şu ifadeleri kullandı: "Şahsıma ve yönetim kurulumuza göstermiş olduğunuz güven ve destek için her birinize gönülden teşekkür ediyorum. Bu teveccühü sadece bir seçim sonucu değil; Türk buz pateninin geleceğine duyulan ortak inancın güçlü bir göstergesi olarak görüyorum. Bugüne kadar federasyonumuza emek vermiş tüm yöneticilerimize teşekkür ediyor; Türk buz pateninin gelişimine katkı sunan herkese içten teşekkürlerimi iletiyorum. Elde edilen her başarıda; sporcularımızın emeği, ailelerimizin fedakârlığı, antrenörlerimizin özverisi, hakemlerimizin katkısı ve camiamızın birlik ruhu vardır. Bu nedenle bu başarı hepimizin ortak başarısıdır. Önümüzdeki dönemde de aynı kararlılık, şeffaflık ve çalışma azmiyle; altyapıdan olimpiyat hedeflerine kadar her alanda Türk buz patenini daha ileriye taşımak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Amacımız yalnızca bugünü değil, geleceğin güçlü Türkiye’sini buz sporlarında da inşa etmektir. Bu süreçte desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Sayın Gençlik ve Spor Bakanımıza, Bakanlığımız merkez ve taşra birimlerine, Spor Toto Teşkilat Başkanlığına ve büyük buz pateni ailemize şükranlarımı sunuyorum. Birlik ve beraberlik içerisinde, ülkemize yeni başarılar kazandıracağımıza yürekten inanıyor, desteğiniz ve güveniniz için hepinize tekrar teşekkür ediyorum."
Trabzon Trabzon’da yaş çay sezonu dualarla açıldı Trabzon’da 2026 yılı yaş çay sezonu dualarla açıldı. Trabzon’un Of ilçesinde 2026 yılı yaş çay sezonu düzenlenen törenle başladı. ÇAYKUR Çamlı Çay Fabrikası’nda gerçekleştirilecek sezon açılışına Trabzon Valisi Tahir Şahin, AK Parti Trabzon Milletvekilleri, ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, üreticiler ve vatandaşlar katıldı. "Yıl içerisinde genelde 1 milyon 350 bin ton ile 1 milyon 400 bin ton arasında yaş çay hasadı gerçekleşmektedir" Açılışta konuşma yapan ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, çayda 100 ülkeye ihracat yapıldığını belirterek Türkiye’de yıl içerisinde 132 bir ton kuru çay satışının yapıldığını söyledi. Alim, "Geçen sene çay başladığı zaman çayı görerek, işleyerek kampanya açılışını gerçekleştirmiştik. Ama hava şartlarının normalin altında seyretmiş bu sene hem kampanya açılışı ertelemiş olacak hem de çay hasadı ile ilgili herhangi bir görselimiz olamayacak. Biz çay kampanyası muhtemelen haftaya çarşamba günü resmi olarak açmayı hedefliyoruz. Normalde bugün çay kampanyası karşılama gibi bir tören düzenlemiş oluyoruz. Çay her zaman bölge insanının olmazsa olmazıdır. Stratejik bir ürün. Çay olmazsa bölgede farklı ürünlerin yetişme şansı yok. Yıl içerisinde genelde 1 milyon 350 bin ton ile 1 milyon 400 bin ton arasında yaş çay hasadı gerçekleşmektedir. Bunun 100 bin tona yakını Trabzon bölgesinde hasat edilmektedir. Trabzon bölgesinde 8 tane yaş çay fabrikamız var. Trabzon bölgesinde 153 bin dekar alanda çay hasadı yapılmaktadır. Ayrıca 50 bin üreticimiz var. Türkiye’de yıl içerisinde 132 bin ton kuru çay satışı yapmaktayız. 100’e yakın ülkeye ihracat yapmaktayız. İhracat istediğimiz seviyelere gelmemiştir. Bunu da belirtmek lazım" dedi. "Şehrin duruşunu tavrını karakterini bu coğrafyada belirleyen ürün çay" Trabzon Valisi Tahir Şahin ise yaptığı konuşmada, "İnsanların karakterini alışkanlıkları belirler. Şehrin de duruşunu tavrını karakterini bu coğrafyada belirleyen ürün çay. Kadınımızın çalışkanlığını bereketini, hanelerimizin birlik ve beraberliğinin timsali çayımızın şehrimizin ve insanımızın hayatının her zaman merkezinden olmuş. Bu noktada ülkemizin ve ilçemizin stratejik ürünü olan çayı iki boyut ile stratejik ürün olarak değerlendiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde özellikle savunma sanayinde, teknolojik gelişmelerde, stratejik hamleler yaparken diğer taraftan vefada stratejisini gösteriyor. Stratejik ürününü koruyor ve ilelebet bu coğrafyanın gelişmesine katkı sunan çayına değer katarak üretiminde daha fazla katma değer oluşturmasına imkan sağlıyor" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından Trabzon İl Müftüsü Dr. İsmail Çiçek tarafından dua edildi. Yapılan duanın ardından çay bahçesinde temsili çay hasadı gerçekleştirildi.