GÜNDEM - 01 Ocak 2026 Perşembe 07:29

Ankara yeni yıla kar yağışı ile girdi

A
A
A
Ankara yeni yıla kar yağışı ile girdi

Başkentte yeni yılın ilk saatleri ile kar yağışı etkili oldu.


Ankara, yeni yıla kar yağışı ile başladı. Gece saatlerinde başlayan yağış, kent genelinde etkili oldu. Şehrin simge yapılarından Anıtkabir, Ankara Kalesi, Ulus Atatürk Heykeli, Kızılay meydanı gibi yerler beyaza bürünürken kartpostallık görüntüler çıkardı. Kar yağışı sonrasında belediye ekipleri yol küreme ve tuzlama çalışmaları gerçekleştirdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün tahminlerine göre Ankara’da kar yağışı öğle saatlerinde de devam edecek.



Ankara yeni yıla kar yağışı ile girdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’ın en ünlü tatlıcısı, bir yıl da 40 tona yakın tatlı sattı Diyarbakır’ın en köklü tatlıcısı olan ve 1968 yılında kurulan Meşhur Kadayıfçı Sıtkı Usta, 2025 yılında 40 ton tatlı satışı yaparak rekor kırdı. Meşhur Kadayıfçı Sıtkı Usta işletmecilerinden Samet Altunbay, 1968 yılından bu yana faaliyette olduklarını, kendisinin de üçüncü kuşak olarak aile mesleğini sürdürmeye devam ettiğini söyledi. Altunbay, "2025 yılı, hedeflerimizi gerçekleştirdiğimiz başarılı bir yıl oldu. Yaklaşık yüzde 10’luk bir büyüme hedefimiz vardı ve bu hedefi yakaladık. Yıl boyunca yaklaşık 40 ton tatlı satışı gerçekleştirdik. Bu açıdan bakıldığında 2025 yılı bizim için oldukça verimli geçti. Şimdi hedefimiz 2026 yılı. Yeni yılda da yine yüzde 10 büyüme hedefimiz bulunuyor. Bunun yanı sıra farklı alanlarda şube açma hedeflerimiz var" dedi. 2025 yılında en çok tercih edilen ürünün fıstıklı kadayıf olduğunu belirten Altunbay, şu ifadeleri kullandı: ’’Bunun ardından cevizli kadayıf ve baklava çeşitlerimiz yoğun ilgi gördü. Kadayıfın ana ürünü olarak ise cevizli kadayıfı söyleyebiliriz. İlk üretimini yaptığımız ürün cevizli kadayıftı. Daha sonra fıstıklı kadayıf, fıstıklı kaymaklı, cevizli kaymaklı, düz kadayıf ve kaymaklı fıstıklı kadayıf gibi çeşitler üretildi. Şu anda yaklaşık 20 çeşit ürünümüz bulunuyor ve önümüzdeki süreçte ürün yelpazemizi daha da genişletmeyi hedefliyoruz."
Elazığ 60 yıllık tutkuya A Jet’ten anlamlı jest Elazığ’da yaşayan 73 yaşındaki Atilla Demirbaş, pilot olma hayalini gerçekleştiremeyince çocukluğundan bu yana uçak maketi biriktirmeye başladı. Yaklaşık 60 yılda 300’ü aşkın maket toplayan ve hayalini maketlerde uçuran Demirbaş’a A Jet’ten anlamlı bir jest geldi. A Jet tarafından gönderilen maketler, Demirbaş’ın yıllardır sürdürdüğü gökyüzü tutkusuna ve koleksiyonuna anlamlı bir destek oldu. Elazığ’da yaşayan 73 yaşındaki Atilla Demirbaş, devre kaybı nedeniyle pilot olamamasının ardından çocukluk yıllarından bu yana uçak maketi biriktirmeye başladı. Baba mesleği olan baharatçılık işiyle uğraşan ve ilk uçak maketini 1966 yılında edinen Demirbaş, yıllar içinde koleksiyonunu genişletti. Yaklaşık 60 yılda 300’ü aşkın maket uçak maketi toplayan Demirbaş’a, A Jet’ten büyük jest geldi. Koleksiyonu gören A Jet, Demirbaş’a 2 adet maket uçak gönderdi. Aldığı hediye karşısında büyük mutluluk yaşayan ve A Jet yetkililerine teşekkür eden Demirbaş, "İnanın beni alıp 1960’lı yıllardaki çocukluğuma götürdünüz. Bu mutluluğu tarif etmek kolay değil" dedi. "İnanın beni alıp 1960’lı yıllardaki çocukluğuma götürdünüz" Kendisine gönderilen hediyelerden dolayı yaşadığı mutluluğu dile getiren Atilla Demirbaş, " Öncelikle bu hediyeleri bizlere layık görüp gönderen kuruluştaki tüm arkadaşlara sonsuz teşekkür ediyorum. İnanın beni alıp 1960’lı yıllardaki çocukluğuma götürdünüz. Ayrıca sizlere de ayrı ayrı teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun. Bu işe gönül vermiş herkesin gelip sizi tanımasını isterim. Beğenmemek mümkün değil. Havada uçan her şey benim için en makbul değerdir. Bu modeller de koleksiyonuma mutlaka eklendi. Aynı tipte olmalarına rağmen birebir tam ölçekte olmaları insanı bambaşka duygulara götürüyor" diye konuştu. "Başta kaptan pilotlarımız olmak üzere hepsini yürekten selamlıyor, öpüyorum" Konuşmasının devamında A Jet yetkililerine teşekkür eden Demirbaş, " Gerçekten çok teşekkür ediyorum. Dilim dolanıyor, anlatmak istediğim çok şey var ama işin içine uçak girince inanın dilim tutuluyor. Bu mutluluğu tarif etmek kolay değil. A Jet uçakları yıllarca Türk hava sahasında uçtu, hala da uçmaya devam ediyor. Başta kaptan pilotlarımız olmak üzere, kabin ekiplerimize, yer hizmetlerinde çalışan bakımcılarımıza, elektronikçilerimize, bagaj taşıyan emekçi kardeşlerimize ve şu an adını sayamadığım tüm emekçilere Elazığ’dan sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Hepsini yürekten selamlıyor, öpüyorum" şeklinde konuştu.
Antalya Alüvyonlarla örtülü Anadolu’nun Pompei’si Myra’da kazılar özel mülkiyet sınırlarında ilerliyor Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti ve Andriake Liman Kenti’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarında, Myra Antik Tiyatrosu’nun 2026 yılında restorasyonuna başlanması planlanırken, kazılarda ortaya çıkarılan benzersiz eserlerden 20’sinin Cumhurbaşkanlığı’nda sergilenmesi dikkat çekti. Myra’yı "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımlayan Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, özel mülkiyet nedeniyle kazıların sınırlı alanda yürütülebildiğini vurgulayarak, "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9 buçuk metre kod farkı var, yaklaşık 1 buçuk kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor" dedi. Antalya’nın Demre ilçesinde bulunan Myra Antik Kenti ile Andriake Liman Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları, 2025 kazı sezonunda da yoğun şekilde devam etti. Myra Antik Tiyatrosu’nda restorasyon süreci Myra’daki çalışmaların ana odağının antik tiyatro olduğunu belirten Çevik, tiyatroya ilişkin tüm projelerin tamamlandığını ifade etti. Çevik, "Myra’da antik tiyatroda röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri tamamlandı ve Koruma Kurulu’na sunuldu. Koruma Kurulu’ndan da izin alındı. Şu anda restorasyon projesi ihale aşamasına hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu projeyi 2026 bütçesine dahil etti. Onay sürecinin ardından 2026 yılında Myra Antik Tiyatrosu’nun restorasyonuna başlamayı planlıyoruz. Önümüzdeki yıl heyecanlı bir yıl olacak" ifadelerini kullandı. "Bölgenin en büyük tiyatrosu" Antik tiyatronun mimari özelliklerine de değinen Prof. Dr. Nevzat Çevik, yapının bölge açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu tiyatro yaklaşık 11 bin kişilik kapasiteye sahip. Bölgenin en büyük tiyatrosu ve saf Roma tiyatrosu özellikleri taşıyor. En önemlisi de çok sayıda orijinal mimari elemanının günümüze ulaşmış olması. Yaklaşık 16 yıldır yürüttüğümüz kazılarda arşitravlar, lentolar, söveler ve başlıklar dahil olmak üzere çok sayıda orijinal malzeme ortaya çıkarıldı. Amacımız bu malzemeleri yeniden yerine koymak" dedi. Restorasyonun yalnızca görsel bir çalışma olmadığını vurgulayan Çevik, "Restorasyon esasen koruma amaçlı bir çalışmadır. Gösterim, bunun sadece bir sonucudur. Biz bu tiyatroyu koruyarak ayağa kaldırmayı hedefliyoruz. Bu tür restorasyonlar çok ince ve hassas çalışmalardır. Yaklaşık 3 yıl, belki 4 yıl sürebilir. Ancak bu sürenin sonunda sahne binasının büyük ölçüde ayakta ve korunmuş hale geldiğini göreceğiz" diye konuştu. "Anadolu’nun Pompei’si" Myra’nın korunmuş yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Çevik, antik kenti "Anadolu’nun Pompei’si" olarak tanımladı. Çevik, Myra’nın alüvyonlarla örtülmesi sayesinde çok iyi korunduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Bastığımız zeminle antik kentin en derin noktası arasında 9,5 metre kod farkı var. Yaklaşık 1,5 kilometre çapından da büyük bir metropol, bugünkü Demre’nin altında yatıyor. Burada çok geniş bir özel mülkiyet alanı söz konusu. Bu nedenle kazılarımız şu an için belirli sınırlar içinde yürütülüyor. En azından kentin en büyük yapılarından biri olan tiyatroyu tamamen kazıp restore ederek bu büyük antik kente ucundan başlamış olacağız. İleriye dönük olarak çok büyük bir bilgi rezervi aktaracağımızı düşünüyoruz. Çünkü alan şu anda örtülü ve korunmuş durumda. Bugün değilse bile, belki 100 yıl sonra yapılacak kazılarda, Pompei’de olduğu gibi son derece iyi korunmuş bir kentin ortaya çıkacağını öngörüyoruz. Pompei lavlarla örtülmüştü, Myra ise alüvyonlarla örtüldü" ifadelerini kullandı. Andriake’de müze yeniden açılıyor Andriake Liman Kenti’ndeki çalışmalara da değinen Prof. Dr. Çevik, burada 16 yıldır aralıksız kazı yürütüldüğünü söyledi. Hadrian dönemine ait granaryumun Likya Uygarlıkları Müzesi’ne dönüştürüldüğünü hatırlatan Çevik, "Müze binasının kendisi zaten başlı başına bir eser. Akdeniz’in en büyük birkaç granaryumundan biri. Müze yaklaşık bir yıldır ziyarete kapalı, revizyon çalışmaları artık bitme aşamasında. Bir-iki ay içinde müzemiz, yeni teşhir-tanzim düzeni ve yeni eserlerle yeniden ziyarete açılacak" diye konuştu. Binlerce küçük obje, büyük bir hikaye Kazılarda ortaya çıkarılan küçük buluntuların önemine dikkat çeken Çevik, "Bu sezon kazılarda ele geçirilen eserlerden müzelik nitelikte olanları yıl sonu itibarıyla müzeye teslim ettik. Yaklaşık 170 küsur eser şu anda müze envanterine girmiş durumda. Bunun dışında binlerce etütlük eserimiz var. Seramikler, camlar, metal eşyalar, günlük kullanım kapları ve kadın süs eşyaları gibi çok sayıda buluntu, Myra’nın günlük yaşamına dair önemli veriler sunuyor.. Duvar çizme sistemlerine ilişkin detayların enstitü çalışmaları kapsamında elimize geçmesi dikkat çekiciydi. Sezonun başındaki kazılarda ise millefiori olarak adlandırılan cam örnekleri bulundu. Bu buluntulardan 20’si şu anda Cumhurbaşkanlığı’nda sergileniyor. Bunlar Anadolu için gerçekten benzersiz örnekler" ifadelerini kullandı. Kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında yıl boyunca sürdüğünü belirten Prof. Dr. Nevzat Çevik, "Biz buluntuya eşya olarak değil, bilgi olarak bakıyoruz. Her buluntu, geçmişin karanlıkta kalan bir noktasını aydınlatan bir veri sunuyor" dedi.
Bursa Nilüfer’de gelişi güzel atılan havai fişekler geceyi aydınlattı, binlerce kuşun hayatını kararttı Bursa’da yeni yıla girerken gökyüzü binlerce havai fişekle aydınlandı. Saatler gece yarısını gösterdiğinde başlayan gösteriler, şehir merkezinde görsel bir şölen oluşturdu. Ancak bu görkemli kutlamaların gölgesindeki kuşlar, büyük bir stres yaşadı. Özellikle Nilüfer ilçesinde gelişi güzel patlatılan havai fişekler geceyi aydınlattı ama binlerce kuşunda hayatını kararttı. Uzmanlar, havai fişeklerin çıkardığı yüksek ses ve ani ışık patlamalarının kuşların yön bulma yeteneklerini bozduğunu, yuvalarından ürkerek kaçmalarına neden olduğunu belirtiyor. Bazı kuşların panik halinde çarpışarak yaralandığına dair gözlemler de paylaşıldı. Çevre örgütleri, bu tür kutlamaların doğa üzerindeki etkilerine dikkat çekerek daha sürdürülebilir alternatiflerin kullanılmasını öneriyor. Sessiz havai fişekler ve lazer ışık gösterileri, hem görsel şölen sunuyor hem de hayvanların zarar görmesini engelliyor. İnsanlar için unutulmaz bir an olan yılbaşı kutlamaları, doğa için zorlayıcı bir deneyime dönüşüyor. Bu nedenle uzmanlar, gelecek yıllarda daha doğa dostu kutlama yöntemlerinin benimsenmesi gerektiğini vurguluyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı, havai fişeklerin özellikle sulak alanlardaki kuşları büyük gruplar halinde havalandırdığını ve uzun süre havada kalmaya zorladığını belirtiyor. Bu panik sırasında kuşların ağaçlara, binalara ve elektrik hatlarına çarparak yaralandığı ya da öldüğü vakalar yaşanıyor. 2011’de ABD’nin Arkansas eyaletinde yılbaşı gecesi yaklaşık 5 bin kuşun ölü bulunması bu etkinin dramatik bir örneği olarak gösteriliyor. Çevre örgütleri son yıllarda havai fişeklerin doğaya ve hayvanlara verdiği zararları gündeme taşıyarak çeşitli kampanyalar düzenliyor. Bu kampanyalar arasında imza kampanyaları, yasak çağrıları ve alternatif kutlama önerileri öne çıkıyor. Alman Tabipler Birliği ve çevre örgütleri, özel kişilerin havai fişek kullanımının tamamen yasaklanmasını talep ediyor. Yangın, yaralanma ve çevre kirliliği riskleri nedeniyle bu kampanyalar giderek daha fazla destek buluyor. Bodrum’da bir oluşumda yılbaşı kutlamalarında havai fişek kullanılmaması için başlattığı kampanyada 7 binden fazla imza topladı. Kampanyada özellikle sokak hayvanlarının korku ve strese maruz kaldığı vurgulandı. Almanya’daki bir çevre koruma derneği de havai fişek yasağı için imza kampanyası düzenledi. Dernek, her yıl binlerce yaralanma ve ölüm vakasının yaşandığını, ayrıca havai fişeklerin ciddi hava ve toprak kirliliğine yol açtığını belirtti.