SAĞLIK - 29 Nisan 2026 Çarşamba 10:35

Aşı tereddüdü yeni bir salgına dönüşüyor

A
A
A
Aşı tereddüdü yeni bir salgına dönüşüyor

Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Covid-19 pandemisi sonrası artan aşı karşıtlığına dikkat çekerek, "Aşılar sayesinde kontrol altına alınan hastalıklar yeniden kapımızı çalabilir. Aşı yaptırmamak sadece bireysel değil, toplumsal bir risk oluşturur ve toplumsal bir sorumluluktur" dedi.


Dünya Aşı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, pandemi döneminde aşıların hayati rol oynadığını, ancak bu sürecin ardından toplumda ciddi bir ‘aşı yorgunluğu’ ve güvensizlik oluştuğunu belirterek, özellikle çocukluk çağı aşıları ve grip aşısı yaptırmada düşüş gözlemlendiğini ifade etti. Aşılamanın yalnızca bireyi değil, tüm toplumu koruyan bir kalkan olduğunu vurgulayan Dr. Kılıç, "Toplumda özellikle çocukluk çağı aşılanma oranı düştükçe kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, boğmaca ve grip gibi hastalıkların yeniden yayılması kaçınılmaz hale gelir. Covid-19 sürecinde bilgi kirliliği çok arttı. Sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, insanların aşıya olan güvenini sarstı. Oysa aşılar, modern tıbbın en büyük başarılarından biridir. Bugün milyonlarca insanın hayatını kurtaran en etkili yöntemdir. Aşı yaptırmak yalnızca kendimizi değil, yaşlıları, çocukları ve bağışıklığı zayıf bireyleri de korumak anlamına gelir" ifadelerini kullandı.



Aşısızlar için basit yaralanmalar bile tehlikeli olabilir


Çocuk felcinin aşı ile önlenebileceğini aktaran Kılıç, aşı olmanın yalnızca pandemiler veya mevsimsel viral hastalıklar açısından değil, bireylerin hastalıkları daha hafif geçirmelerinde de önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Kılıç, "Örneğin tetanoz aşısı yaptırmamış bireylerde basit bir çivi ya da diken batması bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Keza çocuk felci de aşı ile önlenebilir bir hastalıktır. Ancak aşı olunmadığında ömür boyu sürebilecek fiziksel engelliliklere neden olabilir. Hiçbir ailenin bilim dışı kararlarla çocuklarını ömür boyu sağlıksızlığa mahkûm etmemesi en büyük dileğimizdir. Ayrıca çocukluk çağında yapılan ve ‘rapel’ olarak adlandırılan hatırlatma dozları sayesinde bu hastalıklarla karşılaşıldığında aşısız bireyler hastalığı çok daha ağır geçirirken, aşılı bireyler hastalığı daha hafif ve komplikasyonsuz atlatmaktadır" açıklamasında bulundu.



Uzayan ömür ile erişkin aşıları önemli


Kılıç, gittikçe artan yaş ortalaması ile erişkin aşılamalarının da çok önemli olduğunun altını çizerek, "Kronik hastalıkların, diyabet, kalp, karaciğer, akciğer, böbrek hastalıkları, kanser ve kanser tedavisi, romatolojik hastalıklar gibi risk grubu hastalıkların artması, erişkin aşılamada hastanın özelinde çok önem kazanmıştı. Mevsimsel salgınlar ve hastanın riskine göre İnfluenza A, pnömokok aşıları, RSV, zona aşısı gibi aşıların hekim kontrolünde yaptırılması bireyleri pek çok ciddi hastalık ve komplikasyondan koruyacaktır" diye konuştu.



Toplumsal bağışıklık kaybedilirse sonuçları ağır olur


Aşıların her zaman hastalığı yüzde 100 engellemeyeceğini ancak ağır seyri büyük ölçüde önlediğini vurgulayan Kılıç, sözlerine şöyle devam etti:


"Grip, Covid-19 ve benzeri solunum yolu hastalıklarında aşılı bireyler hastalığı çok daha hafif geçirir. Hastaneye yatış ve ölüm oranları belirgin şekilde azalır. Bu, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir farktır. Aşılar, sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltır ve salgın dönemlerinde hastanelerin kapasitesini korumada kritik rol oynar. Pandemide öğrendiklerimizi unutmamalıyız. Toplumsal bağışıklık dediğimiz kavram ancak yeterli aşılanma ile mümkündür. Eğer bu koruyucu kalkanı zayıflatırsak, geçmişte kontrol altına aldığımız hastalıklarla yeniden mücadele etmek zorunda kalabiliriz. Aşı tereddüdünün devam etmesi halinde sadece yeni salgınların değil, unutulmuş hastalıkların geri dönüşü de kaçınılmaz olur. Bu nedenle aşı yaptırmak, ertelenmemesi gereken hayati bir adımdır."



Aşı ihmali bulaşıcı hastalıkları geri getirir


Haftanın önemine dikkat çeken Kılıç, ailelere uyarılarda bulunarak şunları söyledi:


"Ülkemizde 1980-2000 yılları arasında uygulanan aşı programları sayesinde pek çok bulaşıcı hastalık neredeyse sıfır seviyesine indirilmiştir. Ancak son yıllarda artan göç hareketleri ve küresel dolaşımın hızlanmasıyla birlikte uzun süredir görülmeyen birçok bulaşıcı hastalık ne yazık ki yeniden gündeme gelmiştir. Bu nedenle özellikle çocukluk çağı aşıları, bireysel sağlığın korunmasında her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Küresel bir dünyada yaşıyoruz ve uluslararası aşılama kuralları giderek daha fazla önem kazanıyor. Birçok ülke turist, öğrenci veya farklı amaçlarla ülkeye giriş yapacak bireylerden aşı kartı ve bulaşıcı hastalıklara ilişkin belgeler talep etmektedir. Özellikle aşısız öğrenciler, önümüzdeki dönemde eğitim ve seyahat süreçlerinde daha fazla zorluk yaşayabilir. Bu nedenle aşı ihmalinden kesinlikle kaçınılmalıdır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Başörtülü hakimi reddeden avukatın yargılanmasına devam edildi Ankara’da duruşma esnasında mahkeme başkanı ve üye hakimin başörtülü olmasını gerekçe göstererek reddi hakim talebinde bulunan avukat Alperen Demirdiş’in yargılanmasına devam edildi. Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Alperen Demirdiş katıldı. Mahkeme başkanı, dava dosyasına gelen evrakı okumasının ardından sanığa söz verdi. Demirdiş, duruşmanın kapalı görülmesini ve basın mensuplarının dışarı çıkarılmasını istedi. Mahkeme, sanığın talebini kabul etti. Demirdiş, avukatının hazır bulunmadığını ve avukatı olduğunda savunma yapmak istediğini söyledi. Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanığın talebini kabul ederek, duruşmayı 24 Eylül’e erteledi. Olayın geçmişi Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 14 Mayıs 2024 tarihinde görülen duruşmada, "uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama" dosyasından tutuklu sanığın avukatı Demirdiş, mahkeme başkanı ve üye hakimin başörtülü olmasını gerekçe göstererek reddi hakim talebinde bulunmuştu. Hazırlanan iddianamede, hakimin başörtü takmasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen "hakimin bakamayacağı haller" ve "hakimin reddi sebepleri" başlıklı 22. ve 24. maddelerinde sayılan durumlar arasında bulunmadığı ifade edilmişti. İddianamede, Demirdiş’in "görevi kötüye kullanma" suçundan 6 aydan 2 yıla, "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçundan ise 6 aydan 1 yıla kadar hapsi talep edilmişti.
Hatay Akademisyen çiftçinin 7 yıl süren emekleriyle 120 dönüm alana yaydığı enginar üretiminde hasat başladı Hatay’da akademisyen çiftçi Elif Ovalı tarafından 5 dönüm arazide ekimi başlayan ve 7 yıl süren ürün geliştirme süreciyle birlikte 120 dönüm arazide ekimi yapılan enginarda bereketli hasat başladı. Uzun yıllar akademisyen olarak Mustafa Kemal Üniversitesi’nde görev yapan Elif Ovalı, Antakya ilçesi Arpahan Mahallesi’nde aile çiftliğinde tarımsal faaliyetleri kardeşi Adnan Murat Teoman ile birlikte yürütüyor. Bölgede alışılagelmişin dışına çıkarak katma değerli ürün üretmeyi hedefleyen akademisyen çiftçi Ovalı, 7 yıl önce 5 dönüm araziye enginar ekimi gerçekleştirdi. Ürün geliştirme ve pazar oluşturma süreciyle birlikte Ovalı, enginar üretimini 120 dönüm alana yaydı. Baharın gelmesiyle aile çiftliğinde ekimi yapılan enginarın hasadı başladı. Ovalı ve kardeşi Teoman tarafından aile çiftliğinde üretilen enginarda 250 bin adet hasat hedeflenirken ürünler; Adana, Gaziantep, Bursa, İstanbul ve çevre iller başta olmak üzere işlenerek yurt dışına gönderiliyor. "Burada alışılmışın dışında aslında çok eskilerde bilinen bir ürün olup sonradan terk edilen enginarı yetiştiriyoruz" 7 yıl önce 5 dönüm arazide deneme süreciyle enginar üretimine başladıklarını belirterek, 120 dönüme ektiği enginarda hasat başladığını söyleyen çiftçi Elif Ovalı, "Amik Ovası’ndasınız ve burası bereketli hilal denilen, dünyada ilk defa tarıma geçilen bölgenin bir ucundayız. Arpahan Mahallesi’ndeyiz. Burada alışılmışın dışında aslında çok eskilerde bilinen bir ürün olup sonradan terk edilen enginarı yetiştiriyoruz. Burada tamamen buğday, mısır ve soyanın egemenliği sürerken biz katma değerli ürünler üretmek için enginarı 7 yıl önce ekmeye başladık. İlk önce 5 dönüm arazide çeşit geliştirmeye başladık. Bu bölgede hangi çeşit daha iyi olur, çünkü alışılagelmiş sakız, Bayrampaşa ve hibrit cinsleri var. Hatay enginarı dediğimizde de eskiden beri bilinen bugün Roma enginar olarak da geçen mor enginarlar da var" dedi. "Öncelikle 5 dönümde bir deneme olarak başlayan üretimimiz şu anda 120 dönüme ulaştı" Deneme sürecinde 5 dönüm alanda enginar üretimi yaptıklarını ve ürün geliştirme süreciyle birlikte 120 dönüm alanda enginar üretimini sürdürdüklerini belirten Ovalı, "Uzun zamandır bakımına devam ediyoruz. Şu anda artık olgunluk dönemine geldi. Bir konserve fabrikasıyla bunu katma değerli yüksek ürüne dönüştüreceğiz. Umarım bu bölge için bir yenilik, kümelenme ve bölgeye istihdam oluşturacak. Gelir getirecek bir yeni bir ürüne dönecek. Biz de bu enginar kültürünü tekrar bu bölgeye kazandırarak çevre illerde de daha fazla tüketilmesi sağlayarak; Gaziantep, Adana, Bursa, İstanbul, ve çevre illerde bunların daha fazla oraları sevk etmek üzere harekete geçiyoruz. Enginar, iç pazarda da bilinsin istiyoruz ve yurt dışına da gönderiyoruz. Şu anda enginarı işlemeye yönelik çalışmalarımız başladı. Burada ihracatta büyük bir kalem değil henüz ama ürün geliştirmeleri devam ediyor. Öncelikle 5 dönümde bir deneme olarak başlayan üretimimiz şu anda 120 dönüme ulaştı. Kendi içimizde katma değere dönüştürecek bir ürüne döndü. Umarım bereketli olur, bugün hasadın ilk günüydü" ifadelerini kullandı.
Muğla Menteşe’de çocuk tiyatrosu ilgiyle izlendi Menteşe Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü bünyesinde yer alan Uluslararası Gençlik Merkezi’nin gönüllü gençleri, hazırladıkları çocuk tiyatrosu ile minik izleyicilere sanat dolu bir gün yaşattı. Yoğun katılımın gözlendiği etkinlikte çocuklar eğlenirken öğrendi, gönüllü gençler ise sahne performanslarıyla büyük beğeni topladı. Muğla’da gençlerin sosyal sorumluluk projelerindeki öncü rolü bu kez tiyatro sahnesine taşındı. Uluslararası Gençlik Merkezi bünyesindeki gönüllü gençlerden oluşan tiyatro ekibi, haftalar süren hazırlık sürecinin ardından çocuklarla buluştu. Büyük bir özveriyle hazırlanan gösteride, çocukların kişisel gelişimine katkı sunacak temel değerler ön plana çıkarıldı. Renkli kostümler ve dikkat çekici karakterlerle bezeli tiyatro oyununda; dostluk, paylaşma, yardımlaşma ve sevgi gibi kavramlar eğlenceli senaryolarla aktarıldı. İnteraktif bir yapıda kurgulanan oyun sayesinde çocuklar sadece izleyici kalmadı, zaman zaman sahnelerdeki sürece dahil olarak oyunun bir parçası oldu. Salonu dolduran çocukların neşesi ve kahkahaları etkinliğe damga vurdu. Menteşe Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü yetkilileri, etkinliğin hem çocukların sosyal gelişimine hem de gençlerin gönüllülük bilincine hizmet ettiğini vurguladı. Gösteri sonrası mutluluklarını dile getiren Uluslararası Gençlik Merkezi gönüllüleri, en büyük motivasyonlarının çocukların yüzündeki tebessüm olduğunu belirtti. Gençler, önümüzdeki süreçte de çocuklara yönelik farklı sosyal, kültürel ve sanatsal projelerle sahada olmaya devam edeceklerini ifade ettiler.