KÜLTÜR SANAT - 21 Ocak 2026 Çarşamba 11:19

Ankara Adliyesi’nde 1926 yılına ait adli emanet defteri muhafaza altına alındı

A
A
A
Ankara Adliyesi’nde 1926 yılına ait adli emanet defteri muhafaza altına alındı

Ankara Adliyesi’nde adli emanet deposunda yürütülen tasfiye çalışmaları sırasında bulunan ve yapılan incelemede 1926 yılına ait olduğu belirlenen Emanet Memurluğu Eşya-yı Cürmiye Defteri koruma altına alındı.


Ankara Adliyesi’nde adli emanet deposunda yürütülen tasfiye çalışmaları sırasında eski bir adli emanet defteri bulundu. Adalet Bakanlığının defterin incelenmesi için yaptığı başvuru sonucunda Kültür ve Turizm Bakanlığı ön raporunda defterin tarihi eser niteliği taşıdığının tespit edildiği belirtildi. Raporda, 1926 yılına ait kayıt defterinin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlığı niteliği taşıdığı kaydedildi. Defterin tescile tabi olduğu ve ilgili mevzuat gereği yurt dışına çıkarılamayacağı vurgulandı. Adliyenin Sıhhiye Yerleşkesi’nde Ankara Müdde-i Umumiliği (Ankara Başsavcılığı) tarafından kullanılmak üzere üretilen Emanet Memurluğu Eşya-yı Cürmiye Defteri, kâğıt restoratörleri tarafından aslına uygun hale getirilecek. Cumhuriyet döneminde yürütülen adli işlemlerle ilgili çalışmaların yer aldığı defterin korunarak gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor.


Yapılan değerlendirmede, kayıt defterinin genel kondisyonunun iyi olduğu ancak kısmi restorasyona ihtiyaç duyduğu belirlendi. Defterin şirazesinin yer yer dağılmış olduğu, bu nedenle kâğıt restoratörleri tarafından detaylı inceleme ve müdahale yapılması gerektiği tespit edildi.



Defter gelecek nesillere aktarılacak


Defterin emanet deposunda yapılan tasfiye sırasında görüldüğünü anlatan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Büro Müdürü Mehmet Semih Demir, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Bürosu olarak depolarımızda yapılan tasfiye sırasında tespit ettiğimiz defterin 1926 yılına ait olduğuna dair Kültür Bakanlığı tarafından ön rapor düzenlendi. İnceleme sonucunda defterin 100 yıllık olduğu, Osmanlıca ve Latin alfabesiyle yazıldığı tespit edildi. Adalet Bakanlığı ve Ankara Adliyesi olarak bu defterin gelecek nesillere aktarılması için gerekli çalışmaları başlattık ve muhafaza altına aldık. Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlarla çalışmalarımız devam etmektedir" diye konuştu.



Ankara Adliyesi’nde 1926 yılına ait adli emanet defteri muhafaza altına alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara BTK Başkanı Karagözoğlu: "BTK Akademi, çocuklara dijital okuryazarlık, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, "BTK Akademi, çocuklara, gençlere ve ebeveynlere dijital okuryazarlık, güvenli internet, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ev sahipliğinde ‘Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik Paneli’ düzenlendi. Programın açılışında konuşan BTK Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, dijital çağda çocukları korumanın geleceği korumak anlamına geldiğini ifade ederek, veri güvenliğini güçlendirmeyi öncelikli gördüklerini vurguladı. 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişiminin denetim ve sınırlama konuları arasında denge kurulması gerektiğini belirten Karagözoğlu, "Türkiye’de 77,3 milyon kişi internet kullanıyor. Yani internet, hayatın neredeyse her alanına, her kesimine dokunuyor. Sosyal medyada ise 58,5 milyon aktif kullanıcı bulunuyor. 66,7 milyon toplam nüfusa oranına tekabül ediyor. Sosyal medya kullanılarak geçirilen ortalama süre ise 2 saat 43 dakika. Her ay kullanılan ortalama sosyal platform sayısı ise 7,6. Şimdi şu soruyu soruyorum; bu kadar büyük bir dijital kalabalık, kendi kendine güvenli kalabiliyor mu? Elbette hayır. Çünkü dijital kalabalık büyüdükçe yanlış bilgi, manipülasyon, siber risk, mahremiyet ihlali ve çocukların maruz kaldığı zararlı içerikler de büyüyor. Facebook, Instagram, TikTok, X, Youtube ve daha niceleri ile çocuklarımız artık tek bir odada kalmıyor; dijital evin odaları arasında sürekli dolaşıyor. Bu kadar yoğun bir kullanım aynı zamanda etki oluyor. Çünkü algoritmalar sadece içerik sunmuyor; davranış şekillendiriyor, duygu yönlendiriyor, gündem kuruyor. Bu yüzden bugün konuştuğumuz düzenleme yaklaşımı salt yaş sınırı olarak kalmıyor. 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişiminin denetim ve sınırlama esasına dayalı düzenlenmesi, teknik bir sınırın ötesine geçiyor, çocukları dijital ekosistem içinde koruyan bütüncül bir kamu politikası anlamı taşıyor. Ama burada çok kritik bir denge var. Kamuoyundaki tartışmalar da bunu gösteriyor. Çocukların korunması gerekliliği, ifade özgürlüğü, kişisel verilerin korunması, devletin dijital denetim yetkisi, platformların sorumlulukları. Bu başlıklar arasında denge kurmak gerekiyor" dedi. "BTK Akademi, çocuklara dijital okuryazarlık, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" BTK Akademi ile çocuk ve gençlerin teknoloji bilinci kazandığını vurgulayan Karagözoğlu, "BTK, dijital dünyayı yalnızca düzenleyen bir kurum olarak değil; güvenli, sürdürülebilir ve bilinçli bir dijital ekosistemin mimarı olarak konumlanıyor. Dijital dünya bir şehir gibiyse BTK bu şehrin altyapısını oluşturuyor. Altyapı görünmez ama hayati oluyor. Sağlam kurulmazsa, üstteki hayat da sağlıklı ilerlemiyor. BTK’nin bu alandaki çalışmalarının önemli bir ayağı da bilinçlendirme oluyor. Çünkü sadece kural koymak yetmiyor; o kuralların neden var olduğunu anlatmak gerekiyor. Bu noktada BTK Akademi çok kıymetli bir rol üstleniyor. BTK Akademi, bugün milyonlara ulaşan kullanıcı sayısıyla çocuklara, gençlere ve ebeveynlere dijital okuryazarlık, güvenli internet, siber farkındalık ve teknoloji bilinci kazandırıyor" diye konuştu. "Dijital çağda çocukları korumak, geleceği korumak anlamına geliyor" Dijital alanda çocuk güvenliğinin öneminden bahseden Karagözoğlu, "Dijital çağda çocukları korumak, geleceği korumak anlamına geliyor. Bu koruma özgürlüğü küçültmüyor, tam tersine özgürlüğü sağlam zemine oturtuyor. Bizler, çocukların zararlı içeriklere maruz kalmasını azaltmayı, kişisel verilerini ve mahremiyetini korumayı, suç odakları ve yasa dışı bahis gibi riskleri engellemeyi, psikososyal olumsuzlukların önüne geçmeyi, veri güvenliğini güçlendirmeyi öncelikli görüyoruz. Çocuklarımızın dijital dünyadaki güvenliği için ailelerin farkındalığı, eğitimcilerin rehberliği, platformların sorumluluğu, devletin düzenleme kapasitesi ve toplumun ortak iradesi birlikte çalışıyor. Sözlerimi bir çağrıyla bitirmek istiyorum; gelin dijital dünyayı çocuklarımız için yasaklar listesine çevirmeyelim. Gelin, dijital dünyayı çocuklarımız için sınırsız bir risk alanına da bırakmayalım. Birlikte akılla ve veriye dayanarak, özgürlüğü korurken güvenliği güçlendirelim. Çünkü güçlü toplum, çocukları güvende olan toplum ile anlam kazanır" ifadelerini kullandı. Programa Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da katıldı.