KÜLTÜR SANAT - 12 Nisan 2026 Pazar 10:54

Ankara Kitap Fuarı’nda son gün: Askıda kitap uygulaması dikkat çekti

A
A
A
Ankara Kitap Fuarı’nda son gün: Askıda kitap uygulaması dikkat çekti

Ankara Kitap Fuarı, yüzlerce yayınevi ve yazarı kitapseverlerle buluştururken, askıda kitap uygulaması ise dikkat çekiyor.


Her yaştan okurun ilgisini çekecek zengin bir programla dolu olan 23. Ankara Kitap Fuarı, kitap dünyasının önemli isimlerini bir araya getiriyor. Etkinliklerin yanı sıra, çeşitli yayınevlerinin stantları aracılığıyla okurlar, yeni kitapları keşfetme ve favori yazarlarıyla tanışma fırsatı buluyor. 250’den fazla yayınevi, binden fazla yazar yer aldı ve yüzlerce imza etkinliği ile 75’ten fazla söyleşi, konferans gerçekleşti. Kuşlukta Yazarlar standında ise askıda kitap uygulaması dikkat çekti.


"Kültür ve sanat hayatının dirildiği bir kenttir burası"


Ankara Ticaret Odası Başkan Vekili ve Ankara Kent Konseyi Başkanı olan Halil İbrahim Yılmaz, "1 milyon 800 bin üniversite mezunun yaşadığı, kitap okuma oranının en yüksek olduğu kent. Bu fuara 1 milyona yakın insanın katılmasından da anlaşılıyor. Kültür ve sanat hayatının dirildiği bir kenttir burası. Buradaki yoğunlukta toplum disiplinleri kalemin, yazının etrafında buluştular. Önyargılarını kırdılar. Bütün disiplinlerin kalemleri yan yana kendi hikayelerini arz ediyorlar. Dolayısıyla Ankara için çok değerli bir sahne var burada. Bu kalemin, bilimin ışığında gelecek kuşaklara kitabı aktarabileceğimiz bir ekosistem oluştu. Kağıt yok olsa bile kitap yok olmayacak. Ondan dolayı bunun umudunu yaşıyoruz. Gençlerin ilgisini de buradan anlıyoruz. Sümer ablamız, Hayati hocamız, Veysel hocamız, bu stantta onlar var. Onlar, yıllardan beri yakından takip ettiğimiz, görüşlerini, çalışmalarını bildiğimiz insanlar. Onların kitaba dönmüş halini de büyük bir zevkle imzalattık kendilerine. Burada yazı hayatında Türkiye’nin lokomotif olacak bir hikayeye şahitlik ediyoruz biz" şeklinde konuştu.


"Edebiyatta kalıcılığı sağlamak gerekiyor"


Ankara’nın en güzel haftası olduğunu belirten Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz, "Ankara’nın bir özelliği de var. Kitap fuarları entelektüel yapı açısından Ankara’nın aslında Türkiye’nin en gelişmiş yerlerinden birisi olduğunu çok net gösteriyor. Gelenler hem bilinçli kitap alıyorlar hem de çok kitap alıyorlar. Hiçbirisinin keyif için gezdiğini düşünmüyorum. Çocuklar bile alacakları kitapları önceden hazırlayıp geliyorlar. Hocalar, arkadaşlar, yazarlar büyük bir dostluk çevresinde dolaşırken de mutlu oluyorsunuz. Görmediğiniz dostlarınızı da görüyorsunuz. Çok müthiş bir kültürel faaliyet Ankara Kitap Fuarı. Gençler seri kitaplara çok ilgi gösteriyorlar. Fakat bunların çok alıcı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü onlar belirli bir zamanın popüler kitapları. Edebiyatta kalıcılığı sağlamak için zamanın ötesinde, zamansız, siyasi kavramların dışında insanı içine işleyen, kültürel yapısı kuvvetli, edebiyat tarafı kuvvetli, iyi kalemlerin kitaplarının olması gerekiyor. Bunlar da zaten sık sık belirli yazarların her kitap fuarında çağrılmasa da görebiliyorsunuz. Bazı kitapların sürekli olarak baskı yapmış olması da bunu gösteriyor. Günümüzün popüler kitaplarının çok kalıcı olduğu düşüncesine değilim ama şöyle bir faydası var, en azından gençlere okumayı özendirdikleri için de fayda sağladığı düşüncesindeyim" dedi.


"Bu tür kitap fuarlarının faydalı olduğunu düşünüyorum"


Türk Ocakları bünyesinde kurulmuş Kuşlukta Yazarlar grubunun üyesi Dr. Hayati Bice, "Kitap fuarları biz yazarlar için okurlarla görüşme, tanışma, buluşma anlamında çok önemlidir. Bu nedenle kitap fuarları gibi kültürel etkinliklerin sürekli olarak yapılması ve gerek resmi makamlar gerekse de yerel yönetimler tarafından desteklenmesi gerekmekte. Çünkü giderek kağıda basılı materyalin, kitapların piyasamızdan çekildiğinin hepimiz farkındayız. Dolayısıyla kültür hayatının canlanması için bu tür kitap fuarlarının faydalı olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.


"İhtiyacı olan öğrencilere vermek üzere askıda kitap uygulaması yaptık"


Hem kitap sergisi hem satış yaptıklarını söyleyen Kuşlukta Yazarlar üyesi olan Hasan Çoban, "Yenilik getirip kitap alanlara, ihtiyacı olan öğrencilere vermek üzere askıda kitap uygulaması yaptık. Askıda kitap uygulamasıyla, isteyen öğrencilere veriyoruz o kitaplardan. Benim de iki kitabım var. Düşünüyorum diye denemeler, bir de Alıp Başını Giden Gönül diye bir kitap yayınladık. Diğer arkadaşların kitabı da dahil imza günleri düzenledik. Çok kalabalık bir gün bugün. İlgi çok fazla. Her ne kadar gençler dijital dünyaya yöneliyor diyorlar ama buraya da büyük ilgi var. İnsanlar kültüre açmış, onların ihtiyaçları karşılanıyor" şeklinde konuştu.



Ankara Kitap Fuarı’nda son gün: Askıda kitap uygulaması dikkat çekti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Yağlı Pehlivan Güreşlerinin efsane ismi Ali Gürbüz, Kepez Belediyesi’nde Dört kez Kırkpınar Yağlı Güreşleri şampiyonu olarak Altın Kemer kazanan Ali Gürbüz, 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde Kepez adına er meydanına çıkacak. Başpehlivan Gürbüz için, yarın Kepez Belediyesi hizmet binası önünde imza töreni düzenlenecek. Antalya’da ata sporu yağlı güreş heyecanı yeniden 12 yıl aradan sonra Kepez’de yeniden yaşanacak. Kepez’de düzenlenecek 10. Yağlı Pehlivan Güreşleri ile yeniden kurulacak olan er meydanı davul zurna eşliğinde pehlivanlar çayıra çıkacak. 12 yıl aranın ardından 19 Nisan Pazar günü Edip Akbayram Gençlik Parkı’nda gerçekleştirilecek olan 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde pehlivanlar kol bağlayacak. Yağlı güreşlerin efsane ismi Ali Gürbüz, 2026 sezonunda Kepez Belediyesi adına er meydanına çıkacak. Başpehlivan Gürbüz için, Kepez Belediyesi hizmet binası önünde imza töreni düzenlenecek. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Kepez’de yağlı güreş geleneğinin yeniden hayat bulacağını belirterek tüm Antalyalıları bu anlamlı buluşmaya davet etti. Kocagöz, "12 yıl aradan sonra Kepez’de gelenek yeniden başlıyor. Davulun gür sesi ve pehlivanların yiğit adımları yeniden topraklarımızda yankılanacak. Ata mirasımız olan yağlı güreşler, yüzyılların cesaretini ve kardeşliğini bir kez daha dualı çayırda buluşturuyor" dedi.
Antalya Kontrol edilemeyen sınav kaygısı öğrencilerde fiziksel ve zihinsel etkilere sebep oluyor Kepez Belediyesi Antalya Bilim Merkezi’nde öğrencilerin ve ailelerin katılımıyla "Sınav Kaygısı" başlıklı bir söyleşi düzenledi. Söyleşide, sınav sürecinde öğrencilerde ve ailelerde ortaya çıkan kaygının nedenleri, etkileri ve bu sürecin sağlıklı bir şekilde nasıl yönetilebileceği anlatıldı. Kepez Belediyesi’nin düzenlediği Bilim Kafe etkinliklerinde bu hafta ‘Sınav Kaygısı’ konuşuldu. Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (PDRUAM) Müdürü Prof.Dr. Tuğba Sarı, deneyimlerini öğrenciler ve aileleriyle paylaştı. Moderatörlüğünü Av. Ayşe Evrim Zeybek Akçay’ın üstlendiği söyleşide, sınav sürecine ilişkin deneyimler aktarılarak, katılımcıların soruları yanıtlandı. Söyleşide sınav kaygısının temelinde "korku" duygusunun yer aldığı ifade edilirken, bu duygunun insanın doğasında bulunduğu ve doğru düzeyde olduğunda bireyi motive edici bir işlev gördüğü vurgulandı. Kaygının tamamen olumsuz bir durum olmadığını, aksine orta düzeyde yaşandığında performansı artırabileceği belirtildi. Fiziksel ve zihinsel etkiler oluşturuyor Kontrol edilemeyen ve aşırı düzeye çıkan kaygının öğrencilerde fiziksel ve zihinsel etkiler oluşturduğuna dikkat çekildiği söyleşide, bu durumun nefes darlığı, donma hissi, odaklanma güçlüğü ve performans düşüklüğü gibi sonuçlara yol açabileceği ifade edildi. Sınav kaygısının en önemli nedenlerinden birinin, sınavın "hayatın tek belirleyicisi" olarak algılanması olduğuna değinilen söyleşide, öğrencilerin kendilerini "başarısızlık ve değersizlik" düşünce kalıplarına kaptırmalarının kaygıyı artırdığı belirtildi. Sınavın önemli bir süreç olduğu ancak hayatın tek belirleyicisi olmadığı vurgulandı. Ailelerin yaklaşımının da öğrencilerin kaygı düzeyinde önemli rol oynadığı ifade edilirken, iyi niyetle yapılan baskı veya aşırı beklentinin zaman zaman olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Sevgi, güven ve kabul temelli bir yaklaşım Çocuklarla kurulan iletişimde sevgi, güven ve kabul temelli bir yaklaşımın önemine dikkat çekildiği söyleşide ailelerin çocuklarının ilgi ve yeteneklerini dikkate alarak yönlendirme yapması gerektiği, tek bir meslek veya hedefe zorlamanın öğrenciler üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi. Sağlıklı iletişimin ve ortak karar alma süreçlerinin kaygıyı azaltmada etkili olduğu ifade edildi. Program, sınav sürecinin yalnızca bireysel değil; öğrenci, aile ve eğitimcilerin birlikte yürüttüğü ortak bir süreç olduğu vurgusuyla sona erdi.
Antalya Aksu’da örtü altı tarımda yıllık yaklaşık 370 bin tonluk rekoltenin tamamı kadın çiftçilerin emeğiyle üretiliyor 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı dolayısıyla Antalya’nın Aksu ilçesinde kadın üreticilere yönelik ziyaretler başladı. Aksu Tarım İlçe Müdürü Dilek Boğatimur, programın yıl sonuna kadar devam edeceğini belirtirken, Aksu’da toplam çiftçilerin yaklaşık yarısının kadınlardan oluştuğunu vurguladı. İlçede örtü altı tarımda yıllık yaklaşık 370 bin tonluk rekoltenin ise tamamı kadın çiftçilerin emeğiyle üretiliyor. 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı nedeniyle Aksu İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından başlatılan proje kapsamında bölgede faaliyet gösteren kadın çiftçiler seralarında ziyaret edilerek üretim süreçleri yerinde incelendi. Ekonomiye önemli katkı sunan ve tarımda yüksek üretim gücüne sahip kadınların emeğinin görünür hale getirildiği proje yıl sonuna kadar devam edecek. Proje ile kadın çiftçilerin sesi duyurulurken, üretimdeki kritik rolleri de kamuoyuna anlatılacak. Proje yıl sonuna kadar sürecek Aksu’nun Topallı Mahallesi’nde bulunan seralarda üretim yapan kadınları ziyaret eden Aksu İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur, 2026 yılının tarım vizyonu açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, "Kadın çiftçiler tarımın tam kalbinde. Aksu, tarımın kalbi ve o kalbin merkezinde kadın çiftçilerimiz var. Bugün kadın üreticilerimizle örtü altı üretim alanlarındayız. Aksu’da başlatılan bu anlamlı proje, yıl sonuna kadar ziyaretler, etkinlikler ve kadın çiftçilere yönelik eğitim programlarıyla devam edecek" dedi. "Üretimde var olmak gurur verici" 24 yıldır Antalya’da üretim yapan ve son üç yıldır Tefenni bölgesinde de faaliyet gösteren üretici Teslime Kalın ise, "Üretiyorum, satıyorum, hale götürüyorum. İki çocuğumu büyüttüm. Kadın olarak üretimde var olmak gurur verici" sözleriyle emeğini anlattı. Çalışmalar yerinde incelendi Program kapsamında çok sayıda sera ziyaret edilerek kadın çiftçilerin çalışmaları yerinde incelendi, üretim süreçleri hakkında bilgi alındı. Projede genç girişimciler de dikkat çekilirken, 29 yaşındaki Ceylan Çelik 10 ay önce ailesiyle birlikte kurduğu fide işletmesiyle örnek oldu. 9 yıllık hedefinin bir sonucu olarak bu işe adım attığını belirten Çelik, "Ziraat fakültesi mezunuyum, çiftçi kızıyım. İşi bildiğim için fide üretimine yöneldim. Domates, biber, salatalık başta olmak üzere her türlü sebze ve yeşillik fidesi yetiştiriyoruz. Firmamızı büyütmek ve ekibimizle birlikte ilerlemek istiyoruz" dedi. "Hem zor hem de keyifli" Kadın çiftçi olmanın hem zor hem de keyifli olduğunu vurgulayan Çelik, "Yaz kış demeden çalışıyoruz. Kadınlar olarak daha titiz ve disiplinliyiz. Üreticilerimizden olumlu geri dönüşler alıyoruz. Günde 8 saat çalışıyoruz ama bazen gece 02.00’ye kadar mesai yaptığımız oluyor. Evde olmamız gereken saatlerde serada çalışıyoruz ama üretmekten vazgeçmiyoruz" diye konuştu.
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta yaşlı kadının bileziğini gasp eden şüpheli tutuklandı Kahramanmaraş’ta yalnız yaşayan 85 yaşındaki kadının evine girip bıçağını boğazına dayadıtan sonra ellerini kesip bileziğini gasp eden şüpheli polis tarafından yakalanıp tutuklandı. Olay, 9 Nisan günü Dumlupınar Mahallesi Şehit Cemil Ceyhan Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, evde yalnız yaşayan 85 yaşındaki Elife Akkök’ün zili çaldı. Akkök, kapıya geldiğinde kendisini "Ahmet" olarak tanıttı ve annesinin gönderdiği bir paketi getirdiğini söyledi. Şüpheli daha sonrada içeri girip yaşlı kadını mutfağa götürüp boğazına bıçak dayayarak bileziklerini istedi. Yaşlı kadın direnince kadının ellerini keserek kolundaki bilezikleri almaya çalıştı. Kanlar içinde kalan Akkök, komşularına seslenerek yardım istedi. Şüpheli, yaşlı kadının sağ kolundaki bileziği alarak evden kaçtı. Komşuların ses üzerine 112’ye haber vermesiyle olay yerine polis ve sağlık ekipleri geldi. Yaşlı kadın hastaneye götürülerek tedavi edilirken polis de gasp şüphelisini yakalamak için çalışma başlattı. Polis yaptığı çalışmada kaçan şüphelinin, Türkoğlu ilçesine giderek yaklaşık 37 gram ağırlığındaki Maraş burması bileziği bir kuyumcuya sattığı ve Adana’ya gitmeye hazırlandığı öğrendi. Polis şüphelinin adresini de belirleyerek operasyon yaparak kaçkam isterken yakaladı. İsminin Ahmet G. olduğu öğrenilen şüpheli sorgulanmak üzere emniyete getirildi. Çalınan bilezik ise kuyumcudan alınarak yaşlı kadına teslim edildi. Şüpheli ise ifadesinin ardından çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından tutuklandı. Yaşadığı dehşet anlarını anlatan Elife Akkök, kapıyı açtığı anda saldırıya uğradığını belirterek, "Beni mutfağa sürükledi. Elinde bıçak vardı, boğazıma dayadı. Ellerimi kesti. Bileziğimi aldı. Komşular diye bağırınca kaçtı. İki tel bilezik için beni öldürecekti" dedi. Yaşlı kadının kızı Hatice Akkök ise annesinin yalnız yaşadığını belirterek, "Bazen yanımıza alıyoruz, bazen kendi evinde kalıyor. Evde yalnız kaldığı bir zamanda bu olay yaşandı. Annemi sürükleyip boğazına bıçak dayamış, ellerini kesmiş. En ağır cezayı almasını istiyoruz" diye konuştu.